Günlük arşivler: Haziran 26, 2016

| Öyle Miymiş?

k berrin eser 05

Günaydın:) Ama aslında saat  23:50 ve ben 22:00′den beri geçtiğimiz hafta su içer gibi lıkır lıkır içtiğim, içimde erittiğim, beynimi yorsa da yüreğime mis gelen bir kitabın altını çizip durduğum hangi alıntısı ile bu posta başlasam diye bir yazıyor, bir siliyorum. Çünkü hepsi çok güzel, çünkü bir kısmını buraya ayırıp koymak olmayacak, bir birine lehimli gibi, başı olmasa az, sonu olmasa ziyan olacak. Can yazar Şule Gürbüz’ün “Öyle Miymiş?”inden bahsediyorum. Mart ayında çıktığında ilk sayfayı okuyup kapatmıştım, o günden bu yana işsiz güçsüz bir zamanımı, sindirecek kadar, her virgülde bir nefes alacak kadar dingin, durgun bir anımı bekledim. Geçtiğimiz hafta oğlum çok hastalanınca her şeyi bir kenara bırakıp, eve kapanınca, kafaya takacak her şeyi rafa kaldırınca o zamanı buldum.

Beni takip edenler uzun uzun cümleleri ne çok sevdiğimi bilir; burada alıntılamak üzere söküp almaya kıyamadığım bir kaç sayfasını bu linkten okuyabilirsiniz ama işteyseniz, trafikteyseniz, çepeçevrilmişseniz değil; beklesin, yudum yudum okuyun. “Coşkuyla Ölmek”den sonra daha ne olabilir derken Şule Gürbüz beni yine sora, sorgulaya, sorgulata bir hal etti. Sağ olsun. Cioran “Benim kitap yazarkenki fikrim, birinin gözünü açmaktır, onu sopalamaktır.” der, hiç katılmıyorum zira ben de bazen kitaplarda kaybolup, boyut değiştirmeyi, sopalanmışlığımıza ara verip dinlenmeyi seviyorum. Ama “Öyle Miymiş?” tam da bahsettiği gibi bir kitap ve evet arada lazım, mahalledeki kedilere bir kap su veren kadın olmak için, kimsenin bakmadığı bahçeye çiçek eken dede olmak için, sen toksan herkes bir şekilde doyar sananlardan kalmamak için, ne kadar ikiyüzlü olduğunu unutmamak için, ne yaparsan yap en önce kendine yalancı olduğunu hatırlamak için, Babil’den daha güzel kuleler yapamadığın halde hala sürekli yıkıp durduğunu görmek için, kabullenmen için. İyisi mi oku:) devamini oku