Günlük arşivler: Temmuz 8, 2009

| COUTURE | Givenchy

GIVENCHY şovunda en çok konuşulanlardan biri kulisteki “No girls on the runway if they haven’t eaten before.” uyarısıydı. Yani yemek yememiş mankenlerin defileye çıkamayacağı…Şov 1 saat geç başladığından ve ulaşımı zor bir mekanda gerçekleştiğinden misafirlerin çoğunun dışarıda donarak beklediğini okudum bir kaç yerde?!?! Hey Paris bu kadar soğuk musun şu anda gerçekten, eğer öyleyse sevgili moda endüstrisi sizi İstanbul Moda Günleri’ne bekliyoruz:) Herşeye rağmen tasarımcı Ricardo Tisci’nin canlı müzk eşliğinde gerçekleşen Ortadoğu esinli koleksiyonu gelenlerin içini ısıttı!

Fas, Tunus, Ortadoğu civarından esinlenilen, kabile motif ve desenlerinin kullanıldığı koleksiyonda bele oturan vatkalı ceketler, deri bağcıklar, şalvar pantolonlar, tüller ve örtüler ve bol nakış ön plandaydı.

| PODYUMDAN DUNYAYA | Jessica Biel’ın Şık Anı

Haftasonu gerçekleşen LOUIS VUITTON&VANITY FAIR SUNSET Kokteyl Parti’deki seçimiyle, benim için bu görüntü Jessica Biel’ın var olduğundan bu yanaki en şık 2. görüntüsü! Podyum versiyonunun biraz daha uzun ve daha az kabarık haliyle Biel hem çok şık, hem çok stylish, hem de çok çok genç! Nezdinizde kendisini tebrik ediyorum hanımlar:)

| COUTURE | Bir Devin Vedası-CHRISTIAN LACROIX-

Dünkü Lacroix Couture defilesinin videolarını izlerken benim bile gözlerim doldu, hatırlıyorum daha çok çok küçükken odamdaki kapının arkasında onun defilelerinden resimler vardı, hatta ismini doğru telaffuz edebilmek için babama sorup öğrenmiştim ve “lakruvğa, lakruvğa” diye havalı havalı tekrarlayıp dururdum. İşte epeydir düşüşte olan ve son olarak ekonomik krizin de sillesiyle iflasını açıklayan bu dev dün son Couture defilesini herkesi onu gözyaşları içinde alkışlarken bitirdi. 124 kişilik atölyeden geriye kalan 12 işçi, devlet desteği ve nakışçıların, kalıpçıların, ayakkabıcıların ve mücevhercilerin kendilerini şu an bulundukları yere getiren Lacroix’ya olan sonsuz sadakatleriyle gerçekleşen defilede yalnızca mankenlere Fransız yasaları gereğince mecburi olan 50 euroluk ödeme yapıldı. Ünlü tasarımcıların da çoğu defileyi ön sıradan izleyip Lacroix’ya veda ettiler.

1987den bu yana vazgeçemediği şaaşalı, renkli, avangard ve bol işleme ve nakış yüklü parçalar yerine daha sade, siyah ve gece mavisi kadifelerin ağırlıkta olduğu, palto elbiseler ve flörtöz eteklerden, tafta parti parçalarından oluşan bir koleksiyon izlendi. Lacroix’nın masalları bu defa çok ama çok sadeydi, sade olmak zorundaydı, ama işçiliğindeki detay yine aynı ihtişamda devam etmişti. Her zaman gelinlikle final yapan Lacroix bu defa çok sıradışı, saten, ve kilise ikonalarını andıran bir gelinlikle defilesini bitirdi. Ayakta dakikalarca alkışlanan Lacroix bundan sonra belki de küçük bir atölyede yine sevdiği işi daha mütevazi standartlarda yapmaya devam edecekmiş.


| COVER | Ağustos Kapakları-1-

Dergiler için en ölü ay olan Ağustos ayı kapaklarına başlayalım. Elle UK tüm İngiliz havasıyla Emma Watson’ı, Elle US ise tamamen Amerikan havasıyla Miley Cyrus’u kapak yapmış:) İngiliz VOGUE’da Sasha Pivovarova, Alman VOGUEda ise Edita Vilkeviciute kapakta. Ustundeki LOUIS VUITTON parça ikinci kez bir kapağı süslüyor!

| COUTURE | Armani Prive Sonbahar 2009

Cool dedikleri bu olsa gerek hanımlar! Uçmadan moda yaratan nadir tasarımcılardan olan ARMANI, couture koleksiyonunda yine inanılmaz taş işçiliği marifetini, zerafet ve şıklığın vazgeçilmezliğini sundu. Koleksiyona ağırlığını koyan glam kokulu pantolon-ceket ve etek-ceket takımlara bakar bakmaz insanın “SUIT UP!” diye haykırası geliyor. Bu arada takım olayı Paris Couture dünyasına gerçekten sağlam bir geri dönüş yaptı, GIVENCHY ve LACROIX koleksiyonlarında da göreceğiz, ama beyler de hanımlar da çok iyi bilir ki takım denince muhteşem ve fit kesimiyle Armani bu işin otoritesidir.

Koleksiyon özellikle siyah ve saks mavisi, bir de bol ışıltı hakimiyetinde. Monokrom dediğimiz tek renkten oluşturulan takımlar, pırıltılar, omuz ve yakalarda yaratıcılık, pagoda omuzlu ceketler ve yumuşak pilili elegan pantolonlar en çok göze çarpanlar.
ARMANI koleksiyonunu hazırlarken siyah-beyaz filmlerin kadın kahramanlarından esinlendiğini söylemiş, hatta defilenin soundtracki de 1940ların film müziklerinden oluşuyormuş. Gece elbiselerinde ARMANI’nin favorisi olan uzun ve incelik yine hakim. Kapanış parçaları ise her zamankinden farklı olarak gece elbiseleri ile değil bu defa gümüşi transparan ve tamamen kristal işlemeli tulumlardan oluşmuştu.

Defilenin ön sırasında ise ARMANI müdavimi Cate Blanchett yerini almıştı, bu koleksiyon gerçekten de tam ona göre. Elsa Pataky ve Megan Fox, ayrıca CANNES’daki baş jürilik görevinde festival boyunca bol bol Armani Prive giyen Isabelle Huppert ve Emanuelle Beart de ön sıradaydılar.