| Bir İlkbahar Hikayesi*

2017 yazının rengi sarı” İlkbahar bir bayram, bir uyanış, bir mucize, bir çılgınlık, olmayacak gibi duran bir şeyin oluşu; ilkbahar şu, ilkbahar bu… Kuş, papatya, gelincik, çayır, çimen, ağaç, çiçek, mimoza, zakkum, su sesi, hindiba, çingene, kuzu… Klasik ilkbaharların içinde hepsinin; hatta sülüğün bile yeri vardır. Unuttuklarım da çoktur a, en mühimi nisan, mayıs güneşi.

Yaşı kırkı aşmış bir adamın mevsimler içinde ilkbaharı üzüntü ile duymamasına imkân yoktur. Eski çılgınlıklar nerede: Nerede o, birden bire bir genç kız elinden, bir genç kız rüzgarından sararma, o yürek çarpıntısı? Şu ömrü mevsimlere benzetenler iyi etmişler doğrusu. Herkesin bir ilkbaharı, bir yazı, güzü, kışı oluyor işte. İnsanın ilkbaharı, öteki hayvanlara bakarsak geç başlıyor. Bir at bir yaşında, hadi iki yaşında ilkbaharındadır. Bir kuzu, altı ayda koç olur. Ama insanoğlu ilkbaharını yirmisinden önce pek idrak edemez. Yirmisinden evvel idrak edilen ilkbahar, bir yalancı ilkbahardır. Ben böyle bir yalan ilkbaharın hikayesini yazıyorum. devamini oku

| Mavi Boncuk Kimdeyse

h6byhazalozman

Biir sürü rengi çok severek giyiyorum ama mavinin bendeki yeri ayrı! O hep huzur, hep  Ege, hep dinginlik, hep çocukluğumun yazları, hep ferahlık! İngilizler neden “feeling blue”yu hüzün için söyler hiç anlamıyorum, al bi gri onu feel bence:) #mavimedokunma :p

Sitesine instagram hesabında gördüğüm etek için girip sonra bu gömleğe de vurulduğum H6 by Hazal Özman‘ın tasarımı bu gömleğin sadece rengi değil çini desenimsi tatlı desenini de çok sevdim. Gömleğime olan sevgime biraz ara verip esas konuya geçmek istiyorum: bu sezon böyle çok ama çok açık renk camlı özellikle de yuvarlak çerçeveli güneş gözlükleri çok trend olacak! Mavi, pembe, bal rengi ve hatta neredeyse optik gözlükler kadar şeffafa yakın grimsi/beyazımsı tonlarda gözlerinizin baya baya göründüğü bu gözlükler için şimdiden arayışlara başlayın derim:) devamini oku

| İki Yüz(lü)

h6 hazal özman etek moda grafitti mural

Geçen hafta benim için zor haftalardan biriydi, haber beklemeli, endişe ve merak etmeli, konuşmak istediklerini susmalı, hayatımı idame ettirmek için bir tarafımın diğer tarafıma ağır bastığı bir hafta.  Çünkü bir tarafım her arkadaşımdan gelen mesaja ne cevap yazacağımı bilemezken diğer tarafım hala iş görebiliyordu. Çünkü ben 1 instagram karesinden ibaret değilim, siz de değilsiniz. Neden protesto etmedin, neden bir şey demedin, neden ekranını öyle ya da böyle yapmadın diye soranlara. Çünkü ben bu düzende klavye delikanlılarınca arkamın kollanmayacağından eminim, siz de emin olun. Bir kişilik değil iki kişilik düşünmem lazım. Çünkü ben anneyim, siz de anne olunca anlarsınız.

Bu fotoğrafı çekerken Melis’e demiştim ki bu karmaşanın önünde başka bir karmaşa olsun istiyorum. Sanki memlekette karmaşadan bol bir şey var da! devamini oku

| Dizilere Dönüş

zeynep meltem aktaş forever new tom ford 04 PS

Midi boy pelerin görünce kaçımızın aklına ilk olarak Sherlock Holmes geliyor:) Ben tam bir Holmes fanatiğiyimdir, tercihen eski versiyonlarının, sonra Robert Downey Jr. ve Jude Law’lu serinin ve son olarak yokluktan Benedict Cumberbatch’in oynadığı dizisinin. Bu üzerimdeki son derece modern, sıcacık ve deseniyle beni benden alan pelerin ise gencecik bir tasarımcının: Zeynep Meltem Aktaş:)

Dizilerden konu açılmışken sizden de dizi önerileri alayım. Bir zamanlar bir sezonu bir gecede bitirdiğim dizi performanslarım Ali Efe doğdu doğalı sağlam sekteye uğramıştı çünkü uyuyabildiğim her saniyeyi uyumak inanın çok önemli:) Fakat bu sonbahar gece çişi olayını da atlatıp sonunda bir gıdım olsun gecelerim bana kalınca yine tam gaz dizilere döndüm. Netflix’i biz çok sevdik, şimdi hatta Blu’yu da denemeyi düşünüyoruz.

Neler izledim? Sonunda Narcos’u bitirdim anlatıldığı kadar vardı, müthiş hikaye! The Crown’a bayıldım (zaten Brit dönem dizilerini çok seviyorum, Downton Abbey’den sonra yaşadığım boşluğu The Crown mükemmelden de öte şekilde doldurdu ), kriminal çok sevdiğimden People vs O.J Simpson da beni çook mutlu etti. Yapay Zeka konusuna kişisel olarak da çok ilgili olduğum için West World’ü hastalıktan kırıldığım 2 günde bitiriverdim. House of Cards’ı bırakalı çok oldu, şöyle diyeyim daha Frankie başkan olmamıştı:)) yeniden dönmek için bana bir motivasyon lazım ve Trump kesinlikle değil:) Black Mirror’ı da tabii çok ama çok etkisinde kalarak izledim.

Bir süre yapay zeka ya da sanal gerçeklik istemiyorum içim bayıldı, bir Coupling zekasında ve komikliğinde değilse ilişkiler, ya da atıyorum şehirli kadın ve erkekler, entrikalar ve goygoylar konulu diziler hiiç ilgimi çekmiyor. Ah keşke yine çok güzel bir dönem dizisi bulsam diyorum, bir de tabii zeki bir dedektiflik kriminal hikaye (mesela Homeland gibi) ne de güzel olurdu. O zamana kadar zaten bahar gelir ama biz “winter is coming” diye seviniriz: GoT başlar. Aldığım notlarda yeni dizi olarak The Fall var. Sizin de önerilerinizi alayım:) devamini oku

| Derin

mimya gece elbisesi 02

“Bense kendime bugünü sordum: ne kadar genişti; ne kadar derindi; ne kadarı benimdi?” *

Bugün uzun uzun yazmayacağım, yok bugün hiç yazmayacağım, sadece şu yukarıdakini size de soracağım. Bu akşam ister buraya, ister bir kalem kağıt alıp defterinize cevabınızı yazsanıza. devamini oku

| Sk8ter Girl

bonprix ekose pantolon flare

Ona orta büyüklükte bir yıldız diyorlar, bazen sarı cüce diyorlar, 220 milyar yıldızdan sadece bi tanesi diyorlar, ısı ve ışık kaynağı diyorlar. Kim mi? Bilim adamları! Ben ise mutluluk kaynağı diyorum, sarı dev diyorum, o 1 tanedir diyorum. Bir bakınca yüzümüze bak nasıl da keyfimiz gıcır oluyor, yüzümüzde güller açıyor. Sıcağını, soğuğunu geçtim de gökyüzüne, denize, çiçeklere, yüzümüze bile rengini veriyor şöyle bir gülümseyince. O çok karlı günlerin ardından açıveren, içimizi dışımızı ısıtan bir günden geliyor bu post. Üstümdeki bu çok sevdiğim pantolon ve polar sweatshirt bonprix koleksiyonundan, sizce de tam bir sk8ter girl olmamış mıyım:) [ #küçüldecebimegir ] devamini oku

| Jamaica Rüyası

boyner gömlek mimya pantolon moda

Fotoğrafta Jamaika ya da Şeysellerde kumsala konuşlanmış bir barda hindistan cevizimi renkli bi pipetle hüpletirken #sorrynotsorry ibarelenecek bir instagram yapacakmış gibi bir poz vermiş olabilirim:) Ama işte yağmurlu, bol kornalı, karanlık mı karanlık bir Pazartesi’den günaydın!

Konuyu Jamaika’dan açınca aklıma 90larda izlediğim Jamaika’da geçen bir tıp fakültesi hakkında absürd komiklikte bir dizi ve bana nasıl umut verdiği geldi (edit: adı Going to Extremes’miş) . O zamanlar ben de üniversite sınavına hazırlanıyorum ve önümde babam sağolsun tek seçenek var: tıp fakültesi! Hatta annem dışında tüm sülale, okulum, okulda sözümona psikolojimden sorumlu rehberlikçim ve zaten puan peşindeki dersanembenim tıp okumam konusunda çok net:)  Şimdiki çocuklar gibi bir durumum da yok hani, babamı karşıma alıp hayır baba ben tıp okumak istemiyorum çünkü ık bık bık diye esaslı ve kesin sebepler sunabilecek kadar ağzımı açmam da söz konusu değil, tıp okuyacağıma öleyim daha iyi diye arabeske bağlamam da söz konusu değil :) 3.5 yaşındaki oğlum örneğin baya neyi neden niçin istemedğini ya da yapmayacağını 16 yaşındaki Burçin Akgün’den daha iyi ve net söylüyor. Neyse ben de çaresiz okuyacağım ya kendi kendime bu diziye bakıp (dizi sonuçta Jamaikada geçiyor tıp eğitimi de olsa son derece lakayt ve keyifli, e deniz güneş kum da cabası:))  diyorum ki ilk sene araştırır bulurum böyle bir okula “dikey geçiş” yaparım, çaresizliğin dikey versiyonu:p  Neden tıp okumadığım ise anca kazanınca bana gelen “isyeaaannn” sonucundaydı, o bambaşka ve upuzun bir hikaye.

Neyse konuyu kendi gençliğime teessüf edip yine eğitim sistemine söverek kapatırken, hadi diyorum önce fotoğraflara sonra eşim desem çok resmi, kocam desem çok höthöt, kociş desem çok instagramda bi takım giyinip poz veren çiftimsi olacak Burak Ünaldı’nın “Neden Hepimiz Blokflüt çaldık” TED konuşmasını dinleyin derim:) devamini oku

Toplam 34 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030...