Sabaha karşı uykumun içinde sesler duydum, sanki bir ağlama sesi gibiydi. Gözümü açtım, iyice dikkat kesildim, evet evet resmen hıçkırıklar geliyordu hem de gardrobun içinden! Azıcık tırsmadım desem yalan olur, ama sonuçta gardrop benim gardrobumdu, ne oluyor diye bir meraklandım. Hızla ışığı yakıp, gümbürdeterek kapağı kaydırdım! Bir baktım ki ne zamandır giyemediğim küçük siyah elbisem iki gözü iki çeşme ağlıyor! Şaşkınlıktan küçük dilimi yuttuğum bir kaç dakikadan sonra
-Hey neyin var?! , diyebildim
-İtiraf et, çok sıkıcıyım değil mi! , diye haykırdı,
-Sıkıcıyım, sıkıcıyım, sıkıcıyım!
-Aaa saçmalama, neden böyle söylüyorsun, sen küçük siyah elbisesin, hani şu hakkında düzinelerce yazılar yazılan…, dememe kalmadan bana bağırıverdi.
-Ay offf tabii ya, “herkesin gardrobunda bulunması gereken” ben. O “gereken” kelimesi bile sıkıcılığımın ispatı adeta.
Bir an düşündüm de haklıydı aslında, gerekli olmak ne kadar heyecan verici olabilirdi ki. Güldüm ve bir kez daha hıçkırıklara gömülmesine fırsat vermeden sordum:
- O zaman benimle bir maceraya var mısın?

“Nasıl yani, nasıl bir macera?” diyebildi ama biraz da tedirgin oldu:)
- Yarın Cumartesi iş yok güç yok, kahvaltıyla başlayalım, bu defa seni bambaşka kombinleyeceğim, göreceksin ki hiç de sıkıcı değilsin, dedim.
-Ama küçük bir toplantım var benim yine de
-Olsun! Ona da ben yollayacağım seni dedim, ama kendini bana bırakacağına söz ver!
-Söz!

Gece zor geçince biraz uyumuşuz, kalktığımızda epey geç olmuştu. O daha ayılamadan hemen bir şeyler hazırladım. İlk andan çok bocalamasın diye siyah-beyaz ağırlıklı olsun kahvaltı kombini dedim. Çizgili bir trençkot, kazayağı bir şapka, şiş gözleri örtecek hem de renk verecek sarı bir Ray Ban, vurucu parça sezonun en trendy parçalarından bir loafer ama hem zımbalı, hem grafik bir şey. Biraz homurdandı, siyah bir babet mi giysem ki dedi ama kaşımı kaldırmam yetti:) İlk başta sürekli ayaklarına bakarak yürüyordu ki sonra alıştı, hatta “çok da güzelmiş” diye keyiflendi. Bizim kahvaltı öğle yemeğine kaydı, Cumartesi keyfi uzadı derken bana mini toplantısını hatırlattı. “Doğru arabaya” dedim, “unutmadım” :)

“Toplantın olduğu için seni çok cafcaflamayacağım, sen de onlar da şok olmayın diye” dedim “..ama bazı detaylar için bana fırsat ver”. Beyaz yüksek ökçeleri çıkardığımda “yok artık beyaz ayakkabı giyilir mi” diye haykırdı. “Giyilir, üstelik içinde fuşyalar da var” diye haince sırıttım. Hava serinlediği için bir ceket almayı önerdi, “hani sıkıcı olmayacaktık” diyip onu bol fermuarlı bir parçaya soktum. Koluna iri zincirleri dolarken sanırsın hapse yolluyordum. Mavi portföyde ise “bari çanta da siyah ya da beyaz olsaydı” bakışı, yüzünden saniyesinde silinerek “tamam anladım”a dönüştü:) “Seni dışarıda bekleyeceğim, bir şeyler atıştıracağım.” dedim, “Toplantıdan sonra çok büyük devrim var hazırlan!”.

Koşa koşa geri geldiğinde beni skinny jean pantolonum, deri ceketim ve çapraz bantlı ayakkabılarımla bulan küçük siyah elbise, “belki de dönsek iyi olur, pek yorucu bir gündü” dedi ama gece daha yeni başlıyordu. “Ne yapacağız ki, bir drink filan mı alsak tamam” dedi, “istikamet rock bar” dedim:) Bagajı açıp, bunu bir güzel giydirmeye başladım. itiraz bile edemeyecek kadar şaşkın ama bir o kadar da mutluydu. Hayatında ilk kez rock bara gidiyormuş, garip şeyler gelmez başıma değil mi, bana dövme yapmazlar değil mi diye garip garip sorular soruyodu. Ekose gömlek ve deri ceketi üstüne geçirdim, botları zorla giydirdim! “Bunlar biraz şey mi ki..” derken susturdum! Ve hazırdık. Hiç bir şarkıyı bilmese de deli gibi söyledik, en son elimizde shotları “tüm LBD’lerin şerefineee” diye bağırarak hüplettik. Bardaki bir motorcu mont buna biraz asıldı ama devreye ben girdim, şimdilik bu kadar yenilik yeterdi:)

Evin yolunu bulduğumuzda artık Pazardı, arkadaş bütün günü önce balkonda sigara dumanından arınmakla sonra da uzun uzun uyumakla geçirdi!

Pazartesi sabahı kalktığımda çoktan kalkmış, işe gitmeye hazırlanıyordu. “Haftasonu için teşekkür ederim” dedi, bundan böyle işten sonra hemen eve dönmeden, ufak tefek değişikliklerle ben de hayatın keyfini çıkaracağım.” Çak bi beşlik hareketi yaptım ama cevap alamadım:) Pazartesi sendromuna bağladım. “Eh haftabaşı, iş çok”, dedi, “kurumsal kimliğime dönsem iyi olur ama bak detaylar konusunda çalışıyorum”.  Kırmızı bir gözlük, sarı bir fular, puantiye bir şemsiye duruyordu yatağın üzerinde; denemeler yapıyordu. Ben de göz bandımı taktım, içim rahat uykuma devam ettim:)



"Küçük Siyah Elbisemi Yoldan Çıkardım!" postu İçin hiç yorum yapılmamış..

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu