0 effortless chic 02

Hepimizin şıklık anlayışı farklı. Hepimizin trendlere yaklaşımı başka. Hepimiz modayla hem haşır neşir olmayı ama hem de içinde kaybolmadan  “biz” olmayı seviyoruz. Kimi markalar yalnızca tek bir stile, tek bir kadın tipine hitap eder; kimi mağazalara hiç uğramayız bile çünkü hiç bize göre değildir:) Oysa bazen bize göre olması için belki de daha dikkatli baksak yetecek çünkü son zamanlarda önemli moda markalarının çoğu kadınların stiline sanki daha çok saygı duyuyor, trend kurbanı olsunlar diye eskisi kadar çabalamıyorlar. Ya da ben çok iyimserim:)

Beni instagramdan da takipteyseniz Nisan ayı boyunca her hafta Tommy Hilfiger’den seçtiğim cicilerle farklı stilleri yorumladım. 4 haftada 4 farklı “chic” için Tommy’nin altını üstüne getirdim. Benim favorilerim Effortless Chic ve Preppy Chic oldu, acaba sizin favori stiliniz hangisi merak ediyorum:) Bu postda işte hepsi bir arada karşınızda:)

devamini oku

20160426-799537210

İstanbul’un en sevdiğim, en güzel en eşsiz yerlerden biri olan Süreyya Operası’nda çekim izni alınca sevinçten havalara uçmamla, oraya ve konuya layık olmak için ne giysemin derdine düşmem bir oldu. Tek isteğim kıyafetimin bir balerin zarafetinde, asaletinde ve romantizminde puf puf görünümlü, bordoyla uyum sağlayacak pastel pastel renkli, hafif hafif ışıltılı olmasıydı; çok muydu? Ve tasarımcılarla butikler arasında serseri mayın gibi savrulurken ona rastladım! Sanki ben söylemişim de isteğim üzerine yapılmış gibiydi.

devamini oku

Izmit Dugun Fotografi

Bazen bazı insanlar hayatınıza pat diye, bir tesadüf sonucu ama tam zamanında girer. Siz ona tesadüf de diyebilirsiniz, onu kahraman da addedebilirsiniz, ne mutlu bana da olabilirsiniz. Ve bu bazı kişiler meslekleri gereği sadece size değil pek çok kişinin hayatına güzellikle dokunabilirler. İyi bir düğün fotoğrafçısı, yo yo düzeltiyorum iyi bir düğün hikayecisi bunlardan biridir. Son zamanlarda birlikte çalıştığım Cem Türkmen (her ne kadar bizimki düğün değil bambaşka konular olsa da) işte bu kişilerden biri. Hem işini yapışındaki mükemmellik ve titizlik, hem kendimizi mutlu hissettiğimiz işi yapma yolunda benzeşen hikayemiz, hem de bizi bir araya getiren tesadüfün sonucunda çıkan nefis işlerin sonunda bu post ile karşınızdayım. Madem Nisan ayını düğün dernek konularına adamaya and içtim o zaman işe bir düğünün gelin ve damattan sonraki en önemli aktörü yani o düğünü sonsuz ve ölümsüz kılan kişiden, o düğünün hikayesini fotoğraflayan kişiden başlayayım dedim. Ne zamandır yazacağım da Cem’in yurtdışında da düğün çekimleri yaptığından Roma’da son çektiği düğünden dönmesini bekledim:)

Ben düğünlerin hep “belgesel” tadında fotoğraflananlarını seviyorum, yani tabii o kadar süslenmişiz poz da verelim ama o pozlar çok “poz” olmasın, poz verme uğruna “an”lar kaçmasın istiyorum. O yüzden de hep düğün hikayesi fotoğrafçılığını öneriyorum. Bir zamanları mühendisi Cem 2005 yılında ayrılmamacasına geçtiği objektifinin ardından anları ve duyguları öyle güzel kompozisyonlarla vermiş ki sen sadece bir gelin damat değil aşkı da görüyorsun, ayrıca belki yıllarca evinin salonunu süsleyecek fotoğraflarda nefis bir bütünlük ve yoğunluk görüyorsun, annenin gözündeki hüzünlü ışığı, babanın yüzündeki tebessümü de yakalıyorsun.

devamini oku

feedan karpuz 03

Nisan ayları hep böyle! Nisan ayları en güzeli, ama benim hep en koşturduklarımdan biri! Nisan ayları ben güne yetişemiyorum, saatleri yettiremiyorum. Nedense!  Ya da Nisan ayları bahar kapıyı çaldı mı bir gevşeklik, bir aman canım sendecilik, bir çiçekler de ne güzel açtı hayat nasıl layloyculuk hasıl oluyor bana belki de, belki de ondan yetişemiyorum Nisan’da kendime ben:) Nisan Nisan bu itiraf da burada dursun o zaman.

Bizim evin şu an ki en büyük gündemi ise karpuz:) Geçenlerde oley havalar ısındı oğlum dedim, Ali Efe bana “yani karpuz mi yiyebilicez anne” diye sordu. Karpuz hiç bu kadar sevimli olmamıştı:) Mevsiminde yiyelim kuralımızdan olsa gerek resmen hasret yapmış. Karpuz yiyemiyorlarsa karpuz giysinler diyerek bu postu da daha fazla saçmalamadan bitireyim bence ben.

Bahar çarpması değil de ne:) 

devamini oku

anaokulu seçimi

En sevdiğim özelliklerimden biri dijital izlere fazla güvenmeyip kağıda ve kaleme hiçbir zaman sırtımı dönmeyişim olmuştur. Hislerimi, yaşadıklarımı yazmayı, yazdıklarımı bazen sadece kendime saklayıp bazen paylaşmayı severim. Bugün ne yapmışım diye bir iki yıl öncesine dönüp bakmayı, orada okuduğuma kimi zaman gülüp geçmeyi, kimi zaman hala aşamamış olmama şaşırmayı da. Nisan ayı geldi, Ali Efe’nin doğumgünü yaklaşıyor diye geçen yıl not ettiğim bir telefon numarasını  ajandamın yaprakları arasında ararken 2015 Nisanı boyunca belki doğumgünü yaklaşıyorun da kaygısıyla yani aslında bu çocuk büyüyorun farkındalığıyla kendimi okul öncesi arayışına vermiş olduğumu gördüm. O zamanki süreci ve sonucu zaten şu yazımda anlatmıştım. Ajandada notlar notlar, kiminde kızgınlıklar, kiminde alt alta bir sürü ekolü karalamış, tikler ve çarpılar koymuşum, saatler hakkında, yemekler hakkında, bahçe hakkında, konuştuğum adam hakkında yazmışım.  Bunu görünce aklıma “7″ye bu konuyu eklemek geldi. Her ne kadar iş öyle sadece “7″ maddeye indirgenecek kadar basit olmasa da, işin içinde annenin de çocuğun da duyguları olunca, çocuğun hayatındaki “ilk”lerden birini seçen kişi olmanın ağırlığı da eklenince belki dedim minik de olsa bir rehber olabilir 2016 ajandasını okul öncesi arayışı ile dolduran annelere.

Tabii bu listeyi yapmak benim haddim olmayacağı için, bizim okuldan randevu aldım, olayı onlara anlattım, bana genel bir liste hazırlayabilir misiniz diye sordum. New School Ataşehir‘in kurucusu Gül Şahin, okulumuzun psikoloğu (ve bir bakıma bizim de ebeveyn psikolojimizle sık sık boğduğumuz) Ayşegül Hanım ve müdürümüz Hilal Hanım bir araya gelip sizin için bu “7″yi hazırladılar. Sözü onlara bırakıyorum.

devamini oku

vintage oleg cassini 00

Düğün günümün üzerinden çoook yıllar geçti, o güne dair heyecan, telaş, mutluluk, hüzün ve pek çok farklı duygunun yoğunluğu yanında bir de yorgunluğu hatırlıyorum:) Ama gelinliği ilk giydiğim an tüm bu duyguların sanki “biraz duralım” dercesine geri çekildiğini ve kendimi çok çok iyi ve güzel hissettiğimi. Kendi gelinliğimi seçerken ben şimdi hiç bir geline tavsiye etmediğim şeyi yaptım: önce arkadaşlarla gittim, sonra annemle, sonra neredeyse herkesle! Oysa sonunda seçtiğim ilk başta öyle çat kapı girip giydiğimle aynı olmuştu. Çünkü fikir almak ne kadar güzel de olsa, esas kız madem gelin, karar da onun olmalı. Tabii profesyonellerin önerilerine kulaklarınızı açın, örneğin teninize yakışan rengi, proporsiyonunuza uygun olan modelleri öğrenmeye çalışın ve bunları kendi hayalinizle birleştirin ama pek tabii ki kendi kişisel zevkleri doğrultusunda gelinlik seçecek diğer “sevdiklerinize” azıcık kulak tıkayın. Gelinlik seçme sürecinin sizin en yakınlarınızca da heyecanlı bir deneyim ve hayatta bir kez olacak bir şey olduğunu anlıyorum ama bence modern gelin kafası karışmadan, aklında belli bir çizgi olan, butiğe girip kendi için en güzelini gerekirse bir başına seçecek olan gelin. Diyorum ya “esas kız” o :)

Epey zaman önce yaptığım ve çok sevilen “1 Kadın 4 Gelin” hikayesini bu defa Oleg Cassini gelinlikler ile yaptım. Düğün için gün sayan, kafası karışan, belki biraz ilham arayan gelin adayı takipçilerim umarım beğenir ve fikir alabilirler. Oldukça geniş bir seçki sunan ve gelinlik konusunda dünya çapında nam salmış, tarihinde “first lady”leri bile giydirmek olan bir markanın onlarca modelinden seçim yapmak itiraf edeyim hiç kolay olmadı. Öncelikle ben kafamda 4 kategori oluşturdum: Vintage Gelin- Saraylı Gelin- Sofistike Gelin ve Prenses Gelin. Gelinlik seçimlerimi de bu şekilde yaptım. Hadi hazırsanız ve kendinizi bu kategorilerden birinde hayal ediyorsanız başlayalım:)

devamini oku

confident diş beyazlatma

Kocaman gülmek kime yakışmaz kii:) Hele bir de içinden taşan bir mutluluk, kocaman bir coşku ise sebebi oh ne ala! Kocaman kocaman gülmeye kimi zaman en büyük engel dişler oluyor. Dişler konusunda ben şanslı sayılırım, alt sıradaki iki asi dışında düzgünce sıralanmış bu arkadaşlarla 32 diş ortada gülmeye bayılırım, hatta sırf bu sebepten nice nice “ay hiç cool değilsin” yorumları almışlığım da vardır, olsun:) Bu postun konusu benim dişlerimle ilgili tedavime başlayıp diş beyazlatmayla sonlandırmamla ilgili. Diş beyazlatma konusu çokça sorulduğundan, siz de merak ediyorsanız kendi deneyimimi anlatayım.

Öncelikle ne demişler her çocuk bir diş, gerçekten de doğum sonrası ve özellikle uzun emzirme süreci benim dişlerimi en hassas noktasından diş etlerimden vurmuştu. Bu annemin de zamanında yaşadığı bir problem olduğu için ben doğum sonrasında hemen hop diye diş hekimine de gitmiştim, ama o dönem lohusa atarım da olduğundan köprüyü geçemem anne amaaan deyip kendi hekimim yerine yakında bir kliniğe gitmeyi tercih etmiştim. Hem oradaki özensizlik hem benim ihmalim birleşince sorun sinsice ilerlemiş. Sonuç: tilkinin dönüp dolaştığı yer misali kendimi eskiden beri hatta sülale boyu gittiğimiz diş kliniğinde – Confident’de doktorum Ahmet Kiğılı’nın önünde buldum. Güzel haber: hiç çürüğüm olmaması, içimdeki çocuğun işaretidir dediğim 2 süt dişimin bile hala gıcır vaziyette bulunması; kötü haber: diş etlerinde tehlike çanlarının ciddi boyutta çalıyor olması. Bunun için canımın hiç acımadığı, çok titizlikle yapıldığı halde yine de sarsıcı olan bir diş eti tedavisine başladık ve başarıyla bitirdik.

devamini oku
Toplam 308 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu
style boom instagram