mixo restaurant

Ben öyle kolay kolay hasta olan biri değilimdir, olacağımı hissedersem de hemen gerekli önlemleri alıp savaşa girişirim:) Ama eğer olursam, işte o zaman çok fena! İki seksen devrilirim:) Yılbaşından bir kaç gün önce canım cicim Ayşegül’cüğüm Martı Istanbul Hotel’in girişinde yer alan Mixo Restaurant’da çok özenerek ve keyifle hazırlandığı bir yılbaşı yemeğine beni de davet etmişti. Söz vermişim, bir sürü arkadaşım orada, çok eğlenceli olacak kesin, ama ben nasıl hastayım nasıl! Yine de kalktım gittim:) Gittim ama o enfes masadan ne yediğimi anladım, ne içtiğimi, ne de sahnede yerini alan harika caz grubundan dinlediğimi. Burun tıkalı, tat alma duygusu sıfır, kulaklar uğulduyor, herkes Mixo’nun iddiali şaraplarından hmmm, owww, owemciiii sesleri eşliğinde tadarken ben ballı ıhlamur içiyorum:) O zaman dedim ki benim buraya yeniden gelmem şart! Bi kere o kağıtta kalamar denen şeyle sözleştim!

İşte bu post sözümü tuttuğum günden:) Özberk sömestr tatiline çıkmadan önceki geleneksel öğle yemeği yiyelim, tatil sonrası planları yapalım, biraz da kaynatalım (hep çalışacak değiliz ya) buluşmamız için Mixo’da buluştuk, ama keşke akşam buluşsaymışız çok sıkı bir Küba gecesine hazırlık yapılıyordu. Neyse gelelim ben ne giymişime, ve spor hocamın da gözlerini yaşartacak şekilde ben ne yemişime:)

devamini oku

buralar hep benim

Bir kaç hafta önce dahil olduğum bir proje için mini bir video çekimi yapmak üzere Nişantaşı’nın yolunu tutmuştum. Malum video ne kadar mini olursa olsun çekimi illa ki çoook uzun sürüyor. Her bir videolu produksiyondan sonra sezon sezon dizi çekenlerin buna nasıl katlanabildiğine şaşıyorum doğrusu:o  Bu post çekim bitiminde Özberk’le buluşunca ayaküstü çektiğimiz bir stil postu ama Özberk o gün fazlasıyla havasında olduğundan mıdır, benim açlıktan ölüşümde ve tüm günü ayakta geçirişimde bile pozitif bir yan bulabildiğimizden midir bilmem fotoğraflar çok güzel oldu. Video ve hikayesi ise sürpriz:)

Yukarıdaki fotoğrafta ise mısırcıdan mıyır mıyır mıyırdanarak rica ettiğim sandalyeyi yola atıp oturunca bir anda “işte buralar hep benim” artizliğine dönüşüm ışık hızında olmuş:) Fotoğraf çektirmek hakikaten bazen tiyatro yapmak gibi.

devamini oku

burcubasar instagram

Herkese harika bir hafta diliyorum! Bu haftanın 7 günü 7 farklı yerde 7 muazzam kare görsün gözlerimiz istedim. Benim bir anda karşıma çıkan ve hem gözüme hem ruhuma dokunan fotoğrafların sahibi ile siz de tanışın dedim: @basarburcu ile. Kendisini Instagram takibine almanızı şiddetle tavsiye ederim:)

Instagram sanıyorum son zamanlarda bizim en büyük keyiflerimizden, görsel ve estetik anlamda bizi en çok tatmin eden şeylerden biri. Ben instagramda sanılanın aksine moda ve stil eksenli hesaplardan çok fotoğraf, mimari ve seyahat hesaplarını takip etmeyi seviyorum. Takipçileri milyonlara ulaşan ve olağanüstü filtrelemelerle yağlıboya ya da bir fantasy land görünümüne kavuşan fotoğrafları da çok seviyorum ama “fotoğraf” gibi fotoğraf hesaplarına ayrıca bayılıyorum. Burcu Başar fotoğraflar çeken bir gezgin, onun feedindeki filtresiz, sahici, kimisi sanki sürreal fotoğraflara rastladığımda sanki benimle konuştular, sanki bir kitap sayfasındayım ve ben o sayfayı hayal ediyorum gibi hissettirdi, sanki Atlas dergisi okuyorum gibi geldi. Genellikle doğa-insan-mimari üçgeninde nefis kareler. Daha sonra bloguna göz gezdirince gördüm ki o da kitaplara çok düşkün ve destinasyonlarını da etkilendiği kitaplar belirleyebiliyormuş, belki bu yüzden, belki ben de onun gibi kuzeye cok merakli oldugumdan bana böyle geldi.

O’ndan bizim için 7 fotoğrafını seçmesini ve o anı neden fotoğraflamak istediğini anlatmasını istedim. İşte Burcu Başar’ın “7″lisi. Daha fazla muhteşem fotoğrafı ve seyahat notları ise şurada.

devamini oku

dogumgunu

Bugün benim doğum günüm:)

Bence bir insanın en kutlamaya değer günü, bence bir insanın kendine iyi ki doğmuşum da bu kişi olmuşum demek için ve bunu sevdiklerinden duymak için 24 saatlik sebebi. Kendini şımartmak, kandırmak, gururlanmak, gülümsemek için yıldızların onun yörüngesinde buluştuğu bir saniye dilimi. İyi ki doğmuşum o zaman!

İyi ki dans etmişim gençken, ve bir ara şiirler yazmaya kalkmışım, iyi ki babamı atlatıp anneme yakalanmışım, iyi ki annemin kızı, babasının iki gözünden biri olmuşum, iyi ki hiç sesim olmamasına rağmen bir rock grubunda şarkı söylemeye kalkmışım ve King masasının en sevilmeyeni olmuşum, iyi ki rakı adabını dedemden öğrenmiş, sarhoşluğu mutlulukta tatmışım, iyi ki anneannemden kabak çiçeği dolmasını hiç olmadığı kadar lezzetlisinden yemişim, Karadeniz’de yaylada iyi ki İbrahim Abi’mle çalışmışım direksiyonu, sel değirmenine girmeye ramak kala durmuşum. İyi ki incirler nasıl ballanır arılarla bakmışım, karpuzu çatlatacak kadar serin sularda yalınayak kalmışım.  İyi ki kendimi bir Elf prensesi sandığım için kendime öyle davranmışım zamanında, kitaplara dalmışım ve hazinelerimi onlardan seçip biriktirmişim, yıllarımı çöpe atmak pahasına okullarda okumuşum. İyi ki hayatımın özetinde kocaman bir sayfayı ODTÜ’de yazmışım, sonbahar yapraklarının en güzel hışırtısını duymuşum, karın olabilecek en soğuğunda oradaki dostluklarımla ısınmışım. İyi ki siz varsınız, hiç “tam olarak” bilmediniz ve bilemeyeceksiniz  ne kadar da güzelsiniz benim için.

İyi ki bu yıl çok güzel olacak diye düşünüp sevinmişim, iyi ki bu yıl doğumgünümü kutlamayacağım dedirtecek dertler de edinmişim, iyi ki sevecek ve sevinecek çok şeyim var, iyi ki üzülüp gizliden ağlayacaklarıma tesellilerim hazırdalar, iyi ki her şeye yetemiyorum, iyi ki yetebildiğim kadarıma razı gelenlerle yaşıyorum, iyi ki yük değilim, iyi ki yüreğim yükler kaldıracak kadar.  Sonunda hayatım-hayatlarımız- birer karışık kaset öyle değil mi? Cazı bol, sazı sözü bol, arabeski az, allegrosu tam olsun!

Ve pek tabii… İyi ki oğlumun annesi olmuşum, iyi ki onun minik bedenini göğsüme koyduğum o ilk an alıp verdiği her bir minik nefesini tek tek sayıp kendi nefesimi o anı donduracak kadar tutmuşum.

devamini oku

soda kitty clutch

Av Tanrıçası Artemis bir kaç yıl önce beni de avlamıştı. Evet! Ok ve yay ile değil, müzikle:) O zamanlar twitter sadece kara haberler aldığımız, gerçekleri ancak öğrenebildiğimiz, sürekli keyfimizin kaçtığı, ağıtlara koştuğumuz, isyanlar edip sonra unuttuğumuz bir yer değildi. Güzel şeylerdi paylaşılanlar, paylaşıldıkça konuşulanlar; kimi melodikdi, kimi komik, kimi sarının 50 tonu moda diyordu, kimi atıp tutuyordu. İşte twitterda tanıdım ben Artemis-nam-ı diğer “@manyetikbant” ı. Bu kadın nasıl da güzel müzik dinliyordu, nasıl da güzel müzik dinletiyordu, öyle arada bir de değil, üst üste listelerce.

On parmağında on marifetlilerdenmiş meğer, aynı zamanda sevdiceği ile bir de tasarladık, çizdik, diktik ortaklığında bir marka kurmuşlar: Mükü İstanbul :) Ben bu hikayesini çok çok sonra öğrendim, bu postda giydiğim ve bu sezon giymeye doyamadığım pantolonum Mükü‘den. Onun içinde kendimi Huckleberry Finn gibi hissediyorum, biraz haylaz, biraz umarsız, çokça rahat:)

devamini oku

vepa62 jessica simpson gulnur gunes

Çok çok çok uzun süre arayıp da bulamadığın şeyden tam ümidi kestiğinde (bu “o doğru adam”ı bulmak için de geçerli :)) pat diye karşına çıkar, sen de o karşılaşmada hazırlıksızsındır ya da şüphecisindir ya artık. Kendi muhakemenden de pek emin olamadığından eşe dosta sorar, hatta fotoğrafını yollar bir cevap beklersin, aslında “evet” demelerini, onaylamalarını istersin hani.  O kadar da aramıştın, işte buldun, daha niye bekliyorsun derken bir yandan, bir yandan da aramaya alışageldiğinden bulmuş olmak fikrini anlaman zaman alır. 

devamini oku

IMG_7927-2adet

Benim annem bir kelebek kadar naif, kırılgan, heyecanlı, minicik bir sesle konuşan, pır pır bir kadındır. Yaramazlık da yapsam, hız da yapsam, tavır da yapsam, zor da olsam hiç yapmasan demeyen, keşke olmasan demeyen, benimle çocuk olabilen anneciğim her şeyi ama her şeyi bcerebilen, sabrı sonsuz, toleransı sınırsız, elinden her şey gelen, en pratik çözümü en hızlı bulandır. Gel gör ki bu “her şeyi” becerebilen kadın söz konusu teknoloji olunca kalakalır Ama belki de doğru motivasyona ihtiyacı vardı, ve işte onun da tam zamanıydı.

1.5 sene boyunca yani #babyboom doğdu doğalı onunla dolu dolu geçen günlerin ardından yeni yıl ile birlikte Ankara’ya dönme zamanı gelmişti, hem bana hem oğluma günde 24 saatliğine adanmış en büyük yardımcım artık evine dönüyordu ve ben de ona çok güzel, çok değerli bir yılbaşı hediyesi almak istiyordum. Düşündüm düşündüm, ne hediye edebilirdim ki? En sonunda ona en kıymetlisini yani torununu hediye etmeye karar verdim:)

devamini oku
Toplam 292 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu
style boom instagram