Günlük arşivler: Temmuz 5, 2010

| Eski Şehre Yeni Heyecan

Size bir masal(*) anlatayım diyorum, ahir zamanlarda geçen…

Osmanlı’nın ulu ve yenilmez Serdar-ı Ekremlerine hürmetinden bu ismin bahşedildiği sokağın bitişindeki çıkmazda yeni bir atölye şehre heyecan katmış! Bu atölyenin başına hem güzel hem hünerli iki peri kızı olan Gizem ve Başak Sultanlar padişah buyruğuyla geçmişler, kendilerine isim olarak da Frenk dilinden ATELIER 55’i seçmişler. Daha burası toz duman içinde bir meskenken kapıda bu numara görülmüş, uğuruna tılsımına inanılmış, bu iki peri atölyeyi bir nefeste abad etmişler.

Buyruğa göre bu atölyede dünya gözünün gördüğü her şey ama her şey satılıkmış… Avrupa illerinden gelmiş porselen fincanlar, duvarları süsleyen yağlı boya tablolar, görülmemiş güzellikte avizeler, çöl kumlarından fırınlanmış seramik aynalar, vazolar, biblolar, gravürler, kök zümrütler ve mercanlardan envai çeşit mücevherat, tavandaki avizeden yerdeki toza kadar hepsi ve daha nicesi.

Söylentiye göre burada büyücülükte usta bir ecnebi olan DAVID KOMA ile Osmanlı’nın çocuklarından Londra terzisiBORA AKSU Efendi yaşamaktaymış. Büyücü Koma’nın siyah bir kumaşı alıp fersah fersah gelecekte yaşayanlara göre elbiseler yaptığı, bu elbiseleri giyenlerin bir kaç asır geleceğe gittikleri rivayet edilmekteymiş. Bora Efendi’nin mahareti ise top top şantukları, metre metre şifonları, altın sırmaları parçalayıp bir dokunuşuyla bir araya getirmek, kadınlara muhteşem feraceler yaratmakmış. Bir sırmalı ceket yapmışki, methi ta a saraya varmış, derhal huzura çağrılmış.

Bu küçük ama ışığı gözleri kamaştıran bembeyaz atölyede bir de CHARLOTTE OLYMPIA addolunan altın renkli bir dişi örümceğin yuvalandığı rivayet edilirmiş: bu dişi örümcek yine altından ağlar örüp 8 ayağına Anadolu’da eşi benzeri olmaz pabuçlar yaparmış. 1000 küsür dirhem altın paraya denk bu sihirli pabuçlar sahibesine boy, pos, endam katmakta, beyleri büyülenmişçesine hanımına bağlamaktaymış.

Deniz sefalarında akça beyaz tenler pembeleşmesin diye el emeği göz nuru oyalarla süslenmiş uzun müslin elbise ve bluzlar pek beğenilirmiş, kadim dillerin sembollerinden yapılmış kısmet açan, bereket getiren tılsımlı KiSMET takılar öyle güzel öyle manidarmışki, nigahtan nazardan koruduğundan düğünler, doğumgünleri, kınalar için birebirmiş. SYLVIA TOLEDANO çantalar ise benzersiz mücevherleri ışıltısıyla boğmakta, içine pul koysan altın para olmaktaymış.

Bu kadar da değil, bu atölye de kuşlar, tavşanlar, uğur böcekleri bile mutlulukla yaşar, rafları, duvarları süslermiş.

Gitmek görmek, seyr eylemek isteyenler evvela sırtını devasa Galata Kulesi’ne dayamalı, sonra karşısına aldığı uzun ince Serdar-ı Ekrem sokağı boyunca solda BAHAR KORÇAN denen meleği, derici kız SİMAY BÜLBÜL’ü, sağda aşklara, hayallere ve acılara şahitlik etmiş sarı DOĞAN’ı ve GALATA ŞARKÜTERİ’nin lezzetlerini bırakıp tamı tamına 1000 adım saymalı, eski şehrin dibini bulmalıymış…İşte o vakit mis rahiyasıyla köpük köpük bir Türk kahvesi eşliğinde gelen gölge misafiri selamlar, bu büyülü atölyenin kapıları da içerdeki zenginliğe buyur edermiş.

(*) Umarım bu masal hoşunuza gitti sevgili Styleboomerler:)
ATELIER 55 bir konsept mağaza, seçilen parçalar ve tasarımcılar çok seçkin, cesur ve özgünler. Butik mağazanın en önemli özelliği içinde gördüğünüz herşeyin satılık olması, kısaca “Everything But The Girls:) Ne beğendiyseniz sizin olabilir! David Koma, Bora Aksu, Notting Hill Design, Avshalom Gur, Halston, Charlotte Olympia, Sylvia Toledano, Linda Farrow gibi isimlerin selektif parçaları, Bora Akıncıtürk’ün tabloları, Aliye Dörtler’in seramik eserleri burada; Mark Fast, Alexis Mabille gibi isimler de yakında! Bu şahane butiğin iki yaratıcısından biri olan Gizem Hanım’a neden Galata diye soruyorum, cevap : “The Old City”. Dünya moda merkezlerinin hemen hemen tamamının yönlendiği bu Old City trendiyle antik şehrin merkezinde moda, tasarım ve sanat birliktelikleri hayat buluyor, haliyle bizde de Galata yeniden doğdu! İşte o gün bu cevap bana ATELIER 55’i size benim düğün fotoğraflarımı da çeken Esra Pozan’ın fotoğrafları eşliğinde bir masal gibi anlatma isteği uyandırdı….

Fotoğraflar:Esra Pozan

| PARIS COUTURE HAFTASI | GIVENCHY – 10 Üzerinden 10 -

Geçen sezon ilk couture koleksiyonunu sunan Ricardo Tisci’li GIVENCHY’nin geçen ay artık couture defilesi yapmayacağını, couture koleksiyonlarını özel davetle sunacağını duymuştuk. Dün işte bu özel davetle yalnızca 10 parçadan oluşan(evet burada biri yok sığdıramadım:)) koleksiyon sunuldu, Tisci önden şöyle bir kıvırdı aman efendim couture’e hakettiği seçkinlik anca böyle gösterilirmiş de, alelade bir defileyle sırdanlaşmamalıymış da… Geç bunları diyor, çıkardığı birbirinden couture, birbirinden enfes 10 elbise için alkışlıyorum!

O ne işçilik, o ne özen! Duyuyoruz ki bir elbisede 1600 saat süren el işlemesi varmış!! Yalnızca altın, beyaz ve bir adet siyahtan oluşan koleksiyondaki elbiselerde kuş tüyleri, danteller, nakışlar ve el emeği göz nuru denen her şeyden var.

Yalnız bu altın varaklı odada bu özel sunum benim yine gözlerimi doldurdu, aklıma düş prensimiz McQueen’imizin varlığıyla bulunamadığı son koleksiyonunun sunuşu geldi:/

[Görseller:fashiongonerogue]

| PARIS COUTURE HAFTASI | CHRISTIAN DIOR – Papatya Gibisin Beyaz ve İnce -

Yaratıcılığından sual olunmaz moda tanrılarından John Galliano bir kaç sezondur yine evet şahane ama maalesef tekrara kaçmanın güvenli limanına sığınmış şekilde ilerliyorduki dün yepyeni bir şey yaptı: CHRISTIAN DIOR’u kocaman bir botanik bahçesine çevirdi. Olabilecek en canlı renklerle masalsı elbiselerin her biri birer çiçekti, çiçeklerin her biri birer elbiseydi, evet evet Cezayir menekşesi, sümbül, lale, orkide, antorium, lisyantus… Bunlardan biri benim olsun, arıdan kaçan namerttir!

Elbiseler çiçekten olunca geri kalan tüm detaylar da bu çiçeği tamamlamak üzerine kurulmuş: örneğin ayakkabıların topukları……, modellerin bazılarının saçarına yeşil saplar eklenmiş ve şeffaf jelatinlerle sarılmış, böylece ters duran bir çiçek buketi imajı verilmiş, kimi modellerde gördüğümüz yerçekimine meydan okuyan oval topuzlarsa formları sebebiyle bana çiçeklerin eril organlarını temsil ediyor hissi verdi:))) ya da lisede Biyoloji’de ben pek bişi öğrenmemişim!

Couture koleksiyonunu hazırlarken Galliano yine rahmetli CHRISTIAN DIOR’un dehasından faydalanmış, 1953’teki “lale” koleksiyonunu kendine referans seçmiş, ünlü fotoğrafçılar Irving Penn ve Nick Knight’ın karelerinden de yardım almış. Ayrıca renklerin doğada çiçeklerin orijinal tonlarında olabilmesi için hepsi tek tek, tonu tutana kadar kat kat el boyaması ile yapılmış. Ninem görse yaradan ne de güzel yaratmış der, bi tutuulardı:)

Eh ne diyelim, bütün kadınlar çiçektir ve çiçekler de DIOR’lanmak ister… Sizi bilmem ama ben Cezayir menekşesi, siyah orkide ve pembe laleyim:))

Kısacası PARIS Couture Haftası enfes başladı…

[Görseller:fashiongonerogue]

| KOLEKSİYON | Bir Look’ta Sonbahar Trendleri

TOPSHOP Sonbahar 2010 Lookbook’una al yeni sezon ders kitabı niyetine bak sevgili Styleboomer, yeni sezonun ana trendlerini bi güzel toplamış, mis gibi parçalar çıkarmış! Bohem ve rock karışımı bir Courtney Love, kat be kat yetmez bir kat daha üst üste giyinmeler, dev örgüler, yapayından kürkler, napalar, dizüstü çoraplar, transparan ve piliseler, tabii ki sezon bombası capeler, yırtık pırtık pencereli kostümler…

Ön planda siyah ve toprak tonlara katılmış kaygısız ve asi ruh:) Detaylarda kimse beni anlamıyor bakışı… Aksesuar olarak doğaya dönmek isteyen ruhun çektiği acıyı gece klubünde dindirişi!

[Görseller:nitrolicous]