Günlük arşivler: Ekim 6, 2010

| ONLAR ERMİŞ MURADINA, STYLEBOOMERLAR ÇIKSIN KEREVETİNE:)

Fotoğraflar: Esra POZAN

Onca soru ve maillerinizden sonra tozlu albümlerden düğün postunu çıkarmayı başardım:) 2 yıl 3 ay geçti ve öyle size tüyo verecek şeyler de çok hatırlamıyorum hanımlar, sadece düşündükçe gülümsüyorum… Zaten düğün hazırlıkları boyunca Ankara-İstanbul arası, İstanbul kısmında da Anadolu-Avrupa yakası arası sefalet çektiğimden hiç bir tüyo beni kurtarmamıştı:) Herşeye rağmen düğün hazırlığı dönemi çook güzel, bir o kadar heyecanlı, tatlı telaşlı, kalbin ayrı miden ayrı sancılı nadir dönemlerden biri, en iyisi her yönüyle tadını çıkarmak, anı köşesini doldurmak:) Akademik çalışma zaten doğamda olduğumndan her şeyi planlı, programlı ve eksiksiz halletmiştim, peki gerek var mı? Hayır yok, canınıza yazık, her şey önünde sonunda halloluyor zaten:)

Hadi şimdi sizi muhteşem düğün fotoğraflarının mimarı Esra Pozan’dan karelerle düğün günüme götüreyim(ki yukarıdaki ödüllü bir karedir:)), umarım yüzler için fotoğraflarına yaptığım korkunç müdahaleleri ya görmez ya da görecek olursa beni affeder Esra’cığım:) Allah nazarlardan korusun, herkese gönlüne göre versin, hepimiz çook ama çok mutlu olalım diliyorum:)

Gelinliğim Pronovias, kocacığımla öyle alelade, plansız programsız bir günde lap diye içeri dalıp hop diye giydiğim ve o anda müstekbelin kafası üzerinde uçan kalpleri gördüğüm için direk evet benim gelinliğim bu dediğim bir gelinlikti. Yine de bu beni durdurmadı:p Takip eden haftalarda tüm gelinlikçileri annem, kayınvalidem, ananem; daha da sonra ben, müs, annem, kayınvalidem, teyzem, kardeşim, görümcem; sonraaaa ben, kardeşim, teyzem gibi 8′in n’li kombinasyonlarıyla delice gelinlik giydim ve baktım: üstelik kafamdaki gelinlik net olmasına rağmen:) En son benim pek sevgili canciğer 3 kız arkadaşımla son turumu yapıp ilk beğendiğim gelinliği aldım:) Yine de naçizane tavsiyem Pronovias butikleri içinde gelinlik için İstinye Park’takine değil cadde ya da Nişantaşı’ndakine gidin, İstinye Park butik olmuş artık, geline laf olsun diye konuşulmayacağını ya da tutulamayacak sözler verilmemesi gerektiğini bilmiyorlar, gelin bu geliiiin! Hayatında ilk oluyor:)

Gelinlik tamamdı ama benim için duvak en az onun kadar mühimdi, eskiden beri feci duvak takıntım vardır, ilk iş gelinliğe değil hep duvağa bakarım düğünlerde. Bu obsesyonumu anladıklarından mıdır nedir seçtiğim duvağa gelinlik kadar fiyat biçtiler, kös kös çıktım… “yok artık!” demedim ama herkes öyle dedi napiim:/ İspanya’daki tüm eşe dosta haber salındı bu duvak bulunsun bana getirilsin diye, acaba başka terzide mi yaptırsak dedik ama sakın haa, renk tutmama olasılığı çook çok yüksek. Neyse öyle böyle derken duvağıma da kavuştum kayınvalideciğim sayesinde ve ben duvağın yüzü kapalı olanlarını seviyorum:)

En az fotoğrafçım kadar mükemmel bir diğer kişi de makyajımı yapan canım cicim Sevilay Acıbucu Hanım’dı, kendisinden başka kimsenin eli yüzüme değmemiştir yıllardır. Çok ama çok nadiren yaptığı bir şeyi yaptı ve taa Ankara’dan o gün için kalktı geldi, makyajımı o yaptı tabii ki, kendisinin gelin makyajı çok özeldir, hiç müdahele istemez ve gelin makyajı esasen tam 1 hafta sürer çünkü düğün öncesi 1 hafta cildi o güne hazırlayacak özel serumlar ve bakımlar uygular, böylece o tonlarca makyaja rağmen yüz 24 saat ışıl ışıl kalır, yüz yorulup düşmez:)

Bir Ankara’lı olarak İstanbul trafiğiin “t”si beni dehşete gark ettiğinden ben her şeyin düğün mekanında olmasını istedim, yoksa şimdi düşünüyorum da kuaföre giderken ayrı fotoğrafa giderken ayrı trafik çekseymişim bana bir değil bin Pasiflora şişesi yetişmezdi! O sebeple saç, makyaj, giydirme, foto çekimi hepsi bir yerde yaptık.

Upuzuuuun kuyruklu bir gelinlik hayalindeyseniz dikkat hanımlar: o kuyruk eğer benim gibi oynamaya pek meraklı bir gelinseniz size hem hüzün veriyor hem zorluk çıkarıyor. Ayaklar altında kalırken cart curt yırtılma sesleriyle kalbiniz paramparça oluyor! Atmıııış..yetmiiiiş…diye oynayayım derken sekseni zor buluyorsun öyle ağır:) Hiç gelinlikçilerin ay bir agraf var hop takıyoruz kuryuğu buraya ta taaa dediğine bakmayın, kuyruk ağırsa agraf magraf tutmuyor çoğunlukla !

Düğün için seçtiğiniz mekan büyükse siz siz olun birilerini ayarlayın ki size çıkış müziğinin çaldığını haber versin, yoksa öyle kendi kendinize bekle allah bekle:p Bir de yazık kardeşleriniz değil de bir başkası olsun bu kişi, zaten düğünün tüm yükü can kardeşlerin üzerinde,:kızkardeşlerimiz o gün Kurtuluş Savaşı’nda kağnıları çeken Anadolu kadınından farksızdı, hiç mi yorulunmaz, her şeye mi yetişilir be kardeşim:)

Daha önce de bahsettiğim gibi nikah şekerimizi ben yaptım, önce bize özel bir logo tasarladık, menülerde, davetiyede, isim kartlarında hep bu logo vardı. Kristalimizi gidip Kapalıçarşı’da toptancısından aldık, hatta işin pazarlık kısmında adamı o kadar güldürdük ki bizi sağolsun pek sevdi:) Kristalin üzerine logomuzu bastırabilmek için çok uğraştı, şekerleri, tülleri, ve organza kurdele ile somon yaprak kurdeleyi ben Tahtakale’den aldım sonra ver elini silikon tabancası:p Anneler ve kızkardeşler de tabii yardım etti:) Düğünümden sonra pek çok arkadaşıma da nikah şekerleri yaptım:))

Davetiyede mühür olsun çok istemiştik, mührü de kocacığım Taksim’den buldu vee parmacıklar yana yana o iş ona kaldı:) Her ne kadar organizasyon şirketine verip tümm bu işlerden bir çırpıda kurtulunabilse de ben hem bu tür şeyleri kendim yapmayı çok severim hem de kontrolü yitirmeyi hiç sevmem; benimle ilgili her hangi bir şeyin benim dışımda gelişmesi hoşuma gitmiyor. O sebeple organizasyon şirketine düşündüğüm renkleri bile Pantone kataloğundan numaralarıyla söylemiştim, somon şu şu numara olacak, krem şu şu numara olacak diye:) Psikopat Boom:p

Nikah şekerlerinin yanında bir de dondurmayı çok sevdiğimi herkes bildiğinden konfeti külahları hazırladım:) Gerçek dondurma külahlarını yine toptancısından aldım, mini boyları seçtim, içlerine taç yapraklar ve pirinç koyup tül ve kurdelelerle sardık anneciğimle:) Görüldüğü gibi ana renklerim somon pembe ve inci beyazı:)

Şakayık yani erengül ve ortanca benim kır çiçekleriyle birlikte ennn sevdiğim çiçekler. Şubat-Mart olsa kesin erengül kullanırdım buketimde, yaz gelini olduğum için ortanca seçtim:) Büyük, kocaman buketlerle pek aram yoktur hep minik top gibi ve sade bir buket istedim. Buketim somon, çok uçuk lila ve beyaz ortancalar ve lisyantüsle yapıldı. Üstelik gelin çiçeği fırlatma işi de bu mini top sayesinde çok rahat oldu:)

Saç çiçeğimi Ankara’da bu işin duayeninden aldım, Filiz Hanım Fransa’da Phillys olarak biliniyor ve Prenses Diana’ya bile saç çiçeği yapmış inanılmaz yaşlı bir kadın ama yanında 2 kişi yetiştirmiş, çok çook güzel gelin saç aksesuarları var kendisinde.

Ayakkabıma gelince inanamayacaksınız ama E-bay’den sadece 10 dolara aldım, araştırma yaparken çok beğendim aman dedim olmazsa canım yanmaz alt tarafı 20 liraya denk geliyor, olmadı hediye veririm dedim. Fakat pabuçlar geldi, ayağıma cuk oldu ve o yüksek topuklara rağmen böyle bir rahatlık yok! Spor pabuçlar almış, arkadaşlarımla üstlerine pullarla Just Married yazmıştık yorulursam değişirim diye hiç ona gerek kalmadı, gece boyu ayağımdaydı:)

Benden bekleneni yapmayı her zaman sevmem, mesela uzun, tüylü, gösterişli bir kalemle imza atmadım:)


Sevilay Acıbucu beni baştan yaratıyor:p


Bu “BB” kol düğmeleri eşime ilk hediyemdi:) Veee düğünün en önemli sorunsalı: bağlama papyon! Kullanma talimatıyla Thomas Pink’ten:)

Nikaha şurada ne kalmış ama gelin hala oturma planıyla meşgul. Düğünlerin kabusu, kaçınılmaz zarureti “oturma planı” hanımlar, ne kadar sabahlarsan sabahla illa birileri ya yerinden memnun olmayacak, ya gördüğü birilerinin yanına oturacak, ya LCV yaptırmayacak ya da yaptırsa bile gelmeyecek emin olun:)

Geline son anda her tür vitamin(somun ekmek dahil) zorla yedirilirken:) Veee milyon tane düğme iliklenir, ama ne olursa olsun gelinlik sırtında bu dizi dizi düğme olayına bayılıyıorum!

Kraliçem, sultanım, biriciğim ANANECİĞİMMM…Kardeşler ve kardeş gibiler… Tabii ki düğün geleneği, bekarlar pabucun altına itinayla yazılır

Müdahil gelin:) Onu oraya değil şuraya, bunu buraya değil oraya koymamız gerekiyooor:) Düğün öncesi insanüstü çalışan Boom 44 kiloya düştüğünden tarlatan bir milyonuncu çengelli iğneyle kızkardeş tarafından sıkıştırılıyor. Bir ufak tüyo, mutlaka ama mutlaka yeden takı keseniz olsun, örneğim benim ilk kesem cart diye yırtıldı daha ilk masada, amca bileziği koluma değil keseye sokmak için biraz sert müdahelede bulununca:p

Çiçeklerimin bu halini iyi ki düğünden sonra gördüm! Böhhüüü yerlerde:/

Canlı müzik sonrası DJ performansı BiBuçuk’tan Tansu’ya emanet etmek düğünün ennn doğru işlerinden biriydi. En son 70′i geçmiş halalar bile pistte dans etmekteydi:) Bence bir düğünü güzel yapan gelinle damadın enerjisi ve davetlileri oraya bağlayabilmek, bunun da en iyi yolu süper müzik ve güzel yemek, ee aç ayı oynamaz. Müzik yüzünden ölüp giden nice düğünler gördüm ya da misal bir düğüne gittik süper şık, ama menü safi deniz ürünleri itakozlar kalamarlar nereseyse tatlı bile okyanustan, ay iyi hoş sırf da öyle yenmiyor, üstümde koca tuvaletle düğünden kendimi dar atıp köfte ekmekçiye dalmıştım haha:)) A-a bu arada orada hala oturma planı çalışılıyor!

Girişte entelijans yaptık:p Keman flüt trio konukları karşıladı. Veee biz imzaları atarken karşımızdaki manzara:) Ay foto sırasını artık karıştırmışım kusura bakmayın hihi:) Siz siz olun evet der demez ilk iş hemen aile fotosu çektirin bir kaç tane, sonra bir anneyi bulurken d,ğer,n,, br babayı yakalamışken berikini bulmak çok zor, çünkü davetlilerle ilgileniyor oluyorlar

Arkadaşım olduğu için söylemiyorum ama Türkiye’nin ennnnn iyi ennn iyi caz vokali Ayça Dönmez(onu belki Can Atilla’ın Sultanlar Aşkına ve Aşk-ı Hürrem’inden tanırsınız, çünkü tanınmayı pek sevmiyor:)) bizim için söyledi:))
O sesin üstüne benim damada Shoop Shoop Song söylemem gecenin fiyaskosuydu!
Benim çılgın çetem, gözyaşlarıyla arkamda bıraktığım kalbimin karıncık ve kulakçıkları canım arkadaşlarımın hazırladığı kart, düğünün ennn güzel hediyesi:) Bir de öğrencilerimden gelen dev not:) Böhhüüüü:/


Günün kahramanları…
Kardeş Boom… Müstakbel kardeş Boom:)… Esra Pozan…Reha Kale…Mr DJ Tansu Çağlayan