Aylık arşivler: Mart 2011

| İlkbahar/Yaz 2011 Güneş Gözlükleri

Güneş gözlüğünde benim düsturum yüz tipine yakışan modelleri takıp, yakışmayana “moda” bile olsa yüz vermemek amaa Styleboom olarak yine de İlkbahar/Yaz 2011′de güneş gözlüklerinde öne çıkan trendleri incelememize mani değil:) Bakalım hasretle beklediğimiz yaz güneşine nelerin ardından bakacakmışız!

CAT-EYE MODELİ:

Dior–Giles–Jeremy Scott

Geçen yaz oldukça moda olan ve epey rağbet gören, özellikle Alexander Wang’in edgy ve Tom Ford’un ultra klasik versiyonları yok satan “kedi-gözü” gözlükler bu yıl devam eden ladylike trendi sayesinde yine çok moda:) Minik eldivenlerimiz, küçük çantamız vee kedi gözlerimizle “şık”ın sözlük karşılığı olabiliriiz:) Bu sezon özellikle parlak neon ya da leopar baskılı kemik çerçevelerde olanları gözde. Kare yüzler ve kalp biçimli yüzler için ideal:)

YUVARLAK GÖZLÜKLER:


DvF –Giorgio Armani–Costume National

Vee sezonun bombası! Özellikle Lady Gaga taktıktan sonra sezonun hit güneş gözlükleri yusyuvarlak ve tercihen küçük güneş gözlükleri. Bunlarla hepimiz birer John Lennon(sonumuz benzemesin!), hepimiz birer Andy Warhol(huyumuz benzemesin!) oluvereceğiz:) Güneş gözlüklerinde trend yaratan Ray-Ban bu sezon da yuvarlak Wayfarer modeliyle atakta!

Oval, kare ve elmas biçimli yüzler için pek ideal olan bu modelden yuvarlak yüzlerin kaçınması gerek.

RETRO GÖZLÜKLER:


D&G–Fendi–Dolce&Gabbana

Rengarenk çerçeveleri, degrade camları, ve iri ölçüleriyle neredeyse sonsuz sezondur moda olan retro modeller bu sezon baskın 70′ler trendiyle daha bir cazip:) Üstelik yüz tipinize göre onlarca çeşidinden biri mutlaka size göredir.

DOLCE&GABBANA ANIMALIER:

Hemen her sezon çok beğenilen bir modelle kalpleri kazanan Dolce&Gabbana’nın bu yaz için çıkardığı ve reklam kampanyasında Naomi Campbell’ın vahşiye bağladığı ANIMALIER serisi ise şimdiden sezonun gözdesi olacağını ilan etti! Ben aşağıdaki yuvarlak hatlara sahip kare leopar kemik çerçeve modelini beğendim amaaa bir dolu modeli emrinize amade:)

[Kaynak: style, elle, fashion-style,dolce&gabbana]

| Günseli Türkay Çok Yakında Burada!

Farklı çizgisiyle ayrışan ve geçtiğimiz yıl İlkbahar 2011 koleksiyonuyla IFW’nin en iyi defilelerinden birine imza atan tasarımcı GÜNSELİ TÜRKAY haftaya Styleboom’a konuk. Eşsiz fotoğrafların süsleyeceği söyleşiye sizi Emircan Soksan’ın hazırladığı müthiş video ile hazırlayalım istedik:)

Huzurlarınızda ESCAPAR! Keyfini çıkarıın, heyecanla yorumlarınızı bekliyoruz:)

| Zeynep Güçlüten’le Ah Bir Balık Olsam:)

Bu blogda kimi zaman harika fotoğraflarını gördüğünüz ZEYNEP GÜÇLÜTEN‘in aynı zamanda şahane şapkalar tasarladığından size şu yazımda bahsetmiştim.

İşte o cici şapkalarıın, yenilenen AKMERKEZ’in en heyecan veren butiklerinden Akmerkez Pop-Up Store’da satışı başladıı:)) Yanında birbirinden değerli BUILDING tasarımcılarının kıyafet ve aksesuarlarıyla.

Muttlaka uğrayın vee gelmekte olan yazı karşılayacak bir Zeyno şapkası edinin, misal benim balıklı şapkam ne kadar yaz, ne kadar deniz, ne kadar ada kokulu bakın:)

Bu şapkaya “Orhan Veli” ismini takıyorum çünküonun gibi naif, şakacı ve yalın:)

| 10 Dakika Gecikiyorum Makyajım Bitmedi!

Hem bloga bıraktığınız yorumlarınız, hem mailleriniz hem de özellikle 444BOOM yani Formspring‘e bıraktığınız sorularınızın büyük bir kısmını giyim ve stil ipuçlarının yanında “kozmetik” soruları oluşturmaya başladı hanımlar:)

Ben dee elimden geldiğince, tecrübe edip kullandıklarımı sizinle paylaştım, cevap olabileceğine inandıklarımı yazdım amaa artık bu işi uzmanına devretme zamanı geldi bence:)

Benim sürekli okuduğum ve hemen her okuduğumu da uyguladığım tek ve yegane kozmetik blogu ile sizi tanıştırayım o halde: 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ :)

İsmi bile samimi, keyifli ve gerçekçi öyle değil mi:)?

Bu blogu takibe almanızı şiddetle öneririm sevgili Styleboomerlar, yeni ürünler, denemeler, testler, en basitinden daha komplikesine makyaj tavsiyeleri, kırmızı halı makyajlarının kritikleri ve daha fazlası burada!

Üstelik attığım maile olumlu dönünce beni havalara uçuran 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ blogunun sahibesi AC. ile size bir de sürprizimiz var! 10 Dakika Gecikiyorum artık haftada bir sizden Boom’a mail ya da formspring yoluyla gelen kozmetik sorularını sizin için cevaplayacak, burada Styleboom’da bir köşesi olacak:) O zamana kadar hadi dooğru bloga tık tık, eminim bugün tüm gününüz onu okuyarak geçecek ♥

| Styleboomerlar THE HOUSE CAFE’de Unlu, Mutlu, Makarnalı:)

Fotoğraflar: Emircan Soksan

Hanımlar! Şöyle değişik bir doğumgünü hediyesi vermek ya da doğumgünü partisi yapmak, arkadaş grubunuzla güzel, keyifli ve değişik zaman geçirmek isterseniz adres belli: İstiklal’deki THE HOUSE CAFE Atelier:) Örneğin biz…

Ekip dediğin… Neşeli oluur:)

Sabah sabah acıktırmak, özendirmek, kıskandırmak gibi olmasın hanımlar ama THE HOUSE CAFE Atelier’de öyle böyle eğlenmedik! Hep birlikte evet yorucu ve hatta umduğumuzdan daha unlu ama çok da mutlu bir gün geçirdik:)

Başlangıç…

Dışarıda kalabalıklar oturmuş yemeklerini yerken, atölyenin devasa cam kapıları kapandı ve biz de işe koyulduk:) Kocamaaaan tezgahlardan birinde malzemelerimiz özenle hazırlanmış bizi bekliyordu.

Un, yumurta, bolca kahkaha yoğrulur…

Görevimiz kendi ellerimizle taptaze makarnamızı yapmaktı! Hocamız Lokman Şef önderliğindeee un, yumurta, tuz, kahkaha bunları bir güzel karıştırığ güzelce yoğurmaya başladık:) Tabii hamurun sırlarına da vakıf olmaya:) Yanında THE HOUSE CAFE‘nin en güzel şarapları…

Hamarat Boom:p

Genelde mutfağa mecburiyetten giren bendeniz bilee bu keyfe ortak olmadan duramadım, ben de başladım hamurumu hazırlamaya:)

Bir elin nesi var:)

Leziz bir makarna için enfes kıvamı tutturmak şart, öyle çok kolay da değil:) Şefimizin anlattıkları doğrultusundan doğru renk ve kıvamı bulunca hamurlarımızı top haline getirip biraz dinlenmek üzere jelatinledik ve bir köşeye aldık. Hamur dinlenebilirdi ama Styleboomer asla:p Sıradaa sos için gerekenleri hazırlamak vardı.

Malzemeden kısmadık:)

Paylaştıkça artan mantarımız, kıyıldıkça bizi mutluluk gözyaşlarına boğan soğanımız, köpük köpük kremamız vee pek tabii sosumuza eşsiz lezzeti katacak olan beyaz şarap:)

Mantar deyip geçme tanı!

Lokman Şef bize mantarla-temizlenmesi, doğranması vb- ilgili ipuçları d averdi. Benimkileri biraz irice bulsa da hepimizi özgür bıraktı:)

Dalgacı Boom:)

Bu kare en sonunda herkesin makarnası “mis” olurken, şeberip duran ve sohbet için Styleboomerdan Styleboomera konan Boom’un makarnasının neden “eh işte” olduğunu açıklıyor sanırım:)

İşte biiz:)

Cildimizin güzelliğini baştan ayağa una bulaşmamıza borçluyuz:) hepimiz artistik yapıp THE HOUSE CAFE önlüklerini giydik ama unlanmaya mani olamadık, öyle de canla başla makarna yapan bir topluluktuk:p Keşke gömlek önlükleri tercih etseymişiz!

En eğlenceli kısıım! Makarna Makinesi:)

Sos malzemelerini de hazır edip bir köşeye aldıktans onraa sıra dinlenen hamuru uykusundan uyandırmaya geldi, hem dee makarna makinesiyle:) Hamurumuzu böldük, merdaneyle açtık, makineden geçire geçire iyice inceltip uzattık vee sonra da istediğimiz türde-spagetti, fettucini vs.- kestik ve hazırladık:)) Bu kısım çoooooooook zevkliydi! Bazılarımızın hamuru metrelerce uzadı, bzılarımızın makarnası öksüz doyuran cinstendi:)

Seni yiyeceğim makarnaaa!

Makarna makinesi mükemmel bir ikiliyle daha kısa sürede sonuç veriyor, başta zorlansak da hemmen alışıp tesisi kurduk 2şer 2şer:)

Bugün bir fettucini kolay yetişmiyor:p

Herkesin porsiyonu kendine…

Küçücük bir hamur topundan bir sürü makarna çıkıyor, hamur toplarımızın neredeyse dörtte biriyle koca bir tabak makarna çıkardık!

Kremalı mantar sosta zirve!

THE HOUSE CAFE‘de ocak başına geçmeye hazırız! Sos malzemeleri tamam! Makarnalar tamam! Lokman Şefimiz bize sosu nasıl yapacağımızı anlatıyor, malzemelerin sırası ve pişme süresi önemli:)

Güzellik:)

THE HOUSE CAFE bir cafeden çook daha fazlası, Atölyede bunu daha da iyi anlıyorsunuz. Kendini mutfağa adamış resmen, kullandığımız zeytinyağları da özel üretimlerinden.

Ateşli ekip:)

Renkli tencerelerimizde sular fokurdamaya, rengarenk tavalarımızda zeytinyağımızda malzemelerimiz dönmeye başlar!

Woohoo!

Lokman Şefin şarabı tavaya döküp alevi almasını ben şahsen sakar bünyemi bildiğimden denemedim ama Styleboomerlar ultra yetenekli, alevler yükseldi:)

Son dokunuş:) Parmezan..

Mamma mia! Makarnalarımız hazır, son kısım süsleme. Biraz parmesan vee yeşil yapraklar!

Ta taa!

Acıktık mı ne:)? Evet onca alın teri sonunda hepimiz birer tabak makarnamıza kavuştuk vee koccaman mutlu bir İtalyan ailesi gibi uzun masada yerimizi aldık, müzk başladı, şaraplar yenilendi vee enfes makarnalarımızı yemeye koyulduk:)

Ama ne acıkmışız:)

Ve oturunca anladık ki yorgun ama mutluyuuz:) Hani olur ya o his:)

Reçete…

THE HOUSE CAFE Atölye’de kendi makarnalarımızı yerken, neler yaptık unutmayalım diye özenle hazırlanmış reçetelerimizi de aldık:) Atölye’de farklı çeşitlerde kurslar var: İleri aşçılık, kokteyl atölyesi, parti atıştırmalıkları( en yakın doğumgünü için hedefim bu:)) vs. Hepsiyle ilgili detayları buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz.

THE HOUSE CAFE ekibine bu güzel gün için çoook çook ama çok teşekkür ediyorum, başta şefimiz Lokman Yurttaş herkes çok ilgili, çok keyifli ve dinamikti:) Süpper bir ekip olduk! THE HOUSE CAFE Facebook sayfasını takipte kalın ve böyle keyifli saatler için fırsat kollayın hanımlar.

Daha fazla fotoğraf Styleboom Facebook Fan sayfasında!

Arivederçi:p

| BOOM’STYLE | Köşe Yastığından Hallice:)

Yanlış anımsamıyorsam Lüküs Hayat’ın bir bölümünde aşırı derecede detaylı, süslü püslü giyinmiş olan Suna Pekuysal “Nasılım?” diye sorar ve Zihni Göktay ona “o ne hal köşe yastığı gibi olmuşsun” derdi, çok gülmüştüm o diyaloğa:) Bencee yeni aldığım bluzumla bence ben de anneannemdeki o cici ve nostaljik kırlentlere benzedim:p

Sezonun kocaman desenler modasına ilk katkıyı bu bluzla yaptım, bakalım beğenecek misiniz? Devamı, detaylar ve markalar için dooğru BOOM’STYLE’a tık tık :)

Lüküs hayat, lüküs hayat, oh ne rahat:p

| PARFÜM | Styleboom’un Biriciği Coco Mademoiselle

Formspring’de bir çok kere bana hangi parfümleri kullandığım soruldu, hazır yeni reklamı da piyasaya çıkmışken ben de yıllardır kulladığım tek parfümüme, fotoğraftada şekil1-A yaptığım üzere “başımın tacı” CHANEL Coco Mademoiselle‘e ithafen bir post yapayım dedim:) Yaz kış, gündüz gece demem, asla ve asla kendisini değiştirmem ve sadece Coco Mademoiselle‘imle ben ben olurum ♥

Coco Mademoiselle ilk gününden itibaren CHANEL’in ikonik parfümlerinden biri oldu. Rivayete göre sadece beyaz tenli kadınlar için yaratıldığı söylenen parfüm tabii ki siyah beyaz farketmeden koklayanı kendine aşık ediyor. Coco Mademoiselle‘in ilk yüzü Kate Moss’du, genç ve aristokrat Parizyen bir kadın görünümüyle, zor zamanlar geçiren Kate’in bile imajını cilalamıştı. Sonra baktılar Katiecik rahat durmuyor hep sarhoş, hep keş:p pek öyle Coco Mademoiselle kalamıyor, rehabe girmişken bir değişiklik yapıverdiler! Vee bayrağı Keira Knightley devraldı, kafalardaki olur mu olmaz mı soru işaretleri ilk kampanya fotoğrafıyla birlikte tabii ki yerle bir oldu. Evet Keira kesinlikle Coco Mademoiselle‘di:)

Bu eşsiz parfümün arkasında 2 adet Jacques var:) Eh ne demişler bir elin nesi iki elin sesi var! İlki Karl Lagerfeld’in CHANEL’in başına geçer geçmez görev verdiği ve “Chanel’in Burnu” diye bilinen Jacques Polge yani bu kokunun mimarı. İkincisi ise No.5 şişesinden esinlenerek tasarlanan şişenin yaratıcısı ve Kate Moss’u parfümün yüzü olarak belirleyen Jacques Helleu. Jacques Polge yarattığı parfümü “serin, zarif ve seksi” diye tanımlıyor.

Halen içeriği, alt ve üst notları detaylarıyla açıklanmasa da Coco Mademoiselle burbon vanilya, lychee,endonezya paçulisi, sicilya portakali, calabria bergamotu, greyfurt, haiti vetiveri, gündüz gülü, yasemin ve beyaz misk içeriyormuş.

İşte bu da son reklamdan Keira Knightley’nin bir görüntüsü, tepetaklak fotoğraflarıma da ilham oldu:) O zaman hadi hem reklamı seyredin, hem de söyleyin bakalım sizin parfümünüz hangisi ve size nasıl hissettiriyoor?

Kazak: Mango // Taç: Accessorize // Fiyonk yüzük: Dimple In Wonderland