Günlük arşivler: Ağustos 27, 2010

| IFW | Zeynep Tosun

Karma defilede ikinci sırada çıkan ZEYNEP TOSUN geçen yılki gibi bu yıl da enfesti, kendisini tamamen yenilemiş, başkalaşmış, tekrar etmeyen bir koleksiyonla Karma grubunun konuşulmaya değer tek ismi olduğunu düşünüyorum, o yüzden ilk onunla başlayalım…

İlk parça siyah şifon önünde kocaman bir kalbe benzeyen penceresi olan transparan bir elbiseydi, bir çok parçada olduğu gibi hotpants ve sutyen ikilisini tamamlayan bir elbise.

Peşi sıra gelen sarı ve pudralar koleksiyonun ana fikrini anlatıyordu: vintage etki… Aşağıdaki favorilerimden biri. Boylu boyunca uzanan düğmeler, piliseler, kapalı yakayla kontrast gövdede, kollarda, omuzlarda yer alan pencereler, aynı tonlu işlenmiş nakışlarla sandık kokusu buram buramdı. Ve ben bayıldım!

Renk skalasını da çok beğendim, yumuşak pastellere parlak kırmızı, civciv sarısı ve enerjik maviler katılmıştı. Kol ve paçalarda umulmadık cut-outlar eskiye verilen yeni, modern yorumlardı.

Sarı kısa cekete de sarı pelerine de vurgunum hanımlar, hemen benim olsalar, ben de mavilerle giysem:)

Pilise gibi eskinin güzelliklerden biri olan geniş paçalar da bol bol kullanılmıştı, ince kemerler ve karamel tonlar kırmızı ve sarıyla nasıl da güzel!..

Sanki Edie Sedgwick geldi bu mavi mini elbisenin içinde, göğsündeki nakışlar ve kalçadaki pencerelerle konzervatif-teşhir zıtlığı…

| IFW | Bora Aksu

İstanbul’da ilk defile …

BORA AKSU İstanbul’da özlediklerinden esinlenerek hazırladığı IFW’ye özel koleksiyonunda bizi yumuşacık bir müzkle karşıladı, porselen modeller yumuşak pastellerle podyuma çıktı.

İstanbul’un 80 yıllık Kelebek korse mağazasına atıflar bu parçalarla başladı, bir kaç sezondur çok çok moda olan “lingerie as outerwear” dediğimiz korse, sutyen, çorap askısı, jartiyer gibi iç çamaşırı parçalarının dış giyim şeklinde kullanımı, parçaların daha kaotik, parçadan bütüne giden halleriyle karşımızdaydı. Saten büstiyerler, çatkı ve kancalar… Yukarıdaki çoraplar çok güzel değil mi?!

Bora Aksu artık imzası haline gelen birbirine asimetrik olarak başlanmış, drapelerle hacim katılmış tasarımlarıyla detaylarda daha iyi anlaşılabilecek hoşluklara imza atmış. Bakınız aşağıdaki elbise favorilerimden biri:) Ve tabii ki pabuçlaaaar!

Yukarıdaki fotoğraftakini baştan ayağa istiyorum, yakasız gömlek ve cepkene benzeyen pelerinle sufi görünüm yine jakarlı bir harem pantolonla kombinlenmiş, korse izlenimi veren kalım kemer ve ayakkabılar muhteşem!

Yavaş yavaş tarçın ve bakır tonlarına geçerek koleksiyonun diğer bir teması olan İstanbul’un ışığına gönderme yapılmış, krem, fildişi, pembe ve altınla başlayan yumuşak İstanbul sabahı ve öğleni bakır, kızıl ve tarçın parçalarla gün batımını anlatırken daha modern, daha kararlı ve kendine güvenli hallere dönüşmüş. Bu kısımda BORA AKSU’nun jakarlı ve hacimli lale etekleri, kalın korsetler, şifon gömlekler ve gömlekleri süsleyen fiyonk kurdeleler tamamlamış.

Ve gece hem sert hem de katman katman gelir, altında hep başka bir şeyler saklar, şifonların altında, ucunda, ortasında kroşe parçalara katılan küçük der detaylar karmaşık, yer yer paramparça ama birbirinden ayıramayacağın bir geceyi anlatmış. Örgü ipler, deri parçalar…

Romanstan gotiğe doğru materyallerin birbirine katışarak kullanıldığı koleksiyonu ben çok ama çok beğendim, zaten Bora Aksu sevilmez miiii fakat baştaki lingerie vurgulu parçalar bazı bazı MARC JACOBS’ın İlkbahar 2010 koleksiyonunu anımsatttı bana , tabii çoğunda Aksu’nun karakteristiği daha belirgindi. Aynı şekilde ösiyaha geçişle bir kaç parçada özellikle ayakkabılarla bu kez RODARTE İlkbahar 2010 aklıma geldi.