Aylık arşivler: Ağustos 2010

| AYAKKABI | Sonbahar 2010 Ayakkabılarını Hatırlayalım!

IFW arası yine ayakkabı aşkım depreşti pek sevgili yüksekökçeseverler:) O zaman eğer geçen Şubat defilelerinde görüp de bağrınıza taş bastığınız yeni sezonayakkabılarını yeniden bir hatırlayalım. Favorilerimi sıraladım, ama yok Boom bu olmasın şu olsun dedikleriniz varsa seve seve kabul ederim:)

Her ne kadar açık ayakkabı içine çorap giyme işi bizi biraz rahatlatsa da botların gönlümdeki yeri ayrı! CYNTHIA ROWLEY ve CHRISTIAN DIOR botlar bu sezon favorilerim! Rowley’nin acı kahve ve lacivert bot ve çizmelerinin keskin ve kalkık burunlarını, topuklarını ve kocaman kurdelalarını çok sevdim.

CHRISTIAN DIOR’un binici temalı koleksiyonunu zaten sevdim ama itiraf edeyim esas bot ve çzimelerden gözlerimi alamadım! At binenin, Dior kuşananın! Zaten botta oldum olası düğmeler ve çatkılara bayılırım, mahmuz havası veren deri düğmeli uzantılar muhteşem.

En favorilerimden biri de BALENCIAGA’nın binbir çeşit materyalle hayat bulmuş ve bana legoları hatırlatan cici ayakkabıları, bunlardan bir çift giydikten sonra üstünüzde ne olduğunun ne önemi var! Uzun seneler unutulmayacak, literatüre geçecek cinsten pabuçlar!

PHILLIP LIM sen ne güzelsiiin, bu sezon itibariyle ayakkabılarını kendisinin tasarlayacağı haberini aldığımız Lim şimdiye kadar podyum ayakkabıları için büyücü CHRISTIAN LOUBOUTIN ile çalışıyordu, yukarıdaki şahaneler onun imzasını taşıyor! İkinci fotoğraftaki rengin güzelliğine bakınız!

Podyuma indirdiği 50′lerin ve erken 60′ların feminen silüetleriyle herkesteki nostalji aşkını yeniden depreştiren Marc Jacobs, LOUIS VUITTON için hazırladığı ayakkabılarla tam benlik! Krokodil ve saten ayakkabılarda kalın tahta topuklar ve dev fiyonklar sizi kadın kadın yürütecek:)

Ben kışın o beyaz ve kemik opak çoraplaı giyen ve sevenlerdenim evet! Bu durumda RODARTE’in bu mum topuklara sahip yamalı bohçaları andıran ayakkabıları opaklarıma cuk uyuyor:) Yetkilileri göreve çağırıyoruuuum:p

Merak ediyorum bu Ricardo Tisci’ye nazar değmiyor mu, ne yapsa nasıl da güzel oluyor, bana balık kılçıklarını anımsatan incelikteki çatkılarıyla ayağı ve bileği sımsıkı sarmış bu botları nasıl da güzel, bu yılın pantolonlarıyla nasıl da şahane olur!

CHRISTIAN SIRIANO iki sezondur beni çok heyecanlandırıyordu, ama sonbahar koleksiyonuyla pek coşmamıştım, o da biliyor olacak, gönlümü almak için bu pabuçları tasarlamış! Topuklardaki detaylar muhteşem, ayakkabı değil heykel, kapı tokmağı, antika cenneti sanki.

MIU MIU her zamanki gibi ya çiçekli ya böcekli yani sevimli bir şeyler bulup onu en alasından modernize ediyor, metal çiçek detayları, birden fazla fiyonklarıyla pabuçlar şahane ama topuklar bana uymuyor, hayır kitty topuklar belki başka bir bahara:)

FENDI’nin ayakkabı-bot-balıkçı çizmesi hibridi modellerini ben çok sevdim, özellikle morları ve hardal sarılarını, bol yağmurlara şık bir isyan, stylish bir beni yenemezsin İSKİİİİİ haykırışı!

ERDEM’in çiçekleri elbiselerinde daha güzel, yine de Nicholas Kirkwood yapacağını yapmış ve mis kokan çiçekleri asker botlarına benzer ayakkabılara yerleştirmiş.

[Görseller: style]

| IFW | Boom Ne Giymiş:)

IFW boyunca ne giydim ne giydim sordunuz, sonunda fotolarıma kavuştum, postumu yaptım:) Maalesef parti ve davetlerde ne giydiğim yok çünkü yanımda IFW’nin süper kahramanı, süper objektif Tolga Günay yok, ama 4 günü nasıl geçirdiğim burada:) Ve evet biliyorum arkadaşlarımın bloglarında yüzüm açık ama ben böyle rahatım:)

Son yani 4. gün beni sabahtan gece yarılarına kadar çok şık şekilde götüren cicim EAK by EDA AKPINAR imzalı, kendisinin ennnnn sevdiğim ebrulu koleksiyonundan bu etek ve bluz öyle güzel öyle güzel ki Face Hunter geldi etekteki detayları çekti, beni çekmeye bile tenezzül etmedi:) Ayakkabılarım Koton(ultra rahatmış bu ayakkabılar, iyi ki almışım!), portföy annemden, bileziklerim Forever New, küpelerim Aida Pekin, yüzüklerim Kismet by Milka, örgümün ucundaki tokaı ise Machka gömleğimden sökerek yaptım:)

3. gün üzerimde canım cicim ÖZGÜR MASUR tulumum var, Bebek Şenliği’ne gelin diye bas bas bağırmamız bu cicilerden sebep:) Bu sene kaçıranlar seneye erken davransın! Üçüncü gün artık direk organ nakli vasıtasıyla bir çift yeni ayağa ihtiyacım olduğunu bile bile yine de en zorlu ayakkabılarımdan birini seçtim, üstelik bu pabuçlar da benim önüme geçti, Alem’den Markafoni’ye her kamera ayakkabılarımı çekti, beni çeken olmadı! Ayakkabılarım DSquared2, çanta Nine West, kemer Polo, küpelerim Paris Texas.

2. gün için seçtiğim bu kombini daha önce Boom Style’a farklı ayakkabılarla koymuştum. 50′ler sevdama uygun bu elbiseyi Bebe ayakabılar, düğünde takılan inci takımımın küpeleri, Bahar Korçan melek broşu ve anneannemim hediyesi Goldaş bileziklerle süsledim. Çantam vintage.

İlk gün kendi işimi kendim görüyorum, fotoğraf o sebeple biraz yamuk:) Kıyafetim GÜNSELİ TÜRKAY’ın geçen koleksiyonundan, etek boyu Türk koca standardını yakalayacak şekilde uzatılmış:) Ayakkabılarım, güzel güzel modellerle beni her geçen gün hayrete düşüren Yeşil’den, çantam vintage. Küpelerim Paris Texas, yüzüklerim Kismet by Milka.

| IFW | Gamze Saraçoğlu Backstage

Fotoğraflar: Tolga Günay Fotographia

Her koleksiyonu heyecanla beklenen tasarımcılarımızdan biri de GAMZE SARAÇOĞLU, onu da backstagede yalnız bırakmadık ve parmak izlerinden esinlenmiş koleksiyonun arkasına geçtik. Geçen hafta tam da IFW hazırlıkları sırasında pek hastalanan SARAÇOĞLU sesini kaybetmişti ama neşesi, heyecanı ve güleryüzü aynen yerinde duruyordu:) Herkesin çok beğendiği koleksiyonun podyum öncesine buyrunuz…

Saçlar önce maşalandı, daha sonra açılarak vaglı bir görünüm verilecek; makyaj yne M.A.C uzmanlarının elinden: pastel farlar ve rujlar, kopkoyu siyah, uzun kuyruklu eyeliner. Hollywood glam hazır! Duygu IFW boyunca en profesyonel modellerdendi, ki onlardan pek yok:/

Bakınız GAMZE SARAÇOĞLU sağolsun 2 elbiseyi benim için ayırmış, onları orada gördüğümden beri seviyorum, podyumda gördüm iyice bayıldım! Nar çiçeği ve yağ yeşili: renkler bile Egeli:) Modeller giydiricilerini beklemekteler. Yeşil ayakkabılar modele küçük geldi, ben hemen sulandım ama maalesef 39 numaraydılar:)

Bir diğer favorim de yukarıdaki tarçın renkli elbise, nakışına, rengine, modeline, her şeyine vurgunum:) Anlaşılan geceler artık eldivenleri de aksesuar olarak görecek seneye!

Yeşil pabuçlar kutusuna geri döndü, bu arada bir kaç podyum ipucu aldık, meğer plasterle neler neler yapılıyormuş! Modeller araların çok az olduğu defileleri genelde Red Bull’la geçiştirmek durumunda kalıyor, yiyebilirlerse işte ancak önlerindeki kadarını yiyorlar. Makyaj detayını veriyorumki bu yıl kuyruklar bol bol çekilecek, bakıp pratik yapınız hanımlar:)

| IFW | Progamdan Yokoluveren(!) IMA Mezuniyet Defilesi

KOZA Genç Tasarımcılar yarışması ile ilgili yazımı okuyanlarınız IFW’ye kocaman bir hayal kırıklığı ile başladığımı hatırlarlar, hatta hafif olmasın: resmen kızgındım! Neyseki son gün IMA Mezuniyet defilesi keyfimi ve genç tasarımcılara olan inancımı bana geri kazandırdı.

Burada da bir başka kızgınlığımı haykırmak istiyorum(bana rahat yok:)): burada da bir podyum gösterimi varken ve henüz IFW bitmemişken defile takvimine neden ama neden IMA Mezuniyet defilesi konmadı? Biri bana hem bunu hem de bu defilenin görsellerinin hem geç hem eksik şekilde basın odasına ulaştırılmasını lütfen açıklasın! Bu defileyi diğerlerinden önemsiz ve sanki IFW dışında çocukların takıldığı bir eventmiş gibi hissettiren bu tutumun sebebi nedir?

Koza yarışması finalistleri güya yarışmanın sponsoru olan basın kuruluşunun verdiği after party’ye çağrılmıyor, IMA mezuniyet defilesi takvimde yer almıyor, neler oluyor? Motivasyon denen şeyden haberiniz yok mu, huu huuu?

Haliyle programdan habersiz olan kesime “aman bana ne IMA’dan” diyen kesimi ekleyince bize boş ve belki de ilk kez oldukça serin bir çadır düştü! Defilede izleyeceğim parçaları aslında daha önce fuarı gezerken yakından incelemiştim, bir kez daha kıyafetlerin askıda ve birinin üzerinde ne kadar da fark ettiğini gördüm.

Benim favori 3 ismim TUÇE BAYAR, İLKER BÜYÜKKURT ve ÖZLEM YAZAN oldu. Bayar’ın ayakkabıları kıyafetlerinin önüne geçti diyebilirim, çok farklıydılar, ipleri uygulayarak yarattığı tasarımları çok sevdim.

Hemen oradan, fuardaki askıdan alıp hop diye giymek istediklerim ÖZLEM YAZAN’dan geldi, bence onda bir Phoebe freshliği var, renklerini ve hafifliğini sevdim.

İLKER BÜYÜKKURT büyük paneller ve futurustik çizgiler kullanmış, tasarımlarını çok beğendim, ama bence terziliğin bu tasarımları taşıyacak ustalıkta olması şart, tabii bu bir mezuniyet koleksiyonu ve kaldırır ama bundan sonrası için kaldırmaz.

DİDEM YAĞÇI da grafik desenleri konuşturduğu tasarımlarıyla dikkat çekici ve renkliydi. Diğer isimlerde beni çok heyecanlandıran şeyler olmadı, artık katlardan ve drapelerden hazırlanmış, tonlarca kumaşlar kullanılmış çizgilerden sıkıldım belki de.

| IFW | Arzu Kaprol

ARZU KAPROL gerçekten muhteşem olan koleksiyonundan çok yarattığı izdihamla hatırlanacak sanıyorum. Müthiş bir isim kötü organizasyon; hadsiz, saygısız, seviyesiz ve “iletişim”siz bir halkla ilişkiler; kaba saba, kendisini mekan kapısında sanan, davetli kişiyi bırakın itmeyi dokunması bile skandal olan güvenlik sonucu podyumunda ıslık da duydu, yuh da duydu, protesto alkışı da duydu, yazık! Sanıyorum Halkla İlişkiler bölümlerinde ders niyetine okutulsa 4 senelik içeriğe bedel bir eğitim olurdu o gece yaşananlar.

ARZU KAPROL’un nasıl yaratıcı olduğunu bilmesem ve gözü kara hayran olmasam kimbilir bu satırlarda koleksiyonu bir kenara koyup organizasyon hakkında neler yazıyor olurdum… Neyse geçelim koleksiyona: tabii ki mükemmeldi! Siyahlarla başlayan defilede Kaprol’de daha önce alışkın olmadığımız kadar ışıltı vardı, kristaller, pullar ve aynalarla şifonların üzerinde katman katman işlenmiş pırıltılar keskin ve futuristik kesimlere yumuşaklık ve kadınsılık katmıştı. Tuğçe Kazaz açılışta bir kez daha farkını ortaya koydu!

Payetle, kristalle ışıltı vermek tamam da çivilerle bunu başarmak nasıl bir harikalık! Yukarıdaki beyaz elbise çivi detaylarıyla beni yerime “mıh”ladı:p

Bu enfes giden koleksiyonda maalesef beni üzen bir iki parça vardı, biri yukarıda ortadaki elbise, Ricardo Tisci’nin GIVENCY’nin son couture defilesi için yaptığı ve insan iskeletinden esinlendiği parçalara çok benzediği su götürmez. Son çıkan 3D tasarım da sanki Arzu Kaprol mutlaka üç boyut koymalıymış der gibi zorlama ve fazlasıyla Viktor&Rolf’du.

| IFW | Özgür Masur

ÖZGÜR MASUR denince birçoğumuz için akan sular duruyor, daha doğrusu kafa duruyor yerine hayaller başlıyor, bir davetteyiz, üstümüzde ciciler, çok güzeliz, herkes bize bakıyor:) Son koleksiyonuyla MASUR hayal kurmaya devam edin diyor:) Yer yer çok dişi, yer yer bebeksi tasarımlara troklu transparan ya da deri eldivenlerle kontrast katılmış. Tasarımlardaki katman katman ya da birbiri içine geçen kumaşlar bana kadının her tabakasında ayrı bir kadın olduğunu ifade etti.

En sevdiğim kısımla başlayayım, öyle pek fiyonk hayranı olmayan ben önce Prabal Gurung sonra da Masur’un yukarıdaki elbiseleriyle fiyonksever oldum itiraf ediyorum! Koleksiyonun geneline hakim olan krem, şeftali, pudra tonlarında fiyonklu couture elbiseler kadınsı ve iddialı.

Yukarıda gördüğünüz tasarımlarda drape olduğunu düşünüyorsunuz oys abu bir ilüzyon, drape hissi veren bu dijital baskı koleksiyonun en değişik fikriydi, son kısımı oluşturan bu parçalarda siyah, füme ve fuşya aslında çok da basic modellerde kullanılmış, gerisi desenin ilüzyonuna bırakılmış.

Artık drapelerden çok sıkılsam da özellikle yukarıdaki etek bende hayranlık uyandırdı, o gömlekle bence çok Grace Kelly çok! Kuyruklar bol katlı ve hacimli. Drapeli bu tasarımlar defilenin birinci bölümünü oluşturuyordu.

Koleksiyonun en hacimli ve bizim oturduğumuz sıra boyunca tüm bayanların ağzını sulandıran kısmı ise ikinci kısımdaki volanlı ve kabarık elbiselerdi, hazır eski zamanlara dönüş yaşıyorken böyle bir romansa kapılıp gitmek isteyenler bu elbiselere koşun!

Bu defilede konuklara kulak misafiri oldum da Masur nasıl bir başarıya imza atmış, gönüllerde nasıl da taht kurmuş, herkes ama herkes onu sanki ailesindenmiş gibi seviyor, her yaptığı beğeniliyor, heyecanı sanki herkesin hepimizin heyecanı:))

| IFW | Mehtap Elaidi

Neşeli ve renkli tasarımlarına alışkın olduğumuz MEHTAP ELAİDİ İlkbahar 2010 koleksiyonunda kendisini sevenleri hayal kırıklığına uğratmadı:)”Keyifli” olarak tanımladığım koleksiyonda siyah-beyaz ve giriye yumuşak pembeler, pudralar, fuşya, saks mavisi ve nar çiçeği tonlar eşlik ediyordu.

Piliseler ve yarasa kollarla geçmişe göndermeler yapan elbiseler, harem pantolonlar, pencereli miniler ve bol kesimli loose elbiseler koleksiyonun en güzel parçalarını oluşturuyordu. Ben en çok bir elbisede omurilik hissi veren uzun fermuar detayı ve kesik paçalı pantolonu beğedim!

Koleksiyonun kampanya yüzü olan BURCU ESMERSOY kapanışı ayakta alkışlayarak ultra abartı bir hareket yaparak parayı verenin düdüğü nasıl çaldığına güzide bir örnek oluşturdu, Karl Lagerfeld’i ayakta alkışlamayan Vanessa Paradis utansın:p