Günlük arşivler: Mayıs 26, 2016

| Ses ve Koku

kot tulum modelleri cos

Ben ne zaman boğaz köprüsünün göründüğü bir fotoğraf görsem anında hem burnumda simit kokusunu hem kulaklarımda bir vapur sesini duyarım, oysa çoğunlukla dibine gelince gürültüden ibaret olan bu resim nedense (belki de Ankara’lının boğaz özleminden) bende böyle romantiktir. Sanki fonda o, önde ben, yalnızca biz ikimiz bir başımıza çay simit keyfi yapmaktayızdır:) Gerçi hemen her şehirde bize/bana/sana ait bir köşe vardır öyle değil mi ve o köşe burnumuza bir koku, kulağımıza bir ses getirir. Mesela Ankara’da ODTÜ bana kantinde çay kokusunu ve sonbahar yapraklarının sesini; Bahçeli çocukluğumda okuldan eve dönüşte fırından yeni çıkan kekin kokusunu ve bir dolu güzel sesi; Kuşadası bana yaseminle karışık deniz ve nefis domates kokusunu ve cırcır böceklerinin gece sohbetlerine karışan sesini; Giresun bana Koreli eniştenin( Kore gazisi olduğu için adı öyle:)) herkesten önce uyanıp fırından getirdiği mısır ekmeğinin kokusunu ve halanın evinin dibinden akan derenin sesini getirir. Sizinkiler ne, hani gözlerinizi kapatıp da sadece burnunuzun direğinde duyduğunuz koku, kulaklarınızda dolaşan ses?

Şubat ayında Anamed’de ucundan yakaladığım bir sergi vardı Günlük Sesler diye, sergide “İstanbul’un Sesleri” isimli kısım çok nefisti:) Günlük hayatta kulağımıza çalınan ama bir şekilde aslında artık bir haritaya yani bir semte, sokağa, köşeye bağlanmış sesleri dinlerken olaya hiç böyle bakmadığım için hayran kalmıştım projeye.  Şimdi aynı Anamed’de Şehir ve Koku isminde bir sergi var ve hakikaten çok ilginç. Anadolu’nun koku tarihini koklaya koklaya geziyorsunuz, kokuların birbirine karışmaması da ayrıca ilginç:) Yakında biteceği için bir an önce gidin koklayın derim:p  devamini oku