Günlük arşivler: Ağustos 2, 2010

| KISA BİR ARA | Tatildeyimmmm

Pek sevgili Styleboomerlar ben bu hafta yokum, yine de fırsat buldukça size post hazırlamaya çalışacağım:) Her ne kadar yurtdışında bir tatil planladıysak da Türk vatandaşı olmak bazı sürprizler yaratabiliyor, o sebeple güneşi, denizi, huzuru, dinlenceyi ve keşfi daha tanıdık topraklarda aramaya gidiyoruz. Beni özleyin hanımlaaaaar:))

Twitter‘dan maceraya devam….

| Ben Tatile Tatil Demem Bavulu Üçten Fazla Olmayınca

…o sebeple ister 3 gün kalayım ister 13 gün bavul sayımı az tutmam, maksat tatilim aylar sürmeyecek olsa bile şanım sürsün:)

Her tatilde olduğu gibi bu tatil bavulu hazırlığına dakategorik listemle başladım, yine de eminim bi şey unuttum, siz bu satırları okurken ben büyük ihtimal bu sebepten ya

a)onsuz nasıl tatil yaparım beeeaa diye homurdanıyorumdur

b)kocacıma ait bir şeyse sevimliliğimin zirvesinde coşarken bir yandan durum ortaya çıkınca nasıl yırtabilirimin stratejisini yapıyorumdur

Tatil moduna daha da güzelinden girebilmek için her şeyden ama herşeyden önce plaj tayfasının bir kısmını hazırola alıyorum! Sağ baştan sayarsan pareo niyetine şifon bluz Koton, o beachin en güzel kızı olacak olan canım şapkam Life in Mono by Yael Morel, bikini Zeki Triko, plaj havlu Benetton. Bu sezon plajda pareolar yerine böyle bol uzun bluzlar, güzel şapkalar ve saç bantları, ve tabii ki puantiye pek moda:)

Kocacım da ennn az benim kadar kokoş olsa da inkar yolunu seçer ve hep 3 parçayla başlar, ama sonunda o da bavula sığmaz bir hal alır, sadece bunu kendine itiraf edemiyor o kadar:)) Tatil münasebetiyle benim el koymuş olduğum fedora şapka ellerimden uçup gitti peh!

Ben de cicilerimi seçmeye başlıyorum, her cicimin ayakkabısı, çantası ve akseauarlarını aynı anda hazırlıyorumkiiiiiiiiiii sonradan “eyvahlar olsun bu küpe olmadan bu elbise bir hiç” diye haykırarak tatil tatil giyecek hiç bir şeyim yok moduna girmeyeyim! Çok planlı hatunum vesselam, bavul sayımdan söylenenler utansın!

Aslında tüm suç bu kozmetiklerde, çok yer kaplıyorlar, ama onlarsız da olmuyor… Suçluyu bulmanın verdiği rahatlıkla “ne yani bakımsız mu gezelim aaaa” diye omuz silkmenin provalarını da yaptıktan ve dozunda inandırıcılığı sağladıktan sonra elzem şeylerle devam ediyoruz: AYAKKABILAR! Eheheh ilaçlar diyeceğim sandınız di mi:)) Tabii her an her koşulda hastalıkların en bedbahtına, ateşlerin en 39una yakalandığını, tıbbın kanıtayamadığı sinüzidinin tuttuğunu iddia edebilen bir sevdiceğiniz varsa ilaçlar ayakkabılardan sonraki en mühim kalem!

Aksesuarları da seçip yerleştirdikten sonrası için gördüğünüz üzere fotoğraf yok, neden? Çünkü burada içeriden yükselen homurtuların da ivmelenmesiyle biraz abartmış olabileceğimi kabul ederk çanta sayısında azalmaya gitmekle uğraşıyor, paniklerden arızalara sürükleniyorum, fotoğraf çekecek halim yok hanımlar: benden bavul sayımın düşürülmesi bekleniyoooor!

Daha yarım bile sığmamışken, üstelik hava bozabilir, yağmur yağabilir, yanardağ patlayabilir gibi sebeplerden yanıma almam gereken acil durum ihtiyaçları duruyorken yapılır mı bu Boom’a:/

Zor da olsa bu mini bavula sığdım sanmayın, şu an yoldayız, ne yaptım ettim alacağım her şeyi aldım:)) Gerekirse Türkan Şoray’ın Aytaç Arman’la oynadığı 1973 yapımı “Yalancı” filmindeki gibi içine gazete/mecmua tıkarım yine de bavul fazlasından ödün vermem:))