mbfwi 2. gün lug von siga

MBFWI 2. günden notlarla biten moda haftası hakkında hala konuşmaya devam:) İkinci günün sonunda enerjisi yeniden yükselmiş, yeniden bir arada ve güçlenmiş bir İstanbul Moda Haftası ile keyiflenip, umutlanırken; tasarım adına, dünya sahnesinde güçlü ve öne çıkabişecek bir tasarım dili adına güç kaybettiğimizi hissettim. Bu yıl defile takviminde yer almayan Zeynep Tosun, Maid in Love, Ezra Tuba gibi isimlerde gördüğümüz özgün ve özel, fark yaratan koleksiyonlar görmek hayalim. Ama tabii iple çektiğim Bashaques, Tuba Ergin, DB Berdan, Sudi Etuz ve Meltem Özbek belki bu hayali gerçek kılabilecekdi diye de hala heyecanlıydım. Bunun yanında defileler arası gözüme ilişen bir kartda Shop The Show yazıyordu, bu da nesi diye bakınca gördüm ki şu an majör moda haftalarında oldukça trend olan “see-now-buy-now” akımının onlineda olmasa da oldukça benzer bir versiyonunu Gizia Gate gerçekleştirmiş, Özgür Masur, DB Berdan, Mehtap Elaidi ve Murat Aytulum koleksiyonları moda haftasında görücüye çıktıkları anda Gizia Gate mağazasında satışa da sunulaarak 1 hafta boyunca müşterilerle buluşabilecekmiş, bir sezon bekleyemem diyenlere duyurulur:) Büyük moda haftalarında bir devrim niteliğinde gerçekleşen bu türde bir yeniliğin burada da vizyoner bir marka tarafından hızla sahiplenilmesi çok güzel.

Oldukça sıkışık bir defile trafiği ile koşturmacalı geçen 2. gün genç tasarımcı Selma Çilek’in ilk defilesi ile başladı. Özellikle ünlülerin uzun süredir çok tercih ettiği ve sevdiği Selma Çilek’den nasıl bir koleksiyon geleceğini merakla bekliyordum. Çok etkileyici bir koleksiyon olmamakla birlikte bence özellikle sokak stilinde fark yaratacak rock parçalara sahip çok genç bir dile sahipti. Özellikle metal eklentilerin deri ceketlerde, elbise ve hatta pantolonlarda dikişlerin yerini almasını çok sevdim. Defilenin müzikleri ise ayrıca çok iyiydi ve bir kez daha seyirciyi ne kadar yükseltebildiğine şahit olduk.

Belma Özdemir defilesi beni kafa karışıklığı ile bırakan defilelerden biri idi. Sadeleşmek ile karman çormanlaşmak arasında gidip gelip bu sebeple her iki seçeneğin de yarım yamalak kalmışlığından bahsedebilirim.  Ne demek istediğimi yukarıda yan yana koyduğum 2 kare anlatmaya yetecektir diye düşünüyorum. Çok açık ki stylinge kurban gittiğini söylemek de yanlış olmaz. Salaş, fütürsüz, modern bir kadının bir anda hiç olamayacağı kadar zarif ve romantik bir silüete dönüşü ile kopuk, renk yelpazesi ile bütün; kuşak, yama, kesik, panel fazlalığından göz yoran, kumaş ve doku seçimiyle hoşlaşan tamamen kafası karışık bir koleksiyondu. Bu çorbadan cımbızla ayıklanacak güzel parçaları çıkarmak bize kalıyor, sanki defilesi olmasa da askılarda baksak çok daha iyi olacaktı.

Çocuklar gibi şen bir Demet Şener’in açılışını,  Rita Hayworth’dan rol çalmış bir Tülin şahin’in kapanışını yaptığı Raşit Bağzıbağlı defilesinin bu magazinel kısmı lütfen sizi yanıltmasın, bu koleksiyonun konuşulması için hiç bir desteğe ihtiyacı yoktu çünkü kesinlikle mükemmeldi! Nakış, pul, payet işi olmayan parçalarda bile kumaşların ışıl ışıl parladığı, müthiş bir dikiş ve fittingin göz kamaştırdığı, organza ve ipeklerin ahenkle dansettiği koleksiyonda özellikle derin V dekolteler ve omuzlardan süzülüp giden kollar nefisti.

Benim çok heyecanla beklediğim defilelerden Tuba Ergin çim bir sahnede ve buram buram çimen kokusu eşliğinde sunduğu koleksiyonunda yine uzakdoğuya gönderme yapmış. Desenlerden, kimono formlara,ustası olduğu layeringden, deriyi yine nefis bir işçilikle ve yine çok iyi olduğu lazer kesim tekniği ile bezemesine ve kısacası beklediğimiz güzellikte bir koleksiyon sunmasına rağmen geçen sezonki koleksiyonunun kusursuzluğuna ve gücüne maalesef yaklaşamamıştı. Gerçi çıtayı bu denli yükselttikten sonra her sezon onu yakalamak da tabii kolay değil.

Benim için ikinci gün başlamasını beklerken epey ter döktüğümüz, epey yorulduğumuz ama sonunda rüya gibi bir koleksiyona tanık olduğumuz Özgür Masur ile bitti. “Ritüel” adını verdiği koleksiyonu ile Masur bize  görsel bir ziyafet yaşattı ve uzun bir aradan sonra yine couturede 1 numara olduğunu gösterdi. Her bir parça o kadar güzel, o kadar incelikle tasarlanıp işlenmiş, detaylara öyle çok özenilmişti ki kıyafetlere dokunmak, hissetmek arzusu izlerken içinizi kaplıyor. Olağanüstüydü. Pek çok yorumda daha önce görülmüş tasarımlar olduğunu okudum, evet pek çok yerde gördüğümüz Bianca Jagger stili derin V dekolteli silüetler, kalem elbiseler, A kesim etekler ve uçuşan kuyruklar vardı, bir kaç sezon önce bolca tüketilen Great Gatsby ruhu yine oradaydı; ama farkı  ancak kıyafetlere daha da yaklaşarak, detaylara odaklanarak görmek mümkün. Binlerce küçücük kristalin oluşturduğu fileler, üç boyut kazandırılmış kelebek kanadı inceliğinde çiçek aplikeler, yağmur sicimliğinde incecik büzgüler olağanüstü ve hayranlık uyandırıcı idi. Çok ama çok tebrik ediyorum.

mbfwi 2. gün dice kayek

Bana gelirsek 2. gün hep hayranlıkla takip ettiğim, muazzam formlarına bayıldığım Dice Kayek’in bence tasarlanmış en güzel beyaz gömlek olan balon kollu bir bluzunu yine çok sevdiğim Lug von Siga etekle tamamladım. Lug von Siga sezonun nakış trendini en güzel ve özgün yorumlayanlardan. Oldukça Brit tarzda ekose bir eteği Frida’yı selamlayan iri nakışlarla bezemek ve bu derece uyum sağlamak kolay değil. Makyajım M.A.C tarafından oldukça duru ve sade yapıldı, geelde alışkın olduğum koyu ve belirginleştirilmiş gözler yerini kahve ve nude tonlarda bir makyaja bıraktı. Saçlarımı ise AVEDA ele aldı bu yıl. Örgü topuz çok istiyordum ama biraz da 1940larda kalmak istiyordum, sonuçta böyle çok sevdiğim bir topuzla kıyafeti tamamladım.

mbfwi 2. gün lug von siga dice kayek detaylar mbfwi 2. gün makyaj mac cosmetics

Fotoğraf: Esma Altay

Bluz DICE KAYEK Top // Etek LUG VON SIGA Skirt // Çanta MANU ATELIER Bag 



"MBFWI SS17 2. Günün Ardından" postu İçin 5 yorum yapılmış.

  1. funda diyor ki:

    sevgili styleboom, bir ankaralı olarak mbfwi ye katılmak çok çok zor, sayende birazda olsa ruhunu yaşıyoruz. ben, seni yorumlamak istiyorum. her zamanki gibi bakmalara doyulmuyorsun. hatta şöyle bie fikrim var; bence sen bir galeride kendi kıyafetlerini sergilesen, inan ta buralardan kalkar gelirim görmeye. çünkü seninkisi giyinmek değil, bir koleksiyon, bir yorum. ben bir kadın olarak senin bu zevkine hayranım ve feyz alıyorum. bence artık blog sana yetmiyor, kendini daha geniş platformlarda ifade etmelisin.

    • styleboom diyor ki:

      ah ne kadar güzel cümleler bunlar, öyle mutlu ettin ki beni. çoook teşekkür ederim. ben de aslında yeni bi rifade şekli/platformu düşünüyorum ama henüz bri fikir bulamadım:)

      • funda diyor ki:

        gerçek fikrim bu, çünkü herkesin tasarımcı(!) olduğu bi dünyada sen yorumcusun. eminim koleksiyonları yorumlaman, hemcinslerine kombin örnekleriyle fikir vermen herkesin hoşuna gidecek ilgisini çekecektir. ince giyim zevkinle ilham vermelisin bence…

  2. zuhal diyor ki:

    Etek, etek, etek…

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu