Günlük arşivler: Temmuz 30, 2010

| KOLEKSİYON | Jean D’art by Özlem Süer

Fotoğraflar: Tolga Günay

Çarşamba akşamı pek heyecan verici bir davet üzerine Özlem Süer House’daydım. ÖZLEM SÜER dünyanın önde gelen denim kumaş üreticilerinden BOSSA ile ortak bir projesini, JEAN D’ART koleksiyonunu tanıtmak üzere bizi çağırıyordu. Eline aldığı her kumaşa epik bir hayat öpücüğü veren tasarımcı acaba “kot”la ne yapmış olabilirdi öyle merak ettimki, azıcık hasta olmama rağmen kendimi gitmekten alıkoyamadım. Zaten o ev, o ev sahibi, o ekip insana dert, tasa, hastalık unutturuyor:) Buradan teşekkür ediyorum!

“Jean” kelimesi artık neredeyse “özgürlük” kelimesine eş değer her evin her gardrobuna girmiş, herkesi bir gün olsun kurtarmış bir parça, ve koleksiyona ilham veren Jean D’Arc da 15. yüzyılda yaşamış bir özgürlük savaşçısı, ikisi ÖZLEM SÜER’in büyülü hayal gücünde bir araya gelip, katışıp JEAN D’ART oluyor, yani Jean Sanatı, özgürlük sanatı…

ÖZLEM SÜER HOUSE’un gizli bahçesinde verilen davette bizi jean renginde devasa bir makaron pasta, güleryüzlü bir ekip, beni tek tek dolaştırıp süreci anlatan, çalışkan karınca BayanMor, harika müzik ve ormanın derinliklerine karışmış, ağaçlara, dallara, sarmaşıklara dolanmış JEAN D’ART tasarımları karşılıyor.

Bu işbirliğinin nasıl gerçekleştiğinin cevabını ÖZLEM SÜER veriyor: ” Ben ve ekibim deneysel çalışmalara bayılıyoruz. Bu yenilikçi çalışmaları yaparken de işin özünden uzaklaşmamayı bir ilke ediniyoruz. Bu projede de denimi ham hali ile koruyup, aslına sadık kalarak ve sentezleyerek lüks bir tüketim parçası haline getirdik.”

Koleksiyonu incelemek üzere üst katlara çıkarken kapıda bizi “ilham sandığı” karşılıyor, koleksiyonun şurada görebileceğiniz fotoğrafları EMİR SARISAÇ’ın objektifinden, styling ELİF DİZDAROĞLU’ndan, ve bu ikiliye ilham veren yukarıdaki bir çingene çadırından ışınlanmış gibi duran sandığın içindekiler:)

Koleksiyonda bana göre en çok öne çıkan denimin “avant-garde” yorumlu. Denim jakarlanmış bile! İnanılmaz… Bunun özel dokuma teknikleri ve labaratuvar desteği ile ortaya çıktığını öğreniyorum, benim gibi birisine zaten deney densin, labaratuvar densin, deneme densin, bayılıyorum! Kıyafetler kat, volan, fermuar, özel yıkama teknikleri ile güçlü ve kot için devrimsel. Vintage efektler, 15. yüzyıl Fransası’na selam duran korseler, güçlü kol, omuz ve yaka detayları benim en beğendiğim noktalar. Korse tapılası!

Koleksiyonu inceledikten sonra ben de Özlem Hanım’a her konuk olan kişi gibi yine, evet bir kez daha ÖZLEM SÜER HOUSE’un büyüsüne kapılıyorum, en ufak zerresine kadar sanat, tasarım ve özen kokan evde öyle özel, öyle eşsiz şeyler var ki, bu blogdaki muhteşem fotoğraflara imza atan Tolga Günay fotoğraf çekmeye doyamıyor:) Yukarıda antika mobilyalar, kitaplar, kadınların kendilerini şımartmayı bildiği yılların izleri, ÖZLEM SÜER gelini olursanız sizi saç, makyaj, bakım ve gelinlik hizmetinizin sunulduğu özel gelin odasından kareler görebilirsiniz, çok daha fazla fotoğraf Styleboom Facebook‘ta!

Ben bu şıklık içinde en az şık olandım o gün, kendimi 1900lerde Paris’te hayal edip parfüm şişesiyle şımarırken çekiyor Tolga beni:) Ne giymişim ne takmışım ayrıntılar her zaman olduğu gibi Boom’Style‘da! Bir dakika sabit duramadığımdan olacak orada birlikte olduğumuz Iconjane ve Moda Cadısı ile bir fotoğrafım yok, ikisinin de kıyafetleri çook güzeldi :))

Özlem Süer’in Bossa’nın desteğiyle tasarladığı ve sınırlı sayıda ürettiği JEAN D’ART koleksiyonunu Özlem Süer’in Nişantaşı’nda yer alan atölye – mağazasında yaz boyunca
bulabileceksiniz.

| FLASHION’ NEWS | INCEPTION’DA BAŞROLDE TAKIM ELBİSELER, TAKIM ELBİSELERDE TÜRK İMZASI

Hanımlar beyler her ne kadar öyle boncuk boncuk gözlerim, yanım yanık tenim olmasa da dikkatinizi kısa bir süreliğine de olsa Leonardo’dan şu habere çekmek isterim: bugün gösterime giren ve izlediğinizde göreceksiniz filmde başrolü Leonardo Di Caprio ile paylaşan o birbirinden jilet takım elbiselerin bir Türk tekstil firmasına ait olduğunu biliyor muydunuz:)) ESQUIRE dergisinin bile Inception için ayırdığı sayfada Who the hell made those suits? diye sorduğu muhteşemlikteki takımları!

Evet! Türk deri ve tekstili Washington’dan sonra(yoo Bush’a atılan ayakkabıyı kastetmiyorum:)) şimdi de Hollywood’da:))

Şaka bir yana, filmi izlerken dikkatle bakın, kostüm karakteri konuşturan en önemli unsurlardan biri sinemada ve kumaşından kesimine, gangstasından yakuzasına bir Türk firması orada!

Eskişehir orijinli olan ve film için özel hazırlanarak dikilen takımlar, ceketler ve gömleklerin tamamı TENNESSEE ve MARCO DONATI markalarının sahibi Çetintaş Tekstil’den. Nisan 2009 yılında Los Angeles’ta düzenlenen Globaltex fuarında bir çok önemli filmin kostüm tasarımcılığını yapan Jeffrey Kurland firmanın standındaki takımları ve kumaş numunelerini çok beğeniyor ve Los Angeles-Istanbul-Eskişehir sipariş trafiği başlıyor:)

Her ne kadar burada okuyabileceğiniz Esquire röpörtajında takım elbiselerin tasarımcısı Jeffrey Kurland ben şöyleyim ben böyleyim demekten bir kez bile Türkiye’yi ya da kostümlerin orijinini telaffuz etmemiş olsa da ben Çetintaş’a “Bravvo” diyorum:)

Bravoooo! Türk pamuğunun, kumaşının, derisinin kalitesi profesyonel gözlerden kaçacak gibi değil, bu zaten kocaman bir gerçek; tasarımda da yeni, yenilikçi, farklı ve cesur olabildiğimiz, PRımızı adam gibi yapabildiğimiz gün çok güzel bir gün olacak!