berrin eser bluz building akmerkez

Bu bluzun rengi bu yazının sebebi, bir de ayakkabıların deseni:)

Küçük sahil kasabalarında gün erkenden fırından ekmekle, sabah kumsala ilk ayak basan olmanın tadına varmakla, kimi akşamlar gün batımını kimsesizce, kimi akşamlar eş dost çekirdek çitleyerek seyretmekle, uzun yürüyüşlerle, bir gün köpüren dalgalar öteki gün sessiz sakin deniz dibiyle, marketten değil bakkaldan aldığın erzakla, ilk uyananın çayı koymasıyla, okeye dördüncü bulmakta hiç güçlük çekmeyişle, sebzeyi meyveyi oranın köylüsünden almakla, reçelli lor, tomat, hıyar ve darıyla, bir verandadan diğer verandaya komşuculuk oynamakla geçip gider. Ve sırf bu naifliği 1 hafta bilemedin 10 gün tadabilmek için biz oturduğumuz evlerde, çalıştığımız işlerde, yaşadığımız şehirlerde nasıl da hoyratız. Bu ne yaman çelişki değil mi?

Bir sonraki yaz maskelerimizi atıp, ruhlarımızı yeniden tazeleyebilmek üzere istila ettiğimiz kasabalardan eve dönerken vedalarımız nasıl da hüzünlü, içten içe dönmek istemeyişimiz nasıl da haklıdır. Ama döneriz. Ev dediğimiz şehirlere. Neyse ki ben bir kaç gün daha buradayım:)

devamini oku

2IMG_0014

Yılın en sıcak günlerinden birinde, yılın en sıcak yerlerinden birinden pek serin günlerden bir kombinle karşınızdayım:) Şu anda bu iç fenalaştıran kombinin fotoğraflarına bakmayı yine de sevdim (tabii Özberk çok güzel çektiği için:) ) çünkü bu kemeri en son taktığımda Bilun Şen’in Bidakka TV’sine konuk olmuştum ve bana o günü anımsattı. Bir zaman makinam olsa ne zamana giderdim diye sormuş bir soruda bana, o gün verdiğim cevap yıllarca verdiğim cevapla aynı idi: 50′lere:)  Sanıyorum H.G.Wells 1895′de meşhur “Zaman Makinası” romanını yazarken bana sorsa idi bu soruyu ben yine aynı cevabı verirdim. İlk defa bu sene bu cevap değişti, şimdi sçok daha yakın bir tarihe gider; yıllarca o soruya yine aynı cevabı verebileceğim hale getirirdim “şimdi”mi. Bir zaman makinanız olsa siz ne zamana, nereye gitmek isterdiniz?

devamini oku

2gno00

Herkese günaydın! Ve mutlu Pazartesiler:) Biliyorsunuz bayram öncesi Folli Follie ile size harika bir hediye hazırlamıştık, amaaa sıkı durun, bayramla yetinmedik:) Folli Follie her zevke, her stile, günden geceye her ana uygun bir sürü parçaya sahip.  Geçen hafta boyu beni Instagram’da takip edenler farketmiş olacak ki her güne bir tema seçtim ve o temaya uygun Folli Follie cicilerle setler hazırladım. Bu postta hem bir özet geçeceğim, hem de yeni hediyemizi çıtlatacağım! Hazır mıyız?

devamini oku

bavul4

Henüz anne olmamış anne adayları bu postun başlığından heyecan duymuş olabilir, henüz anne olmamış ve de olmakla ilgilenmeyenler (mesela bir zamanlar ben) bu postu direk es geçebilir (mesela bir zamanlar benim yaptığım gibi:)), çoktaaan anne olmuş bizceğizler ise aslında bu postun başlığının yazıldığı kadar sevimli okunmadığını iyi biliriz!  Zira bebek bavulu dediğin aslında evini bavullaştırmaktan başka bir şey değil! Her şey ama her şeyin ya seyahat boyu, ya portatif versiyonu ile biraz olsun “hafiflemeye” çalıştığın ama sonuçta aynı anda hem gardrop, hem eczane, hem hastane, hem oyun odası, hem mutfak, hem banyodur bebek bavulu dediğin. Yine de bu postta işin o hummalı kısmını bırakıp sevimli kısmı ile karşınızdayım, işte #babyboom ‘un tatil bavulundan aperatifler:) 

devamini oku

2IMG_0502

Papillon, önce filmini sonra kitabını okuduğum -ki bunu yapmamaya hep özen göstermişimdir- belki de tek filmdir. Romanların filmler için senaryolaşırken satırlarının uçurulmasından, senariste göre önemsizken belki benim onu okurken hissettiklerime göre en önemli sahnenin kesilip atılmasından, bazen haftalar, bazen aylar sürecek sayfaların 2 saate sıkıştırılmasından hiç ama hiç hoşlanmıyorum; hatta yazarlarının da pek hoşlanmadığını düşünüyorum. Kaldı ki kitaplara olduğu kadar sinemaya da çok düşkünüm, #babyboom ‘un uykudan sonra benden aldığı ikinci büyük lüksüm üst üste filmler izlediğim haftasonları! Fakat benim gözümde bir bu film, bir de Guguk Kuşu öyle değildir. Kitapları gibi filmlerini de büyülenerek izleyip, yine olsun yine izleyeyim demiş, yazarlarının üzülmediğini düşünmüşümdür. Tabii bunda içimi cız cız ettiren Steve McQueen’in ya da Jack Nicholson’ın etkisi varsa ve objektif olamıyorsam affedin:p Sizin keşke filmini asla yapmasalardı dediğiniz bir kitap, ya da helal olsun adamlar romanı mahvetmemiş dediğiniz bir film var mı:)

Postun adını Papillon koyma sebebim ise bu çook çok eski gömleğim, ne kadar sevsem de hacimli kolları sebebiyle pek sık giymezdim, ta ki Ebru Karabayır’ın tam da bana göre, sanki benim için tasarlanmış bu enfes eteğini görene kadar. Bence uçuşan bir eteğe böyle uçuş uçuş kelebekler yakıştı!

devamini oku

besign jewellery, midnight express istanbul, altın yüzük modelleri, antika yüzük, sarmal yüzük

Masaüstümde açıldıkça açılan onlarca “Yeni Klasör”ün içinde bir dolu kombin fotoğrafımın olduğunu bilmek hem güzel hem de insanı galiba biraz tembelliğe itiyor. Şimdi bakıyorum da ne kadar zaman geçmiş mesela bu postta göreceğiniz fotoların üzerinden ama ben daha ancak fırsat bulabiliyorum. Bu bilinçle bu hafta sizi bol bol #boomstyle postu bekliyor olabilir diyeceğim ama parantez içinde caps olmaktan da çekinmiyor değilim:p

Bilgisayarda değil ama bir defterde biriktirdiğim diğer bir şey de sevdiğim kitaplardan onlarca alıntı; geçen hafta giriştiğim Ankara’daki kitaplığımı düzenleme işi bu deftere yeni inciler eklememin yanında bana zaman içinde yolculuk da yaptırdı. Bugüne dek fark etmemişim ama kitaplarımla anılar da biriktirmişim. Kız kardeşimle “aa bak bu kitabı okurken şuradaydık, şöyle şöyle olmuştu” diye konuşurken bulduk kendimizi. Meğer o kitaplar artık içindeki hikaye yanında bir de benim hikayemi saklamaya başlamışlar diye düşündüm. Belki Eliza Doolittle, Madame Bovary, Machbeth ya da Truvalı Helen değilim ama ben de bir hikayenin başrolüyüm, e tabii siz de:) O zaman umarım hepimiz mutlu sonla biteriz:)

devamini oku

2DSC_0148

Bayram tatili, aile ziyareti de olsa; aslında büyüdüğüm, yıllarımın geçirdiğim şehirde de olsa benimki gibi bir ruh gezmeden, görmeden, keşfetmeden duramaz:) Boncuk oğlumu her daim sarıp sarmalayan, misler gibi bakan, üstüne bir de birlikte çok eğlendiği anneannesine bırakmanın vermiş olduğu iç ferahlığı ile gölgede 40 derecede, hiç saate bakmadan, yetişmeye çalışmadan, bana bu gibi pek çok keşifte yoldaşlık etmesini umduğum Niyo sırt çantamla kale çevresine doğru yola koyuldum:) Yanıma eşi dostu da kattım tabii, tek başına kavrulacak değildim ya:p

devamini oku
Toplam 283 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu
style boom instagram