Günlük arşivler: Nisan 28, 2011

| TREND RAPORU | Çemberimde Gül Oya

Güneşi görür görmez moda mı değil mi bakmadan takıp takıştırdığım, sarıp sarmalandığım eşarplarım bu sezon çoook moda! Malum 70′ler etkisi:) Eveet evet saçlarımız bu sezon eşarplarla
uçuşacak:)

Dilerseniz PUCCI ‘nin bohem çingeneleri gibi alnınızda kalınca bir bandana veya LOEWE’deki gibi saç bandı olarak; MOSCHINO’daki gibi pin-up kızlarına selam durarak ya da D&G’daki gibi zahmetsiz, pratik ve sevimli bir country kızına dönüşerek; ROCHAS, ARMANI ya da ISSA’daki gibi burarak, sararak, örgüleyerek kullanabiliriz eşarpları. Dilediğimizce!

Gösterişli, feminen, bohem, flörtöz… Hepsini bir eşarbı farklı bağlama teknikleriyle kullanarak mümkün:) Eşarplarınızla ayna karşısında biraz vakit geçirin hanımlaaar ve bu yaz başınızın tacı yapın:) Sokaklarda yukarıdaki gibi renklenelim:)

Ünlüler çoktaan eşarplarıyla coşmaya başladılar bile. Hem de sadece bugün değil yılllar yıllar öncesinden bu yana! Sophia Loren’den Grace Kelly’ye; Marilyn Monroe’dan Rihanna’ya:)

Saçınıza takmasanız da(ki takın takıııın:)) eşarplarınızı kemer olarak kullanabilir, çantalarınızın sapına aksesuar yapabilirsiniz. Misal yukarıdaki çanta ne güzeeel olmuş ♥

Ve pek tabii Anadolu’nun o güzelim oyaları parmaklarımızın ucundayken ne olur bu trend ancak Hermes’le olur sanmayın:) Çemberimde gül oya, yemenimi taktım doya doya olalım,:) oyalı, sırmalı, boncuklu yemenilerle bu yazı bir Rumeli türküsü sıcaklığında, sevecenliğinde geçirip bu trende kendimizi katalıım:) Tamam mı:)?

[Görseller: style, streetfsn,atv,sartorialist,jak&jil,www,fashiongonerogue]

| KEYİF | Karaköy’de Kağıttan Keyif

Fransız Geçidi-Onur Yüksel

Styleboom’un Twitter takipçileri çoktaan keşfedip bayıldı, şimdi sıra biricik Styleboomerları bayıltmaya geldi:) Bugün size çok cici bir yer anlatacağım: KAĞITHANE. Onların deyimiyle “Buradaki hiç bir şeye ihtiyacınız yok ama görünce hepsini birden almak isteyeceksiniz.”

Benim İstanbul’da keşfetmeye doyamadığım yerler, Eminönü, Balat, Karaköy… Ve Karaköy her gittiğimde daha bir güzel. İşte KAĞITHANE Karaköy’ün sessizlikte kalmış Fransız Geçidi’nde sizi bekliyor. Ezel izleyenler o geçidi bilir:)) Ezel ve Sekiz’in parmaklıklar ardından restleştikleri sahnenin çekildiği çıkmaz:)

KAĞITHANE‘deki pek çok cici pek tabii kağıttan:) Ama neler neler yok kii!
  • Mesela sizi nostaljik hatıralara sürükleyecek “Elişi defteri”, “Bakkal Defteri” ya da ” Türk Yavrularına Mektep Defteri”:) Han şu tek ortalı kenarına süs yaptığımız defterlerden:p
  • Meşhuuuur kahvehane çay tabaklarının yine bir o kadar meşhur deseninden notluklar, ambalaj kağıtları, Amerikan servisler:)
  • Dört bir yanı dantelle sarmalayan anneannemin kulakları çınlasın dantel işli, ya da simit şekilli bardak altlıkları:))
  • Ortasında koca bir kalpten delik olan “Aşk Defteri”
  • Pamuk şekerden yelpaze! Sonraa İstanbul sokak tabelalarından Amerikan servis( meselaa Sarıçiçek sokağı üstünde yemek yeseniz:)?)
  • Pek tabii ki “Nnayırr Nnnolmaz”lı şeyler
  • Vee en sevdiklerimden “İstanbul” karakterli kartpostallar:) Entelinden kokoşuna, rockçısından kaytan bıyıklı kabadayısına kadar tiplemeler müthiş:)
  • Vee tabii ki daha fazlasıı

Çıkışta o güzel geçitte son bir mini tur atıp, KAĞITHANE‘nin önündeki cafede içimizi ısıtacak bir şeyler içtik.

O gün İstanbul’un bir dolu güzelliğini kısıtlı zamanımıza tıkıştırıp pek mutlu bir gün geçirdik: nargile, macun, ara sokaklar, Karaköy rıhtımı, laleler, Kızkulesi, martı, hatta bir de uluslararası bisiklet yarışı:)