Günlük arşivler: Eylül 3, 2011

| Ethel Granger: Dünyanın En İnce Beli, En Acılı Aşkı


Eylül kapakları arasında VOGUE Italia her zamanki gibi öne çıkıyor, belki gördünüz. Kapakta Stella Tennant Steven Meisel tarafından fotoğraflanmış ve “avant-garde”in sert bir görsel tanımı olarak yerini almış. Bir dolu abartılı aksesuarın yanında Tennant’ın belinin inceliğini (ki bir photoshop mucizesi) farketmiş olmalısınız. Bu bel, bu sayı ve bu kapak efsanevi bir isme, Ethel Granger’a ithaf edilmiş. Kendinizi bir obsesyon, bir fetiş ve bir acı hikayesine hazırlayın hanımlar!


Ethel Granger, 12 Aralık 1905′de Chesterton’da sıradan bir kız olarak doğdu. Daha sonra ismi tarihe dünyanın en ince beline sahip olan ve rekoru hala egale edilememiş olan bir kadın olarak geçecekti: 13 inch yani yaklaşık 33 cm.lik bir bel…

Ve bunun sebebi bir erkek, ve aşk, tabii ki!

Ehtel’in kocası Willian isimli bir astronot, modanın kafamızdaki tüm düşünceleri kökünden değiştirebilecek kadar korkunç bir güce olduğunu savunan, bunu her fırsatta dile getiren ve örneğin 1920′lerdeki küçük göğüslü kadınlar trendinin moda yüzünden oluşan korkunç bir şey olduğuna inanan, ama derinde bir yerde aşırı bir ince bel obsesyonu olduğunu ve korseleri bir kenara kaldıran moda endüstrisine bu yüzden düşman olduğunu gizleyen birisi.

Ethel ile tanıştığında o da 20lerin modasına uygun bol elbiseler giyen, kısa saçları olan, küçük küpeler takan naif bir kadın. Birbirlerine aşık olup evlendiklerinde William karısına korseleri ne kadar sevdiğini, ona bir korse takmışken sarılmayı ne çok istediğini söylüyor. Kadınların eskiden daracık korseler ve iri mücevherlerle ne kadar da hoş olduğundan dem vuruyor, ve işte o an Ethel’in “dünyanın en ince bel”ine giden yolculuğu başlıyor…


Bir gün Ethel eşine kendisine sarılmasını söylüyor ve William bir korseye dokunmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyor! William daha sonra Ethel’e yüksek topuklu pabuçlar ve iri küpeler getiriyor, metamorfoz başlıyor.

William, Ethel’e farklı korseler ve korse sıkma yöntemleriyle belinin ölçüsünü küçültebileceklerinden ve bunu denemek istediğinden bahsediyor, ona ne kadar güzel olabileceğini, herkesin ona nasıl gıpta edeceğini anlatıyor ve Ethel için metal korseler dönemi başlıyor. William yine de tatmin olmuyor ve bu sürecin geceleri uyurken korseyi çıkardığı için baltalandığını söyleyip Ethel’i suçluyor. Bunun üzerine Ethel 24 saat evet gece ve gündüz sürekli korse takma dönemine giriyor. Kendi kendine korseyi takıp, çıkarmanın ve bağlamanın çok vakit aldığını, böylesinin çok daha iyi olduğu tesellisin buluyor:( Bunun yanında istekleri bitmeyen fetiş beyimiz Ethel’in her zaman yüksek topuklar hatta 13 cm.lik yüksek topuklar giymesini istiyor ve giydiriyor. Bunu destekli sutyenler, burunda piercing küpeler ve git gide incelen korseler takip ediyor.

Tanıştıkları zaman 61 cm olan beliyle Ethel, son olarak beli 19 inch yani 48 cm olduğunda Will’e hala yetmedi mi ikiye bölüneceğimden korkuyorum dese de maalesef yetmiyor. Ethel Granger hayatını 33 cm.lik beli ile bir sirk soytarısı gibi fotoğraflar vererek, gazetelere çıkarak, dergilere “mucize” diye konuk olarak tamamlıyor.

Hiç bir söyleşisinde ne acı, ne mutsuzlukk, ne ağrıdan söz açmayan; aksine bunu hep mutluluk ve gurula anlatan; hiç bir fotoğrafında hüzün ya da acı izi olmayan Ethel’in “gerçek” hislerini merak ediyorum. Aşkı için hem ruh hem beden olarak başkalaşmak, daracık bi kalıba girmek nasıl bir his?

Ethel’in fetiş kocası, bence moda tarihinin belki de en sert, en acımasız “ikon” yaratıcısı William Arnold Granger, anı kitabında şöyle yazmış:

“Eğer kendi cinsinden diğer üyeleri bir şekilde gölgede bırakabildiyse, bu hiç bir ızdırapla kıyaslanamayacak kadar büyük bir zaferdir”.

Kaynak:wikipedia,ethelgranger.com,vogue italia,fashiongonerogue

| RED CARPET | Deauville Film Festivali Açılışı

Festival festival üstüne hanımlar beyler! Avrupa şehirleri son sıcak günleri ne kadar film yıldızı varsa ağırlamaya verdi sanırım:) Ben de hazır çılgınlar gibi çalışmaktan size yeni yeni ve ilginç postlar hazırlayamıyorum diye üzülürken benim de imdadıma yetiştiler:) Bu defa Fransa’da Deauville’deyiz ve açılıştaki iki isim daha önce Styleboom’a “Stylish” köşesine konuk olduklarından gururla sunarım:


Bu senenin belki de en iyi çıkış yapan genç aktrislerinden Emma Stone bakır tonlu, derin yırtmaçlı, olağanüstü güzel bir ROLAND MOURET ile kırmızı halıdaydı. Mouret benim yumuşak karnım, bugüne kadar yaptığe her bir parçaya hayranım:) Kızıl saçlarıyla uyum içindeki elbisesi ve siyah kuşak, çanta, ayakkabı birlikteliğini çok beğendim. Ama makyajda da bakır tonları biraz fazla buldum, koyu ve gölgeli tercih edebilirdi.


Yukarıda Emma Stone’un enfes pabuçları, GUISEPPE ZANOTTI’den!


Kate Bosworth her zaman stiliyle ayrışan, yeni dönemin ennn şık kadınlarından biri. Çoğunlukla renkli tercih etse de bu defa siyah seçmiş. Kendisi baştan ayağa VALENTINO. Zarif ve çok hoş.


Bosworth, farkını ayakkabılarla ortaya koymuş. Yılan derisi ve sütlü kahve birlikteliği, özellikle bilekteki detay şahane.

[Görseller: zimbio]