mardin gulnur gunes 01

Bıraksanız Mardin’den daha uzuuun uzun yazarım, uzun uzun anlatırım diyordum; ama işte gittiğin gördüğün yerler günler geçtikçe birer anıya, birer hatıraya dönüşüyor, kalbinde onun tortusuyla sen şimdinin telaşına düşüyor, yeni planların heyecanına kapılıyorsun. Aslında günü gününe yazmak en iyisi! Binlerce kez giriştiğim günlük deneyimlerim hep hüsranla sonuçlandı bugüne dek; bazen de eski günlüklere bakınca görüyorum ki başta her gün her şeyi yazmakla başlasam da sonra sonra hep kötü günleri, içimi sıkan şeyleri yazmışım ara ara. Günlüğü, günü gününe hakkını vermektense, kötü gün dostu yapmışım.

Mardin’e giderken madem medeniyetler beşiğine gidiyorum oraya yakışır bir çekim de yapmalıyız diye düşündüm, hemen aklıma Gülnür Güneş ve onun muhteşem “Medeniyetler Defilesi” geldi. Bu elbiseye gördüğüm anda vurulmuştum zaten. Şimdi size güzel fotoğraflar eşliğinde daha önce www.dünyalarsenin.com için yazdığım Mardin’in zanaatkarlarını anlatan yazımla baş başa bırakıyorum.

mardin gulnur gunes 00

Mardin’in güzellikleri anlata anlata bitecek gibi değil. En büyük güzellikleri, içine hikâyeler, efsaneler, masallar katılmış olan el emeği, göz nuru, alın teri olanlar. Mardin’in eşsiz coğrafyası ve taş labirentleri zanaatkârlara ev sahipliği yapıyor. Kök boyaması, cam altı sanatı, tel kırma… Pek çoğu zanaatının ya son ustası ya da kalan birkaç kişiden biri. Yine de aldıkları toprağa vermeye hala devam ediyorlar. Yolunuz Mardin’e düştüğünde eve yanınızda pek çok ganimetle geri döneceğinizden emin olabilirsiniz.

mardin2_sabunatolyesi mardin2_sabunkesmemardin2_nahilshop
İpekyolu Misafir Evi’ndeki sohbetten sonra ilk iş olarak oteldeki mis kokulu sabunların yapıldığı Nahıl Sabun Atölyesi’ne gidiyorum. El emeğine tanık olup, ben de ucundan tutuyorum biraz. Sabun kesmek de ona şekil vermek de öyle kolay değil, hem matematik hem de bayağı kuvvet gerektiriyor. Misafir Evi’ni işleten kadınlar aynı zamada Nahıl Sabun Atölyesi’nde de çalışıyor; içinde kuru çiçekler, keçi sütü, eşek sütü gibi doğal malzemeler olan, elleriyle kesip, desenler mühürledikleri sabunlar üretiyorlar. Bu sabunlar Nahıl dükkânlarına ve konuk evine dağıtılıyor. Nahıl’ın aynı zamanda bu güzel sabunlardan İstanbul Beyoğlu’nda da bulabileceğiniz bir şubesi var. Ayrıca bu atölyenin üretimi olan mükemmel bir icatla tanışıyorum; kabak lifine sürülmüş saf sabun! Hemen stokluyorum.

dunyalarsenin10 mardin2_artwork mardin2_bakircilarcarsisiIMAG3581

Sırada kendimi Mardin’in çarşılarına atmak var. Bakırcılar Çarşısı beni bekliyor. İlk durağım Ebu Burak’ın cam altı atölyesi. Bakırcılardan gelen çekicin ritmine Ebu Burak’ın camı boyarken anlattığı hikâye eşlik ediyor. Çok ilginç bir deneyim, büyülenmiş gibi dinleyip izliyorsunuz. Bu kadar ince, böylesi zor bir işin karşısında hayran kalmamak, büyülenmemek mümkün değil ki! Mardin’de cam altı şahmaranla bütünleşmiş gibi, her evin, her işletmenin köşesinde nazara karşı bir tane asılı. Ama tabii sadece şahmaran yapılmıyor. Atölyenin duvarlarında binbir renk, bir sürü motif ve figürde tablolar asılı. Siz hepsine bakıyorsunuz ama içlerinden yalnızca biri sizi seçip size bakıyor gibi. Mardin’de her gördüğünüz şey her zaman satılık değil. Hatta Mardin’de en sevdiğim şey de bu oldu; çok turist alan bir şehir ama her şey sadece almak ve satmak değil. Hemen her zanaatkârın sadece kendisi için yaptığı ya da değer biçemediği birkaç işine rastladım. Bu ne kadar diye sorduğumda aldığım “satılık değil” cevabı bende hayal kırıklığı değil mutluluk yarattı. Bazı şeylerin “değeri” bir başka işte, hala böyle bir şey duymak çok güzeldi.

mardin2_nasrateyze mardin2_nasramasterpiece mardin2_nasrakokboyama

Üçüncü durağım için öyle heyecanlıyım ki. Daha önce bir belgeselde izlediğim, kendimi taa İstanbul’da hazırladığım Nasra Teyze’yi ziyaret edeceğim. Artık yaşı dolayısı ile çok sık ziyaretçi kabul edemediğini duyup biraz telaşlanıyorum. Minicik şirin evinin kapısı herkese her zaman açılmıyor ama neyse ki yerel rehberimiz sayesinde onu ziyaret etme şansına sahip olabiliyoruz. Nasra Teyze -Nasra Şımmeshindi- Süryani boyama sanatının son temsilcisi; babası ve amcasından öğrendiği teknikle kumaşlara basma kalıplardan kök boyamalar yapıyor. Kullandığı ahşap kalıpların hepsi babasının el yapımı olduğundan, onun desen ve motifleri sadece ona özgü. Evinin merdivenlerini bile süslemiş bu kalıplarla. “Yılın kadını” ödülünü almış, sanatı bienallerde sergilenmiş, hazırladığı eserler sadece Mardin değil dünyanın en önemli Ortodoks kiliselerini bile süslemiş. Hala basıyor, boyuyor, hala kumaşlara hikâyeler işliyor. Bizi ehlen ve sehlen diyerek karşılıyor, eski yeni bir çok işini çıkarıp gösteriyor, hiç Türkçe bilmediği için Süryanice anlatıyor. Mardin’in en büyük değerlerinden birini görmenin keyfiyle ona hoşçakal diyoruz.

mardin2_floors

Mardin maceram, yaşadığım bu doğu masalı şimdilik burada bitiyor. Eve dönme ve dönerken en kısa sürede yeniden gelmek için plan yapma vakti geldi!

mardin gulnur gunes 02



"Bir Doğu Masalı" postu İçin bir kişi yorum Yapmış.

  1. emel diyor ki:

    son okul projesinde (bknz ev tekstili idi) şahmeran ı konu olarak seçmem sebebiyle mayıs ayında yolum mardine düştü. hayatımda hiç bir şehirde sokakta gezerken gözlerimin dolduğunu burnumun sızladığını her ana şahitlik ederken zamanı durdurmak istediğim hiç olmadı. mardin o kadar büyülü ki döndüğümde soranlara sadece büyü dedim. orası efsunlu bir şehir. hikayeleri , insana verdiği yazma gücü ve mimarisiyle o kadar muhteşem ki nolur görmeden ölmeyin bu şehri!

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu