Aylık arşivler: Kasım 2010

| CHARLIE’NİN MELEKLERİ: New Year’s Attack At İPEKYOL!

Tabii ki Styleboomerlar yaklaşan yeni yılı hediyelerle karşılamaya layık! Sürprizlerden anında haberdar olmak için Styleboom’u Twitter ve Facebook‘tan takip etmeyi unutmayın:)
İPEKYOL‘un birbirinden güzel tasarımlardan oluşan koleksiyonunu CHARLIE’NİN MELEKLERİ olup sizin için ele geçirdik! Yeni sezon trendlerini raporladık! Vee içinizden bir meleğe 150 TL’lik hediye çeki kazandırmak için görev aldık. Nasıl mı? Hikayenin sonunda:)



150 TL’lik İpekyol Hediye Çeki kazanma şansı için yapmanız gereken çok basit:

  • hemen buraya Facebook hesabınızdaki isminizi yorum olarak bırakıyorsunuz
  • daha sonra bu isimle İPEKYOL Facebook Fan** sayfasını tıklayarak “Beğen”iyor/”Like”lıyorsunuz
  • İPEKYOL fanı olduktan sonra şanslı Styleboomer(yani bu blogun izleyicilerinden biri) 5 ARALIK PAZAR geceyarısı Random.org tarafından belirlenecek:)


**Dikkat edin İpekyol Look profiline değil İPEKYOL Fan İpekyol Fan sayfasına üye olmalısınız!
Fotoğraflar: Tolga Günay Fotographia
Modeller: Deniz Eslek – İdilÖ.

| MODA SANATI | Küçük Prens – Le Petit Prince-

“… büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı birşey oluyor doğrusu…”

Jean-Charles de Castelbajac

“Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: “Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu.”

“Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinde sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar.”

“Altı yaşımdayken, bir gün “Yaşanmış Olaylar” adlı bir kitapta çok etkileyici bir resim gördüm: Balta girmemiş ormanlarda bir boa yılanının bir hayvanı nasıl yuttuğunu gösteriyordu. Kitapta şöyle deniyordu: “Boa yılanları avlarını olduğu gibi, hiç çiğnemeden yutarlar. Sonra da kımıldayamaz hale gelirler, yediklerini sindirmek için altı ay süreyle uyurlar.” O zamanlar, büyük balta girmemiş ormanlarda olup bitenler üstüne çok kafa yordum. Sonra da renkli kalemlere sarılarak, hayatımın ilk resmini çizmeyi başardım.”

Bu şaheserimi büyüklere gösterdim, korkmuyor musunuz, diye sordum.
- Niye korkalım? Şapkadan korkulmaz ki! dediler.
Oysa ben şapka çizmemiştim, yuttuğu fili sindiren bir boa yılanı çizmiştim. Baktım ki büyükler resmimi anlamıyor, boa yılanının içini çizeyim de anlasınlar bari dedim.
Büyükler öyledir işte, anlatmazsan, anlamaz onlar.

Hande Bilten

“bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..”

Jean-Charles de Castelbajac

“Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Jean-Charles de Castelbajac

“..güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o..”

Stouff-Caseete Butik
“Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur.Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!”

Evcilleşmenin ne demek olduğunu soran küçük prens’e “bağlanmaktır” cevabını verdi tilki.

“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.

“çok sabırlı olman gerekiyor. önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. sözcükler yanlış anlamalara neden olurlar. ama her gün, biraz daha yakına gelebilirsin.”

ertesi gün küçük prens yine geldi. “her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim.

“unutma, dedi tilki, gülün için harcadığın zamandır gülünü bu kadar önemli yapan. – gülüm için harcadiğim zaman… dedi küçük prens, hatirlamak için…”

Alıntılar: Küçük Prens- Antoine de Saint-Exupery

| Hikayenin Sonu | PUMA Creative Factory Tasarımımız

Dün final gecesinde sonunda birinci belli oldu ve Creative Factory yarışmasının kazananı Serkan Şedele ve ekibi oldu. Tebrikler:)

Yukarıda ise Puma Puma Boom’un şahane pabucumuzu görüyorsunuz, parti fotoğraflarını ve diğer ayakkabılarımızı da daha sonra eklemeye çalışacağım… Buradan bir kez daha Nil Ertürk, Koray Caner, Billur Saatçi, Twitdayı, Yael Morel, Nur Teker, Bahar Aksel, Deniz Eslek, Onur Yüksel‘e bu rengarenk ekibin renklerinden biri oldukları için teşekkürler:)

Veeee tüm bu süreçte bloglarınızla, mesajlarınızla, maillerinizle, twitlerinizle bize inanılmaz destek olduğunuz için çoook ama çok teşekkürler, en sevdiğim şey- yani paylaşmak – sizlerle olunca daha da güzel sevgili Styleboomerlar. I LOVE YOU ALL!

Yeni hikayeler paylaşmak üzere bu hikaye burada bitti:)

| PUMA Creative Factory | May The Force Be With Us!

Evet toplantılar, planlar, taslaklar, atölyeler, üretildi üretilecek, Türkiye’ye ulaştı ulaşıyor derken sonunda PUMA Creative Factory ayakkabı tasarım yarışmasında son güne geldik:) Bu gece büyük bir partide her ekibi temsil edecek olan ayakkabı sanal bir defileyle huzura çıkacak ve en sonunda 1. belli olacak:) Bize destek veren herkesee çok teşekkürler.

Tüm gece neler olup bitiyor takip etmek ve bize ulaşmak için bir Twitter uzağınızdayız:) Hadi bakalım:)

| EĞİTİM | IMA "Moda Editörlüğü Programı"nı Başlatıyor!

İstanbul Moda Akademisi (IMA) içeriği London College of Fashion ile kurgulanan ‘Moda Editörlüğü Programı’nı başlatıyor.

Son yıllarda sektörün en önemli taşlarından birini oluşturan moda editörlüğüne ilk adımı atabileceğiniz ‘Moda Editörlüğü Programı’, moda ve iletişim mezunları veya modanın iletişim, yayıncılık ve yazarlık yönüyle ilgilenen moda editörlüğü konusunda uzmanlaşmak isteyen kişilerin katılabildiği temel düzeydeki bir program olacakmış.

Moda tarihi, medya genel kültürü, editörlük, moda pazarlaması, styling ve moda yazarlığı programın ana başlıkları. Moda dünyasına ve tarihine genel bir bakışla birlikte Türkiye ve dünyada moda basını dinamikleri, medyanın moda üzerindeki etkisi, tarihsel ve kültürel etkilerin günümüz modasına yansımaları hepsi bu programda!

5 ay sürecek ve 1 Şubat tarihinde başlayacak Moda Editörlüğü Programı, haftaiçi Salı ve Perşembe 18.30 – 21.30 saatleri arasında devam edecek. İlgilenenler enn kısa zamanda IMA’yla bağlantıya geçsin derim:)

Daha fazla bilgi için:
Tel:0212 2194141-1209
Nazlı.taneri@ima-destek.com

| Stil Catcher, Moda Boncuğu, Mayni ve Melis’ten Tam Destek:)

Stilcatcher

Creative Factory yarışması artık yarın nihayete eriyor ve pek sevgili arkadaşlardan destek yağmaya devam ediyor:) Stil Catcher “koç” gibi bir destek mesajı yolladı:)


Moda Boncuğu — Mayni

Moda Boncuğu(ne güzel isim değil mi:)) ve Mayni de el emeği göz nuru desteklerini esirgemediler, ikisine de çook ama çok teşekkür ediyorum.

Dersane, okul, tenis üçgeninde çılgınca çalıştığı halde yine de asla Styleboom’undan ödün vermeyen sevgili Melis de tüm ekibi kondurduğu Puma Puma Boom kartıyla beni çook mutlu etti. Hepiniz harikasınız:)


Melis