"Bora Aksu Runway - Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul Autumn/Winter 2016"

Moda haftası boyunca ne izledik, ne giydik, neler yaptık bir dizi postla olsun, instagram ve dahası snapchatdeki anlık paylaşımlarımla olsun sizinle sık sık paylaşmaya çalıştım. Maalesef ki moda haftamız yine kana bulanmış, bizi korkunç bir acıyla baş başa ve dahası güvensiz bırakmış bir gündemin ucunda, boynuna ilmeği geçirelim asalım gitsin, moda haftası da neymiş iptal edilsin nidaları ile karşı karşıya kaldı. Yine içinde bulunduğumuz durumda hiç bir suçu, günahı ve hatta sorumluluğu olmayanların acı ve keder ile bir kısım başka suçsuz, günahsız gürüha parmak sallaması ve acısını çıkarması hali “moda haftası”nı kullandı. Oysa moda haftasının her şeyden önce uluslararası bir kimliği, global moda endüstrisinde sürekli bir yeri olmalı. Moda Haftasının bu ülkede belki de bu kadar pırıl pırıl, bu kadar magazin, bu kadar “içi boş bir eğlence”den ibaret ve bu sebeple diskoda bir partinin iptali gibi kolayca iptal edilmesinin beklenmesinde belki sektörün, belki moda kavramından bir türlü ayıramadığımız leş magazinin, belki de bir moda kültürüne sahip olmamamızın etkisi var; belki moda bizim için hiç bir zaman “ekonomi”ye, “istihdam”a, “ihracat”a, “emek”e, “kadına iş sağlayan en büyük sektör”e denk olamadı; belki kalkınmayı sadece inşaatta arayan ülkemiz için de olamıyor bilemeyeceğim.

Moda Haftasının Sahibi Kim?

Peki bir yandan biz bunca sahiplenelim derken, işin esas aktörleri yani tasarımcılar neredeydi? Geçen yıl iptal edilen ve dünya moda takviminde tıklanınca boş bir sayfa ile karşılaşılmasın diye MTD Başkanı Mehtap Elaidi’nin yoğun çabası ile “dijitalize edilerek sunulan” geçen moda haftasından sonra bu sezon moda haftası sanki zaten esas sahiplerince yani sektörce başı boş bırakılmış, umut yitirilmiş gibiydi. Zira moda haftasının sahibi ne Mercedes Benz ne IMG Doğuş ne bir başkan ne bir sponsor, sahibi bizzat sektörün kendisi ama en önce tasarımcılar.

bashaques istanbul moda haftası 2016

Bizimki gibi gündemi her zaman çalkantılı olan, psikolojisi ağır olan, dolar krizi olmasa petrol krizi, teğeti olmasa diki diye türlü türlü krizi olan ve olacak olan bir ülkede moda haftasını sahiplenmek tabii ki “elini taşın altına koymak”la mümkün. Sponsorlar dizi dizi bekliyor, devlet desteği alabiliyorken değil, en zor zamanında da bir şekilde defilesi, sunumu, varlığı ile moda haftasını desteklemek önemli. Geçen defa iptal edildiği için bu defa herkesin daha bir dört elle sarılması belki romantik bir beklenti gibi gelebilir, ama değil.  Tabii uzaktan konuşmak kolay denebilir, ben de  pek çok tasarımcının “tasarım” yapmak dışında bütçe, sigorta, vergi, usta, işçi,  kira, yani işin “iş” kısmı ile tükendiğini, yorulduğunu ve bunların çoğunu bir başına üstlendiğini biliyorum; dahası tam bizim moda haftası öncesi çok önemli olan ve çoğu tasarımcımızın yine uluslararası arenada tanınmasını sağlayan Tranoi fuarı vardı ve çoğu oradan yeni dönmüştü. Bunlar çok geçerli ve net sebepler, ama demek ki moda haftasının değerli, sürekli ve kalıcı olabilmesi için en önce tasarımcılarımızın cefasıı çekmeye razı olması;  “iş”letme kısmında, “ekip”leşme kısmında desteğe ve eğitime, hatta belki bizzat devlet tarafından desteğe ihtiyacı var. Böylece fuara da katılabilir, şovunu da hazırlayabilir, sponsor muhtaçlığı olmadan defilesini de yapabilir. Şu halde tüm bunlarda henüz yeterince pişilmediğini, cennette sorun çıkınca moda haftasının tepetaklak gelebilme ihtimali olduğunu görüyoruz. Ve yine şu halde çemberin dışındakilerinin bir çırpıda moda haftasını yok saymasını, iptal çığırtkanlığı yapmasını tuhaf karşılamamak gerek.

Kendini tanıtma, ispat etme kaygısı olmayan, defilelerini çoktan Paris ve Londra’daki moda haftalarında sunmuş olan Dice Kayek Paris’ten, Bora Aksu Londra’dan kalkıp geliyorsa, bu ancak ilham vermek, umut vermek ve “devam edin” demek için olabilir. Bu en zor zamanda Türkiye’deki moda basının tüm aktörleri, biz bloggerlar, yabancı basın ve satın alma sorumluları desteklerini sonuna kadar verdi; bu noktada esas sahiplerinin de her şeye rağmen moda haftasını seyirci olarak değil defilesini yapan isimler olarak desteklemeleri önemli. İnanıyorum ki bu yıl moda haftası yine iptal edilseydi, artık bir daha kendine yer bulamayacaktı.

Bir Çadırda Toplanmalı Mı?

Bir de dünyadaki moda haftası trendlerine bakalım, özellikle geçirdiğimiz iki sezonda moda haftaları belli bir çadır alanı yerinde şehre dağılarak, özel performans ya da gösteriler şekline evrilerek yapılmaya başlandı. Bir zamanlar tek merkezde çadır alanları konusunda ısrarı aşikar olan NY Moda Haftası dahi iki farklı alana yayıldı, takvimini özel prezentasyonları ezmeden düzenledi. Belki bu sebeple de tasarımcılar defilelerini çadır alanında değil özel sunumlarla göstermek istiyorlar, ama böyle dahi olsa bunun takvim dahilinde olması bence önemli. Aksi durumda tasarımcı, cemiyeti ve basını ve kendi davetlilerini ağırladığı ve yine moda=magazin anlayışının kırılamadığı bir defileye imza atmış oluyor.

Moda Konuşmak Lazım:

İşin en güzel tarafı ise popülizmle beslenen celebritylerin, onların peşine üşüşen ucuz magazincilerin, arkadaşlarla toplandık geldikçi ilgisiz ve bol kaprisli kitlenin bu olaylar sonucu moda haftasına katılmaması oldu. Böylece moda sadece modaseverlere, moda yazmaktan, sektörle ilgili gelişmelerden heves duyanlara kalmış oldu. Ön sıra için tripli savaşlar, frikik peşinde koşan ağzı bozuk muhabirler yok oldu.

Organizasyondaki tüm eğlence içerikli etkinlikler iptal oldu ama bence organizasyonda daha başka etkinlikler olmalı, “moda” ekseninde dünyadan, teknolojiden, sektörden konuşulan, vizyoner isimlerin katıldığı ya da sunduğu seminerler, mini konuşmalar, belki tartışmalar. Bu bizimki gibi moda kültürünü yeni benimseyen bir ülkede bence katılımı azdı çoktu demeden yapılmalı. Bir ara Fashion Talks yapılmıştı ve çok güzeldi. Bu yıl da Dice Kayek’in “Jokes” ismini verdiği kısa film gösterimi ve konuşması nefisti.

Web Sitesi Kurumsallık Göstergesidir

Peki o zaman nedir bu MBFW Istanbul’un web sitesinin hali? Defilelerdeki lookların tamamı yok, detay görünümler yok, kulisden kareler yok, sokak yok, güzellik kısmına dair görseller yok, röportajlar yok. Öyle terkedilmiş, iki fotoğraf koyayım da çıkayım denmiş gibi özensiz, zahmet edilmemiş. Nasılsa instagramda ya da diğer sosyal mecralarda paylaşım yapılıyor ve onlara daha çok bakılıyor diye bir düşünce varsa o zaten sakat, kimse girip bakmasa da web siten senin alanın ve kurumsal imajında eksiğe yer olmamalı. Dergilerimizdekiler desen aynı görsellerin kopyala yapıştırından fazla değil, onca fotoğraf ve produksiyon ekibine sahip olup da neden bu kadarla yetiniliyor? Tamam bir Kevin Tachman beklemiyoruz ama bir defilenin çıkışına kadar geçeno en özel ve yoğun süreci göremeyecek miyiz? Eskiden Markafoni Blog organizasyonun kendi web sitesinden de, pek çok dergimizden de iyiydi şimdi sponsor olmadıklarından o da yok. Gerçekten de kendi fotoğrafçısıyla gelen bloggerlar olmasa ki nefis kareleri ile başta Koray Caner ve Billur Saatçi geliyor, podyumlardan farklı açılarda çekilmiş, detaylara da inmiş görseller bulmak imkansız.

Sponsorlar

Fırlayan dolar, ekonomik dalgalanma ve ne olacak bu fashion weekin hali durumuna el birliği ile düştüğümüzden olacak  sponsor kısıtlı bir moda haftası tamamladık.  Sürekli daha iyisi olsun, daha da gelişsin diye umduğumuz ve düşündüğümüz moda haftasında “sponsor” olan markaların da vizyonu kendilerinden önce moda haftasını kalkındırmak, geliştirmek olmalı; bu da ancak yerli “dev”lerle olabilir çünkü elin Mercedes-Benz’i globale yayılan böyle bir misyon edinmiş (ki tabii bunu reklam ve tanıtım ve algı/imaj yönetimi için yapıyor) ve bunu kararlılıkla sürdürüyorsa yerelin devleri de benzeri bir misyon geliştirebilir diye düşünüyorum. Sponsorlara bakınca Yapı Kredi Private Banking ve Zorlu dışında yerli isim yok ve tabii devler de kapışmak istemez ama bu sponsorlukla batmayacak olan ve “imaj”a da önem veren önemli firmalarımız var.  Moda haftası gibi sektörü kalkındıracak bir olayda evet tabii ki ticari faydası düşünülmeli ama gönüllülüğü de işin içine katmalı diye düşünüyorum.

Destekleyin

Biz Türkiye olarak dünya sahnesinde yalnızca komşu oylarını saydığımız Eurovision şarkı yarışmasıyla temsil edilmekten fazlası değil miyiz? Finansal zorlukları bir yana bence en çok da yine “sahiplenilmeyişi” sebebiyle bu ülke Formula 1 gibi olağanüstü önemli bir uluslararası organizasyonu kaybetti, tüm dünyanın gözünü çevirdiği bir organizasyonda, kendini en iyilerden biri olarak konumlama şansını, yapılan dev yatırımlara rağmen  yitirdi. Dünya Kupasında üçüncülüğü elde edip sonra koltuk savaşlarında futbolunu bile kaybetti. 1996 senesinde bu ülke Habitat II gibi olağanüstü güzellikte bir konferansa ev sahipliği yapıp düzenleyebilmişti. Malumunuz ben bir bale aşığıyım, Kuğu Gölü performansı dünya otoritelerince en iyilerden kabul edilen American Ballet Theatre örneğin Zorlu’da yapacağı Swan Lake’i iptal etti, yine dünyaca ünlü bale topluluğu Saint Petersburg Ballet Theater da  Giselle ve Kuğu Gölü gösterisini iptal etti. Dünyaca ünlü virtüözler, organizasyonlar buraya gelişlerini iptal edip duruyorlar. Peki biz de iptal edelim demek çözüm mü? Toplumca iptal olalım bari. Çekilmek istediğimiz Ortadoğu bataklığına son hız sürüklenişimize tabii ki en önce doğru politikalarla ama aynı zamanda kafamızla, anlayışımızla, birbirimize saygımızla, duruşumuzla da dur diyebilmeliyiz, imajımıza sahip çıkarak da içeride sorunlarımızı son hız çözmek için elimizden geleni yapmaya çalışırken (kitlesel olmuyorsa bireysel) dışarıda yine dik durabilmeliyiz, dört taraftan ve hatta içeriden ve tepeden bile  baltalanırken balta tutan ellere kalın bir gövde ve derin köklerle karşı durabilmeliyiz, ve bu yalnızca köprü ve rezidanslar inşa etmekle olmuyor olmayacak biliyoruz; başkaları sahiplenmiyorsa biz “bize faydası olmasa da ülkeye varsa” sergimizi, modamızı, konferansımızı devam ettirmeliyiz. Aksi halde bu ülke AVMlerde özel müşteri satışları açılarak gelen petrol parasıyla ve gayrimenkul zenginlerinin lütfetmesiyle dönecek.

Teşekkür:)

Bu zamana kadar tasarımcısından, defile ayakkabılarına, stylinge, aksesuar eksikliklerine, fitting, cast, koreografiye dek pek çok konuda eleştirilerimi hep yazdım, ve bu konuların pek çoğunu tasarımcılarımız zamanla aştı, gelişti ve kimisi dünya moda sahnesinde devleşecek koleksiyonlara imza atıyor. Onlara teşekkür ediyorum.

İşi event ve organizasyon olan dev şirketlerin bile altından kalkamadığı moda haftası organizasyonu yine L’appart ve onun atom karıncalardan farksız ekibinin elinde tıkır tıkır işleyen bir makina gibi işledi. Kendi adıma çok teşekkür ediyorum.

Ama en çok bu Orhun yazıtları uzunluğundaki yazıma katılsanız da katılmasanız da vakit ayırıp okuduğunuz için size çok teşekkür ediyorum:)

Bir sonraki sezon bakalım bizi neler bekliyor.



"MBFWI’nin Ardından? Moda Haftasının Sahibi Kim? Kazanalım Mı Bırakalım Mı? Ve Dahası" postu İçin 8 yorum yapılmış.

  1. empress diyor ki:

    eline sağlık

  2. funda akalın diyor ki:

    bi çırpıda keyifle okudum. keşke hepimiz birey olarak her konuda ayrı ayrı böyle duyarlı olabilsek, hep ben hep beni bırakıp her işte çalışan, o işe bel bağlayan herbir bireyi düşünsek, birazcık empati yapsak. çok zor değil aslında ama…

    • styleboom diyor ki:

      hiç zor değil bence de ama bizden en güzel değerlerimizi, içimizdeki en iyimizi söke söke aldılar sanırım artık:/

  3. Linees diyor ki:

    Bugüne kadar yazdığın en güzel yazı olabilir mi bu acaba? Bu kadar doğru, net, dolandırmadan ve maalesef gerçek! Teşekkürler

  4. Kübra diyor ki:

    Elinize sağlık. Okurken elim kolum bağlı hissettim. Keşke değerleri tüketen tozlanmış beyinleri silkeleyebilsem, kendine getirebilsem. Keşke bişey yapabilesem!

  5. cansu diyor ki:

    Merhaba.. Moda haftalarından sonra sadece sizin yazılarınızı okuyordum, bugün niye böyle yaptığımı tekrar anlamış oldum. Muhteşem bir yazı, elinize sağlık.. Tam da bir moda dergisine genel yayın yönetmeni olacak birisiniz, mesela Türkiye’den çıkan ve dünyada fark yaratacak bir dergi olsa ve onun başında da siz olsanız, harikulade olurdu. Bunlar, sizi yıllardır takip eden biri olarak samimi düşüncelerim.. Ben de işletme okuyorum, modaya çocukluğumdan beri meraklıyım, 6 yıldır dikiş dikiyorum ve kumaştan itibaren işin yapım aşamasını çok seviyorum. İlerde mutlaka bu sektörde olmak istiyorum, neler tavsiye edersiniz? Tasarımcı olmak gibi bir iddiam yok, üretmeyi sevdiğim içim mutlu ettiği için dikiş dikiyorum. Ama gelecekte, hangi pozisyon olacağı mühim değil, moda-tekstil sektöründe çalışmak en büyük arzum.. Üniversite yıllarında yazın yaptığınız stajlardan bahsetmiştiniz çok önceden.. Ben de özellikle kumaşlar konusunda bilgimi arttırmak istiyorum.. Neler tavsiye edersiniz, nerelere başvurmalıyım? Şimdiden çok teşekkürler.. Sevgiler

    • styleboom diyor ki:

      çok teşekkür ederim güzel görüşlerinize, ne kadar da mutlu ettiniz:) ben alanım istatistik de olduğundan şanslıydım aslında, her sektörde istatistik var:) tekstil fabrika ya da kuruluşlarına başvurular yapabilirsiniz, ben ipekiş’e altınyıldıza filan yazmıştım hatırlıyorum da:) fakat şimdi artık o kadar çok olanak var ki, hiç buna gerek yok, IMA, Vakko ESMOD gibi okullar var ve dışarıya da sertifika programları açıyorlar, mutlaka inceleyin ve dahil olun derim:))

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu