Günlük arşivler: Ekim 4, 2011

| BOOM’STYLE | Bilunkuşu Evlendirdik:)

İşte blogosferin neşesi, “şen”i, bir tanesi Bilunşenkuş’umuzu da evlendirdik! Müstakbel damadımız da en az Bilun kadar koca yürekli, güler yüzlü, esaslı, ve fakat işi çok zor, ne de olsa blogosferde kaynana çok:) Yine bir yolculuk üstü yamulmuş, düğüne de zar zor yetişmiş zavallı Boom olarak ne giydim postu için dooğru BOOM’STYLE‘a :) Fotoğraflar biricik arkadaşım Koray Caner tarafından homurdanmadan, pofurdanmadan çekildi, teşekkürler:)

| HABER | TOM FORD’s Lady is A Tramp

Benim gibi MADONNA denen ilahe ile büyümüş bir kuşaktansanız Lady Gaga’nın ne tarz ne de müzikalite olarak çok da prim verilecek bi tarafı olmadığını düşünebilirsiniz, zira ben öyle düşünüyorum:)
Amaaa 90lar sonu 2000ler başında müzik dünyasında iyiden iyiye ağırlığı hissedilen “kro” ve daha fenası “kroyum ama para bende”ci, siyahi ya da siyahi özentisi rap, hip hop, cart curtculardan sonra şöyle moda tasarımcıları ile adamakıllı işbirliği yapan, fark yaratan, her şeyi bıraktım Nicola Formichetti gibi bir dehayı bizlere kazandıran Lady Gaga’nın hakkını da-her ne kadar kendin zevksiz ve müziğini kulak tırmalayıcı bulsam da- teslim ediyorum!

Gelin görün ki her zaman anormal kıyafetleriyle gündemde olan Gaga, son dönemde “normal” giyimiyle bizi şaşkınlıa sevk ediyor. Bunun enn güzel örneklerinden birini bugün sonunda yayınlanan Tony Bennett+Lady Gaga, “The Lady is A Tramp” düetinde görebiliriz. Bu şarkıyı seslendireceği haberini ilk aldığımda karalar bağlamıştım çünkü benim için pek özel bir şarkıdır ama ben utandırdı:)

Açıkçası Gaga’nın elektronikten nasibini almamış pür ve inanılmaz güzel sesini, enfes TOM FORD elbisesini ve ikilinin uyumunu o kadar beğendim ki, paylaşmadan edemedim. Bu arada Tony Bennet: Duets II albümü kaçmaz, arşivinize ekleyin:)

Bu elbiseyi daha önce TOM FORD’un biriciği Candice Swaenepol’ün üzerinde görmüş, tapılası görüntüsüne isyan etmiş, hatta tehdit etmiş:p ve Twitterda tam da şurada paylaşmıştım.

| Moda Dünyasında Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var

Atalarımız boşuna bir elin nesi var, iki elin sesi var buyurmamışlar hanımlar beyler. Alın işte Bonnie ve Clyde, Ediyle Büdü, Tom ve Jerry, Laurel ve Hardy… Bir başlarına kalsalardı eminim bir şeye benzemezlerdi (sözüm Bonnie’den dışarı!).
Moda dünyası da, hem de büyük egoların dan dun çarpıştığı, bencilliğin ayyuka çıktığı karakterine rağmen, bazen tek değil çift olmayı başarabilmiş. Bu yazıda moda dünyasının tasarımcı ikililerine bir bakalım mı?

Önceliği pek çoğunuzun bayıldığı ikiliye vereyim istedim: Domenico DOLCE ve Stefano GABBANA! Sicilya doğumlu Domenico ve Venedik doğumlu Stefano asistan olarak çalışmaya başladıkları stüdyoda tanışır ve bir aşka yelken açarlar, bir yandan da bir marka yaratma işine. 1985de ilk Dolce&Gabbana hazır giyim koleksiyonunu sunduktan hemen sonra hızla büyürler. Aşk bitince iş de biter derler ama 2005de romantik ilişkilerine noktayı koysalar yüzmilyonlarca dolarlık işlerine aynen devam eder hatta sanki daha bile şahane hale gelirler.

Gelelim favorilerimden RODARTE’a. Berkeley mezunu iki kızkardeşin , Kate ve Laura Mulleavy’nin, yarattığı marka moda endüstrisinin de pek çok ünlünün de son dönemdeki gözdesi. Kısa ama parlak geçmişlerine şimdien kült olacağı garanti Black Swan filminin kostümlerini de ekleyerek oldukça konuşuldular. İşbirliğine en açık ikili diyebiliriz, Opening Ceremoy, Gap, Target hepsine de koleksiyon çalıştılar.

Diğer favorim, ki kendileri telaffuz edilemesin diye kasmış olacaklar, PROENZA SCHOULER de müthiş bir ikili! 2002 yılında Jack McCollough ave Lazaro Hernandez tarafından kuruldu. Bu beyler Parsons’da tezleri için işbirliği yapmaya karar veriyorlar, kısacası tezleri bir nevi onların ilk koleksiyonu oluyor, yetmiyor yetmiyor tamamı Barney’s tarafından alınıyor:) Burada ben gözyaşlarına boğulayım müsaadenizle, ne tezler var dünyada böhüüü! İsimlerinin hikayesine gelince, Proenza Lazaro’nun annesinin, Schouler ise Jack’in annesinin kızlık soyadları. Ehhe şimdi bankalarını arasak bütün dünya “annenizin kızlık soyadı” güvenlik sorusunun cevabını biliyor. Büyük düşüncesizlik:p

BADGLEY MISCHKA’nın da bizde yeri ayrı, çünkü annemin düğünümde giydiği elbisesi Badgley’di. Bir zamanlar kırmızı halının vazgeçilmezlerindendi bu ikili de ama son 2-3 yıldır daha “olgun” müşteriler tarafından tercih edilmeye başlandılar. Bu ikili de Parsons’da tanışıyor, Parsons çok zor okul olduğundan olacak:) 1988′de markalarını kuruyor, 1993de de o zamanlar herkesin rüyalarını süsleyen gelinlik koleksiyonlarına başlıyorlar. Kendileri SATC’de Charlotte’un favori tasarımcılarıydı!

VALENTINO gibi bir devi Bay Valentino gibi bir dehadan devralmak, devralırken de devirmemek büyük başarı! Başlarda çok büyük şüpheyle yaklaştığım Maria Grazia Chiuri ve Pier Paolo Piccioli şu anda Valentino evinin baş tasarımcıları ve müthiş başarılı bir ikili. VALENTINO eskisi gibi mi? Hayır. Eskisini aratıyor mu? Hayır! Bu ikili markanın köklerine sadık kalırken inanılmaz bir de gençlik aşısı yaptılar, tasarım yaparak bir isyan gerçekleştirdiler ve çok da başarılı oldular. Fendi’de çalıştıkları 10 yılın sonunda bizzat Bay Valentino tarafından kendilerine VALENTINO mirasına uygun bir aksesuar koleksiyonu çıkarmaları için teklif götürülen bu ikili bir gün evi devralacaklarını acaba hiç düşünmüşler miydi?

PETER PILOTTO belki sadece birinin ismine sahip ama tasarımları iki kişinin elinden çıkıyor: Peter Pilotto ve Christopher de Vos. Onlar da okulda Antwerp’de tanışıp birlikte yola çıkıyorlar. Buradan okul arkadaşlarıma sesleniyorum, biz de varsa yoksa kahve dedikodu ha bir de ya Dungeons&Dragons ya King yaptık cık cık cık:) 2009da en iyi çıkış yapan tasarımcı ödülünü alan ve Kate Bosworth’un gözdesi olan ikilinin baskı ve dene birliktelikleri muhteşem!

Ayılıp bayıldığım PREEN’deki harmoni ise meğer aşkmış! Karı koca Thea Bregazzi ve Justin Thornton etraflarında minik yavruları bu muhteşem tasarımlara imza atıyorlar! Tıpkı uyumlu ve mutlu bir evlilik gibi ikisi de tasarımlara başka başka şeyleri uyumla harmanlayarak katıyorlar. Grafik ve geometrik görünümlere romantik ve feminen bir dokunuşlarıyla iki ayrı kişi bir bütün nasıl olur en güzel şekilde gösteriyor.

Mary-Kate ve Ashley Olsen ROW markalarıyla anne karnından moda dünyasına kadar pek çok alanda ne kadar müthiş bir ikili olduklarını çok genç yaşta kanıtladılar. ROW koleksiyonlarına bakınca onlar için aman ya ünlüler işte tabi yaparlar demek olmaz, gerçekten çok başarılı, farklı ve arzu edilesi! Birbirinin aynası iki kardeşin hem stil hem tasarım anlamında yeni yüzyılın en iyilerinden olduğu kuşkusuz.

Kıskanmayalımm:) Bizim de tasarım ikilimiz var RANA-BERNA CANOK ve tabii ki DICE KAYEK.

DICE KAYEK tasarımcıları Ayşe ve Ece Ege gururlarımızdan olduğu gibi, burya pek uğramasalarda Machka sayesinde bizi de keyiflendirmiyor değiller:) Ece Ege ve Dilara Akay tarafından kurulan ama tasarımın başında Ayşe ve Ece kardeşlerin olduğu DICE KAYEK selektif müşteri kitlesi ve bağımlılık yaratan tasarımlarıyla oldukça başarılı.

RANA-BERNA CANOK kardeşleri ise pek çoğunuz IFW’deki defileleri ile tanıdınız. İki Mimar Sinanlı kızkardeş uzun yıllar ayrı ayrı yerlerde ve zamanlarda çalışşsalar da sonunda 2009da kendi markalarını yarattılar, heykel ve tesktili harmanlayarak Galata showroomlarıyla bizlerle buluşturdular.

Evet hanımlar beyler görüyorsunuz ki öyle kardeşinizle çöpü kim çıkarsın, ekmek almaya kim gitsin, yok efendim izinsiz kıyafetimi niye giydin diye kedileşene kadar tutun işbirliği yapın diye ibret olsun diye yazdım bunları. Ya da üniversite arkadaşınıza bir bakın sadece size atmasyon kahve falı mı bakabiliyor yoksa hummm bir moda markanız olabilir mi ? ;)

Şaka bir yana unuttuklarım varsa had yorumlarınızla siz de ekleyin. Ya da bir düşünün bakalım bir moda markası kuracak olanız kimi seçerdiniz yanınıza:)?

[Kaynak:net-a-porter, wikipedia ve resmi web siteleri]