Günlük arşivler: Şubat 1, 2011

| YILDÖNÜMÜ | Esra Pozan Düğünüzü Ölümsüzleştirsin Mi?

Yalnızca Styleboom izleyicilerine özel…

İlk yıldönümü hediyemizle başlayalıım! Size “anı”lar yaratacak hediyelerim olacak demiştiiiiim:) Hatırlarsınız sizlerle daha önce burada düğünümü paylaşmıştım, ve o günden kareleri…

Bir düğün sadece mutlu bir gün değil, telaşlı, panik, bazen ağlamaklı, bazen homurtulu, bazen “sinirimden gülüyorum haa” dediğin, annene bir garip baktığın, babana belki son kez şımardığın, saçını ve makyajını hayat memat meselesi yaptığın, kısacası her anıyla “özel” olduğun bir gün.

Ve o anlar, senin gözünden kaçanlar, duvağının ardında yaşananlar ancak “bir kadın”ın kalbiyle, gözüyle, objektifiyle dondurulduğunda bir başka olabilir. İşte benim “o kadın”ım, düğünümü ölümsüzleştiren, pozitif kelebeğim ESRA POZAN’dı.

Veee ben de onun ilk göz ağrısıyım:) O yüzden ESRA POZAN’la Styleboom’un 2. yılı şerefine muhteşem bir hediye veriyoruz!

Styleboomerlardan bir müstakbel gelin ESRA POZAN’dan İstanbul’da 2 saatlik dış mekan çekimi(*) kazanacak, tabii ki o çekimde ben de olup hepinizi fotoğraflayacağım vee çok güzel bir post yapıp sizi buraya konuk edeceğim.

Peki bu hediye şanslı Styleboomerı nasıl bulacak?

  1. Öncelikle bu blogun izleyicisi olmanız gerekmekte
  2. İlki bugün olmak üzere 01-08-15-22 Şubat tarihlerinde saatleriniz tammm 20:00‘ı gösterdiğinde sizlere bir soru soracağım ve bu sorulara cevap vermek için 1 hafta süreniz olacak
  3. Hiiç endişelenmeyin bu 4 sorunun 4ünün de cevabını bu blogun içinde bulabileceksiniz, zaten hemen yanda bir arama kutucuğumuz da var:)
  4. Bu 4 sorunun 4üne de doğru cevap verenler arasından mini bir çekiliş yapacağız, isimler arasından şanslı Styleboomerı ESRA POZAN yetenekli elleriyle seçecek:)
Hadi bakalım sizleri dooğru bu postun altındaki soruyu cevaplamaya davet ediyorum:) Dip notları ve yarışma kurallarınız güzeelce okuyun lütfen.

(*) Fotoğraf çekimi 2 saatlik özel bir dış çekim olacaktır
(*) Sadece İstanbul’da değil, hangi şehirde olursanız olun bu yarışmaya katılabilirsiniz amaaaa hediyemiz İstanbul’da 2 saatlik çekim olacaktır, belirlenen tarihte sizler İstanbul’a gelebilirsiniz:)
(*) Çekim tarihi yarışma sonrasında Esra Pozan’ın yoğun takvimi sebebiyle onun uygunluk durumuna göre kesinleştirilecektir.
(*) Esra Pozan’ın durumuna göre çekim düğün tarihiniz dışında bir güne denk gelebilir, unutmayın!
(*) Ben çoktan evlendim kaçırdım diye üzülmeyin, madem evlisiniz o zaman eşiniz/bebeğinizle de fotoğraflanabilirsiniz:)

GELELİM SORUMUZA:
Styleboom’un düğününü güzelleştiren kahramanlar kimlerdi :) ?

  • Bu sorunun cevabını 07 Şubat Pazartesi geceyarısına kadar bu postun altına GELİN&DAMAT şeklinde kendi isimlerinizi de yazarak yorum olarak bırakmanızı rica ediyoruum. Malum evleniyorsunuz “artık sen ben yok biz varız” deme zamanı:p
  • Yorumlar arasından adsız, yanlış cevaplı ve Styleboom izleyicisi olmayanlar silinerek geri kalanlar o gece topluca onaylanacak :)
  • Onaylananlar 2. soru ile heyecana devam edecek:)

| YUPİİİ | STYLEBOOM 2 YAŞINDA!

Tam 2 yıl önce Şubat ayının 21′inde ilk post burada yayınlandığında, burası henüz ıssız, kimsesiz, sessizdi:) Sadece sahibesinin sesi konuktu buraya.

Ama bu 2 yıl içinde burası sizlerle, paylaşımlarla, keyiflerle, kahkahalarla doldu! Özel günleri kutladık, birbirimize yazdık, tatillerde bile çok ayrı kalamadık, ilk randevulardan konuştuk, düğünlere gittik, moda haftalarından bahsettik, kırmızı halıdan geçtik, birbirimize gardroplarımızı açtık, ayakkabılar için birlikte iç geçirdik:) Modacıları bile kıskandırdık, onları da en güzel fotoğraflarla aramıza kattık, büyüdük, büyüdük ama içimizdeki çoçuğu hep buraya sakladık.

Bunların hepsi için siz Styleboomerlara çok çok çok teşekkür ederim.

Madem buraya birlikte geldik, o halde en tatlı yaş olan 2. yaşı da bu ay boyunca “birlikte” kutlayalım istedim:) Evet bu ay boyunca sizlere hediyelerim var, ama birlikte olabileceğimiz, birlikte eğlenebileceğimiz, “anı” defterimize, fotoğraf albümümüze ekleyebileceğimiz, eskitemeyeceğimiz hediyeler bunlar.

Sizlerle makyaj atölyesi gerçekleştirecek, birlikte konserlere gidecek, yemek kurslarına katılacak, saçlarımızı güzelleştirecek, kurabiyeler pişirecek, pilates yapacak, tiyatroya uğrayacağız; sevgililer gününüz enfes bir yemekle taçlanacak, düğününüz fotoğraflanacak, dünyanın en güzel çikolataları kapınızı çalacak, tasarımcılar ve markalar sizi şımartacak. Ama hep beraber olacağız!

Ne dersiniz? Bana katılır mısınız?
Evetse saatlerinizi 20:00′a ayarlayın ve o zamana kadar Styleboom’a olan hislerinizi, eleştirilerinizi, önerilerinizi, tavsiyelerinizi buraya yorum olarak yazın:)

| D.Kaprol’den Bir "İlk"in Hikayesi

IFW tüm heyecanıyla yaklaşırken ben de yavaş yavaş koleksiyonları, onları yaratanları dinliyor ve en fazla 30 dakika süren o kısacık ama telaşlı, ama büyülü, ama gösterişli defilelerin ardındaki çetin süreçlerin hikayelerine kulak veriyorum. İşte bu Pazar, Koray Caner ve ben, sadece IFW’de değil, Türkiye hatta dünyada gerçekleşecek bir ilkin, bir “hazır giyim” moda haftası çerçevesinde ilk kez gerçekleşecek olan bir takı defilesinin ardındakileri dinlemek üzere Nişantaşı’nda sessiz bir sabahta DENİZ KAPROL ve ekibiyle buluştuk.

DENİZ KAPROL henüz son yıllarda sıkça adından söz ettirip, özellikle Galatamoda’larda bizi kendimizden geçirse de aslında çok uzun yıllardır bu işin içinde. İlk kez 15 yıl önce ailesine anlatmaya çalıştığı takı tasarımını, takı tasarımını bir yere getirmek üzere verdiği mücadelesini ve kararlı adımlarını anlatıyor bize. 15 yıl önce o gün ailesine “ben takı tasarımı yapacağım” dediğinde kendini Cahide Sonku gibi hissetmiş:), öyle garipsenmiş çünkü, Türkiye’de takı tasarruftan daha fazlası olarak görülmüyorken, tasarım kısmını kimseler düşünmüyormuş.

Bir takı defilesi fikri, özellikle de bunu hazır giyime adanmış bir moda haftasında yapma fikri pek tabii bir sürü meydan okumayı da beraberinde getirmiş: “takı”nın da defilesi oluru kabul ettirme süreci, parçaları ne kadar büyütsen de defilede sunumunun zorluğu, dev takıların atölyelerdeki ezberleri bozması, sunumu yaparken nasıl bir kıyafet ve konsept seçilmesi gerektiği, kimlerin sunması gerektiği gibi…

DENİZ KAPROL tüm bu mücadeleleri verip, sonunda hayaline kavuştuğunda ise tasarımın başına oturmak için kısıtlı bir zamanı kalmış ki koleksiyonun tasarım aşaması aslında çok uzun zaman almamış, bunun iki sebebi var: birincisi, Deniz Kaprol zaten son 7 yıldır kurduğu bu hayali kafasında belki binlerce kez kurgulamış, zaten çoktan soyut defilelerini gerçekleştirmiş; ikincisi, Deniz Kaprol’le beraber bu işe gönül koymuş harika bir ekip çılgınca çalışmış.

Gelelim D.KAPROL koleksiyonunda bizleri nelerin beklediğine, kemerlerinizi bağlayın, çünkü şimdi burada “ilk” kez sizlerin duyacağı sürprizleri sıralayacağım:)

  • Tasarım anlamında minimal bir koleksiyon bizleri bekliyor. Koleksiyondaki takıların androjen bir kimliği var ve hepsinin de ismi Fallen Angel’lardan yani yeryüzüne sürgün edilen meleklerden geliyor, cinsiyetsiz kara kanatlı melekler:
Lucifer..
Abaddon..
Lilith…
Amon…
Sorath…
ve diğerleri
  • Koleksiyon minimal olsa da defilede bizleri maksimal bir şov bekliyor! Nasıl mı?
Takılar defileye özel olarak dev boyutlarda üretilmiş; takının görülebilmesi,
izleyenlere ulaşabilmesi için… Takılar satış aşamasında tabii ki yine normal
boyutlara inecek ama defilede gerçek bir couture şov izleyeceğiz!
Tasarımlar devleşecek ve o şekilde modellerin üzerinde sunulacak.
  • Kadınlar için hazırlanmış takılar erkek modeller tarafından sunulacak! Evet:) Defiledeki bu dev boyutlu küpelerin, kolyelerin, bileziklerin sunumu için erkek modeller seçilmiş. Epey ses getirecek…
  • Takıların defileyi izleyenlerin görebileceği, detayları farkedebileceği şekilde büyük olması gerektiğinden çok ince işçilik az kullanılmış, fakat onun yerine mimari formlar ve yüzey oyunları bol bol kullanılmış ve hepsi tasarımcı dilinden konuşmuş.

Görmüş olduğunuz muhteşem fotoğraflar ise Mehmet Turgut’a ait. Mehmet Turgut aynı zamanda dev bir labirent inşa ettirerek defilede izleyeceğimiz bir kısa filme de imza atmış: zarif meleğin cennetten sürgün edilip bir labirentten farksız gördüğü yeryüzüne düştüğü andaki şaşkınlığı, korkusu ve şizofresini izleyeceğiz.

Tüm bunları dinlerken bile biz çok heyecanlandık! Ya siz:)?