beste gürel indian silk

Babam için iyi olan herşey -cennet olduğu kadar alabalık da- zarafete bağlıydı; zarafet de sanata bağlıydı ve sanat kolay elde edilmezdi.“(*)

Kitabını okuduğum pek çok filmi -bir kaç istisna hariç- izlememeyi tercih ederim çünkü hepimizin bildiği gibi filmleri hiç de bizim hayal ettiğimiz gibi çıkmaz, daha fenası kitapta bize en çok dokunan kısım filmde belki hiç yer dahi almaz; işte bu bende  hayal kırıklığından ziyade “öfke” olarak ortaya çıktığından filmini izlemeyip tatlı canımı sıkmamayı seçerim. Fakat bazı kitapları da filmini izledikten sonra “doyamadığımdan” alıp okumuşluğum vardır. Yukarıdaki satırların ait olduğu “A River Runs Through It & Other Stories” işte onlardan biri. “Bizi  Ayıran Nehir” adıyla Robert Redford’ın yönettiği ve enfes bir Brad Pitt’in döktürdüğü gerçek bir hikayeden uyarlanan bu film zamanında beni çok etkilemişti. Muazzam görüntüler, duygusal bir hikaye, iki erkek kardeş ve bir baba. Sürükleyici, sürprizli ya da şaşırtıcı değil ama huzurlu, gerçek, derin.

Bu post Hilton Dalaman ziyaretim sırasında kendimi o filmin içinde hissettiğim gün doğumlarından birinden geliyor, nehir neredeyse denize kavuşmak üzere, sıra sıra dağlar önümde, güneş onların ardından yükseliyor. Balıklar kocaman sıçrayışlarla günü selamlıyor. Bu sahneyi hissetmişim gibi doğal dekoruma çok uygun bir Beste Gürel kostümü seçmemiş miyim ne dersiniz:)

devamini oku

ozberk baz son1

Günlerden soğuk bir Aralık günü idi, 2011′in son ayı, son haftası. O gün Özberk Baz’la ilk kez bir çekim için bir araya gelmiştik, o da Bilgi’de yeni bir öğrenciydi. İlk izlenimim bu kadar kibar bir insan kalmış mı dünyada olmuştu, fotoğraf çekerken mutlu görünüyor ikincisiydi, bir de kadraj tam olsaydı ne vardı:p O gün bugündür biz Özberk’le hem güzel anları karelerde dondurduk, hem güzel anıları biriktirdik.  Tanıdığım en sosyal, en çalışkan, en pozitif, en keyifli, en zeki, birlikte vakit geçirdikçe bir de sürekli bir şeyler öğrenebildiğim nadir insanlardan biri. Dahası tanıdığım en iyi editöryal fotoğrafçı. Ve bugün onu kutluyoruz:)

devamini oku

mardin gulnur gunes 01

Bıraksanız Mardin’den daha uzuuun uzun yazarım, uzun uzun anlatırım diyordum; ama işte gittiğin gördüğün yerler günler geçtikçe birer anıya, birer hatıraya dönüşüyor, kalbinde onun tortusuyla sen şimdinin telaşına düşüyor, yeni planların heyecanına kapılıyorsun. Aslında günü gününe yazmak en iyisi! Binlerce kez giriştiğim günlük deneyimlerim hep hüsranla sonuçlandı bugüne dek; bazen de eski günlüklere bakınca görüyorum ki başta her gün her şeyi yazmakla başlasam da sonra sonra hep kötü günleri, içimi sıkan şeyleri yazmışım ara ara. Günlüğü, günü gününe hakkını vermektense, kötü gün dostu yapmışım.

Mardin’e giderken madem medeniyetler beşiğine gidiyorum oraya yakışır bir çekim de yapmalıyız diye düşündüm, hemen aklıma Gülnür Güneş ve onun muhteşem “Medeniyetler Defilesi” geldi. Bu elbiseye gördüğüm anda vurulmuştum zaten. Şimdi size güzel fotoğraflar eşliğinde daha önce www.dünyalarsenin.com için yazdığım Mardin’in zanaatkarlarını anlatan yazımla baş başa bırakıyorum.

devamini oku

new school ataşehir 01, New School Ataşehir, Anaokulu, Yuva, Kreş, Okul Seçimi, Anaokulu Seçimi, Playschool, Önokul, 2 Yaş, 2 Yaş Eğitimi, Anne Oğul, Bebek Eğitimi

Öncelikle söyleyeyim, annelik çok çok çok güzel, ama bu yazıda anneler ve anne adayları için hikaye anlatmayacağım. Sadece hatırlatmak istedim her şeye değer bir güzellik annelik.

#babyboom doğdu doğalı ona ben baktım, tabii annemin muazzam desteği ile. Bebekten sonra benim hayatımda epey değişiklik oldu, hayatına olduğu gibi devam edebilen anneleri inanılmaz takdir ediyorum, ama ben bebeğimi bu dünyaya “davet eden” olarak bu davetin hakkını vermem gerektiğini düşündüm hep; sen gel burada aramızda takıl, işte düzen bu ona karış demem olmayacaktı. Düzenin, yani hayatın, yani benim, yani bence benimle ilintili herşeyin bu minik misafire göre değişmesi gerekmez miydi? Benim cevabım evetdi. Bir karakter defosu olarak aşırı detaycı, mükemmelci, kendine yüklenmelere doyamayan bir insan olarak annem olmasa bu süreçte benden de bir şey kalmazdı diye düşünüyorum bazen. Oluruna bırakabilmek benim doğamda yok:) Kaldı ki minik minik onu da öğrendim, bir anda yapamasam da yapmam gerektiği zamanları hissedebiliyorum en azından, oluruna bıraktığımda hoop oluveriyor görüyorum. Ve hep diyorum ya aldığım en güzel dersleri, en mutlu keşifleri, sınırlarımı ya da sonsuzlarımı bebeğimden öğrendim, öğrenmeye de devam ediyorum.

Aylardan Ekim 2014 olduğunda artık bir yardımcıya ihtiyacım vardı.

devamini oku

garage sale 1

Hafta ortasından size “sürprizli” bir merhaba demek istiyorum:) Bugün Styleboom’un ilk garage sale’ine hem de online olarak www.outletim.com ‘a davetlisiniz. Bir zamanlar benim olan, kimisi hiç giyilmemiş, kimisi yalnızca 1 kez çekim için giyilmiş, kimisi ise seve seve pek çok kere giyilip anılarıma şahitlik etmiş bazı cicilerim yeni sahiplerini arıyor! Hepsinin benim üzerimde giyilmiş fotoğrafı ya yok ya da eski bilgisayarımla birlikte kaybolup gitti ama olanların hepsini hem buraya hem outletim.com’a ekliyorum. Tabii www.outletim.com ‘da model üzerinde çekilmiş versiyonlarını detaylı olarak görebileceksiniz:) Umarım yeni sahipleri de cicileri içinde keyifli günler geçirirler.

Kıyafetlerin satışı ve kargolanma süreci www.outletim.com ‘da olsa da herhangi şikayet ve önerilerinizi oraya değil de bana hemencecik bildirmenizi rica edeceğim ki çözebileyim. Her bir kıyafetten de sadece ve sadece 1 adet olduğu için hadi hemen tık tık :)

devamini oku

kapadokya kızılcukur 1

Kısa bir aradan sonra diye başlamak isterdim ama bence Styleboom’a göre oldukça uzun bir aradan sonra merhaba:) Bu arada tabii bir “ara” vermek isterdim işe güce, koşturmalara ama maalesef yok öyle bir durum. Geçtiğimiz bir kaç hafta araya karışan bir kaç seyahat yanında #babyboom ‘la ilgili önemli şeyler ve bol bol toplantı ve proje ile geçti. Bu konuları bir kenara bırakırsak halen hakkını veremediğim Kapadokya seyahatimin üçüncü kısmı ile karşınızdayım:)

Otelimiz Tafoni Caves bize mükemmel bir gezi programı hazırlamıştı fakat ben üçüncü günü oldukça aktif geçirdiğim için 2.yi erteleyip 3. günden bahsederek başlamak istiyorum. 3. ve son günümüzün sabahı aslında biraz hayal kırıklığı ile başladı. Bir gün önce zaten sabahın kör vaktinde balon macerası için erkenden kalkmış olan bendeniz ve Özberk bir sonraki günün sabahı rahat batmış olacağından hadi erkencikten kalkalım bu defa da balonlar arkamızdan yükselirken çekim yapalım diye eksi Celciuslardan eksi Celciuslar beğendiğimiz, neredeyse donarak öleceğimiz, üstelik de bir tek balonun dahi kalkış yapamadığı için bize fon yaratamadığı Kızılçukur Vadisi’ne yollandık. Bu fotoğraflar oradaki “balonu eksik” ne giydim çekimimizden:) Sonra ver elini Sinasos, Avanos ve yeraltı şehirleri!

devamini oku

A model walks the runway in designs by Donna Karan at her fashion show during Mercedes-Benz Fashion Week in New York.

Uzun yıllar Styleboom’da moda üzerine kendi dilimden, hafif iğneli, bol bilgili pek çok inceleme yazısı yazıyordum. Bu yazıların çoğu dergi ve gazetelerde de yayınlandı. Blogların dili ve blog takipçisi evrildikçe, benim takipçilerim de daha çok talep ettikçe bu postlar yerini daha çok “benim”le ilgili postlara bıraktı; ne giydim, nasıl giydim, nereye gittim, ne önerirdim. Aslında stile dair postlar modaya dair postlardan daha fazla olmaya başladı. Geçen hafta bir Boomerın bana master tezinde bir inceleme yazımı kaynak olarak kullandığını ama linkini bulamadığını söyleyen maili gelince bu yazılarıma geri döndüm; okurken öyle eğlendim, keyif aldım ve özlediğimi anladım ki sanıyorum modayla ilgili bu postlar dizisine yeniden dönmeliyim dedim. Ve işe yeni bir konu ile buradayım, ara ara eski olanları da tazeleyip yeniden koyacağım, inanın bunu aslında sırf kendime yazdım o yüzden okursanız ne güzel, ekleyecekleriniz olursa ne mutlu :)

Senenin başında hemen herkesi şok eden bir haberle Mercedes-Benz’in 7 yıldır ana sponsoru olduğu ve büyük destekler sunduğu New York Moda Haftası’ndan çekildiğini duymuştuk. New York moda arenasında deprem etkisi artçılarla devam etti; artık moda haftası Lincoln Center’da da olmayacaktı (bizim gibi deneme yanılma ile senede  bir yer değiştirmediklerinden tabii bünyesi alışkın değildi NY’un “lokasyon” belirsizliğine), erkek moda haftası da geliyordu üstelik (Milan’dan neleri eksikti?), ne çok şey değişiyordu. Peki ama neden ve nasıl en büyük sponsorlarını, bir otomotiv devini kaybetmişlerdi? Ekonomi sayfalarındaki  “otomobillerin pazarlama anlayışı değişti” şeklindeki zarif açıklamalar, bu bir boşanma değil evliliğin yeniden evrimi tonundaki (nedir yani bir nevi seviyorum ama başkalarıyla da görüşelim durumu mu:)) yanında BoF’un oldukça sarsıcı iddiasına göre sebep New York Moda Haftası’nın artık yeterince “cool” olmadığı idi.

devamini oku
Toplam 298 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu
style boom instagram