00 Dior Cruise 2020 defilesi Marakeş El Badi sarayında sunuldu12 Mayıs 2019-T24 PAZAR yazımdan

Dünyada bir yerlerde güzel şeyler oluyor, insanlar hayal ediyor, gerçekleştiriyor, üretiyor. Biz de gündemimizle yine her şeye bir seçim arası veriyoruz.

Şu sıra dünya moda sahnesi de oldukça hareketli, Cruise/Resort dediğimiz ara sezon defileleri yanında MetGala ile bu defa moda ve felsefe işbirliğinde bir serginin açılışı yapıldı. Bu yazının konusu ise lüks moda markalarının bir biri ardına gerçekleşen Cruise defilelerini bir süredir moda başkentlerinde değil de farklı destinasyonlarda gerçekleştiriyor olması.

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen DIOR Resort 2010 koleksiyonu için evin kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri Marakeş’i seçti. Üzerinde DIOR logosu olan koca bir uçakla yüksek moda aristokrasisi Marakeş’e ayak bastı. Instagramda hemen herkesin akışında Marakeş sokakları, sarayları, sanatçıları, çölleri vardı. Elbette sömürge geçmişi olan bir kıtaya lüks bir Avrupa’lı devin gelişi biraz risk, bol protesto ve siyasi söylemler de getirebilirdi ama Chiuri’nin geçmişten aldığı dersler bunların hiç birine sebebiyet vermedi. Önceki destinasyon defilelerinden farklı olarak Marakeş, Dior için bir lokasyondan çok daha fazlası oldu, tüm koleksiyonun kreatif süreci Afrika kültüründen beslenmekle kalmamış, Afrikalı zanaatkarlar (bir ilk olarak satılacak parçaların iç etiketlerinde isimleri de yer alacak) işbirliği içinde çalışılmıştı. 

devamini oku

00 Notre Dame katedrali yangını TIME objektifinden21 Nisan 2019- T24 PAZAR yazımdan

Pazartesi günü bir anda alevler içinde kalan Paris’in simgelerinden Notre Dame Katedrali için Paris’in bir diğer sembolü – yüksek moda- ilk adımı atanlardan olmuştu. Balenciaga, Yves Saint Laurent, Boucheron gibi lüksün dev markalarını bünyesinde bulunduran Kering grubunun sahibi Pinault ailesi katedralin yeniden eski görkemine kavuşması için bir çırpıda 100 milyon euro bağışladı. Çok geçmeden LVMH grubunun sahibi ve Fransa’nın en zengin adamı olan Bernard Arnaut 200 milyon euro bağış yapacağını duyurdu. Dünyanın en büyük lüks grubu LVMH bugün Dior, Celine, Louis Vuitton gibi yüksek moda markaları dışında önemli başka sektör markalarını da kapsıyor. Fransa’nın titanları bu maddi bağış ile bir yanda Paris’in en önemli ve sembolik yapılarından olan Notre Dame katedrali için gerekenden bile fazlasını bir çırpıda bağışlarken, tarih bize bir kez daha bir dini kurumun ihtişamı üzerinden ikiyüzlülük nedir gösteriyor sanki.

Çok değil birkaç sene önce, 2017’de basında ve en çok da sosyal medyada Notre Dame Katedralinin “fukaralığı”nın görüntüleri dolaşmakta idi. Dokunduğun anda parçalanan kireçtaşı yamaları, hava kirliliği ve asit yağmurundan heba olmuş Gargoyle heykelleri tek tek katedral yetkilileri tarafından gösterildiğinde pek de elini cebine atan olmadığı gibi bu tür hizmetler için gereken ödeneklerin vergilerle sağlanabildiğini ve bugünkü bu bonkör ailelerin çoğunun hep bir vergi sorunu olduğunu hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum.

devamini oku

03 Bolt Threads şirketinin mikroipekle ürettiği kravat14 NisAN 2019-T24 PAZAR yazımdan

O en sevdiğiniz deri ceketinizin ya da bir çift daha olsun istediğiniz ayakkabılarınızın hiç bir hayvan zarar görmeden, hiç bir plastik kullanılmadan, doğada tamamen çözünebilir ve sıfır atık prensibi ile üretildiğini düşünün, çok daha “şık” olmaz mıydı?

“Bio-fashion” olarak adlandırılan ve birkaç gönüllü tasarımcı ya da girişimcinin ütopik hayali ile başlayan biyoteknoloji ve tekstil birlikteliği bugün moda endüstrisinin bakışlarını çevirdiği çok önemli bir konu haline geldi. Son bir kaç yıldır bazı tasarımcı ve araştırmacılar tarafından multidisipliner olarak üzerinde daha da şevkle çalışılmaya başlanan bu konu modanın geleceğinin mikroorganizmalarda yattığını iddia ediyor. Öyle ki küçük ölçekli labaratuvarlarda mütevazi birer start-up olarak başlayan maceraları bugün çok büyük yatırımlar alan 3 şirket çok daha büyük ölçekli ar-ge çalışmalarına başlamış ve üretime geçmiş durumdalar. Sıfır atık ile sadece ihtiyacın olan kadar malzemenin üretilebildiği ve bu malzemeyle tamamı doğada çözünebilir kıyafetler tasarlamak ütopya olmaktan çıkmak üzere; dahası yüksek moda tasarımcıları da bu şirketlerle işbirliğinde buluşmaya başladı.

devamini oku

03-Iris-van-Herpen-Skeleton-elbise17 Mart 2019- T24 PAZAR yazımdan

Hemen hepimiz 3D yazıcıların üretim dünyasını, mesken endüstrisini nasıl değiştireceğini ve yüksek ihtimalle eğitimi yeniden şekillendireceğini duyuyoruz. Ancak, 3D baskı teknolojisinden çok şey kazanacak bir endüstri daha var ve o da moda endüstrisi. Üstelik yalnızca kitlesel üretim yapan markalar değil modanın lüks moda markaları ve hatta özellikle sınırları zorlamayı seven couture tasarımcıları da bu teknolojiye gözlerini çoktan çevirmiş durumda. Özellikle 3D yazıcıların maliyetindeki düşüş ve moda endüstrisinin giyilebilir teknolojiye eğilimi, moda tasarımcılarının bu teknolojiyi “yeni bir yaratıcı ortam” olarak kucaklamalarını ve heyecan duymalarını sağladı. Artık yüksek modanın lüks evleri zanaatkarların, terzilerin, kalıpçıların ve nakışçıların yanına mühendisleri ve matematikçileri de yerleştiriyor; defile ya da koleksiyon işbirliklerinde mühendislik firmaları ile anılıyorlar.

3D baskı ürünü moda, kıyafetten ayakkabı ve aksesuara giyilebilir ve üç boyutlu basılmış her şeyi kapsıyor, tasarımlar ise çok klasik ve sıradan görünümlü olanalardan oldukça futurustik birer yüksek moda eserine kadar değişkenlik gösteriyor. Her ne kadar şimdilik 3D baskı tekniği ile üretilmiş kıyafetleri sokağımızdaki butikte bulamıyor olsak da bu inovasyonun ürünlerini özellikle podyumda, büyük tekstil fuarlarında ve müşterilerine “kişiselleştirme” deneyimi vaad eden büyük markaların kimi amiral mağazalarında çokça görmeye başladık.

devamini oku

M-O-F-C_Eda-Gungor-Designer_Contents_00

Geçtiğimiz hafta bir çok tasarımcımız ve kimi yerli markalarımızın Sonbahar/Kış 2019 koleksiyonlarını sunduğu moda haftası yine 4 gün boyunca Zorlu PSM’de gerçekleşti. İstanbul Moda Haftası’nın isim sponsoru olan Mercedes-Benz ile 13üncü, ben ve benim gibi birkaç blog yazarı arkadaşımın ise 21inci sezonu idi. Yine bunca sezondur moda haftasını benden takip eden izleyicilerim için ise bir ilk gerçekleşti: neredeyse hiçbir defile ya da koleksiyon hakkında bu defa instagram ya da instastory üzerinden inceleme ya da fikirlerimi yazmadım. İlk günün sonunda başıma bir şey gelmiş olabileceğine dair tatlı mesajlar bile vardı:) Meraklanmayın, gayet iyiydim, yine pek çok defileyi yerinde izledim ve notlarımı aldım, yalnızca o kadar yorulmanın sizler dışında kimse için bir değer ya da anlam ifade etmediğini 21. Sezonda ancak anlayabildim diyelim. Sizlere de beklediğiniz izlenimleri bu yazıda vereceğim.

Artık isim ve yer edinmiş pek çok tasarımcının ticari kaygıyı biraz fazla öne koyan koleksiyonlar hazırladığını görüyorum. Çok genç isimlerin heyecanı ve henüz podyumu özgür alanları görmeleri sebebiyle uçması kadar bir uçuştan bahsetmiyorum elbette. Değişik olmak, farklı olmak asla giyilebilir olmanın, iyi satabilir olmanın önünde engel değil, buna en iyi örneklerden biri Lug von Siga markası ile Gül Ağış, Aslı Filinta hatta en yenilerden Şebnem Günay’dır. Garantici yaklaşımın tasarımcılarımızın dilini körelteceğini düşünüyorum, kaldı ki moda haftası süresince hemen en üst katta “tasarım odaklı ihracat” hedefiyle Core yer almakta ve bence bu durum podyumda biraz daha özgün olmalarına, biraz daha fark yaratmak için heyecan duymalarına katkı sağlamalı. Elbette ülkenin ekonomik durumu ortada ve tasarımcılar için fuara ayrı podyuma ayrı, Ortadoğudaki alıcıya ayrı, Avrupa’dakine ayrı koleksiyon çıkarmak sürdürülebilir görünmüyor ama bu en azından tasarımcılarımızın birbiri ardına onlarca look yolladıkları defilelerde bunların bir kısmını baş döndürecek, burada güzel bir şeyler oluyor dedirtecek, kreatif tarafıyla iz bırakacak tasarımlar olarak çıkarmalarına engel olmasa gerek.

devamini oku

01 Barbie 60. Yıl Shero serisi10 Mart 2019-T24 PAZAR yazımdan

Geçmişte kız çocuklarına belli güzellik kalıplarını dayattığı, beden ve ırk ayrımcılığı yaptığı tartışmaları ile sık sık gündeme gelen Barbie, son bir kaç yıldır farklı saç, ten renklerinde ve farklı bedenlerde ürettiği bebeklerle bu anlamda epey yol kat etti. Beden olumlamanın yanı sıra kız çocuklarına rol model olup, ilham verecek uluslararası kadın figürlerinin bebeklerini de yapan Barbie “Shero” ismini verdiği bu seriye geçen yıl Çağla Kubat’ı , 60. yılını kutladığı bu yıl ise Gülse Birsel’i ekledi. Evet oyuncak deyip geçmemek gerekiyor, oyuncaklar mesajlar taşıyabiliyor, yalnızca çocuklara değil yetişkinlere de ulaşabiliyor. Elbette moda dünyası da bu durumun oldukça farkında, öyle ki ikonik ya da niş pek çok oyuncak bebek eşsiz moda işbirliklerinde kimi zaman marka bilinirliğini daha fazla yaymak, kimi zaman koleksiyonlara ilham vermek, kimi zaman da kampanyalarda kullanılmak üzere yer alabiliyor.

Oyuncak bebeklerle moda ilişkisi yeni icat edilmiş bir “kapitalist düzen” tuzağı da değil aslında. Fransa kralı 14. Louis tüm Avrupa’nın Paris modası hakkında bilgi sahibi olmasını istemiş ve bu yüzden İngiltere’den İspanya’ya her Avrupa sarayına “moda bebekleri “ yollatmış. Bu oyuncak bebekler Fransız modasının en yeni tarzlarında giydirilerek hazırlanıyormuş ve asiller, terzilerinin bu bebeklere bakarak kendileri için kıyafet, aksesuar ve ayakkabılar hazırlamasını istiyormuş. Bir bakıma 14. Louis’nin bu oyuncak bebekleri için Fransız modasını sınır ötesine taşıyarak moda elçiliği yapan ilk figürler diyebiliriz.

devamini oku

00 Bashaques Başak Cankeş Truth Teatral Moda Performansı03 Şubat 2019-T24 PAZAR yazımdan

İlk koleksiyonunu gördüğümde çok etkilendiğim ve ilk kez Türk modası içinde “giyilebilir sanat” tanımı ile karşıma çıkan Bashaques markasının kurucusu Başak Cankeş, uzun zamandır moda sahnemizin en özgün ve yaratıcı isimlerinden biri. Zamansız ve sezonsuz koleksiyonlarında moda ve sanatı kesiştiren, tasarımlarına mutlaka Türk el sanatlarını ve zanaatkarlarını da yerleştiren Cankeş, koleksiyon sunumlarını da geleneksel defileler yerine bir hikaye anlatan multi-disipliner sanatsal pratiklere dönüştürerek yapıyor. The Truth/Gerçek ismini verdiği son koleksiyonunu da “Bu bir defile değildir.” diyerek podyumda değil, biletli bir etkinlik olarak sahnede görkemli bir performans şovu ile sundu. Dans, tiyatro, moda, zanaat ve daha birçok unsuru içinde barından bu şovu tasarımcısı “teatral bir moda performansı” olarak tanımladı ve yalnızca moda değil sanatseverlerin de karşısına çıktı.

Başak Cankeş’in bu performansı ile son dönemde sanatın moda tasarımcılarına artık yalnızca bir ilham kaynağı olmaktan çok öteye geçtiğini görüyoruz.

devamini oku
Toplam 323 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030405060...

gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu