son us polo yeni sezon mont triko

Herkese iyi haftalar! Mart’ın bu ilk haftası bizim U.S. Polo Assn. ile son haftamız. Birlikte dolu dolu 1 ay geçirdik ve benim seçimlerimle hem soğuk kışa hem güzel bahara renk katmaya çalıştık. Doğrusu bu projenin tam da yeni sezon cicileri yeni yeni geliyorken bitmesine biraz üzülmüyor değilim çünkü harika mont ve trikolar gördüm!

Her zaman olduğu gibi son haftanın kombini burada ama çok beğendiğim parçalar “Styleboom’un Seçimi” başlığı altında U.S. Polo Assn. web sayfasında. Geçen hafta nar çiçeği rengini kullandığım mont açık ara favorilerimden olunca bu hafta da mavisini kullanmadan edemedim.

Haftayı bitirirken bir de mini anket yapayım: sizin en sevdiğiniz U.S. Polo Assn. kombinim hangisi oldu:)

devamini oku

01 mart rifle paper co

Günaydın 1 Mart! Bakalım bu yıl da yalancı baharı oynayıp sonra kazma kürek yaktıracak mısın?

Bu senenin kısacık Şubat’ını büyük bir kayıpla kapattık. Yaşar Kemal her ne kadar İnce Memed’iyle ölümsüzlüğü 4 kitaba sığdırmış olsa da fiziken aramızdan ayrıldı. Kendisi gitse de raftaki kitapları ile çok uzun yıllar boyunca hepimizi bir güncük olsun Çukurovalı yapacak, bir kaç dakikacık olsun adalet uğruna gözümüze çelik pırıltısı yerleştirecek, metrodan inmeden önce o son sayfada memedim şahinim derken sanki Toros’dan nefes çekmişiz zannettirecek,yatmadan önceki satırlarımızda Hatçe gibi kalçamızın izi mi kaldı diye oturduğumuz yere baktıracak. Her ölümsüzün bir destanı yok mudur zaten?

Bu ay benim için çok telaşlı, çok koşturmalı geçecek. Haftaya taşınıyorum! Ayın 6′sında önemli bir konferans var. Ayın 13′ü kocimin doğumgünü:) 16-21 arası ise İstanbul Moda Haftası başlıyor ve Özberk’sizim! Hepsi üst üste ve aralıksız:o Ve ben nedense Şubat’ın son iki haftası sürekli kendime zorluk çıkarmakla uğraştım, sanki hevesimi kaybettim bulamadım, hep insana en büyük motivasyon yine kendindendir derken tuttum bir “olumsuzlama” hastalığına yakalandım. O olmaz, bu olmayacak, şunu halledemeyeceğim diye başladım cümlelerime. Kendimi kötü hissettim. O sırada instagramda takip ettiğim bir moda dergisi “anı yaşa” paylaşımı yaptı, asla anı yaşayacak kadar da lüks, gamsız, bohem olamadım ama o paylaşım bana Saul Bellow’u hatırlattı. O yüzden Mart’ı Bellow’la açmaya karar verdim.

Bellow’u ilk olarak “Boşlukta Sallanan Adam” kitabı ile tanımıştım, ama bence yaşça çok erken okuduğum bir kitaptı. Kitap kurdu babamın biz ortaokuldayken Nobelli yazarları okutma rutininde o da aradaydı. Onu daha sonra yeniden okuduğumda, kitabı daha iyi anlayıp, yine de çok sevmemekle birlikte Saul Bellow’u çok sevdim. Anlatımı bir şekilde beni kendine çok çekti, sırf ismini beğendiğimden Augie March’ın Maceraları ondan okuduğum ikinci kitaptı ve kitaplığımın en sevdiklerim köşesinde hala yerini koruyor. Okumadıysanız mutlaka okuyun derim. Buraya ise yukarıdaki alıntıyı yaptığım kitabından geldim: “Yağmur Kral”. Hem bu kitap, hem Herzog bu ay eşime doğumgünü hediyesi olarak vereceklerim, eminim 36 yaş için isabetli olacak. Kendime hediyem ise “Lily, kendimi nakavt etmeyi bırakacağım” sözünü bir daha hiç unutmamak. Bu ay da bu raundu ben kazanacağım:)

devamini oku

kadir namli personal trainer pt

Herkese TGIFler diliyorum:) Ne zamandır yapmak, yazmak istediğim bir post ile karşınızdayım. Beni uzun zamandır takip edenler egzersiz rutinimi doğumdan sonra bir kişisel eğitmenle devam ettirdiğimi biliyorlar. Bu, o zamanlarki hassas durumumda herhangi bir yanlışlık yapmamak, özenli ve dikkatli olmak adına yaptığım  bir seçim iken üzerinden 20 küsür ay geçti ben hala “belgesel tadında hocacım” diye nitelediğim Kadir Namlı ile çalışmaya devam ettim. Artık kendisi -tabii o da istediği, uygun olduğu ve ben de sağlıklı olduğum sürece elbette-hayatımın bir parçası:) Çok şanslıyım!

Sizi kendisi ile daha önce “Hamilelik Kiloları Nereye Gitti?” yazımda ve “7″nin kadınlara öneriler veren bir postunda zaten tanıştırmıştım, beni instagramda takip edenler ise haftada 2-3 kez onu andığım paylaşımlarımla daha yakından tanıyor sanırım. Kendisine neden “belgesel tadında” diyorum bahsettiğim iki postda da açıklamıştım, ama yine hatırlatayım, onunla sadece egzersiz yapmıyor aynı zamanda vücudunuzu tanıyor, öğreniyor, sinir sisteminizden kaslarınıza iskeletinize hepsi ile konuşmayı, dahası onları dinlemeyi ve onlara söz dinletmeyi de öğreniyorsunuz. Bir bilgi açı olarak ve hiç bir şeyi mantığını anlamadan beceremeyen biri olarak bu benim kendisine hayran olmam için yetiyor. Gelin görün ki herkes gibi hocacımın da bir kusuru var: sosyal medyayla hiiiç arası yok! Fotoğraf çektirmeyi hiiç sevmiyor! Bir antiselfiest:p Facebook mu o da ne dese inanırım, o derece:)

Daha dogrusu yok(tu) diyelim, ne yaptım ne ettim onu da dünyamıza kattım sevgili Boomerlar! Artık onu instagramda @kadirnamli hesabından takip edebilirsiniz!

devamini oku

us polo assn yeni sezon kombin

Haftanın ikinci gününden herkese merhaba:) Altın Küre’den bile daha sönük bir Oscar “sabaha karşı”sından sonra Pazartesi kırmızı halı ile yatıp kırmızı halı ile kalktık. Bu yağmurlu Salı sabahında ise U.S. Polo Assn. ile 3. haftamız başlamış bulunuyor. Yine burada blogda benim kombinim vee U.S. Polo Assn. web sitesinde “Styleboom’un Seçimleri” sekmesinde sizin için seçtiklerim var. İşin güzeli bu defa seçimlerim arasına yeni sezondan harika montlar eklenmiş olması! Yukarıda üzerimde gördüğünüz mont gibi.

Üniversiteye ilk girdiğim yıllar laciverte küsmüştüm, belki “liseli”lik yeni bittiğinden belki lacivertin o ışıl ışıl rengi ilk yıkamalarda hemen solduğundan bilmiyorum. Ama daha sonra, özellikle stilim de biraz daha oturunca benim vazgeçilmez rengim oldu. Mavi ile kırmızı ile sarı ve turuncu ile bir sürü renk ile öyle uyumlu oluyor ve her bir renk kombosu ile öyle karakter değiştiriyor ki lacivert hayatımdan hiç çıkmasın istiyorum:) Bu kombini de laciverte adadım ve onu kırmızı ile neşelendirdim.

devamini oku

us polo assn pötikare gömlek

Bir Pazartesi’ye daha herşeye rağmen “umut”la başlamaya çalışıyoruz değil mi sevgili Boomer? Büyük ihtimalle beni okuyan bir “kadın”sın ve kocaman bir yumruyu boğazını ve küçük dilini parçalarcasına yutup bugün sen de işine, gücüne, evine, çocuğuna, verilmiş sözlerine, yapılması zorunlu işlerine döndün. Günaydın! Ben de döndüm.

Geçen hafta büyük keyifle başladığım 1 aylık U.S. Polo Assn. macerasının ikinci haftasındayız! Örme ve triko elbiselere oldum olası düşkünümdür, bu elbiseyi de görünce kayıtsız kalamadım. Derin orman yeşiline, iri saç örgülerine ve sıcacık haline bayıldım. Benim kombinim yanında kadın ve erkekler için bir dolu yeni seçimim ile de U.S. Polo Ass. web sayfasındayım. Bu defa sarılara, turunculara, yeşillere göz kırptım.

devamini oku

7cay

Günaydıın! Herkese “7″den bir çay:)

Hayatta canı çay çeken bir insan değildim, kahve zaten bana göre değil, hiç kahve insanı da olmadım. Bana süt olsun, sıcak çikolata olsun, en fazla ıhlamur olsun, yazın da hep limonata olsundu. Ama ne zaman hamile kaldım bir “çay saati” aşermesi başladı bende, çayı değil de çay saatinin keyfini çekiyordu canım belki de. Ondan sonra bende de 5 çayı başladı, her ne kadar çayseverlerin pek onaylamadığı türden neredeyse trasnparan paşa çayı içiyor olsam da olsun!

Bu hafta “7″nin konuğu çoğumuzun seyahat yazıları ile tanıdığı ama çaya da en az seyahat etmeye kadar düşkün Özge Lokmanhekim:) Seyahatperest isimli blogunda bize dünyayı gezdirirken bir yandan çay keyfini de ihmal etmiyor. Ben de Özge’yi 5 çayı uzmanı ilan ettim ve ona sordum, İstanbul’da çay keyfi yapılası 7 mekanı bizim için yazdı. Demli çayımı yanıma alıp sözü ona bırakayım:)

devamini oku

v3

Az önce arabayı temizlerken donduğumdan değil, iptal olan programlardan da değil, hayır hayır kardan hiç değil ama yeni sezonun 70′ler etkisindeki yeni trendlerinden ötürü yazı çılgın gibi özledim!

Bu hezeyanlı girişten sonra artık klasikleşen “Ağustos Böceği ile Karınca” raporu ile huzurunuzdayım:) %70′e varan indirim döneminde yeni sezon yatırımı yapma zamanı! Boşverin kara kışı, Ağustos böceklerinin 2 Ocak’ta talan ettiği rafları da! Kalan sağlar- yani bahar ve yaz sezonuna uygun olup gözden kaçanlar- biz karıncalarındır:) Şimdi bu yazıyı bir güzel okuyup, notları alıp, en kısa sürede alışverişe çıkma zamanı. Kendime azıcık torpil yapıp postu daha yayına almadan geçen Cuma’yı ben böyle değerlendirdim.

İlkbahar/Yaz podyumlarını erken 70′ler etkisi büyük ölçüde domine ediyor, haliyle trend belirleyici diyemesek de “trend budur” diye deklare edicisi sayabileceğimiz Zara, Mango, Topshop gibi street markaların yeni sezon koleksiyonları açık seçik hepimizi o döneme ışınlıyor. Ya-şa-sın! Hayır hayır olayı hemen “çiçek çocuk” ve “savaşma seviş” modasından ibaret sanmayın! 70′lerin sofistike lüks şehirli kadını da var, 70′lerin kırda gitarı ile özgürlük şarkıları söyleyen kadını da, 70′lerin Cumartesi gecesi ateşiyle yanan disko delüksü de.

Peki indirim döneminde hangi yeni sezon trendlerini bulabiir ve yatırım yapabiliriz? Kıs abir özeti aslında yukarıdaki fotoğrafta, Begüm bizim için harika bir illustrasyon hazırladı. Devamı ise yazının devamında:)

devamini oku
Toplam 293 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu
style boom instagram