Günlük arşivler: Haziran 7, 2011

| ÖZEL | Ankara Demek…

Herkesin günaydın demesi, Çilli’nin minderlerinde kedilerle oturmak, kağıt helva arasında çikolatalı-vişneli dondurma yemek, Neşe’yle kahkaha atmak Neşe’yle sarışın olmak,
Hocam Piknik’den “gözlerimizi sizi arıyor hocam” denilip müessese ikramı ekonomik sosisli kaşarlı kumpire doymak , Ezgi’yle bursa pazarı-erdoğan düğme yapmak, Ahmetcan’la kortlarda takılmak takılmaaak konuşmak konuşmaaak, Öke-Ezgi-Ayça-Cem’le Uptownda happy hour birasindan bi dudak payı almak, tez izleme komitesinde hamile bulunmasına gıcık kapmak, iaaaa Elçin iaaaa demek, Londra’da polis karakolunda paspascılık yapmak, Barış’ın mini buzdolabından meyveli sodayı yanağına dayamak, Pınar’dan unuttuğun anahtarı yine, yine sonra yine istemek, Könül’le saatlerce kaynatmak, Ali hoca için milyonlarca mail yollamak, Denizkızının kulaklarını çınlatmak, Özlem Hocadan ilhamlar almak, Öğrenci İşlerinden Fulya Hanım’ın Öğrenci İşlerinden Selin Hanım’a yollaması onun da enstütüden Güler Hanım’a yönlendirmesi, Ceren’le kavuşmak için telefonlaşıp durmak, kuzucuklarla karşılaşınca çığlık çığlığa sevgi çemberi olmak, PTT ve İş Bankası’nda bile özlenmiş olmak, Özgün fotoda foto unutmak, eve gelip huhu diyebilmek, anneyle CSI izlemek ona Lost indirmek, Hülya ablaların çay saatine yetişmek veya yetişememek. Herkesin iyi akşamlar demesi…

| ÖZEL | It’s Just A Perfect Day

Bugün bilgisayara kaydettiğimden emin olduğum bir şeyi ararken şu yazdığım satırlara denk geldim, 2009 Mayıs’ında yani daha tazecik İstanbul’luyken yazmışım:) Okuduğumda, düşündüm, ne çok şey değişmiş diye… Şöyle yazmışım:
… Hep aşk şiirleri mi yazar insan, sevgililerin mi ardından mı süzülür pudra yanaklar? Yok yok yalnızlık sevgilisizlik değil, aşksızlık değil yalnızca yalnızlık. Bebek Cafenin limon minderleri, begonya kokularında gün ortasında, günün en işsizlik halkasında, yağmur mu yağsam güneş mi açsamın kavgasında bir başınalık yalnızlık. Özlemek saçmalıkları, hem de ne saçmalıklarını dostların, dedikodularını bölümdeki muhabbet kuşlarının, özlemek oturmayı kortlarda Ahmetcan’la, arı boğanların altında. Freaks and Geeks olmak FRPci tayfayla, Seinfeld gözükmek 5erden Öke-Ezgi-Barış-Elçin’le birlikte, susamamak, sabahları yolda Radyo ODTÜ’den mahrum kalmak, Ege ve Fahir’le saçmasapan bir besteye imza atamamak, çatlayana kadar gülememek, (-5) kıramamak eksi sonsuzdan artı sonsuza giden x yüzünden, imalı bir bakış yiyememek çalışmadığım için en alasından …Yalnızlık. Bir masanın başında Pınar’la sabahlayamamak oyun teorisi bize türlü oyun çevirirken. Ve bir pareto patikada optimuma koşarken bağıramamak “ben Nash, John Nash” diye. Burada, avucumda çekirdeklerle, bu güzel denize, bu cilveye, denizde sıçrayan denizkızlarından farksız teknelere, bana açılmış kollarıyla boğazın köprüsüne tek başına bakmak; rimele doygun kirpiklerde damlalar demek…Aşksızlık değil yalnızlık...”

Tam bunu okumaya dalmışken işte, müzik listesinde shuffle PERFECT DAY şarkısını çalıvermeye başladı, mucize gibi, beni bu satırlardaki şehirden alıp bana dopdolu yapanlara bir selam edeyim dedim Onur‘a, Oylum‘a, Şeyma‘ya, Koray‘a, Tolga’ya, Ceren‘e, Billur‘a, Ayşegül‘e, , Can‘a, Bilun‘a, Sıla‘ya, Yael‘e, güzel Denizim‘e, Alper’e, Ilgın’a, Akın’a, Büşra’ya ve sana sevgili okur, sana:)

| HEDIYE | Sevilay Acıbucu’nun Gelini Belli Olduu:)

Eyooo Sevilay Acıbucu’ndan rüya gibi bir gelin makyajı hediyesi alacak olan şanslı Boomerımız belli olduu! 2B nickli Tuba, düğün günü güzelliğine güzellik katacağımız cici gelinimiz. Tebrikler!

Tuba’cım 2 gün içinde yani 9 Haziran Perşembe akşamına kadar bana styleboomblog@gmail.com adresinden ulaşmanı bekliyorum. Aksi halde yedek isim için çekiliş yapacağız:)

Şimdiden tebrikler ve mutluluklar!

| FESTİVAL | Freshtival’de Müzik Eğlence

Festivallerden festival beğenin hanımlar. Yaşşasıın müzik, eğlence, dinlence yani festival sezonu! Geçen haftasonu MILLER FRESHTIVAL için soluğu Maçka Küçükçiftlik Park’ta aldım, üstelik 4 gün 4 gece hasta pasta yatmış ve gözümü o gün yeni açmış olmama rağmen. O yüzdeen buradan davetiye kazanan birbirinden fıstık iki Styleboomer olan Gökçecan ve Begüm‘ün arasında soluk benizli bendenizi affedin:)

3.sü düzenlenen MILLER FRESHTIVAL’de sahneye birbirinden canavar müzisyenler çıkmadan festival alanında ne var ne yok Gökçecan ve Begüm‘le gezdik, her şeye de el attık, acayip eğlendiik:) Her şey FRESHTIVAL hatırası fotoğrafıyla başladı:o

Gözümüze ilk çarpan birbirinden renkli kalemlerle müthiş gitarların olduğu çadır oldu. Fender hayalleri süsleyecek enstrümaları geirmiş dizmiş, yetmemiş kendi gitarını kendin yap masası kurmuş. Aldık elimize boyaları, ben pek tabii gitaın üzerine BOOM’u kondurdum:)

Eğlenmeyi bilen kızlara bayılıyorum, o yüzden diyorum kiii “Some girls rock!” Mesela biz:) Otrişlerimizi, korsan şapkalarımızı ve gitarlarımızı taktık, hem çaldık hem söyledik, esasen festivalin ilk grubu resmen bizdik:p I LOVE ROCK’N ROLL, SO PUT ANOTHER DIME IN THE JUKEBOX, BABY!

Müzik, hele bir de bedava indirilebiliyorsa:p, daha bir güzel değil mii hihihi:) Korsana hayır canım hayır tamam ama zaten artık MÜZİKİCİNEFES.COM var. Üye oluyorsun, giriş yapıyorsun, istediğin şarkıları dinliyorsun:) Biz Gökçecan‘la hemmen oracıkta üye olduk!

Festival alanı oyundan geçilmiyordu, langırt gibi old school olanından şu yukarıda görmüş olduğunuz gibi sizinhareketlerinize ve sesinize duyarlı en futurustik olanına kadar:) Biz uzaylılara karşı konseyi toplama kararı aldık!

Herhalde festival alanının ennnnn çok fotoğraf çekilen/çektirilen/ ay olmadı bi tane daha bi tane de şurdan denilen yeri burasıydı:) Devasa FRESHTIVAL harfleri arasında haliyle biz de bir iki kare çekildik:))

Onca hoplama zıplama üzerine, çayır çimende boş minder buldun mu hiç tereddüt etmeden hop kapacak, aynı mindere göz dikmiş rakiplerini bakışlarınla bitireceksin:)) Biz de ayynen öyle yaptık. Azıcık dinlenme, sohbet etme, hep bir ağızdan şarkı söyleme zamanıııı!

FRESHTIVAL festivaller içinde ayrıca özel çünkü sadece bir müzk festivali değil, aynı zamanda bir sanat festivali de. Tasarımcılar, çizerler, fotoğrafçılar hepsi orada. Yukarıda Niyazi Erdoğan‘ın Freshtival’e özel hazırladığı tshirtlerden bir demet. Aşağıda bu defa biz sanatsal bir çalışma yapıyoruz, LÖSEV için:)

LÖSEV standında sprey boyalarınızı alıyor, ister bez bir çanta ister beyaz bir tshirtü birbirinden şukela şekillere sahip kalıpları da kullanarak kendiniz için boyayabiliyorsunuz. Üstelik gönlünüzde ne koparsa o da LÖSEV’e gidiyor.

Biz bu işe ciddiyetle sarıldık, dar alanlara gelemeyen Boom ve Boomer enerjisi sebebiyle çimlere yayılıp işe koyulduk:) Barış dedik, müzik dedik, ha bir de Cumartesi Gecesi ateşi dedik:p

Nadiren beğendiğim tshirtlerden biri de bu oldu! Tasarımcısını tebrik ederim:)) Tshirtün üzerinde CANDY GIRL yazıyor ve o yazıyı da karıncalar oluşturmuş hihi.

Salak tipli şeylere bayılıyorum:)) Şu oyuncaklar nasıl komiik! Meraba dünyalılaaar, festival var dediler geldik :p

Şapkam büyük sükse yaptı, kendisiii geçen yaz kişiye özel tasarım şapka ve plaj çantlarıyla esen YAEL MOREL‘den pek tabii ki:)

NOISETTES yemin ediyorum sen insan değilsin:)) Keşke azıcıcık daha enerjim olsaydı da festivalin sonuna kadar kalabilseydim ama yeniden hasta olmayı göze alamadım ve geceyi erken kapadım:/

Umarım gitmiş kadar oldunuz:) Seneye 4.sünde aman Boom yazar demeyin, gelin orada birlikte eğlenelim! Bu güzel günü benimle birlikte geçiren Gökçecan ve Begüm‘e ayrıca koccamaaaaaaaaaaaaaaaan teşekkürler:)

Fotoğraflar: Dilan Bozyel, Freshtival, Modazon