2 berlin cafe am der neuen see 05

Berlin gezi rehberine devam:)  İkinci güne erkencikten başladım. Hedefim, daha Berlin’i duyar duymaz listemin en başına kondurduğum Gemaldegalerie’yi görmek, Tiergarten’in keyfini çıkarmak, listemdeki iki mekanın tadına bakmak vee akşam otelimin yanıbaşında yer alan Konzerthaus’daki klasik müzik konserime yetişmekti. Ama hepsinden önce kahvaltı:)

Kahvaltı için kız kardeşimin tavsiye ettiği Chipps‘e uzun bir yürüyüşün sonunda ulaştım ve tavsiyeye kesinlikle değdi, menüde kahvaltı kısmında “Serious Breakfast” yazıyor size o kadar söyleyeyim. Yumurta konusunda aşmış, pancake ve yanına kondurdukları şuruplarda cosmuş. Favorim eggs florentine ve vegan sosis, ve blueberry pancake oldu. İyi ki de sağlam bir kahvaltı yapmışım çünkü müze ve sonrasındaki yürüyüş için protein şartmış:)

2 berlin kahvaltı

Kahvaltıdan sonra tüm Berlin ziyaretim boyunca duacısı olduğum metroya atlayıp Gemaldegalerie‘nin yolunu tuttum. En çok görmek istediğim müzeler arasında yer alan bu müzeye giderken yüreğim pır pır, neresinden nasıl başlasam düşünüyordum. Yetmezmiş gibi sanki geliyorum diye bana özel hazırlanmış “The Boticelli Renaissance” isimli bir de özel serginin haberiyle tam havalara uçtum. Günün en can sıkıcı kısmı da müzeye girdikten ksıa bir süre sonra çat diye kilitlenen telefonum oldu, orada taktığım simcarddan mıdır nedir ne açılıyordu ne kapanıyordu, neredeyse çıldırdım. Gerçekten de tam ağlama noktasına gelmiştim ki etrafımda bunca güzellik bu ne saçma sapan bir tutturukluk şu yaptığım  deyip kendime geldim:/ Bu sebepten bu nefis ziyaretten paylaşacak karem yok, ama resimler orada, müze orada ve inanın kesinlikle ziyaret edilmesi gerekiyor. Caravaggio’nun meşhur Cupid’i de, Rembrandt odası da, aynı Raphael’in 5 farklı Madonnası da hepsi hepsi harikaydı. Gemaldegalerie özellikle de sanat eserlerini sergileyiş biçimi ile kendisi ile övünen çok özel bir müze. Dünyanın en önemli klasik Avrupa tablo koleksiyonuna sahip olmasının sebeplerinden biri tabii koleksiyonun Prusya kraliyet hazinelerinden oluşturulması. Müzeden sonra kendimi Tiergarten’e attım.

2 berlin gemaldegalerie

Tiergarten tam 210-evet evet yazıyla İKİYÜZON- hektarlık Berlin’in en büyük şehir parkı. İçinde göller, göletler, bisiklet yolları, yaya yolları, bir saray, keyifli cafe ve restoranlar, anıtlar, tüküreyim böyle sanatın içine denmemiş sanat eserleri ile dolu yemyeşil-daha doğrusu mevsimden sebep sarı, kızıl, kahve ve bordo ile yağlıboya gibi boyanmış bir keyif, huzur, oksijen vahası.

2 berlin tiergarten 02 2 berlin tiergarten 03 2 berlin tiergarten 04

Planım parkta gönlümce yürüyüp, tadını çıkardıktan sonra Cafe am Neuen See isimli bira parkına oturmaktı. Fakat özellikle parklarda harita da aplikasyonlar da bazen kafa karıştırıcı olabiliyor, ne yürüdüm ne yürüdüm derken yine görülecekler listemde olan ama görünce çok da etkilenmediğim (Roma sağolsun:)) Siegessaule yani Großer Stern isimli zafer anıtına sapıvermişim. Siegessaule tam tepesinde zafer tanrıçası Nike’nin heykeline, rölyeflerle çevrili devasa bir sütüna , ve tam 285 basamağı çıkacak olursanız Berlin’i ayaklarınız altına alabileceğiniz bir gözlem bölümüne sahip dev bir anıt. Ben dibindeki merdivenlerde biraz dinlenip yeniden yola koyuldum. Bu defa bir bisiklet kiralamayı akıl ettim:) Size de Tiergarten’i mutlaka ama mutlaka bisikletle gezmenizi öneririm:)

2 berlin grosser stern 01 2 berlin grosser stern 02 2 berlin grosser stern 03

Bisikletle yeniden Tiergarten’in içine dalıp bu defa Neuer See gölünün kıyısındaki Cafe am der Neuen See’yi buldum. Burası müthiş keyifli bir yerdi! Göle karşı ister dışarıda ahşap masalar ya da puflar üzerinde kahve ve snack, bira-pizza ya da bira-makarna yapabiliyor, ister içerideki restoranın leziz menüsüne gömülebiliyorsunuz. Çok ama çok başarılı! Bira sevmem, sosis yemem ama Berlin’deyim yahu deyip kendime bir sosis tabağı ve bira söyledim, öncesinde ise patates çorbası içtim. Yine gitsem yine çorbayı içer ama bu defa kesinlikle odun fırınından çıkan devasa pizzalarından yerdim. Bir de tatlı planını bir başka mekana sakladığım için denemedim ama etrafımdaki her masa kayıtsız şartsız dev dilim pastalardan sipariş ediyordu, ikinci ziyaretim için bu bir işaret olmalı:) Yemeğim bittikten sonra kendimi dışarı atıp bir ahşap şezlonga kurulup göl manzarasının ve sukünetin keyfini çıkardım. Bacaklarımın selameti açısından bu mola bana çok ama çok iyi geldi:)

2 berlin cafe am der neuen see 01 2 berlin cafe am der neuen see 03 2 berlin cafe am der neuen see 04 2 berlin cafe am der neuen see 07 2 berlin cafe am der neuen see 08

Yeniden bisikletime atlayıp Schloss Bellevue’nin yolunu tuttum.

Schloss Bellevue-yani Bellevue Sarayı- Almanya’nın ilk neo-klasik binasıymış. İki kanadıyla epey büyük, bembeyaz ve çok zarif bir yapı. 1994den beri Almanya Cumhurbaşkanı’nın resmi makamı olduğundan maalesef kamuya yani ziyarete kapalı:( Seni uzaktan sevmek sevmelerin en güzeli tarzında bir insan olmadığımdan bu durum benim hiiç hoşuma gitmedi:) Yani yapabileceğiniz maksimum şey zarafetiyle büyülenip, atlasam atlarım diyeceğiniz kadar alçak parmaklıkların önünde fotoğraf çekmek/çektirmek.

2 berlin schloss bellevue 01 2 berlin schloss bellevue 02 2 berlin schloss bellevue 03

Spree nehrinin hemen yanıbaşında yer alan bu sarayın sağından kıvrılan sokak ise nehir boyunca keyifli mi keyifli bir yürüyüş demek! Veee bu yolun ucu Bartningallee caddesine yani Cafe Buchwald’e çıkıyor.

2 berlin schloss bellevue 04

130 yıldır burada olan cafe şehrin en güzel tart ve pastalarını yapmasıyla, ve en çok da yapımı deli işi olan Baumküche’si ile ünlü. Hatta bir zamanlar saray monarşinin sarayı iken, sarayın tüm tatlı ve pastaları Buchwald’den gidiyormuş. Kapısının üzerinde gururla yazdıkları üzere adamlar 1852′den beri pasta yapıyorlarmış. İçeride ambiyans anlatılmaz yaşanır cinsten, bu nostaljik hali benim çok çok hoşuma gitti. Yaş ortalaması ya 100′ün üzerinde ya da çok çocuklu ailelerle dolu. Küçücük bahçesi de Bartingallee denen öyle güzel bir sokağa bakıyor ki nezihlikten, naiflikten öl! Hatta belki servisi ya da hesabın gelmesini beklerken de ölebilirsiniz, o denli yavaş.

2 berlin cafe buchwald 01 2 berlin cafe buchwald 02 2 berlin cafe buchwald 03 2 berlin cafe buchwald 04 2 berlin cafe buchwald 05

Hava yavaştan kararmaya başlayınca benim de konser için geri dönme vaktim gelmişti, ama hem bir yerleri görecek kadar zamanım vardı hem uzun uzun ziyaret edecek kadar yoktu. Ben dee Berlin metrosunun bana verdiği yetkiye dayanarak aslında listeme dahi almadığım ve hatta rotamda bile olmayan, geçmişinde acı hikayeler yatarken şimdisinde para karşılığı 32 diş fotoğraf çektirebilmenin beni nedense bozduğu “Charlie’s Check Point”e uğrama kararı aldım. Tam da tahmin ettiğim gibi çıktı:) Mazisi büyük bu noktada şimdi oynanan tiyatroya içerleye içerleye otelime geri döndüm.

2 berlin charlies check point 01 2 berlin charlies check point 03 2 berlin charlies check point 04 2 berlin charlies check point 05

Akşam ise muhteşem geçti! Konser harikaydı, solist harikaydı, konsere gelenler de harikaydı! Gecenin tek yanlışı benim nasılsa çok yakın diyip dünyanın en zor ayakkabıları ile Konzerthaus’a yürümem ve geri dönmem oldu, arggh:)

2 berlin konserthaus 01

Titanic’deki odamda henüz ayakkabılar canımı çıkarmamışken çektiğim fotoğraftan gecenin sonundaki ızdırabımı tahmin edeceksiniz:o

2 berlin titanic deluxe berlin

Kaban STEFANEL Coat; Pantolon FOREVER NEW Pants; Kazak SISLEY Sweater; Şapka STEFANEL Hat; Ayakkabılar ADIDAS Sneakers



"Berlin Notları -2- Bizde Niye Yok:)" postu İçin 4 yorum yapılmış.

  1. Ece İnce diyor ki:

    Hep derdim ne var şu Berlin’de diye ama gerçekten bayıldım ve gidilecek yerler listeme ekledim :) Tek başına seyahatlerin de tadı bazen bambaşka oluyor değil mi?

    • styleboom diyor ki:

      gereckten 3 gunun 4 gunun yetemeyecegi kadar cok sey var, daha donerken yenisini plaliyordum:) guzel ekiple ayri tek basina ayri seyahetin keyfi:)

  2. eliff diyor ki:

    Neden bu kadar gorgusuzsunuz siz?

  3. Cansu diyor ki:

    @eliff heyt be kim kaldı o eski görgü ölçerlerden(!) ?

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu