Mail, twit ve yorumlarla bir dolu sorular alıyorum sizden, elimden geldiğince de cevaplamaya çalışıyorum. Yine de bir postla toparlamak istedim. Ben şu kadar kilo aldım, bu kadar verdimlere girmeyeceğim, çünkü her kadın, her hamilelik, her metabolizma farklı, ve başkasına bakarak kalıplara girmek hele de hamilelik gibi özel bir süreçte pek de doğru değil diye düşünüyorum. Ben hamilelik sürecini genel olarak nasıl geçirdim, onun kısa bir özetini yazayım, önerilerimi sıralayayım istedim. Bu özeti de 3 farklı post olarak hazırlayacağım: biri bu post yani hamilelik; diğeri bebek, ve en sonuncusu da doğum ve sonrası olacak. Umarım bazı sorularınıza cevap olur:)

Giyim-Kuşam-Ayakkabı:
Buradan sizlere bebek haberini verdiğim ilk postta giydiğim mavi Asos elbise dışında hiç hamile giyimi-gebe giyimi almadım, ki zaten maalesef hemen hiçbir hamileye özel markanın kıyafetlerini de  beğenmiyorum. Hamileliğim süresince yine hep sevdiğim Zara, İpekyol, Topshop gibi markalardan giyindim ama elbette en büyük şansım maharetli annemdi, kafamdaki modellerden onunla birlikte diktik:) Normalde çok sık uğramadığım Polo Garage ve Marks&Spencer da bedenleri geniş olduğundan gardrobumda yerini aldı. Ben daha çok elbise tercih ettim, hamileliğimi kışın geçirmiş olmama rağmen pantolon giymedim:) Göbek irileştikçe daha da iri göstereceğinden deseni azaltıp düz renkleri tercih ettim. Her hamile gibi taytlar elbette benim de kurtarıcım oldu:) Ayakkabı konusuna gelince malumunuz topuklardan ödün vermedim son haftalara kadar, ama nispeten daha rahat olanları tercih ettim. Yine şansıma bacaklarım kalınlaşmadı ve ayaklarımda ödem olmadı, o yüzden ayakkabı numaram değişmedi.  Benim kollarım tombullaştı:)

Pijama, gecelik vs ve iç giyime gelince; pijama ve geceliklerimi hep Oysho’dan aldım. Doğum sonrası emzirme için ise internetten Chezmam’dan gecelik ve pijamalar aldım. Hamilelik ve hamilelik sonrası için iç giyimde de Chezmam öneririm.

Yeme-İçme:
Hamilelikten önce ben her gün bir bar çikolata yemezsem baş ağrılarından baş ağrılarına gark olur, huysuzluk girdaplarında boğulurdum. Ama ilginçtir hamilelik benim çikolataya genel olarak da tatlıya düşkünlüğümü aniden kesiverdi! Ben direk et aşerdim, hatırlıyorum bir sabah oh bir kaburga dolması olsa da yesem diye uyanmışlığım var, hayatta yedim mi sor, yoo:) O sebeple hamilelik boyunca Hazal Yılmaz ve Jamie Oliver’ın Instagram hesaplarını takibi bıraktım:p 
Yani yine şanslıydım, aşırı derecede demir eksiğim ve müzmin kansızlığım olduğundan bu et aşerme işi bana iyi geldi, bunun yanında tatlıyı kesmek de. Genel olarak bir öğünde yukarıdaki tabaktaki gibi bir kolaj yapıyordum: et ve yeşil salata bolca yedim (özellikle roka ve turpa düşkünleştim) Ya pilav ya makarna ya patates ekledim, çorbayı hiç eksik etmedim. Haftada 2 kez balık yemeye dikkat ettim, derin su balığı ayda 1 yeme iznim olsa da pek yemedim çünkü balıkta ayarsız yiyorum. Günde yalnızca 2 dilim ekmek yedim. Her sabah-akşam ballı sütümü; her sabah 1 köy yumurtamı yedim. Hamileliğim boyunca tavuk yemedim. Rakı haricinde alkol zaten almadığım için, haliyle rakı da yasak olduğu için hiç içki içmedim, toplasan belki tüm hamilelik boyunca 2 kadeh kırmızı şarap içmiş olabilirim. Hamileliğimin sonuna doğru yeniden tatlı iştahım, özellikle Alman pastası aşermem başladı, baktım iyi olmayacak, gözyaşları içinde kestim:)
Kozmetik-Güzellik:
Hamileyim diye daha önce blogda sizlerle bir kaç kez paylaştığım günlük bakım-onarım kremlerimde herhangi bir değişiklik yapmadan, direk onları kullanmaya devam ettim esasında. Saçlarımı biliyorsunuz zaten boyatmıyordum, o yüzden o konuda da bri değişiklik olmadı. Ekstra olarak sadece göbekte çatlak kabusundan sebep oraya eğildim, ben Bio-Oil kullandım 5. ay itibari ile yalnızca karın ve basen bölgesine, biraz da göğüs çevresine, çok memnun kaldım, hiç çatlağım olmadı. Bir de benim normalde hiç kuru olmayan cildim bacaklarda çok kurulaştı; baya pul pul kuruyordu, bacaklara da Burt’s Bees nemlendirici yanında haftada bir organik bir yağ kullandım. Hamileliğimin son ayı itibari ile göğüs ucu için Avent’in kremini kullanmaya başladım, şimdi de hala onu kullanıyorum, çok memnunum. Hamilelik benim tırnaklarıma hiç yaramadı, zaten zayıftılar, iyice zayıflayıp hemen çatlayan kırılan tırnaklar haline geldiler, Sally Hansen ürünlerden kullandım ama pek de bir değişiklik yaratmadı maalesef, hatta o konuda önerisi olan varsa beklerim:)
Bana gelen sorulardan bazıları ten renginin koyulaşması ile ilgili, ben o tür bir sıkıntı yaşamadım, beyaz şekilde devam, karında elbette biraz koyulaşma oldu ama o da şimdiden bile açıldı. Ben de cilt renginde değişme değil ama haddinden fazla yeni ben çıkması gibi bir şey söz konusu oldu.
 

Uyku:
Benim gibi günde 4 saat uyuyan insomnik birisi bile uykuya düşebilir miymiş! Evet evet, hem de ne uyumak, ama bu daha çok ilk aylarda, bıraksan 15 saat uyurum şeklindeydi. Yukarıdaki gibi elimde telefon, masada yemekte, her an her yerde uyuyabiliyordum. Sonrasında genelde 11 gibi uyuyakalıp, sabah mutlaka 6:30da uyanmaya başladım, bebeğin hareketleri başladığında da gece uykum güzel devam etti.

Spor:
Hamilelik öncesi haftada 4-5 gün pilates yapardım, hamilelikle bu haftada 3 kez hamile yogasına dönüştü, hamile yogasını Etiler YogaŞala’da yaptım ki sizlerle de paylaşmıştım, orada özellikle Deniz Hoca’nın seansları benim açımdan açık ara önde idi. Her gün olamasa da (bazen hava çok soğuktu) mümkün olduğunca çok yarım saatlik akşam yürüyüşleri yaptım.

Psikoloji:
Pek çok kadına ağlama krizleri ile gelen hamilelik bende de sinir bozucu gülme krizleri eşliğinde devam etti. Hamileliğime rastlayan bazı aksilikler, büyük değişiklikler vs. de galiba bende “sinirimden gülüyorum”a dönüştü! Ağlarsam açlıktan ağlıyordum, yani acıkınca hemen o anda bir şey önüme konmazsa aman bir ağlamaya başlıyorum, sanırsın Hunger Games:) Bunun yanında dünyanın en gerzek esprilerine bile salak gibi saatlerce gülen biri oldum, kocimin espri kalitesi zzt Erenköy düzeyine düştü bu sebepten, baktı nasılsa gülüyor bu kadın:p

İşin şakası bir yana hamilelik sürecinde psikolojiyi ben çok ciddiye aldım, çünkü kendimi biliyorum, fazla kontrolcü, gereğinden fazla mükemmelci, hazır mıyım değil miyim sorusunun cevabını bir türlü netleştirememiş, ve işler benim kontrolümde ilerlemeyince, belirsizlikler artınca çok tepesi atan biriyimdir. Benim problemim daha bir şeyler olmadan, olmuş gibi evhamlanmammış, kontrol edemeyeceğim şeyleri kontrol edemeyince paniklemem. O sebeple bu süreçte kendimi ve içimde olanları dinleyebilmeyi öğrenmeye, buna vakit ayırmaya karar verdim. Bu noktada size daha önce bahsettiğim Anael benim imdadıma yetişti, Tomatis terapilerinin şahsen bana çok faydası oldu, ses tonumdan, iç huzura, kendini bırakmaya, endişe ataklarını atlatmaya çok yaradı. Şimdi hala müziğin sakinleştirici gücünü oğlumla yaşıyoruz, iyi ki bu tür bir destek almışım diyorum.

Doğuma Hazırlık:
Normal doğum yapmayı çok istediğim ama işte yine bir şeyleri akışına bırakma konusunda pek de sabırlı ve maharetli olmadığım için normal doğuma hazırlık kursları aramaya başladım, bir arkadaşımın da tavsiyesi ile Emirgan’daki DOUM ile tanıştım. Doğum koçları ile konuştum, buna rağmen kendime özel bir doğum destekçisi edinmediğime pişmanım. Eşimle katıldığım kursta doğum sürecinde yaşadığım herşeyi önden bir piyes gibi izlemiş olduğuma ancak doğururken anladım! İnanılmazdı. Doum’un hazırladığı nefes terapisi CDsi ile de her gün nefes egzersizleri yaptım son aylarda. Burada bebek bakımı vb konularındaki bir kursa da katılmak istemiştim ama sonra önce bir doğsun diyerek vazgeçtim:)

Hastane-Doktor:
Doktorum yakın bir arkadaşımın tavsiyesiyle gittiğim ve kendimi çok rahat hissettiğim biri oldu. Amerikan Hastanesi’nden Dr. Cengiz Alataş; çok donanımlı, dahası benim gibi tezcanlı, esprili ve hastasının nabzını çok iyi tutan mükemmel bir doktor. Kendisini şimdiden özledim, ne de olsa ayda en az 1 kez görüşüyorduk:)

İlaç:
Sadece Elevit kullandım, doğuma çeyrek kala yaşadığım taşınma olayında her tarafım ayrı ağrımaya başlayınca bir kez Minoset aldım, haricinde hiç ilaç içmedim, hasta olduğumda doğal çareleri de çok fazla karıştırmadım açıkçası, bence otların da fazlası en az ilaçlar kadar korkutucu:)

Kitap:

Doğum öncesinde yukarıdaki iki kitabı okudum, bir de hastanenin bana sağladığı hafta hafta bebeğin gelişimini anlatan bir kitapçığı, yine de hiçbir hazırlık “tam” olmuyormuş onu anladım:) Bir de günlük tuttum. 

Şimdilik aklıma geldiği kadarı ile toparlayabildiklerim bunlar:) Belki zaman içinde güncellemeler yapabilirim.



"Hamilelik Sürecinde Giyme, Yeme, İçme Ve Vesaire" postu İçin 6 yorum yapılmış.

  1. akeshome diyor ki:

    Hepsini tek tek not aldım.Bir gün lazım olur inşaallah:)Teşekkürler Boom!

  2. SevSev diyor ki:

    Merhabalar,

    Şimdi hamiş olduğum için babyboom ve sizin hamilelik dönemi yazılarınıza tekrar göz atıyorum :)
    Merak ediyorum hamilelikte siz toplam kaç kilo almıştınız? mesela hatırlıyorsanız 6.ay,7.ay..ve toplam?

  3. SevSev diyor ki:

    Çok teşekkür ederim :) Minnoşu sabırsızlıkla bekliyoruz. İnanın içimi rahatlattınız. Normal doğum istiyorum. 6. ayımdayım, 8kilo aldım ve insanlar çok almışsın normal doğum yapamazsın falan demeye başladılar. Çok üzüldüm. Sizinde normal doğum yaptığınızı hatırlıyorum, o yüzden size sormak istemiştim :) Her hamilelik farklı ama şu hassas dönemde kafaya takılıyor pek mantıklı düşünemiyorsun maalesef.
    Umarım en az sizin kadar cici bir anne olurum. Bebeğimle ilişkimizde en az sizin Babyboom’la olan ilişkiniz gibi güzel olur :)

    • styleboom diyor ki:

      rica ederim size verebileceğin en büyük tavsiye herkese kulaklarınızı tıkamanızdır çünkü her kafadan çıkan o ses minnoşunuzun doğumu ile katlanarak artacak, kalbinizin ve aklınızın ortak yerde buluştuğu sesi dinleyin:) minnoşunuzla ilişkiniz ise asla ben ve oğlumunki gibi olmayacak, emin olun sizinki yalnıca sizin ikinize özel, olağanüstü, eşsiz, kimseninkilere benzemez güzellikte olacak :))) normal ya da diğer türlü olmasına ise hiiç takılmayın, planlı sezeryan olmadıkça çok da farketmez vücudunuz ve bebeğiniz gelmeye hazır olduğunda gelir, gelmeye hazır olduğu halde -hiçbir sıkıntı olmasa dahi bir şekilde olmuyorsa da-sezeryan olur. sağlığınız elveriyorsa planlamayıp akışına bırakın yeter çünkü inanın düşündükçe beyin kalbin ve bedenin önüne geçiyor, geçince de her şey çok mekanik oluyor:) huzrla sağlıkla mutlulukla kavuşun dilerim<3

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu