| If You’re Happy and You Know It

acer00

Bu sabah itibari ile karlar altında kalıp “Beyaz Şehir” adının hakkını veren Belgrad’dan merhabaa merhaba:) Önce belki farketmiş olduğunuz zorunlu aranın sebebini anlatayım: 1 hafta önce #babyboom grip olur, fena ateşlenir, bendenizin koynunda uykusuz geceler sonunda o iyileşir ama ben! Haliyle eve girdi mi herkesi ziyaet etmeden gitmeyen bu meret 2. kurban olarak beni seçer, ben de her biraz iyi hissedince kalkıveren gezenti bir tip olduğumdan Çarşamba itibari ile iki seksen devrilirim. Fakat o da ne, çook önceden planları yaplmış Belgrad seyahati de gelip çatmıştır:) Serumları, iğneleri yiyip; greyfurtları narları bütün olarak sindirip, ayvanın artık kabuğu çekirdeği tüyüne kadar kaynatıp içip; zencefille kafa yaptıktan sonra Cuma uçağa binilir! Ve işte burada Belgrad’dayım. Bu post ise ne zamandır yazılmış yayınlanmayı beklerken kendini bu hikayenin içinde buldu, iyisi mi biraz ona dönelim.

devamini oku

| Kafamda Deli Sorular:)

bigq1

“Aşık olmak, yani aşka düşmek damdan düşmeye benzemez.Daha çok uzayda düşüyormuş gibi hissedersiniz. Sanki kendi özel gezegeninizden atlayıp bir başkasının gezegenini ziyaret ediyormuş gibi olursunuz.Ve oraya ulaştığınızda her şey gözünüze farklı görünür: çiçekler, hayvanlar, giysilerin rengi. Aşık olmak büyük bir sürprizdir çünkü kendi gezegeninizde her şeyin olduğunu düşünürken ve bu bir açıdan doğruyken, bir başkası uzaydan size bir sinyal gönderir ve o gezegene gidebilmenin tek yolu uzuun bir sıçrayış yapmaktır. Bu sıçrayışla bir başkasının yörüngesine girebilir ve bir süre sonra gezegenlerinizi birbirine çekmeye ve buraya yuva demeye karar verebilirsiniz. Ve buraya köpeğinizi getirebilirsiniz. Ya da kedinizi. Veya japon balığınızı, hamsterınızı, taş koleksiyonunuzu, tekini kaybettiğiniz bütün çoraplarınızı (kaybettiğiniz tekler-delik olanlar dahil-) bulduğunuz yeni gezegendedir.İkiniz birlikte en sevdiğiniz öyküleri birbirinize okuyabilirsiniz. Aşka düşmek aslında sıçramaktır, onsuz olmaya dayanamayacağınız biriyle birlikte olmak için yaptığınız dev bir sıçrayış.
Not: Bunun için çok cesur olmalısınız. “

Bu satırlar bir çocuğun “Nasıl aşık oluruz?” sorusuna yazar Jeanette Winterson’ın verdiği cevap(*). Cevaptaki imgelemenin güzelliği ve naifliği üzerine bunu sizinle de paylaşmak istedim:) devamini oku

| 1 Tam 1 Bölü 2

babyboom 18aylık renkli zebra, bebek odası, 18 aylık bebek, renkli zebra, bebek kıyafetleri

Aylardan Nisan’dı, ben oğlumun  doğumdan itibaren fotolarına bakıp bakıp bir anormal hüzünleniyor, bir yandan da 1. yaş günü için fena heyecanlanıyordum. Zaman nasıl geçiyordu, hem de bir güne 24 saat yetmiyor, neredeyse 25. saate uzanıyorken. Gerçekten zaman nasıl geçiyordu? Bak şimdi bunu yazarken geçiyor, sen okurken geçiyor, İstanbul’un aptal trafiğinde, hayatında aslında hiç önemi olmayan şeylerin yine de sıkabildiği canında, her hadi deyip de bir defa daha ertelediğin planlarında akıp gidiyor. Aylardan Nisan’dı, ben minnoşumun 1. yaşını hepinizle kutladım. Ve şimdi kendisi 1.5 yaşında:) Her ay görmeye alışkın olduğunuzdan bu uzun aranın sonunda belki siz de özlemişsinizdir diye buradan merhaba desin istedim, çünkü artık diyebiliyor “deraba”. 1 yaş adı üstünde “1″ o yüzden kutluyoruz ama 1 tam 1 bölü 2 bir başkaymış; anlayan, anlatan, çat pat konuşan, oyun kuran, sana  yaptıran,  sana gözünün bebeğinden taaa içine giden yolu bulup öyle bakan bir insancık çünkü o 1 tam 1 bölü 2.

Bir kaç saatten epey bir kare çıkardığımı düşünüyorum, artık oğlana poz verdirmek kolay değil:) Dahası hareket hızını yakalayacak sensor teknolojisi bence henüz geliştirilemedi kamera dünyasında! Bir durmak, bir oturmak, bir saniye susmak (ki bi de tam konuşsa ne olacak bilmem) yok, neyse ki kitap saati var:)  devamini oku

| Kindyroo’lu Olmak ♥

kindyroo, kindyroo ataşehir, çocuk gelişim merkezi, bebekle aktivite, bebek oyun merkezi, bebek aktivite merkezi, motor gelişim, çocuklarda ince ve kaba motor gelişimi

Burada blogda uzun zamandır #babyboom ‘un fotoğraflarını paylaşmadım değil mi? Oysa 1 yaşa kadar her ay buradaydık, söz yakında size bol fotoğraflı bir post yapacağım. Bugün ise Eylül’ü benim için keyifli kılan en güzel “back to school”u anlatmak niyetindeyim: Kindyroo Ataşehir :) Yeni dönem başladı ve benim gibi arayışta olanlar varsa diye düşündüm. Bebeklerimiz bizim hazinemiz, daha göbeciğe düştükleri ilk andan itibaren onlar için hep en iyi ve güzeli diliyor ve yapmaya çalışıyoruz. Tüm bu süreçte ben de gerçekten farkındalığına inandığım, özel ve önemli bulduğum deneyimlerimi sizlerle paylaşmaya çalıştım; Kindyroo Ataşehir deneyimimiz de bunlardan biri. Onu özellikle anlatmak istedim, çünkü burası bir oyun merkezi, ya da bebek oyalansın, sosyalleşsin köşesi değil; kii elbette bebek oyunla öğrenir, yaşdaşlarıyla sosyalleşir ve evet Kindyroo’da da bunlar oluyor; ama daha fazlası da oluyor! Belirtmeden geçemeyeceğim, benim burada anlattıklarım tamamen Ataşehir şubesi özelinde, diğer şubeleri hiç deneyimlemedim, aynı isim çatısı altında olsalar da Türkiye’de aynı standartları tutturmanın garantisi yok malum o yüzden belirtmek istedim.

Düşünün her yaş bize bir şeyler katıyor, her doğumgünümüzde bir önceki seneyi tartıyor, daha da olgunlaşmış, daha da çok şey öğrenmiş, bir sonraki yıllarımıza ona göre hazırlanmış oluyoruz (kimi şapşallıklarımız baki o ayrı belki bebekken buraya gönderilmediğimiz içindir:p ) İşte sadece bu bile bir bebeğin doğduğu andan itibaren yaşadıklarının ileriki yaşlarına çoook büyük etkisi olacağını ispatlamaya yeter. Düşünün beyin ve kaslar arasında bir iletişim var, ve bu iletişim çok karmaşık, işte bu iletişimi düzenli kurmak için 0-3 yaş kaçırılmayacak fırsatlarla dolu ve hayati önem taşıyan yıllar. Bu 3 önemli yılı incelikle işlemek gerekiyor; sevgiyle, emekle, fedakarlıkla, şefkatle; tamam ama bir de bilimin gösterdikleriyle de:) Hepimiz biliyoruz “temel” herşey: yapıda, eğitimde, evlilikte, arkadaşlıkta! Eh o halde temel hepimizin önceliği. Kindyroo 0-5 yaş arası çocuklara sağlam bir temel oluşturmak için geliştirilmiş, Avusturalya menşeili özel bir hareket gelişim programı, aynı zamanda bir ebeveyn akademisi. Evet burada biz de eğitiliyoruz, öğreniyoruz.

Aşağıda siz #babyboom ‘la keyifli videomuzu izlerken ben önce biraz kendi deneyimlerimi, neyi neden sevdiğimi anlatacağım; sonra yeni dönemi müjdeleyeceğim:) devamini oku

| #babyboom’un Tatil Bavulu

bavul4

Henüz anne olmamış anne adayları bu postun başlığından heyecan duymuş olabilir, henüz anne olmamış ve de olmakla ilgilenmeyenler (mesela bir zamanlar ben) bu postu direk es geçebilir (mesela bir zamanlar benim yaptığım gibi:)), çoktaaan anne olmuş bizceğizler ise aslında bu postun başlığının yazıldığı kadar sevimli okunmadığını iyi biliriz!  Zira bebek bavulu dediğin aslında evini bavullaştırmaktan başka bir şey değil! Her şey ama her şeyin ya seyahat boyu, ya portatif versiyonu ile biraz olsun “hafiflemeye” çalıştığın ama sonuçta aynı anda hem gardrop, hem eczane, hem hastane, hem oyun odası, hem mutfak, hem banyodur bebek bavulu dediğin. Yine de bu postta işin o hummalı kısmını bırakıp sevimli kısmı ile karşınızdayım, işte #babyboom ‘un tatil bavulundan aperatifler:)  devamini oku

| Babyboom’un 1. Yaşgünü Partisi

ali efe ünaldı, styleboom, styleboom'un adı ne, babyboom, babyboom1yasinda, lunlun çiçek, banu dorken erol, moriz photography, papa bubble, balonevi, şimdipartizamanı, aslıhan sabuncu, bonbonmarketcom, bonbonmarket, kate aspen, 1 yaş doğumgünü, kids birthday, 1 yaş doğumgünü teması, hardal nişantaşı, first birthday party, babyboy birthday party theme, orman hayvanlari, born to be wild theme, jungle safari kid's birthday

Bir arkadaşım ben hamileyken şu tavsiyede bulunmuştu: sen mükemmelci birisin, bundan kurtulmazsan mutlu bir anne olamazsın.

Hayatım boyunca önümdeki en az iki haftayı planlamadan yeni bir haftaya başlamadım sanırım:) Bu bazen çok sıkıcı ve yorucu olsa da, bir şekilde karakterim haline de gelmiş, başka türlü ya onca işin altından kalkamıyordum ya da kalkamayacağım zaten diye soğukkanlılığımı yitirebiliyordum! Anne olduktan sonra bu huyum pek çok kez avantajıma olsa da pek çok defa da hiç bir şeyin öyle benim planladığım şekilde gidemeyeceği ile acı şekilde tanıştım:o Oğlumun doğumgünü partisini de haliyle epey önceden planlamaya başladım. Tema arayışım kumsalda bir günden balonla seyahate, Grease’den Orman Orkestrası’na (en sevdiğimiz kitaplardan biri) değişip dururken annemin “valla bizim oğlan en çok tamirata meraklı” demesiyle biraz tedirgin başlamadı değil. Sonra ilk “sosyal” gülücüğünü attığı oyuncağı bir zürafa, yemek yerken anlattığım hikaye sayesinde katı gıda serüveninde bize çok yardımcı olan tabağının da aslanlı kaplanlı olması sebebiyle “orman hayvanları” temasını seçtim, bu temanın da bir hikaye kitabı boyaması gibi naif ve hafif olmasını hayal ettim, nasıl desem tıpkı suluboya gibi :) Bundan sonra ise binbir aksilik, tutulmayan sözler, bitmeyen mesailer birbirini kovalamaya başladı; ve ben tam böhhüüüye bağlamışken devreye bir sürü tatlı mı tatlı insan girdi! Belki ilk düşüncemde kalamadım ama sonuç beni çok çok mutlu etti, zaten öyle özel bir günde mutlu olmamak imkansız! Bundan tam 1 yıl önce yenidoğan çekimi konusunu görüştüğümüz biricik Moriz Photography’nin sıcacık fotoğrafları eşliğinde işte 1. Yaşgünümüz ve uzuuun hikayesi:) devamini oku

Toplam 6 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.123456