Günlük arşivler: Şubat 6, 2011

| KOLEKSİYON | Müsait Bi Yerde Hayran Kalacak Var!

Niyazi Erdoğan geçen koleksiyonunda bizi hep aradığımız o eksik şeyle şoklamıştı; belki sadece bir Türk’ün anlayacağı ama dünyanın giyebileceği bir koleksiyonla doğduğu toprakların şalvarını yeni çağın pikselleriyle boyamıştı. Niyazi “değişik” bir şeyler yapmıştı…

IFWye km.lerce uzakta olsam da sosyal ağlar ve paylaşmaktan korkmayanlar sağolsun IFWyi an be an yaşadım. Yine de uzaklardan hadi ahkam kesmeyeyim diye bir şey yazmadım ama bu blog Niyazi Erdoğan’ı, üstelik bir kadın moda blogu olmasına rağmen, konuk etmeseydi yarım bir blog olacaktı:) Çünkü Niyazi Erdoğan’ın son koleksiyonu nasıl sadece ve sadece Türkiye’den çıkabilecek ama rahat rahat Londra, Paris, Milan sokaklarına inebilecek o aranan tasarım duygusuna bir örnek, yıllardır hasretle beklediğim bir örnek. Seni, beni, bizi farklı yapan, kimsede olmayanla merak uyandıran ama renkler, kesim, dikiş, materyal ustalıklarıyla global olan muhteşem bir koleksiyondu. Çok şükür artık sadece Osmanlı karanfili ya da kaftanı değil daha fazlası, çok daha fazlası.

Buradaki parçaları defile için stilize edilmiş olarak değil de ayrı ayrı düşünün, o karikatürüze bıyıkları da çıkarın: eldekiler skinny jeanler, asimetrik kesimli yelek ve süveterler, kemerler, grafik tshirtler, daracık montlar ve parlak renklerle modern, renkli, kişilikli bir erkek. Ama bütünde bu parçalar bir araya geldiğinde direk bu toprağın dilinden konuşuyor, bu topraktan çıkan biri o basın bültenine bakmadan onu hissedip, anlayabiliyor., o dolmuşta ister küfrede ister ağlaya o şarkıyı dinleyebiliyor.

Ayrıca detaylarda kir, pas lekeleri arabasını kadını gibi seven, onun herşeyiyle ilgilenen şöföre; sanki elde örülmüş gibi olan asimetrik yelek ve süveterler evde bir bekleyene; broş vs şekillerde kullanılan bronz renkli minyatür ingiliz anahtarları işçi sınıfa ve sosyalizme gönderme yapıyor bence. “Miras değil alın teri…” yazılı tshirtüyle seyirciyi selamlayan Niyazi Erdoğan bu toprağın miraslarını içine nefes nefes çekmiş, eğitimi ve yeteneğiyle bir güzel eğirmiş. Bu kadar bile yazmama gerek yoktu aslında, kısaca BRAVO!

Fotoğraflar: Emircan Soksan, Oktay Bingöl, L’appart

| TREND RAPORU | İlkbahar Trendlerinden İki DIY Fikri

Hanımlaaaar, STYLEBOOM pek yakında İlkbahar/Yaz 2011 trendlerine tam gaz başlayacak, dışarıdaki yalancı güneşe kandığımdan değiiiiiiiiiil, gerçekten:)

Ama bugün bir Trend Raporu kolay hazırlanmıyor hanımlar, yabancı sitelerden aynen almaktansa farklı imajları kendim birleştirmeyi sevdiğimden biraz zaman alıyor. Ve işte kış boyu defilelerden biriktirdiğim fotoğrafları toparlarken rast geldiğim şu iki şahaneliği evde kendiniz de rahatlıkla ve çok ekonomik şekilde halledebileceğiniz için geniş raporunu bitirmeye dayanamadım, hemen söyleyeyim dedim:)

Her sezon istisnasız trend belirleyen D&G bu sezon da iki üç tane çıkardı! D&G podyumundan fırlayan dolgu topuk hasır ve espadril pabuçların bileklerindeki çiçekler size ilham versin, bu bahar dolgu topuk ya da değil mary jane ayakkabılarınızı siz de yapay çiçeklerle süsleyin! Kıyafetinizle ya da ayakkabının temel rengiyle ne kadar kontrast çiçekler seçerseniz, o kadar şahane olur:)

“PRADA neden PRADA olmuş”un cevabını her sene podyumdan veren PRADA ise bu sezon yine bir dolu trendin öncüsü. Ve yine kendi başınıza ve ekonomik şekilde halledebileceğiniz bir tanesi var kii moda elitlerinden Anna Dello usso ve Katie Grand çoktan edindi, moda tasarımcısı Marc Jacobs sarmalandı! Siz de yapay kürk ve hatta otrişlerden neon renklerde seçip kendinize renk bloklarından böyle bir etol yapabilirsiniz. İstanbul’da büyük ihtimalle Tahtakale imdadınıza yetişecektir, ben de Ankara’dan dönmeden bir Erdoğan Düğme vazifesi yapayım bari:)