Aylık arşivler: Haziran 2010

| KOLTUKTA: M. SERDAR KUZULOĞLU | Sezon Modası Twitter, Kuştüyü Detaylarda Hakim Renkler Mavi ve Turuncu

Moda sadece giyim kuşamla sınırlı değil hanımlar beyler! Haziran ayının son konuğunu tanıtmaya gerek yok, kendisi bir moda blogunun kör ve çetrefilli kuyusuna düştü, Styleboomerlar tarihe tanıklık ediyor:) Ama bu soru da başka kime sorulurdu:)) TWITTER NASIL MODA OLDU!

Twitter…Kulak kabartmanın internetçesi…

Genel algıda giyim-kuşamla anılsa da ‘moda’ genel anlamda topluma hakim olan, kitlelerce beğenilen şeylerin tamamını kapsıyor. Elbette bu tanımdan modanın toplumun genel eğilimlerinden kendiliğinden ortaya çıkanların bütünü olduğu hissine kapılmak mümkünse de pekala biliyoruz ki moda diye karşımıza çıkan her şey tasarlanan, üretilen, belirli bir stratejiye uygun olarak belirli bir dönem aralığında (kimilerine sert gelse de) ‘dayatılan’ kavramlar bütünü.

Bu yazıda 12 yüzyılda erkeklerin neden tunik giydiğini, sonra neden vazgeçtikleri ya da şimdilerde algımızı zorlayan o perukların neden o dönem kullanıldığını anlatabilirdim. Hatta doğuyu keşfin batıya verdiği en büyük hediyelerden biri olan baharatın neden yemeklere değil de kozmetik sektörüne yaradığından dem vurabilirdim. En olmadı bu yaz mini etek ve dizüstü çorap kombinasyonlarının, tek derin yırtmaçların ve erkeksi ceketlerin yeniden yükselişe geçtiğinden söz edebilirdim. Bir yere kadar ikna edici de olabilirdim belki, kimbilir :)

Gel gelelim kadın modasına yönelik bilgim Japonya’nın Güney Kore ile 2. Dünya Savaşı’na dayanan gerginliğine dair bilgimden bir dirhem fazla değil; üzgünüm. Peki niye bir moda blogunda beni okuyorsunuz? Ben ‘teknoloji’ diye kategorize edilen daha kitlesel bir trendin takipçisiyim. Buna rağmen bu blogun içinde kendimi büyükşehrin dev takımının görkemli stadının tünelinden maça çıkmaya hazırlanan taşra takımı kaptanı kadar tedirgin ve yabancı hissediyorum!

Size Twitter’dan bahsedeceğim. Çoklarının yeni duymaya başladığı bu internet hizmetinin bir ‘moda’ blogunda 2010 yılında yer bulması bile bir konu aslında. Kurulalı 4 yılı geçen bir siteden söz ediyoruz sonuçta. Peki 4 yıldır neredeydi bu hizmet?

Hiç duymamış olma ihtimaliniz olmasa da ‘bulaşmamış‘ olma ihtimalinize karşı kısa bir tanım yapmakta fayda var. Twitter, aynen cep telefonu kısa mesajlarındaki gibi 140 karakterle sizi takip edenlere mesajlarınızı yaydığınız ve takip ettiklerinizin mesajlarını izlediğiniz bir platform.

İşte bu kadar; ne eksik ne fazla! Peki bu basit hizmetin fenomene dönüşme öyküsü ne? Gelin ona bakalım biraz.

Açıldığı 2006 yılında çok kısıtlı bir kullanıcı kitlesine sahip Twitter, esas patlamasını 2007 yılındaki Amerika’nın en köklü müzik ve film festivali South by Southwest‘te gerçekleştirir. Site sahipleri alanın her tarafına dev ekranlar koyar ve twitter üyelerinin etkinliğe yönelik mesajlarını yayınlamaya başlar. On binlerce yeni üye kısa sürede kartopu etkisini başlatır. 2010′a geldiğimizde üye artışı yüzde 1500′ü, ayda yollanan mesaj sayısı 1 milyarı çoktan devirmiştir.

Twitter’ın tarihinde tek bir köklü değişim var. O da olayın gidişatına yönelik yeterli ipucunu barındırıyor. Kişisel mesajınızı yazdığınız alanda 2009′a kadar ‘Ne yapıyorsun?’ (What are you doing?) yazıyordu. Kasım 2009′da bu soru ‘Ne oluyor?‘ (What’s happening?) şeklinde değiştirildi. Böylece twitter dünyanın dört bir köşesindeki on milyonlarca kullanıcısından beslenen küresel bir ‘sinir sistemi’ haline geldi.

Dünyanın neresinde ne olduğuna dair bilgi sahibi olmanız için kurulan haber kaynaklarıyla dalga geçercesine Twitter o köklü haber devlerinin bile içinde daha etkin bir şekilde yer almak için yarıştığı eşsiz bir platforma dönüştü.

Peki twitter’ı bir akım haline getiren neydi?

Elbette merak ve basitlik!
İnsanların arkadaşlarıyla ne yapıp ettiğini paylaşması yeni bir heves değil. Operatörlerin yüzlerce dakikalık tarife paketlerinin başka bir açıklaması olabilir mi? Pergelin ucunu ünlüler dünyasına saplayınca çevreleyen magazin dergilerinden programlarına, dedikodu sitelerinden paparazzi sektörüne kadar uzanan devasa bir sektör çıkıyor karşımıza.

Ama bir de tanımadığı insanları takip etme dürtüsü var. Başka hayatların, farklı yaşamların gizem ve heyecanı… Mutfak boşluğundan alt kattaki tartışmaya, cafede yan masada sevgilisine kur yapana kulak kabartma misali.

Twitter bütün bu dürtüleri meşru kılan; hatta teşvik eden bir yapıyı ortaya koydu. Televizyon ekranından, gazete dergi sayfalarından tanıdığımız kişilerin ancak hayal ettiğimiz dünyalarının faş edilmesinin hazzını başka nerede bulabilirdik? Asthton Kutcher’ın eşi Demi Moore’un yatak odasındaki iç çamaşırlı fotoğrafını paylaşması gibi sansasyonel olayların ötesinde yerli yabancı şöhretlerin kendi basit, sıradan ve büyü bozan anlarına başka nasıl şahit olabilirdik?

Twitter’ın üstünde pek konuşulmayan özelliklerinden biri de (hadi yerli şöhretlerden gidelim) Gülben Ergen ya da Hülya Avşar gibi teknolojinin hiçbir yanında görmediğimiz kişileri bile internette bir mikro-blog sahibi yapabilme başarısı. Sadece bunun bile şöhretleri de, magazin muhabirliğini de, hayranlık, takipçilik tanımını da değiştirdiği kesin.

Sosyal medya olarak genellediğimiz ana internet akımı Facebook’undan Twitter’ına yüz milyonlarca insanı internete dahil etmenin yanısıra birbirine bağlamayı da başardı. Twitter’ın mucizesi basitlik ve sadeliği.

Asıl takip etmesi heyecan veren şeyse takip etme ve edilme kavramının takipçi sayıları ve şekilleriyle ilgili reyting yarışı. Twitter’da şöhret olan isimsiz kahramanların yükselişi. Kast yapılarının ortadan kalktığı tahammülü zor demokratik ortam…

Twitter hakkında yazılacak çok şey varsa da burada durmak herhale yazının ana hedefi için en hayırlısı olacak.

Hakkında bunca dil döken adamı da takip etmek isteyenler olursa, al gözüm seyreyle: http://twitter.com/mserdark

| "ALTIN"CI HİSSİM DEDİ Kİ | Boom Sen Para Biriktiremeyeceksin Bari Bırak Damlaya Damlaya Külçe Olsun!

Bu blog, moda odağından pek şaşmaz bilirsiniz sevgili Styleboomerlar, yalnız moda uğruna harcanan paracıklar bir çok yazımda destek(!) bulmuştur, işte o sebepten size yeni bir işbirliğinin haberini vereceğim: ATASAY ve GARANTİ işbirliğinde ALTINBONUS kart!

Kart neymiş, nasılmışa geçmeden önce yukarıdaki fotoya bir bakın, bu ATAKulche’ler nasıl stylish değil miii! Hazır çeyrek bile almış yürümüşken hem şık hem altın böyle bir alternatifimiz var artık düğüne davete giderken.

Misal ben her düğün “amman yeaaa altın takmak çok sıkıcı, ay çok alaturka” filan olup sonra o altınların ister iyi günde ister kötü günde bozulunca mis gibi harcanabildiğini bildiğimden geleneğe yenik düşer, paşa paşa altınımı takarım, heyhat serde kokoşluk ve son dakikacılık olduğundan o aldığım altın için enfes bir kart tasarlar, cici bir not yazar, çiftin “evet” demesine 5 dakika kalaya kadar renkli print alabileceğim bir yer arar dururum, yine de bugüne kadar “duruuun siz kardeşsiniz pardon not kartım hazır değil” demedim henüz, Allah utandırmasın!

Gelelim ALTINBONUS‘a, eğer siz de alıp alıp ayın sonunda accık birikivermiş puanlarınızla ZARA’dan bir çorap olsun alamıyor ya da 20 lira birikse dayanamayıp harcayıveriyor, sonra puanlarıyla “ay şunu aldım ay bunu aldım” diye sabreden derviş muradına ermişlere gıcık oluyorsanız ve durmadan alışverişe devam ediyorsanız belki de uzun vadeli bir şeyler sizin için daha doğru, ben bu anlattığım tuhaf karaktere sahip olduğumdan benim aklıma yattı, madem kısa vadede çok puan biriktiremiyorum iyisi mi uzun vadede külçem olsun, yastık altım şenlensin:))

Uzun lafın kısası harcadıkça puan değil altın biriktireceksiniz bu Bonus’la, bu altınlar da Atasay ATAKulche’lerinden olacak. Kira, fatura, alışveriş ne varsa bu karta bağlayınca altınının birikmeye başlıyor ne zamanki nurtopu gibi bir 0.5 GRAMINIZ oluyor, tüm ATASAY mağazalarından ya da Altın Bonus ATAkulche altın teslim noktalarından gidip alınabiliyor. Altın Bonus Card, normal Bonus Card’ın taksit maksit tüm özelliklerine sahipmiş, onu da sorduk.

Cepten 3340’a ALTIN yazıp mesaj göndererek ya da hop hop Garanti Bankası’na giderek kart başvurusu yapabiliyorsunuz.

Garanti ve Atasay öyle kuru kuru olmaz, bizim kültürümüzde başlangıçlar hep altınla olur bu bir gelenektir diyip bir de kampanya yapmışlar: İlk ATAkulche Altınınız onlardan hediye! 31 Temmuz 2010’a kadar Bonus üyesi yerlerden 150 TL’lik alışveriş yaparsanız, 0,5 gr değerindeki Atakulche’lerini 5 Ağustos’tan itibaren alabilecek, dilerlerse biriktirmeye devam edebilecekler.

Bir de yok ben bu 150TL değerindeki alışverişimi ATASAY’dan yapayım da yapayım derseniz sizi mi kıracaklar, o zaman ekstra bir 0.5 gr ATAkulche altın daha kazanabiliyorsunuz ATASAY’dan hediye olarak… Nasılsa bir düğüne çağrıldınız hanımlar elbiseydi, ayakkabıydı, saçtı baştı, altındı derken kendinize de altın takma şansınız var yani:)

| BİR İNDİRİM HİKAYESİ | AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

Buradan siz sevgili Styleboomerlara LaFontaine abimizin selamlarıyla Ağustos Böceği ile Karınca hikayesini hatırlatmak isterim!

İndirimlerde sadece saz çalıp şarkı söyleyip yaz sezonuna yatırım yapan Ağustos Böceği sonbahar gelip havalar bozunca gardrobun başına geçer ve bir bakar ki full demode olmuş, giyecek hiç bir şeyi yok, “bunlarla dışarı çıksam tüm böcek alemi beni tefe koyar, yüzüme bile bakmaz” diye eve kapanır. Oysa karınca öyle mi ya, indirimlerde uyanıklık edip trendlere çalışıp sonbahar/kışı da ucundan kıyısından kotarmış olan karınca, yeniden bir bir açılmaya başlayan kışlık mekanların davetlerine ince belini kıra kıra en trendy haliyle gitmektedir:)

Bu anlamda indirimlerden sonbahar 2010 sezonu için neler çıkarabilirsiniz bir hatırlatmak istedim, tabii buradakiler gelmekte olan trendlerin tamamı değil ama alışverişinizi yatırıma dönüştürecek kadarı huzurlarınızda Ağustos Böceklerim:))
  • eğer fularlı bir gömlek filan gördüyseniz, o diğer kızın elindeyse bile napın edin siz onu kapın!
  • 1970‘ler ve Charlie Girl diye diye Boom’un dilinde tüy bitti unutmayın
  • dijital baskı yükselişini gelecek sezon zirve ile süslüyor, eğer gözünüze ilişen bir şeyler varsa durmayın alın
  • drape zaten yazın da çok modaydı, kışın da opak çorabınız giyer devam edersiniz, bir taşla iki sezon, yani drape hem kısa hem uzun vadede size kazandırır:)
  • soğuk günlerin sıcak renkleri hardal sarısı, turuncu/kiremit ve mor olacak, gözünüzü bu renklere açın!
  • dantel inanılmaz moda olacak, dantel parçaları incitmeden kapışın
  • bu kış layering yani kat kat/üst üste giymek moda, beğendiğiniz bluzun bedeni mi yok olsun büyüğünü alın, nasılsa altına bi tomar parça giyip tarz yapabileceksiniz
  • lacivert yeni sezonun siyahı gibi bir şey, küçük lacivert elbise varsa onu hemen sardırın
  • minimalizm gümbür gümbür geldi, sezonun favorisi nötral/toprak tonlarla kol kola görürseniz çaya çağırın
  • monokrom yine yeniden
  • veeee sezonun en güzeli, en şahanesi, en boomu 1950ler göndermeli ne varsa bulun
  • pantolon bu kış yeniden tahta çıkyor, geniş paça olsun, yerleri süpürsün, hatta varsa yüksek belle gelsin
  • artık çiçekler sadece yazın açmıyor, yeni sezonun en favori desenlerinden biri de çiçek desenleri
  • yeni metal bronz, gümüş ve altınlarınıza yenilerini boşa eklemeyim, bronza kucak açın

İndirim sezonu açılalı çok oldu, ZARA hariç neredeyse her mağazada indirim var: İpekyol, Twist hatta Machka; Network ve hatta Q.ue; Koton, Mango, Topshop, Vakkorama, V2K, hatta BilStore ve ben bu satırları yazarken kimbilir hangileri neredeyse %50ye varan indirime girdi:))

Bu “‘ye varan” daha ne kadar küçülebilecek afişlerde meraktayım:))

[Görseller:style]

| HEDİYE | KOTON’UN MUHTEŞEM BEŞLİSİ :)))

Ta taaaa! KOTON Hediye Çekleri şanslı yorumcularını buldu, sırada sahiplerine kavuşmaları, sonra da en yakın KOTON’da afiyetle harcanmaları kaldı:)) Şanslı yorumlar/ yorumcular lütfen 3 gün içerisinde adres ve telefonlarınızı styleboomblog@gmail.com‘a yollayınız! Gönlünüzden geçerse buraya da beni böyle şımartan, şişiren, cilalayan bir yorum bırakırsanız ne güzel olur:))

77. numaralı yorumuyla ECENURDOGAN - 18. numaralı yorumuyla GÜLÇİN- 100. numaralı yorumuyla SYENERLER-21. numaralı yorumuyla TROPIK RUYA-122. nolu yorumuyla SEVILAY

3 gün içerisinde bana dönmeyen Styleboomerların çekleri yedeklere yollanacaktır:) Güle güle harcayın, KOTON’suz kalmayın, Boom’suz güne başlamayın!

| IMA’DA Bu Cumartesi Tanıtım, Her Çarşamba Ücretsiz Workshop!!

Modayı seviyor musunuz? Sevmek yetmez bilmek, öğrenmek de lazım diyenleriniz, tasarımcı olmayı düşleyen, styling yapmak, renklerde kaybolmak, modayı pazarlamak isteyenleriniz buraya! Yok aslında IMA’ya:))

Öncelikle,bu Cumartesi yani 26 Haziran Cumartesi saat 11:00 – 14:00 arası Tanıtım Günü’ne uğrayabilir, programları dinleyip, seçeneklerinisi değerlendirebilir, hatta eğitmenlerle birebir görüşüp tanışabilir, size ve hayallerinize uygun eğitim programını belirleyebilirsiniz. Enfes IMA binasını gezmek de cabası.

Eğitim/öğretimde sınır yok hanımlar beyler, IMA’da Temmuz ayı boyunca her Çarşamba FASHIONING WEDNESDAYS adı altında workshoplar olacak. Hemen telefonlara sarılın, çünkü bu workshoplara katılım ücretsi ve 20 kişiyle sınırlı, iletişim bilgileri görselde, ilk ulaşan yaşadı!

| Bana Çizgi Kahramanını Söyle Sana Stilini Söyleyeyim:)

Hepimizin kendisini özdeşleştirdiği ya da imrendiği, küçük bır kızken TV karşısında seyretmekten ibaretken büyüdüğünde cüzdanında, tshirtünde,arabasının bir yerlerinde ya da içindeki çocukta yaşatmaya devam ettiği çizgı kızları yok mudur? Hani “ayy olsam bu olurdum işte” dediği…(örnek: She-ra, Jessica Rabbit, Lark, Catwoman:)) Bir de “bu resmen benim yahu” dediği…(örnek: Tinkerbell, Ariel, Bianca!, Safinaz:))

Bir kadını ucundan kıyısından etkileyen HER ŞEY tabii ki modayı da etkiliyor. Yıllar yılı çizgi kızlar ve moda her iki yönde birbirini besliyor, aslında podyumlara daha dikkatli bakarsanız işte sizin kız tam da orada!

VALENTINO’nun kırmızı elbisesi ve GILDA’nın küstahlığı, işte size Jessica! Lütfen aşağıdaki paragrafı daha yeni uykudan uyanmış, ya da dokunsan kırılacakmış ses tonuyla okuyunuz, ay beceremem diyenler önce buradaki videodan çalışınız:)

Jessica Rabbit – o bir taş! Güzelliği sadece kusursuz fiziğinde değil, ses tonu, saçının perçemi, rengi, kaşının kalkmasında, bir bacağı ötekinin önüne atmasında yatar. Tıpkı zavallı Roger Rabbit’e yaptığı gibi adamı “kafes”leyiverir:) Güçlü, kararlı, her istediğini alan, dış görünümü yüzünden haksız ithamlarla uğraşmak zorunda kalan bir seks bombasi olsa da derinlerde o da “aşk” kadınıdır, ama bulabilene:) Ne yani güzel olmak suç muuu?! Sarışının seksilik tekelini tuzla buz etmiş bir kızıl ilahedir. Lüksü, gösterisi, ün ve şöhreti sever. Kırmızı tabii ki onun rengidir. Sen şekerim ekrana iyice bir bak, sen Jessica olabilir misin:)

Moda ve çizgi kahramanlar birlikte öyle eğleniyorlarki, her ikisine de sadece klasikler yetmiyor:)) ISAAC MIZRAHI’yi bilmeyen moda düşkünü yoktur sanırım, peki tasarımcının kendi çıkardığı bir çizgi romanı olduğunu biliyor muydunuz?? 1997 yılında yayınlanmaya başlayan süpermodelden süperkahramana dönüşen SANDEE isimli çizgi romanın hem yazarı hem de giydiricisi MIZRAHI:) Vay bee demek imkan olunca Şebnem‘i giydirmekle yetinmeyip böyle kendine çizgi kız yaratabiliyo insan:)) Tasarımcı ilk sayıyı beklerken yaşadığı heyecanı ilk defilesinde bile yaşamadığını söylemiş vaktinde!

Tabii bir de taş devri kadınları var, ah bunlar adamı hasta eder, evlenirken annenizin, annanenizin, halanızın, teyzenizin, hala ve teyze kızlarınızın, evde kalmış kalmamış kuzenlerinizin, büyük büyük teyzenizin kısca sülalaede belli yaş üstü tüm XX’lerin size sıkı sıkı tembihlediği dehşetengiz tavsiye bu ikisinde vuku bulur: kızım evladım kocan eve aç bilaç gelecek, ev temiz, yemekler sıcak, sen de bakımlı ol bakiiim, aman allahhhhhhhhhhhh korusun sakın ha pijama,pofuduk terlik hele makyajsız yüz, yağlı saçla kapıyı açmayasın evinin direğine! Wilma mısınız Betty mi, yoksa sadece gönül isterdi mi:) ?

Wilma Çakmaktaş – İdeal ev kadını, ev işiyle uğraşır, bulaşık yıkar, evi süpürür, alışverişe gider, mutfakta şahanedir koskoca bir dinozor bifteğini en leziz şekilde 5 dk.da pişirir, kocasını her ortamda, her ne yaparsa yapsın destekler, nur topu gibi bir de kızı vardır, ve her zaman ama her zaman saçları topuzlu yapılı, üstü başı şık, makyajı yerindedir:) İdeal dedik! O, boyundan askılı ya da asimetrik omuz modelleri sever, mini ya da diz hizasını tercih eder.
Lila ve beyaz en sevdiği renklerdir. İnciye bayılır.

Betty Moloztaş – Wilma’nın daha genç , daha güzel olanı:) Güzel, kültürlü, sevecen, Wilma kadar dominant degil, onun rengi ise mavi!

Burada bünyeyi komplekse sokmamak adına uzakdoğuluların talihsiz fiziklerinin acısını çıkardıkları anime karakterlere girmeye niyetim yok, kaçını sıralayabilir ya da ı-ıh bu iyi değil diyebilirimki, kusurun Japoncası yok sanırsam. Ama bu anime kahramanlar özellikle son yüzyılda moda dünyasını derinden etkilemiştir, futurustik çizgiler tasarımcıların beyninden podyuma indikçe podyumlar birer manga sayfasına dönüşmüştir. Hal böyleyken bazılarına değinmesem olmaz, GHOST IN THE SHELL efsanesi hem Matrix’e ilham, hem esas kız Major MOTOKO KUSANAGI Trinity’ye referans olmuştur- o bakış, o sıçrayış, o fuck you haller, ağır silah taşırken titremeyen kollar- Ha bir de THIERRY MUGLER’i coşturmuştur! Zaten MUGLER beni kendisine hayran bırakmak için bundan öte bir şey yapmasa da olur.

Motoko Kusanagi – soğuktur, serttir, az konuşur, feci güzeldir. Erkekler onu hem ister hem korkar, onu taşımak zordur. Rahat edeceği genelde tek parça elastik şeyler giyer, onun rengi siyah ya da gece mavisidir. Bol cepli montlar ve beyaz atleti kurtarıcılarıdır. Sert bir kız olabilirsin ama Motoko kadar olabilir misin:)

Bir kaç yıl önce METROPOLITAN MÜZESİ Kostüm Enstitüsü SUPERHEROES:Fashion and Fantasy isimli sergiyle çok konuşulmuştu, bizim çizgı kızların en “kahraman” olanları da orada yerini almıştı, kostüm olarak, tasarımcılara ilham olarak, editöryaller yaratmış olarak… Sergi 8 çizgi kahramanın ana temsilci olduğu 8 bölüme ayrılmıştı ve bu 8 temanın modayı nasıl etkilediği, nasıl ilham verdiği tasarımcılara ait kıyafetlerde görülüyordu: Grafik Vücut(Supergirl gibi), Vatansever Vücut(Wonderwoman gibi), Erkeksi Vücut(She-Hulk gibi), Paradoksal Vücut(Catwoman gibi), Zırhlı Vücut ve Mutant Vücut(X-Men’deki Mystique gibi).

Çizgi kızlar bizi büyüledikleri kadar fotoğrafçıları da büyülüyor, zaten halihazırda masal aleminde deklanşörlemeye bayılan moda fotoğrafçıları pek çok kareleri için çizgi kızlara gidiyor, bi el atıver abla şu fotoğrafa diyor. Örneğin CRAIG McDEAN çizgi kızları pek çok defa kullanan isimlerden biri, görüyorsunuz Coco Rocha yukarıda Küçük Denizkızımız Prenses ARIEL olmuş:)

Ariel – Sevimli ve canayakın ama bir o kadar meraklı ve tatminsiz. Hep daha fazlası,
hep daha ötesi…Verdiği sözlere pek, yok yok hiç sadık değil:) Mecburen pullu payetli,
büstierli giyinse de o aslında pembe bir tuvalet ve kitten heellar giymek istemektedir:)
Körün istediği bir göz allah verdi iki göz: pembe tuvaletin yanında aksesuar olarak
bir de prens gelir! Kediyi öldüren merak, Ariel’a aşkın kapılarını açar.
Siz de onun gibi bir meraklı “taze” misiniz:)

İş süper kız olmaya gelince fiziği diğerlerine göre daha narin ve kadınsı, gücü ise sihirden, büyüden gelen She-Ra özellikle bizim kuşağa He-man oluyosa She-Ra neden olmasın empozesi sonucunda pırtlamış bir karakterdir, güçlü kardeşinin yaptığı herr bir şeyi kadın kısmı olarak yapar, hatta fazlasını, çünkü o bodysuiti, hele o tiarası, kollarında kalın bileklikleriyle stylish stylish savaşır, kaşlarının köşesine kurban She-Ra’nın ruju da assssla çıkmaz! Oysa He-man salaş herifin tekidir!

Kedikadın gibi bir fantazi nasıl modada vuku bulmasın? Hiç bir şey olmasa iç çamaşırı tasarımı olur! Uzun ve çevik gövdeyi saran tulum, gözleri ve dudakları açıkta bırakan bir maske, gece karanlığında simsiyah, bir çift parlak göz, sivri küçük kulaklar ve sürekli yalanlar söyleyen kırmızı rujlu dudaklar:) Yeterince fetiş! Kedi karakteri uysal ya da vahşi her haliyle arzulanan bir karakterse, modacıların işi de kıyafetlerinin arzulanır olması değil midir?

Catwoman- Çevik ve ataktır, üstelik şanslıdır da hep 4 ayak üstüne düşer! Tek ve eşsiz olmayı sever, güç için aşkından bile feragat edebilir, çok ilgiden bunalır, ilgisizlikten öfkelenir, ve evet nankördür. Onun rengi siyah.

Süper kızların süper kostümlerindeki aykırılık, ayrıcalık ve incelik kendini büyük çoğunlukla Couture koleksiyonlarda gösterir, kostüm özelse, couture en özelidir. JEAN PAUL GAULTIER, JOHN GALLIANO, ALEXANDER McQUEEN, NICOLAS GEHESQUIRE, THIERRY MUGLER gibi bir çok tasarımcı couture koleksiyonlarının ilhamlarını çizgi romanların bam boomlu, oops grrrr’lı sayfalarında aramıştır.

Benim kuşağımın zenginliği bana epey sorgulatan çizgi filmlerinden biri de BEVERLY HILLS TEENS‘di, hayır hayır sanmayınki bu sorgulamalarım bana “para saadet getirmiyor“, “mühim olan insanlık” sonuçlarını getirdi, benimki daha ziyade “yaw madem zenginsiniz niye hep aynı kıyafeti, aynı mayoyu giyiyosunuz beee” şeklindeydi, bunun üzerine üye oldukları klubün epey pahalı olduğuna kanaat getirmiştim, beni yenemeyeceksin klüp mantığı diye o zamandan karar vermiştim. Oysa şimdi ben de spor klübüme dökülüyorum, ondan mı acaba giyecek bir şey bulamıyoruuuuuuuuum?

Peki söyleyin bakalım siz hiç dedikodu yapmayan, yardımsever ve sevecen, hep kazanan Lark mısınız, eğer öyleyse çoooooook sıkıcısınız:) Yoksa tüm kusurlarıyla barışmış bir Bianca mı?

Lark- Zengin! Sarışın, iyi kalpli, tevazu sahibi, sempatik, ışıl ışıl ve güzel. Kutsal kitaplarda sıralanan tüm meziyetler onda! Onun rengi kırmızı

Bianca- Zengin! Alçak dağları yaratmış, hoyrat ve despot, sınıf ayrımına inanıyor, gününün çoğunu bakımına ayırıyor, kıskanç, dedikoducu:) Onun rengi koyu pembe ve mor.

Ünlü tasarımcı DIANE VON FURSTENBERG’in idolü, kahramanı, çizgi kızının WONDER WOMAN olduğunu biliyor muydunuz. Benzemiyor da değiller hani! WonderWoman gücünü nereden alıyor bilmem de DvF gücünü parmağındaki o kayadan alıyor sanırsam. O ne beeeeaaaaaa! Tek taş değil Ağrı dağı mübarek.

Wonderwoman– Biraz kaba saba, oldukça atletik ama çok güzeldir, güzelligi simsiyah dalga dalga saçları, okyanus mavisi gözleri ve kalın kaşlarından. Aşırı milliyetçi, fenafillah feministdir, 2si 1arada!. Bayrağı ne renkse onun da favori renkleri odur. Western tarzı sever:)

Doğunun mistik sırları, akıl almaz zenginliği, büyü ve sihir gücü, esmerin güzelliğini temsilen ay yüzlü, renkli gözlü, akça pakça kahramanlara inat Prenses Yasemin ortaya çıkmış, kah yakıcı bir çöl rüzgarı kah çölde vaha olmuştur. [Sonunda bu “kah..kah.. .” kalıbını da kullandım ya yuhhi:) Sırada bşr gün “bilakis” kelimesini kullanmak var:) ]

Prenses Yasemin– yüzeyde çok uysalken özünde dik kafalı ve özgürliğüne düşkün, dayatmalara gelemez! Çoooook zengindir ama bunu pek göstermez, maceraperest ve cesurdur, hayvanseverdir. Büstiyer, şalvar ve altın takılara bayılır, otantik giyinir,favori renkleri su yeşili ve mordur.

Mike Madrid “THE SUPERGIRLS” isimli kitabından çizgi kadınların tarihini ve evrimini 1940′lardan itibaren incelemiş. 40′larda havyarlı, şampanyalı bir partide çılgınca eğlenirken bir imdat çağrısı alır almaz hoppadanak bir maske bir de sembolik kostümle işe yetişir, ve esas kimlikleri nispeten eziktir; sonraları esas kimlikleriyle de aktivist ya da feminist yani kazanan olan, alt kimlikleriyle ise sadece insanların değil Cheetara gibi ormanın, Wonder Woman gibi demokrasi(!)nin imdadına da yetişen süper kızlar ortaya çıkmış.

Faye Valentine- Kült anime güzellerden Faye geçmişi biraz sorunlu, sakar, aşırı güzel, had safhada seksi, kimseyi sallamaz, vurdum duymaz. Kelle avcısı olduğundan gözünü bile kırpmaz:) Sarı onun rengi! Göbeğe güvenince böyle açarsın, dilim dilim sunarsın tabi! Crop bluzlar, tulumlar ve pencereli modeler onun favorisi.

April O’Neill- Acar muhabir, meraklı, konuşkan ve aktivist. Tulumlar ve kargo pantolonlarla her daim göreve hazır, erkekler için hayır vakti yok!

Cheetara- kesinlikle city girl değil! Koşmaya, atlamaya, zıplamaya, avlanmaya bayılır, ekstremci bir kızdır:) Fazlasıyla atletiktir ve spor yapmayan biri onun kalbini asla kazanamaz. Leopar deseni ve kürk detaylar onun favorisi:)

Betty Ross- Hem zeki hem de güzeldir, ömrü labaratuvarlarda araştırma yapmakla geçse de güzelliğinden bişi kaybetmemektedir. Bilime inanır, kanıtlar olmadan asla der, sevdi mi tam sever, koca(!) adamın yükü omuzlarındadır, çok sadıktır, ailesini karşısına alacak kadar!
Beyaz lab önlüğünün altına ne olsa giyer!

MARVEL Comics’in üst düzey yöneticilerinden olan, Captain America’nın yaratıcısı Mark Gruenwald’un eşinin bir “plus size/büyük beden” modeli olduğunu biliyor muydunuz? Gruenwald eşinin çıktığı tüm defileleri en ön sıradan elinde çizim defteriyle izlermiş. Defile sonunda da karakterleri için harika kostümler bulduğunu söylermiş:))

Şu son sezonlarda 70′lerin şık ve rahat, şehirli kadınları yeniden podyumlarda, LOIS LANE Süpermen’in sevgilisi olarak başladığı kariyerini güzelliği, azmi ve çalışkanlığıyla gazeteci LOIS LANE’e dönüştürmüş, kadınları bir erkekle tanınmak, bir erkekle var olmak kıstaslarından kurtarmıştır. Supermen bi yerden sonra artık onun Özer Uçuranıdır:).

Lois Lane- zeki, meraklı, cesur, kariyer odaklı, kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın, aynı zamanda güzeldir de ama o güzelliğiyle değil işleriyle konuşulmayı sevenlerden!
Kalem etek-ceket-gömlek; pantolon-ceket-gömlek sever.
Gri, ekru, siyah sever, arada kırmızılanır:)

Moda çizgi kahramanların ideal vücuduna en uygun platform. Sadece fizik mi? Çizgi kızların değişimleri, kimlik yaratmak için kostüm değiştirmeleri, mükemmelliği tamamlamak için kıayefete önem vermeleri modayla nasıl bağıntılı olduklarına işarettir. Ayrıca çizgi kızlar da tıpkı moda gibi metazmorfozu, değişimi, yenilenmeyi sembolize eder, kendini yeniden yaratabilmeyi, hem beden hem kılık olarak değişebilmeyi.

Betty Boop- Kocaman gözleri, kıvırcık kısa saçlarıyla Parizyen, mağrur ve eğlenceli. Hem çocuksu hem kadınsıdır. Cilve, işve ondan sorulur. Zamansız stilin kraliçesi, küçük siyah elbiseyi Audrey’den sonra en iyi taşıyan, jartiyersiz adım atmayan Boop nice erkeğin kalbini kazanmıştır, her zaman yerine göre giyinir.

Safinaz- ilk bakışta çirkin, uzun ince bir sırık ama neden bilinmez garip bir çekiciligi vardır, öyle ki nereye gitse mutlaka bir adam ona kafayı takar, o da ayrangönüllünün tekidir. Bir erkeğin adını haykırması için ille de başını belaya sokması lazım gelir:) Çizgili giyinmeyi sever, triko düşkünüdür, kırmızı, bordo ve hardal sarısı favori renkleridir.

Bubbles- Kız grubunun içinde diğerlerine nazaran daha sakin, daha duygusal hatta sulugöz olan, grubun tatlısı, sarışın olduğundan 1-0 öndesi, lolitası. Yaşayan her canlıyı seviyor, onlarla konuşuyor, tam bir çevreci! Hobisi bol, resim, paten, davul…

Eh her zaman çizgi kızlar tasarımcıları etkileyecek,ilham verecek diye bir şey yok! Bazen de tasarımcının bir bir çizgi karaktere ilham olabiliyor. THE INCREDIBLES‘ın muhteşem karakteri Edna Mode ünlü mü ünlü, yetenekli mi yetenekli, nev-i şahsına münhasır bir tasarımcıdan REI KAWAKUBO’dan ilham alınarak yaratılmış, nasıııl?

Tinkerbell- hiperaktif, içi içine sığmaz ama aşırı kıskanç! Sevimliliğiyle her istediğini yaptıran. Tinkerbell’in favorileri orman yeşili, toz mavi, lila, straplez ve mikro mini.

Belle- O, soylu kan taşımasa da bir asilzadedir, babacı kızlardandır, okumayı ve kırda yaşamayı seven, kendi halinde, fazlasıyla yardımsever, ama biraz çekingen ve utangaç, ve kusursuz güzelliktedir. Omuzları açık, bol volanlı ve kabarık giyinir, mavi ve civciv sarısı favori renkleridir.

Nancy Callahan- Güzelliğin doruklarında olsa da çocukluk marazlariı yüzünden arızalı, güven vermez, güvenmez bir kadındır. Zaten aşk onun için çocukluk aşkından ibarettir, o derece tutkun ve obsesiftir, digerlerinin hiç ama hiç şansı yoktur! Kendinden büyük erkeklerden hoşlanır. Daracık kotu ve göbeğini açıkta bırakan dar beyaz tshirtü, kovboy çizmeleriyle taşralı bir güzeldir.

Her ne kadar çizgiden değil, sünger ve elyaftan olsa da moda denince stil telaffuz edilince ondan bahsetmemek olmaz! Onu sana bana benzetmek gafletine düşecek değilim:) Çünkü…

Miss Piggy - O bir idol. O bir Marilyn Monroe-Banu Alkan kırması. Alice Cooper’la düet yapmış, Rudolf Nureyev’i çizgiden döndürmüş, Michelle Pfefifer’dan rol çalmış, Marc Jacobs’ı koluna takmış kadın! Onunla boy ölçüşmek hele hele benzemek ne haddimize :)) Büyük ihtimal biz bu satırları okurken o burnunu pudralıyor!

HADİ BAKALIM BU SAYFADA OLSUN OLMASIN SİZİN ÇİZGİ KIZINIZ KİM? SİZ KİMSİNİZ?


[Kaynak: Style, Marvel, Saban Entartainment, Disney Comics, Wikipedia, Eksi Sozluk, Mike Madrid- The Supergirls, Eric Wilson-Why Designers Are Mad About The Comics, Jeremy Estes, Met Museum Online Arhives ]

| TRENDY BLOGGER OLDUM ANNE! ÜSTELİK FRIENDLY’YİMDİR DE:)

Seh..ahh..ses kontrol…

Bir mim/ödül zincirinin daha parçası olduğumu gururla sunarım hanımlar:)) Moda blogosferinin yeni şekerlerinden Buse’nin Blogu beni TRENDY BLOGGER AWARD‘la sevindirdi:)) Kendisine çook, pek çook teşekkür ediyorum.

Bu mime göre benim de 10 bloggera bu ödülü yollamam gerekiyor, ama ben 5 tanesiyle yetineceğim, çoğu arkadaşım zaten ödüllendi içim rahat, ama bu 5li var ya bu 5li, işte onlara aslında “trendy” demek yetmez, trend yetişmez:) Umarım görsellerini kullanmamdan rahatsız olmazlar.

Her gün ne giymişler bakmaktan, giydiklerinden ilham almaktan, cesur ve özgün tarzlarından ve enn önemlisi de ekran başında “ayyyyyyyyyyy” olmamı sağlamalarından ötürü bu ödülü veriyorum! Alkış Kıyamet!

1) Kraliçemm Nil Ertürk
2) Bize güneşli günleri getiren adam Ozan Alçın Men’s Fashion
3) Benim The Bride’ım Beatrix Kido’m Fashion Kido
4) Her zaman üstündekileri istediğim Style Panda
5) Kıyafete mi baksam arka plana mı coşsam bilemediğim Deniz Baran