Yazar arşivleri: styleboom

| MBFWI: İstanbul Moda Haftası’nın Ardından

M-O-F-C_Eda-Gungor-Designer_Contents_00

Geçtiğimiz hafta bir çok tasarımcımız ve kimi yerli markalarımızın Sonbahar/Kış 2019 koleksiyonlarını sunduğu moda haftası yine 4 gün boyunca Zorlu PSM’de gerçekleşti. İstanbul Moda Haftası’nın isim sponsoru olan Mercedes-Benz ile 13üncü, ben ve benim gibi birkaç blog yazarı arkadaşımın ise 21inci sezonu idi. Yine bunca sezondur moda haftasını benden takip eden izleyicilerim için ise bir ilk gerçekleşti: neredeyse hiçbir defile ya da koleksiyon hakkında bu defa instagram ya da instastory üzerinden inceleme ya da fikirlerimi yazmadım. İlk günün sonunda başıma bir şey gelmiş olabileceğine dair tatlı mesajlar bile vardı:) Meraklanmayın, gayet iyiydim, yine pek çok defileyi yerinde izledim ve notlarımı aldım, yalnızca o kadar yorulmanın sizler dışında kimse için bir değer ya da anlam ifade etmediğini 21. Sezonda ancak anlayabildim diyelim. Sizlere de beklediğiniz izlenimleri bu yazıda vereceğim.

Artık isim ve yer edinmiş pek çok tasarımcının ticari kaygıyı biraz fazla öne koyan koleksiyonlar hazırladığını görüyorum. Çok genç isimlerin heyecanı ve henüz podyumu özgür alanları görmeleri sebebiyle uçması kadar bir uçuştan bahsetmiyorum elbette. Değişik olmak, farklı olmak asla giyilebilir olmanın, iyi satabilir olmanın önünde engel değil, buna en iyi örneklerden biri Lug von Siga markası ile Gül Ağış, Aslı Filinta hatta en yenilerden Şebnem Günay’dır. Garantici yaklaşımın tasarımcılarımızın dilini körelteceğini düşünüyorum, kaldı ki moda haftası süresince hemen en üst katta “tasarım odaklı ihracat” hedefiyle Core yer almakta ve bence bu durum podyumda biraz daha özgün olmalarına, biraz daha fark yaratmak için heyecan duymalarına katkı sağlamalı. Elbette ülkenin ekonomik durumu ortada ve tasarımcılar için fuara ayrı podyuma ayrı, Ortadoğudaki alıcıya ayrı, Avrupa’dakine ayrı koleksiyon çıkarmak sürdürülebilir görünmüyor ama bu en azından tasarımcılarımızın birbiri ardına onlarca look yolladıkları defilelerde bunların bir kısmını baş döndürecek, burada güzel bir şeyler oluyor dedirtecek, kreatif tarafıyla iz bırakacak tasarımlar olarak çıkarmalarına engel olmasa gerek. devamini oku

| MODA: SERGİLENMEYE DOYMUYOR

alexander-mcqueen-savage-beauty-v22 Temmuz 2018 Cumhuriyet Pazar yazımdan

Bu satırları okuduğunuz sırada pek çok saygın müze ve galeride büyük moda sergileri kapılarını açıyor. Peki moda gerçekten de müze ya da galeri gibi yüksek kültüre adanmış mabetlerde sergilenmeye değer bir şey mi? Ve daha önemlisi, hangi moda, moda tasarımcısı, ev ya da moda ekolünün sergilenmeye değer olduğunun açık bir standardı, bir kural kitabı var mı? Kurasyon bu büyük moda evlerinin ticari bir kuklası olarak mı yapılıyor yoksa bir sanat sergisindeki tüm incelik ve zorunluklar çerçevesinde mi gerçekleşiyor?

Özellikle 2000lerden bu yana müzelerdeki moda sergilerinde görülen bu olağanüstü artış bir bakıma milenyum çağında modanın teknoloji, küreselleşme ve sosyal medya itkisiyle nasıl birkaç moda elitinin tutkusu olmaktan çıkıp herkesin “eğlencesi” haline gelişinin göstergelerinden yalnızca biri. François Colbert’in 1994’de yayınlanan “Marketing Culture and the Arts” kitabında açıkça işaret ettiği gibi moda büyük kazandıran rolüne geçtiği gibi moda eksenindeki her şey –buna sergiler de dahil- birer para mıknatısına dönüştü. Peki ama moda neden tüm dergilerde, ünlülerde, sosyal mecralarda, podyumda, vitrinlerde ve her yerde sergilenip duruyorken müzelerde de sergilenme ihtiyacı duyuyor? devamini oku

| Cilt Bakım Rutinimin Vazgeçilmezi: FOREO LUNA 2 – Ürün İncelemesi

foreo luna 2

Bir süredir cilt bakımı, kozmetik ya da güzellik üzerine yazmıyorum, sebebi malum: instagram. Özellikle sabah ya da akşam storylerimde şipşak favori ürünlerimi paylaştığımdan –ki çoğu da uzun yıllardır değişmeyen ürünler- buraya ayrı bir post yazmayı hep ihmal ediyorum. Ama şimdi 2-3 yıldır benim cilt bakım rutinim de olan FOREO LUNA, yeni FOREO LUNA 2 adıyla yenilenmiş ve bu kadar ilgi görmüşken, aramalarda benim de bir yazım çıksın istedim çünkü gerçekten müthiş fayda sağlayan, yalnızca düzenli kullanımda değil arada sandıktan çıkarıp :p kullandığınızda bile yüz güldüren bir ürün. FOREO LUNA 2 T-sonic titreşimlerle esas amacı olan cilt temizliğini yapıyor ama üstüne bir de anti-aging masaj özelliği eklemiş. Yani bir taşla iki kuş:)  devamini oku

| Ölümsüz Sanat ve Fani Moda El Ele

gucci palazzo pitti

8 Temmuz 2018, Cumhuriyet Pazar yazımdan

“Sanat nedir?” sorusuna Picasso “Sanat ne değildir ki?” cevabını vermiş. Çoğu zaman güzel bir elbiseyi “sanat eserinden farksız” diye tanımlıyoruz. Moda tasarımı bir sanat mı; moda, sanatın giyilebilir versiyonu mu konusu her daim konuşuladursun, modanın sanattan ilham almaya doymadığı, sanatı git gide giysi tasarımının, dahası giysilerin pazarlama ve satışına yönelik stratejilerinin içine kattığı bir gerçek. Son olarak Gucci’nin Resort 2018 defilesini Pitti Palace’da Boticelli, Raphael ve Titian gibi ressamlara ait paha biçilemez 500 sanat eseri arasında sunmasıyla; yine Gucci’nin son reklam kampanyasını ressam Ignasi Monreal’in hiperrealizm ve Rönesans sanatından referanslarla hazırlamasıyla moda ve sanatın bir aradalığı hiç olmadığı kadar “trend” olmaya başladı.

Peki ya sanatın ölümsüzlüğü ile modanın faniliği nasıl bir araya gelebiliyor? Bir sanatçının “yaratım”daki en büyük motivasyonu zamansız, ölümsüz ve yüzyıllar sonraya dahi uzanabilmek iken tasarımcının tasarım süreci daha çok “an”ın zevklerine, trendlerine uygun, bir ya da birkaç sezonu kurtarabilen, tüketilmeye açık . Şu halde bu iki kavramın birlikteliği en baştan daimilikle geçicilik arasında bir imkansızlık demek değil mi? Moda sanattan beslenmeyi sürdürerek ve artırarak sanata, bu en büyük ilham kaynağının ruhuna ihanet mi ediyor? devamini oku

| Ağustos Böceği ile Karınca: Bir İndirim Hikayesi

mos1950177ch

İkinci tur indirimlerin klasiği olan Ağustos Böceği ile Karınca hikayesiyle tekrar karşınızdayım:) Aslına bakarsanız şu “adı konmayan” kriz ortamında en iyisi eldekileri daha iyi değerlendirmek, gardrop detoksu yapmak, bugüne dek hiç giymediğiniz halde aldığınız cicilere farklı bir gözle tekrar bakıp değerlendirmek ya da en olmadı gardrobunuzda uzun süre duracağına inandığınız, stilinize uygun, popüler kültürün dayattığı trendlerin etkisine kapılmadan alışveriş yapmak olacaktır.

Akılı bir alışveriş olarak ise indirimi yeni sezon için lehinize çevirmek yazlık şeyler almaktan çok daha mantıklı. İndirimlerde sadece saz çalıp şarkı söyleyip yaz sezonuna yatırım yapan Ağustos Böceği sonbahar gelip havalar bozunca gardrobun başına geçer ve bir bakar ki  giyecek “trendy” hiç bir şeyi yok:) . Oysa siz karıncalar indirimlerde uyanıklık edip Styleboom’dan trendlere çalışarak yeni sezona hazırsınız!

Bu anlamda indirimlerden Sonbahar 2018 sezonu için neler çıkarabilirsiniz bir hatırlatmak istedim, tabii buradakiler gelmekte olan trendlerin tamamı değil ama alışverişinizi yatırıma dönüştürecek kadarı :)) İşte alışveriş listeniz! devamini oku

| MAYONUN TÜRK TASARIMCILARI

mayoda türk imza

Hemen hemen her kadının tüm o “bronzlaşma”nın tehlikelerini anlatan uyarılara rağmen yaz gelince ilk hedefi altın bronzluğunda bir tene kavuşmak. Ve yine aynı sebepten pek çoğunun önceliği deniz alışverişinde fazla iz yapmayacak, dekoltenin de bronzlaşmasına izin verecek, insanı zebraya döndürmeyecek bikiniler edinmek. İşte böyle bir ortamda, buna rağmen mayolar özellikle son 3 yıldır inanılmaz bir yükselişte.

Benim gibi trend olmadan önce de bir mayo aşığı iseniz bu duruma en çok sevinenlerden olmuşsunuzdur, hani derler ya “long before it was cool” :) Fakat trend olmadan önce maalesef öyle cool, öyle sofistike modeller bulmak çok zordu, ya mutlaka allı güllü, ya leoparlı, ya olmaz olsun mayokiniler sebebiyle parça parça modellerden oluşmaktaydı. İşte yine son yıllarda – Ali Efe’nin uğuru diyorum çünkü tam doğum sonrası mayo kaçınılmazdı:) – Türk mayo tasarımcıları bir güneş gibi doğdu. devamini oku

| MBFWI XI. Sezonun Ardından

IMG_9594

Mercedes-Benz isim sponsorluğunda 10 sezonu deviren İstanbul’un moda haftası 11. sezonunda sanki son birkaç sezonun atıllığını atmış, canlanmış gibiydi. Tasarımcıların yalnızca koleksiyon değil makyaja, fittinge, stylinge, müziğe; her bir detayıyla modanın bu “show business” kısmının gerektirdiği her şeye aynı özen ve önemi verdiğini nadiren görmüş olan bu gözlerim bu sezon bayram etti. Çünkü “bütün” ancak bu şekilde mükemmelleşebiliyor. Bu sezon IMG-Doğuş’un çıkmasıyla, İHKİB ve BMDnin de yüzde yüz sahiplendiği moda haftasını acaba heyetler halinde iş adamları domine eder, kurdeleler kesilir mi diye düşünmedim desem yalan olur ama hayır Türk tekstilinin büyük patronları da kendilerini göstermek değil moda haftasını yükseltmek adına oradaydılar. Tasarımcı ve tasarım markalarının koleksiyonlarını yerli ve yabancı satın almacılarla buluşturan The Core ise bu sezon daha kısa sürdü ama edindiğim bilgiye göre bu daha kompakt strateji daha güzel dönüşler getirdi. devamini oku