Çizgilerle arası hoş olanlar yeni sezonda yaşadı, çünkü çizgiler hakikaten de tüm koleksiyonları ele geçirmiş, daha önemlisi Marc Jacobs gibi trend set eden bir tasarımcı tarafından baş tacı edilmiş durumdalar. İnce, kalın; enine boyuna; rengarenk çizgiler.
İlginçtir şimdi bu kadar sevdiğimiz ve özellikle yazın mutlaka giydiğimiz çizgilerin ucunun bir zamanlar idama kadar gidebildiğini biliyor musunuz?! Geçenlerde nette dolaşırken bir kitaba rastladım: The Devil’s Cloth.  Çizgilerin tarihini anlatıyordu:) 13. yüzyıla ışınlanalım: sadece palyaçolar, suçlular, hayat kadınları ve cellatlar çizgili giyinmeye mecbur edilirlermiş.  Çizgili kıyafetler “şeytan işi”dir fikri 1300lerde Fransa’da başlamış.

Her şey Filistin’den Fransa’ya kadar yürüyerek gelen kahverengi-beyaz çizgili kostümlü 2 keşişle başlamış, Carmelite tarikatına mensup bu keşişlerin resmi kıyafetleriymiş aslında bunlar ama Papa hem bu adamlarla konuşulmasını hem de çizgili giyilmesini yasaklamış ve çizgilerin şeytani olduğunu söylemiş:) Çizgili giyenlerin açgözlü, ikiyüzlü, hain ve dahası şeytanın elçisi olduğu ilan edilmiş. Keşişlerin sonu malumunuz. Zaten sonrasında uzuun uzun yıllar boyunca çizgiler hep “kötü” olanla birlikte olmuş: zamanının hapishane kostümleri demek bundan dolayı çizgili imiş!
Gelin görün ki yüzyıllardan 18. yüzyıl olunca çizgiler bu defa yine Fransızlar tarafından “moda” edilmiş:) Ne de olsa yasak olan her şey caziptir değil mi:)  Evlerinde misafir ağırlayan asil Fransızlar dekorlarını mutlaka çizgili yapmaya başlamışlar. Kraliçe Victoria, Royal Yatch gemisinin açılışında oğlu Prens Edward’ı lacivert-beyaz çizgili bir denizci kostüm ile halk karşısına çıkarınca iyice popüler olmuş. 1858′de Fransız denizcilerin üniformaları tanıtıldığında, hepimiz o çok aşina olduğu “Breton stripes” literatüre girmiş; benim en sevdiğim çizgili türü yani marin çizgiler:) 
Elbette çizgi çılgınlığının moda dünyasında sarsılmaz yerini alışı biz modaseverlerin kraliçesi Coco Chanel sayesinde olmuş! Çizgili bir üst ve palazzo pantolonları ile göründükten sonra Coco, butiğinde çizgili ürünler satmaya başlamış ve çok tutulmuş. Kısacası bir zamanlar sırf çizgili giydiği için idam edilen insanlar, meğer birer “stil ikonu” imiş:)

Her ne kadar bu postta çizgiler içinde olsam da ben hiç bir zaman o kadar da “çizgili” insanı olmadım, bildiğiniz üzere ben puantiyeci ve pötikareciyim. Peki ya siz? “Çizgileri o kadar seviyorum ki 13. yüzyılda olsam beni kesin asarlardı, başım feda” mı diyorsunuz, yoksa “zaten hiç sevmem, yırtmışım” mı:))
TWENTY SOMETHING Elbise//Dress; Londra’dan Kaşkol//Scarf from London; 
MICHEAL KORS Botlar//Booties;  GUCCI Çanta//Bag; ZECKIE Broş//Brooche; 
ASSOS DIAMOND Yüzük//Ring;  STYLEBOOM FOR NILI Bilezikler//Bracelets
I come up with a book named The Devil Cloth, which tells about the history of stripes. It is surprising to hear that once stripes symbolizes everything “evil” and then later become very hip and fashionable! They have had a serous journey througout the history, and today they are at the top of the trend chart thanks to Marc Jacobs. Here is my striped outfit in red and white:)


"Çizgi Kahraman" postu İçin hiç yorum yapılmamış..

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu