3IMG_0394

IMG-Doğuş ortaklığındaki 2. Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul’u ardımızda bıraktık. Her sezon olduğu gibi bir “ardından” postu için klavye başına geçtim:) Moda haftamız bu defa Mercedes Benz’in yanına American Express gibi global ve güçlü yan  sponsorlukların da eklenmesiyle organizasyon, görüntü, mekan, tanıtım ve biz Türklerin pek sevdiği konforlar adına çok daha iyi, çok daha başarılı idi. L’appart sorumluluğunda olan basın ve halkla ilişkiler işleri tıkır tıkır yürüdü, ilk günden kimler neyi nereden edinmeli, nereye başvurmalı belliydi. IMG’nin ismi ve eline attığı her işe prestij kazanırma misyonu sayesinde Istanbul da artık dünya moda şehirleri arasında bir hayalet değil, “var olan” bir şehir oldu. Bunun yanında gözle görülür gelişmeler de beni hem şaşırttı hem sevindirdi. Ben de bu postta fotoğrafçım Özberk Baz’ın koleksiyonlar ve kulislerden kareleri birer artwork’e çevirdiği fotoğraflar eşliğinde bir defileye bir #babyboom’a koşa koşa geçirdiğim MBFWI hakkında biraz ahkam kesiyorum (malum blogger bilmez ancak ahkam keser:p) Orhun Kitabeleri uzunluğundaki yazımı bir kaç parçaya ayırarak okumanız tavsiye olunur, tabii okumak isterseniz hihi:)3IMG_0173

Ekim ayımıza renk ve heyecan katan, güzel İstanbul’a moda kenti sıfatının eklenmesine vesile olan MBFWI’nin kimine göre çok geç olan tarihi bence kesinlikle doğru, zira diğer moda haftaları ile çakışmanın ya da onlardan önce olmanın uluslararası satın almacıları ya da basını buraya getirmeyeceği aşikar. Londra-NY-Milan-Paris ağababalarının yanına son yıllarda Avusturalya, Brezilya ve elbette çok uzun yıllardır Uzakdoğu telaffuz ediliyorken, Kopenhag sık sık dikkat çekmeye başlamışken, artık bu yola baş koymuş İstanbul’un da her şeyden önce “şehir” olarak çok hip olduğu şu dönemde moda, daha doğrusu tasarım doğuran bir şehir olarak akıllara kazınması şart! Bunun için de doğru adımlar, kurnaz stratejiler ve akıllı hareketler gerekiyor. Örneğin Avrupa’dan ve Amerika’dan büyük satın almacılar gelsin isteriz (başımızın üstünde yerleri var:)) ama mortgage kriziyle tetiklenen ve bir anda Avrupa’yı da saran global krizin etkilemediği Uzakdoğu, Rusya ve Ortadoğulu alıcılara burun kıvıramayız. Burada kendimizi bir Türk köy kahvesinde ekonomi konuşurken bulursak: Evrupalıda para yok üstat breh breh diyebiliriz:) Evet diğerlerinde bir Saks 5th ya da Liberty elitizmi belki yok ama ne var var: geniş bütçe! Bugün dünyanın en selektif markalarının reklam kampanyalarında etnik modeller kullanmak pahasına (çünkü bu anlamda ırkçı oldukları malumumuz) Uzakdoğu, Ortadoğu, Rusya ve Güney Amerika pazarına cilve yapmalarının başka bir açıklaması yok:) Bu sebeple bu yıl MBFWI’ye bu ülkelerden daha çok satın almacının davet edilmesi ve ağırlanmasını çok yerinde bir hamle olarak görüyorum. Sonuçları nasıl, tasarımcıları memnun etti mi, ışık Türk moda endüstrisi için de doğudan yükselir mi bunları da bilebilmeyi isterdim:p

3IMG_1744

Bu yıl İstanbul Moda Haftası’nın magazinden nispeten sıyrıldığını (tabii yine de aşırı doza kaçtığı zamanlar olmadı değil) görmek de sevindirici idi, bu durumu tasarımcılar da destekleyecek aksiyonlar alırlarsa hem kendileri hem de İstanbul Moda Haftası adına daha iyi olacağını düşünüyorum. Bir koleksiyonun açılış ve kapanış kostümleri çok önemlidir, kapanışı herhangi bir dizi ünlüsü ile yapmak bugün sana dönen magazin objektifi ve gazete dedikodu eklerinden başka ne kazanç sağlayabilir? Orada ha konuşulmuşsun ha konuşulmamışsın. Elbette ünlü bir ismin defileye çıkarılmasına karşı değilim (Formichietti’nin Lady Gaga kapanışlarına bayılmıyor değildik). Örneğin Raisa Vanessa, Ajda Pekkan’la kapanış yaptılar, fakat o Ajda Pekkan! Bu sezon çok izlenen bir ünlücük değil:) Zaten dizilerdeki giydirmeler artık reklam şeklinde ve kıyafetler kime ait vs bilgisi ya bloglarda, ya dizilerin kendi mecralarında hemen yerini alıyor. İstanbul Moda Haftası’nın moda elitizmini de benimsemesi bence önemli, yanlış anlaşılmasın burada moda sadece elitlerin olsun, sıradan vatandaş gözümü acıtıyor demiyorum! Moda ve tasarımın zaten pek çok imkansızlık içinde kendine yer bulma ve dünyaya yayılma çabasında olan bir ülkede ucuz tanıtımla basitleştirilmesi, magazinden kelli bir şey değil bu moda denen algısının oluşması fikrine karşı çıkıyorum. Yoksa moda ve sansasyon, moda ve magazin, moda ve ünlüler dünyanın her yerinde bir arada. Sadece biri diğerinin üstünde değil.

3IMG_0285

Organizasyon:
Organizasyona gelince, defile giriş ve çıkışları, oturma planları, ben ikinci sırada oturacak kadın değilim arsızlıkları, kimin nereden nasıl girip çıkacağı, basın ve davetli ayrımı gibi vakti zamanında skandallar bile yaratmış bu çok önemli detaylar bu yıl kusursuz işledi. Kapıda kaldınsa kim olursan ol kalıyorsun. Şov başlayacaksa ve podyumda kalakaldıysan aynen arka tarafa alınıyorsun. Nezaket içinde bir kurallılık, disiplin ve iş icabı gibi görünmeyen misafirperverlik tam bir L’appart Parizyenliği ve şıklığı idi bence. Tebrik ediyorum. Elbette bunca yıldan sonra bir moda haftası kültürü geliştirmeye, olması gerekene aşina olmaya başlamamızın da bunda payı var sanıyorum. Benim fotoğraf ve video ekibimden aldığım bilgiye dayanarak ekleyebileceğim tek olumsuzluk basın padoku oldu, kameraların üst üste yığıldığı, görüş alanının dar olduğu ve itişmeden bir kare almaya çalışmanın zor olduğunu söylediler. Açıkçası ben tecrübe etmedim ama gerçekten de birbiri üstüne düşmüş bir guruh gibi görünüyorlardı:)

3IMG_0585 copy
Kulisler bu yıl nispeten dar ve her zaman olduğu gibi çok yoğundu. Yine de tasarımcılara verilen backstage danışmanlıklarından olsa gerek makina gibi işleyen ekipler mükemmel işleri dar zaman ve dar alanlarda ister uzun topa çıkarak, ister kısa paslaşarak olsun mükemmel şekilde hallettiler. Bu yıl defile makyajları belki sponsor desteği sebebiyle de olacak daha da öne çıktı. Hatırlarsanız geçen yıl ya bu defile makyajları neden bizde olmuyor serzenişim vardı, işte bu yıl o yok oldu. Makyajlar üzerinde iyi çalışılmış, farklı bir şeyler yapma arzusuyla oluşturulmuştu. Saç ve tırnaklar konusu ise hala biraz çalışma gerektiriyor! Hepimiz bir Chanel defilesi sonrası acaba tırnaklar nasıldı diye Vogue’un detay fotolarına sarılmıyor muyuz? İşte aradığım böyle bir şey. Yeri gelmişken ekleyelim: MBFWI web sitesi ya da moda dergilerimizin moda haftasına dair görsel galerileri bence inanılmaz yetersiz. Detay fotoğraflar, aksesuarlara odaklanan kareler de arıyorum Kuliste saçı-makyajı yapılırlen kitap okuyan model, işini ciddiyetle icra eden makyör karelerinden gına geldi.

3IMG_0291 copy

Yiyip içip yayılalım çünkü biz basınız ve bizi şımartmak zorundasınız nobranlığına yer bırakmayan adam akıllı basın kübiğini de ben çok beğendim, işini yapmak için gelen adam bilgisayarın ve donanımın başına geçer, halleder, gider işte bu! Zaten basını sponsorların ağırladığı alanlar da var iken fazlası fazla.

3IMG_0728 copy

Organizasyonda en en sevdiğim şeylerden biri de American Express’in ev sahipliği yaptığı “fashion talk”lar oldu. Keyifli, samimi, doyurucu, sohbet şeklinde ve sanki evimizde oturur rahatlığında geçen bu konuşmalarda çok beğendiğim isimlerle bir arada olmak ve onları dinlemek, onlara sormak, cevaplamak pek hoşuma gitti. Dahası bu konuşmaların yapıldığı kısmın dekorasyonunun da sponsorlu olması ve bu sayede çok hoş, sıcak ve özenli olması beni mest etti:) Doğru noktalarda doğru sponsorluklar ancak böyle kazanımlar sağlayabiliyor. Keşke hepsine katılabilseydim!

3IMG_0595

Mekan:
Yeni mekana gelince, elinde dünyada eşi benzeri olmayan bir şey yani “Boğaz” varken hakikaten de moda haftanı onun içine yerleştirmek önce fikir olarak harika; yabancı davetli ve defilelere katılımı gereklileri deniz yoluyla hoop diye bir çırpıda getirmek eylem olarak daha da harika! Tam da bir genç tasarımcı koleksiyon sunacakken satın almacıyı “ay dur sizi savarona’da gezdirelim bayılacaksınız” saçmalığına gerek kalınmamış olması daha da harika! Bırakın sahilyolu trafiğini biz faniler çekelim değil mi:p Yo hayır çekmeyelim, Kuruçeşme Arena’da konserler olduğu zaman eklenen Dentur ile tekne olayı da ayarlansın seneye mesela?

İronik olansa şu: dünya moda başkentlerinde yeni trend çadırda defile yapmayı bırakıp şehrin kült mekanlarında şehirle bütünleşen defileler yapmak! 9 IFW’den sonra, sonunda çadır defileleri için bence en doğru mekanı bulmuş ve bunu da çok düzgün ve organize şekilde yapmışken değişen bu trende ayak uydurmalı mıyız? Tarihi ve otantik mekanlar adına dünyanın en zengin şehirlerinden olan İstanbul, moda başkentlerinin benimsediği bu yeni trend için benzersiz bir sahne (ki bu bağlamda hamam girip terlemişliğimiz bile vardır Gül ağış defilesi için) ama çadır olayını yeni halletmişken bu trend için kolları sıvamalı ve yeni bir deneme-yanılma sürecine girilmeli mi? Ürperiyorum:p

3IMG_0566

Defileler:
Defileler ile ilgili olarak yazmadan önce sormak istiyorum, defile şart mı? Defilenin havası, atmosferi, o son selamlası tabii ki bir başka, markalaşma sürecini tamamlamış tasarımcılar için bir nevi prestij ama her koleksiyona uygun değil, her yeni tasarımcıya göre de değil, özellikle boyutlu ve çok ince detaylı tasarımlar için, lookbookundan farklı olmayacak koleksiyonlar için bence Studio fikri hem çok güzel hem de iyi bir gelişme olarak yer aldı MBFWI’de. Studio’da görülen tasarımcı defile yapamamış vah vah, ya da defileye daha çok yolu var gibi düşünmüyorum ben. Ve bence tasarımcılar da (tabii ki defile yapmanın hissettirdikleri çok farklıdır eminim ama) koleksiyonlarını göz önüne alarak Studio’yu bu anlayıştan sıyrılarak tercih etmeli. Çok ince detaylarla farklılaşmış bir koleksiyon (örneğin bu yıl Songül Cabacı’nınki gibi) ya da 3-boyutlu bir koleksiyon Studio’da sunulsa çok daha iyi tanıtılmış olur diye düşünüyorum. Ayrıca artık defilenin modanın “şov” kısmı olduğunu farketmekte fayda var, tabii ki podyum tasarımı, podyumda bir şov çıkarmak finansal destek istiyor biliyorum ama işte gereken de bu, bir ünlü değil. Defilelerdeki parçalar ya çok giyilebilir ya da aman giyilebilir denmesin şov parçası olsun diye tamamen transparan! Üzgünüm ama defilede görünen kostüm ile onun satılır versiyonu arasındaki tek fark bir ipek astardan ibaret olmamalı!

3IMG_0371

Styling ve kreatif direktörlük çoğu defilede sürünüyor. Stylingde hızla ilerleme sağlıyoruz bence ama bazısı bir looku tamamen heba edebiliyor, o çok öne çıkarılmak istenen parçayı abesleştirebiliyor, basitleştirebiliyor. Diğeri hala iki duman üç spottan tekniklerle işi götürüyor. Öyle ki bir defilenin podyumunda iki tane Roman sütunu görünce ay yupi değişik bişi olacak galiba diye heyecanlanabiliyorum. Ama bir yandan da değişiklik adına okul müsameresi sunulmasını kabul edemiyorum. Bende mi bir sıkıntı var nedir bilemiyorum:o

3IMG_1030

Model konusu ise hala en büyük sıkıntımız, adını bir çırpıda sayabileceğimiz, hem koleksiyon ve koreografinin temasına uygun yürüyüp hem o yürüyüşe bir “attitude” (bu kadar güçlü ifade edemedim Türkçe olarak, edebilen yardım etsin:)) katabilen, hem modelliği kariyer hedefi TVye ya da cemiyete atılmak olmayan %100 yerli modelimiz az. Didem, Beril, Ezgi, Duygu arasında dönüp duruyor “top”larımız. İsim olan ex modeller ise model değil celebrity namı ile yürüyor ve koleksiyonun üstüne çıkma çabasında oluyorlar, ya da otomatikman çıkıyorlar çünkü defilede hatırı sayılır bir durum yok. Örneğin ben Çağla Şıkel’in çıktığı defile yerine, hani şu bilmemneli defile vardı ya Çağla Şıkel de çıkmıştı demeyi isterim bir defileden bahsederken. Bu olamıyor. Top model çıkarmalı, bu modellerle “Türk lokumu” harici bir sıfatla dünya podyumlarında olmalıyız artık, geç bile kalıyoruz! Dünyada öyle modeller var ki tasarımcı keşfedip ünlü edebiliyorlar, bizde de tasarımcı-model güç birlikleri kurulmalı. MBFWI için çalışanlar mükemmelliği yakalamak adına yaptıkları yatırımları belki biraz da kast için yapmalı, modeller de Yeteneksizsiniz elemeleri tadında seçilmemeli.

3IMG_0288

Tasarımcılar/Koleksiyonlar:
Elbette günün sonunda bir moda haftasını “mükemmel” kılan o haftada sunulan koleksiyonlar. Bu yıl yine çok güzel koleksiyonları izledik ama bizi dünya moda sahnesinde bir kaç basamak ileriye taşıyacak güçte tasarımlar ya az, ya “satın alınabilme” telaşı ve endişesine yenik düşmüş, ya defilede sunulanla satışa çıkan aynı olmak zorunda değili farketmeye ve defile yapma zahmetine değecek şekilde evrilmeye ya da daha iyi tanıtılmaya, doğru adreslere görünmeye mecbur. Bu durumun tek sorumlusu da elbette sadece tasarımcılar değil, elini taşın altına koyması gereken çok kişi var. Stylistler, danışmanlar, tekstil sektörü, eğitimciler vs vs. Bu sebeple gözlerimi yaşartan bir gelişme olarak Istanbul Fashion Incube’u görüyorum: genç tasarımcılar için marka danışmanlığı ve stratejileri veren bir platform. Bu platform mutlaka gelişmeli büyümeli inanılmaz desteklenmeli.

3IMG_0243

Ben modanın giyilebilir olması şart diyenlerden değilim çünkü modanın sanat halini ancak podyumda görebileceğimi biliyor, onun giyilebilir versiyonunun raflarda bulabileceğimi anlıyor ve bunun da sonuna kadar keyfini çıkartmak istiyorum. Bunun yanında farklılık ve yenilik için illa giyilemez heykelcikler şart da demiyorum. Ama şu şart: yeni, farklı, özgün, heyecan uyandıran, tasarımcısı adına imzaya dönüşebilecek tasarımlar! Genç ve çok yetenekli tasarımcılarımız var ama işin başından sonuna gelirken bir yerlerde nedense bir kafese giriyorlar, ya onlara bunları kim giyecek, satamayız baskısı fazla geliyor, ya kendilerini besleyecek, ilhamlar alacak ve bunu kağıda dökecek bir zaman yaşayamıyorlar, ya esin kaynaklarını resimde, müzikte, doğada değil yabancı koleksiyonlarda arıyorlar ya şova ayrı satışa ayrı ama bütünde aynı koleksiyonu hazırlayabilecek kadar iyi eğitim almıyorlar. Mezuniyetlerindeki eğri büğrü dikişli, zor bela fitingli ama en azından yeni fikirli koleksiyonları birer diploma olarak kalıyor, ileriye taşınamıyor. Bu sebeple eğitim şart! Bir koleksiyon oluşturma, geliştirme sürecinde konseptini doğru oturtabilen, bu konsept içinde trendleri sonradan benimseyen değil gelişini önceden sezebilen tasarımcılar arıyorum.

3IMG_0616

En büyük sorunlardan biri ise fitting! Bu olayı kırabilecek miyiz artık emin değilim, ve bunu düzeltmek de tamamen tasarımcının sorumluluğu, yeteneği, bilinci. Pot kumaşlar, eğri dikişler, yamuk etek uçları podyuma çıkmaz çıkmamalı! Belki yurtdışındaki gibi tek tip androjen modellerimiz yok ama prova denen bir icat var! “Son fittingler bunlaaaar” etiketli instagramlardan sonra podyumda kumaş potu görmeye dayanamıyorum! H&M değilsin ki sen, sen tasarımcısın ve kumaş, dikiş, fitting ile jilet gibi olmalı ortaya çıkan eserin.

Sonra tasarımcıları bir kenara bırakıp kumaş sektörüne çok ama çok kızıyorum! Geçen yılki yazımda da belirttiğim üzere  Zara’ya top top kumaş üreten tekstil cenneti ülkem kendi tasarımcısı için özel bir desen, teknolojik bir kumaş, benzersiz bir dokuma üret(e)miyor, sat(a)mıyor! Ar-ge yok, niyet de yok! Tasarımcılarımız bu tür kumaşları ancak büyük paralarla metre metre ithal edebiliyor ki bunun gümrüğü, vergisi vs.yi düşünemiyorum. Tasarımcı, patron kafasında bir işletmeci olmakla, sanatçı kalpli bir yaratıcı olmak arasında sıkışıp kalıyor. Bu işi tekstil sektörümüz  misyon edinmeli, gerekirse fonlar oluşturmalı ve çözmeli bence. Yoksa düz renkli, o yüzden mecburi bol kat oyunlu, pencere açmalı tasarıma mecbur kalacağız hem biz hem de bu kısır döngüye mahkum tasarımcılarımız.

3IMG_0219

Bu yıl ne yapıp edip katılmalıyım dediğim defilelerde artık markalaşmış isimlerden Gül Ağış, Zeynep Tosun, Özgür Masur, Mehtap Elaidi vardı. Daha yeni tasarımcılardan ise heyecanla beklediklerim Ece Gözen, Özlem Kaya, Burçe Bekrek, Raisa-Vanessa, Songül Cabacı, DB Berdan, Niyazi Erdoğan, Serdar Uzuntaş, Kith&Kin idi. Bunların hepsini görmeye çalıştım. Beklemediğim şekilde ayılıp bin kere bayıldığım isim ise Maid in Love oldu! Aynı şekilde Ayhan Yetgin ve  Tugba Ergin’i çok beğendim.  Genel olarak MBFWI’nin en iyileri ise açık ara Gül Ağış ve Zeynep Tosun oldu bence.

gulagis

Gül Ağış, Lug von Siga etiketi ile MBFWI koleksiyonları içinde dünyanın belli başlı moda haftalarını sarıp sarmalayan etnisiteyi çok güzel ele almış, trend takipçisi değil trendin özgün uygulayıcılarından biri olmuş. Enfes tribal desenlerin, etnik tanrıların püsküller ve Türk işi kordonet tekniği ile bir araya gelişine bayıldım. Hep demek istediğim gibi bir kombinasyondu bu, bir trendi alıp çat diye uygulamak değil ona kendine özgü bir çalışma yapmak! Zeynep Tosun ise Mercedes-Benz tasarımcısı olarak sunduğu koleksiyonunda yine harikalar yaratmış, son dönemlerde muazzam desenlere hayat veren tasarımcı sürpriz yapıyor ve bu defa son derece modern yorumladığı 20′lerin figürlerinde çıkıyor! Düz ve pastel tonlarda, yumuşacık ve akışkan ipeklerin ve filelerin romantizmine sportif işlemeler ve pırıltılar ile ve spor parçalarla özgünlük katmış. Her zaman kendini yenileyen, geliştiren mükemmel bir tasarımcı. Defile müziklerine ve stylingine ise ayrıca alkış, her zaman mı bu kadar iyi olur!

3IMG_0467

Ece Gözen ve Niyazi Erdoğan’ın koleksiyonlarını öncelikle biraz yukarıda yazdığım şeyi örneklendirmek için görmenizi isterim: ilhamını yabancı koleksiyonlardan değil hepimizin gördüğü ama ancak bir tasarımcının bakabildiği şeylerden almak! Ece, grafen molekülünü ismiyle birleştirdi zaten, ilhamını kimyadan alıyor. Sonbahar/Kış koleksiyonunun ve mezuniyet koleksiyonunun mükemmelliğini yakalayamamış olsa da, yeniden biraz içine döndüğünde çok daha mükemmelleşeceğine inancım tam! Bunun yanında sporty couture adına tek temsilci:)

3IMG_0201

Niyazi ise ilhamını şu eski demode apartmanların dış cephe süslemelerinden almış bu defa! O duvarları süsleyen tuhaf çiçek figürlerini birer desene çevirme kafasıyla beni bir kez daha kendine hayran bırakıyor! Niyazi’yi erkek dünyasına kaptırmanın öfkesini yaşıyorum, onu hak etmiyorsunuz beyler, oysa ki son koleksiyonundan herhangi bir parçanın 34 bedeni için kendini jiletleyecek kızlar tanıyorum! (yazar burada doğum öncesi kendinden bahsetmektedir:p )

3IMG_0860

DB Berdan eklektik bir hippi, yepyeni bir çiçek çocuk yarattığı koleksiyonunda bu defa sadece desen ve farklı materyalleri birleştirmede usta olmadığını daha iyi dikiş, daha iyi teknik ve daha enfes fittinglerle birleştirerek çok renkli, çok keyifli ve çok özgün bir koleksiyon sundu. İlk defa DB’yi çok ama çok beğendim, sırf pop olsun diye deneme yanılma gibi değil herşeyiyle olmuş bir koleksiyon gördüm. Kith&Kin’e ise objektif bir yaklaşım sunamayacağım çünkü gerek koleksiyon gerek enfes sahne şovları ile beni can evimden vurdular: pin-up aşkımı iyiyen iyiye tutuşturdular

3IMG_197999

Raisa-Vanessa Sason teatral tasarımları ile beni hep büyüleyen bir ikili idi, ve bu defa da yanıltmadılar. Yine 20′lere göndermelere sahip koleksiyonun her bir parçası birer arzu nesnesi, birer ustalık işi idi. Burçe Bekrek ise modern, şehirli, dimdik ayakta ama bir yanda naif ve yumuşak şehirli kadını birer elbiseye, cekete, pantolona dönüştürmüş, hem kumaş, hem teknik hem de tasarım anlamında yine enfes bir koleksiyon sundu. Bekrek’in akademik kimliği de koelksiyonlarına yansıyor, özenle çalışılmış, yeni bir tekniğin peşine düşülmüş, var olan farklı yorumlanmış. Çok beğendim.

Şimdilik benden bu kadar, ama bence bu satıra kadar gelip dayanabilen varsa onlara bir haber: aklıma geldikçe, notlarımdaki korkunç el yazımı çözdükçe ben buraya daha yazarım:))

 



"MBFWI Ardından: Olanlar, Olmayanlar, Heyecan Uyandıranlar, Uyanamayanlar" postu İçin 10 yorum yapılmış.

  1. insomnia_dd diyor ki:

    Uzun olmasına rağmen akıcı bir ve açıklayıcı bir yazı Boom, özellikle (benim gibi) katılamayanlar için harika :)
    Bunun yanında, “attitude” tavır ya da duruş olarak yorumlanabilir ;)

  2. Anonim diyor ki:

    harika bir yazı olmuş..keyifle okudum..gercekten niyazi erdoganı bende begendim..boomcum fashıon week için davetiye geliyor galiba değil mi dısardan izleyici olarak katılmak mumkun değil mi?

  3. Gül diyor ki:

    Bence senTürkiye deki en iyi blogersin sonuna kadar okudum hiçte sıkılmadım.tespitler, temenniler,düşünceler,eleştirileri o kadar güzel kaleme almışsın ki bir moda haftası ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi 20 foto koyup 2 cümleyi bir araya getiremeyenlere örnek olsun.Gül

  4. halim tansuğ diyor ki:

    yarı ders niteliğinde bir yazı. Burada söylediklerine zaten birçok değerli tasarımcı harfiyen katılıyorlar. aklına ve ellerine sağlık. özellikle fitting konusu inanıyorum ki çözümlenmesi mümkün olduğu için ileri sezonlarda evrensel bir standarda erişilebilir. Fotoğraf ve video görüntüleri alınan media pit için yazdıklarını destekleyen bir görüşe sahibim. 9 sezon kadar kısa sürede http://www.vogue.it, L’officiel Fransa ve GQ India gibi mecralarda geri dönüş alınmaya başlanmış olması bile herkesin umutlarını sadece artırabilir. öte yandan tıpkı Fashion Incube örneğinde olduğu gibi sanırım yakın zamanda IMG tarafından modeller için daha. doğru bir kurgu hayata geçiyor olacak. ve elbette o tarafta gozlemledigin noktaları telafi edecek sektör.nitekim organizasyon sahibinin getirdiği uluslararası birikim, tasarımcıların özgün ve cesur yaklaşımları , modellerin yükselen profesyonel tutumları, koreograf ve stylistlerin doğru ilerleyen icraatları, basının verdiği haklı destek ve sponsor tüm firmalar ile birlikte hep ileriye doğru evriliyor olmak bu umutlarını artırıyor insanın.

    • styleboom diyor ki:

      ben tesekkur ederim. acikcasi gozle gorulur gelismeler olmasi bile hem umut hem heyecan verici! sevgiler

  5. burcu diyor ki:

    söylediklerine aynen katılıyorum. ben moda tasarım okudum ve keşke tasarımcılar defilelerde biraz sunuma önem verip showroomlarında aynı koleksiyonun daha giyilebilir olanları sergilese. dediğin gibi defilelerde biraz show girmek isteriz, sonuçta defileler sürekli yapılmıyor. Defileye gittiğimizde hafızalarımızda birşeyler kalmalı. ben internetten bir Alexander MCQueen defilesi izlemiştim ve çok etkilenmiştim. çok geniş bir podyum ve tam ortasında piyona ve keman çalıyordu yanlış hatırlamıyorsam. bu anlattığım en ufak bir olay. Türkiye’de de bunların örneklerini görmeyi çok isterim. :) yazın için çok teşekkürler boom. :)

    http://burcuoguzfashionline.blogspot.com

  6. bycapture diyor ki:

    ilginç ve yaratıcı tasarımları görmek oldukça güzel

    http://capturevideo.blogspot.com

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu