Günlük arşivler: Nisan 29, 2011

| GELİN | Gökten Üç Elma Düştü…

1981′de herkesin prensesi Diana ile Galler prensi Charles evlendiğinden beri Birleşik Krallık öyle büyülü, peri masalı tadında ikinci bir düğünü bekliyordu. Anlaşılan ben de bekliyormuşum, dakika dakika izledim:)) Ama ben zaten düğün çok severim! Diana’cığım o muşmula Charles yüzünden ilk göz ağrısının mürüvetini göremedi yazık.

Bu düğün iki kadını birden “taç”landırdı:
Birincisi pek tabii ki önceleri pek kimsenin ısınamadığı, William’a layık bulmadığı, Diana kadar tapmadığı, pek giyinmeyi de bilmeyen, Wills’in yanında daha yaşlı gibi görünen ama zaman içinde İngilizlerin kalbini kazanıp, salon kadını çizgisini bozmadan, ben size layığımı kabul ettiren, halkın sevgilisi oluveren Kate yani artık Cambridge Düşesi ve büyük ihtimalle gelecekteki Kraliçe Catherine.

İkincisi ise ALEXANDER McQUEEN’in ani ölümüyle herkes kederlere boğulmuş ve bu marka bitti, asla eskisi gibi olamayacak ve yok olup gidecek diye düşünenleri büyük şaşkınlığa uğratmış olan Sarah Burton. Burton, işi devraldığında bir iki sezon içinde çıkardığı her koleksiyonla ALEXANDER McQUEEN’in anısını onurlandırırıp, markayı ruhundan koparmadan ama yeni kimliğiyle sürdürdü. Ve son olarak Prenses’in olağanüstü zanaatı, işçilik, kalite ve terziliği nedeniyle “seçtiği” tasarımcı oldu. Böylece Burton da tacını hak ettiğini moda tebaasına ilan etmiş oldu.

Doğrusu törenin başından sonuna çift çooooooook heyecanlıydı:) Kate kilisey gelene kadar arabanın içinde deli gibi el sallıyordu ama bence o el sallama frekansı kalp atışına eşlik ediyordu:) William kilisede sürekli ellerini ovuşturuyor, Harry onu biraz güldürüyordu:)

Diana’nınkinden farklı olarak bu defa daha küçük bir kilisede gerçekleşti tören. Küçük derken:)?

Gelin saçlarını topuz yapmayı düşünürken son anda açık bırakmaya karar vermiş.

Ünlü modacıların hemen hepsi gelinlik için harika sözler söylediler. Gelinlik kadar duvak da çok beğenildi. Bir duvak delisi olarak ben uzuuuuuuuuuuuuun duvakları seviyorum, nitekim kendiminkini de dolma gibi sarsam da tüm gece çıkarmamıştım inatla:)

Son geceye kadar sır gibi saklanan ama son gece Sarah Burton’ın otele girdiğinin görülmesiyle “neredeyse” anlaşılan gelinliğin tasarımcısı ölümünün yıldönümünde, pek yakında Metropolitan Müzesi’nde de sergisi başlayacak olan ALEXANDER McQUEEN’den başkası olmamalıydı da:) Yine de McQUEEN’den bir gelinlik giyebilecek kadar şanslı olsaydım beni kuş tüylerine boğmasını dilerdim:)

Prenses’in gelinliği tarihin unutulmaz prenseslerinden ve dünyanın en güzel kadınlarından Prenses Grace Kelly’nin eşsiz gelinliğinin modern bir versiyonu gibiydi. Muazzam bir gelinlikti bence: asil, zarif, dengeli.

  • Gövdede derin V yakalı ve uzun kollu dantel üst, belin ön kısmında kat büzgüler ve arkada daha bir McQueensel iri kat, volan oyunuyla, ortalama uzunlukta bir kuyrukla devam ediyordu. Etek uçları üstteki dantellerden aplik edilmiş önde daha seyrek arkada daha yoğundu. Gelinlikte hiç taş işi yoktu.
  • Her ne kadar gelin asil kandan gelmediği için düğünde taç takması beklenmiyorsa da bizzat Kraliçe tarafından kendisine verilen tacı ile yüzünü örten orta uzunlukta uçları hafif dantel işli zarif ve sade bir duvak tercih etmişti.
  • Bereketi simgelediği için özellikle “meşe palamudu” biçimi istediğinden özle olarak yaptırılan pırlanta küpelerini ben pek beğenmedim.
  • Ayakkabılar da ALEXANDER McQUEEN ekibi tarafından tamamen elde yapılarak hazırlanmıştı. Gelin buketi pek çoklarının beklediğinin aksine kırlardan toplanmışçasına minik, dağınık ve sempatikti. İnsanlar çok eleştirdi ama ben çok sevdim:) Üstelik buketin manevi bir buket olduğunu söyleyelim: Diana’nın gelin çiçeğinden bir kaç dal varmış içinde, sonra Kraliçe’nin serasında özel olarak yetiştirdiği çiçeklerden varmış.
  • Prenses’in maniküründe Essie marka oje kullanılmıştı veeee inanmayacaksınız ama makyajını kendisi yapmıştı! Zaten fotoğrafları büyütürseniz profesyonel bir makyaj olmadığını farkedeceksiniz. Doğrusu prenses olsam hayatta kendi makyajımı-hele düğünde- yapmazdım:o Böyle biraz da “normal”im ne var durumları tamam sempatik ama o zaman çok yanlış bir şeye “Evet” dedin sevgili Kate, zira sen artık “normal” değilsin:)

Bekar prens Harry abisinden farklı olarak genelde daha bir “yaramaz”, “ele avuca sığmaz”, “annesine çekmiş”, kendisi pek tabii ki yüzüklerin taşıyıcısı yani William’ın sağdıcıydı. Tören boyunca pek sempatikti.

Yine ablasının huyu suyu tam zıttı “çılgın” baldız Philippa da baş nedime olarak muhteşemdi, onun elbisesi de ALEXANDER McQUEEN tasarımı.

Davetlilerin hangi birini anlatsam bilemediğimden ve zaten David Beckham’a geldiğimde bu postun seyrinin tamamen değişeceğinden korkumdan o kısma hiç girmiyorum:)) Ama genel olarak manzare yukarıdaki gibiydi! Monokrom renkler ve birbirinden müthiş şapkalar, erkeklerde kravat ve mendillerde enfes detaylar ve parlak renkler:)

Ve işte beni en çok etkileyen sahne… Milyonlarca insan akın akın Buckhingam Sarayı’na girmek üzere yürüyor! Bu nasıl bir şey? Bizler bilemiyoruz, tepemizdekiler “kim olursa olsun” hep 3-5 kişi toplansa korktular, dağıttılar, yasakladılar, onların geçtiği yollardan geçerken bizi beklettiler, yaklaştırmadılar. Bugün 10 kişi birlikte Başbakanlık’ın önünde yürümemiz imkansızken içlerinde kimlerin “olabileceği” belirsiz devasa bir kalabalık bilmem kaç ülkenin imparatoriçesinin bahçesine böyle giriyor. Başbakan desen zaten normal bir sokakta tüm dünyanın bildiği o “10 numaralı” evde oturuyor:)

Veee törenin sonuu! Tören boyunca Bentley’den Range Rover’lara, Rolls Royce’dan at arabasına çeşit çeşit araba kraliyeti bir oraya bir buraya taşıdı ama işte benim favorim! Agggh Kate ne gelinliğini, ne o safir yüzüğünü kıskandım ama bu ASTON MARTIN’le beni bitirdin:)

Bu da Prenses Catherine’in resepsiyon için hazırlanan kıyafeti, yine ALEXANDER McQUEEN. Yine zarif, sade ve bu defa pırıltılı. Ama o üstteki hiç ama hiç ama hiç olmamış! Onu ya giymeyecektin ya giymeyecektin Kate:/

Ne diyelim onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Artık Harry’nin düğünde görüşürüz, pek sevgili bekar Styleboomerlar belki içinizdne biri bir sonraki prenses olur:)) Gökten 3 elma düştü, biri Boom’un, biri okuyanın, biri yorum yazanın başına:p

Görseller: Time, Telegraph
Not: Daha fazla fotoğraf, iyi giyinenler, kötü giyinenler, pastalar börekler için TIK TIK :)