| Portrait of Mrs Ira P.

FN_kırmızı look 04

Neden bilmem; ışıktan mı, renkten mi, Melis’in beni böyle güzel çekmesinden mi, bu fotoğrafta, bu kostümle kendimi bir Tamara de Lempicka tablosu gibi hissettim.  Bir zamanlar ODTÜ’deki ofisimde duvarımı süsleyen bir reprodüksiyonu vardı, bütün kolilerimi açtım ama nereye kaldırdıysam bulamadım. Bazı anıları, hatıraları hep bizimle kalsınlar diye kutulara, çekmecelere kaldırıp, bir bakıma yine de baya baya veda ediyoruz. Eskiden sık sık açardım ben bu kutularımı, bazen çok keyiflenirdim, bazen çok hüzünlenirdim, ama en azından bir köşede bir başına bırakmazdım hiç. Düşündüm, galiba anne oldum olalı bıraktım, belki de artık hep bu an ve bir de gelecek, yaşanmış olanlardan daha baskın olduğundan, belki sadece hiç  vakit bulamadığımdan. Al işte bir “neden bilmem” daha. Döndük mü paragrafın başına:)

Kendimi bir Lempicka, bir Magritte, bir Picasso ve bir de , Vetriano hayalimle, sizi de bu postla baş başa bırakıyorum o halde:)  devamini oku

| Bardot

forever new black romance 02

Bu elbise içinde ben kendimi baya baya Gilda hissetsem de, bu yaka biçimine Bardot yaka dendiğini biliyor muydunuz:) İsmini “ve Tanrı kadını yarattı” Brigitte Bardot’dan alıyor, otomatik zarafet sebebi.  Yılbaşına dek size bol bol yılbaşı önerisi tadında post yapmaya çalışacağım. Bu elbise ve aksesuarlar Forever New, fotoğraflara tıklayınca daha detaylı görebilirsiniz.

devamini oku

| Party Girl

forever new off shoulder düşük omuz bluz modelleri

Yılbaşı havasına sanırım tam anlamıyla giremedim, ben öyle takvimde 1 Aralık’ı görünce hemen yaşasın olup sonra ayın 15ine kadar filan yılbaşını unutanlardanım. Gelin görün ki sokaklar, vitrinler ve koleksiyonlar çoktan yılbaşı ruhuna büründü bile. Programınız belli mi değil mi bilmiyorum ama alışveriş için son haftaya pek kalmayın derim. Yılbaşı akşamı için keyifli bir parti hazırlığı olanlara ise Forever New’un yeni koleksiyonu Dark Romance serisinden seçtiğim bu cicileri öneriyorum. Aslında koleksiyondaki özellikle düşük omuzlu her parça nefis. Fakat kabul edelim bu deri etek de yıllaaaaarca gidecek iyi bir yatırım. Ben kendimi bu kombin içinde oldukça genç hissettiğimi de ekleyeyim:) devamini oku

| Gölge

bonprix örgü elbise

“Dünyadaki en güzel şey gölge olmalıydı. Gölgenin milyonlarca kımıldayan şekli ve çıkmaz sokakları. Büro çekmecelerinde, dolaplarda, bavullarda hep gölge vardı. Evlerin, ağaçların, taşların altında ve insanların gözlerinin, gülümsemelerinin ardında da gölge vardı. Ve dünyanın gece tarafında kilometrelerce gölge vardı yine…” (*)

Çekimimiz için Hilton Bomonti’de bize ayrılan odaya girince proje fotoğrafçımız Cem Bey ilk önce yukarıdaki gölgeyi gördü, ne de olsa ışık ve gölge onun işi:) Bu gölgeyi görüşüyle epey mutlu olması ise aklıma Sylvia Plath’ın yukarıdaki satırlarını getirmişti:) Ne de olsa bir gölgeyi bu kadar seven bir de o vardı:) Olaya Cem Bey’den girdik ama ana fikir şu: insanın sevdiği şeyi yapıyorsa yüzü öyle bir gülüyor ki, bir kaç dakika için oracıkta o keskinlikte bekleyen gölge gibi alelade bir şey bile onu böyle mutlu edebiliyor. O zaman sevdiğimiz şeyleri yapalım tamam mı? Yok hayır hepimiz işi gücü, çoluğu çocuğu, maalesef bazı yüklerimizi ve mecburiyetlerimizi bırakıp sahil kasabalarına yerleşerek hayatımızı yeniden yazamayız, ama en azından boş zamanlarımızı sevmediğimiz şeyleri yaparken yaşadığımız yorgunluklarla doldurmayalım da o boş zamanlara yeni ama severek yapacağımız yorgunluklar ekleyelim. Deneyelim en azından.  devamini oku

| Güz

mimya gece elbisesi mehtap yılmaz

“Sonbaharda bulutlar turunç renklidir. Sonbaharda yapraklar konuşur. Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalara gidip gelirim. Akşamüstü bazen Köprü´nün ortasında durup Sultan Selim´in arkasındaki bulutlarda kırmızı rengin oyunlarını seyrederken, bir sahra vahasında muazzam bir şehir, bir eski Bağdat, bulutlardaki deniz muharebesini seyrederdim. Tramvaylar o şehri taşır, vapurlar o bulutlar şehrinin muhariplerini götürür, biz, bu hakikî şehrin sakinleri, tiyatro seyircileri gibi sessiz, âdeta geçenler bile durmuş gibi olur, seyrederiz. “

Mehtap Yılmaz bu koleksiyonu yaratırken ilhamlarını nereden aldı bilmiyorum ama Mimya’dan bu ikinci seçimim bana Sait Faik’in bu yukarıdaki satırlarını hatırlattı. Melis, Berkay ve ben kendimize Gülhane Parkı’nı fon olarak seçtik, sessiz sedasız hatta başlarda fazlasıyla kimsesiz bir sabahta günaydınlaştık:) devamini oku

| Mimya

mimya mehtap yılmaz

Bugün size çok tesadüf eseri tanıştığım ve içinde kendimi hep en sevdiğim halde bulduğum bir tasarımcı markası olan Mehtap Yılmaz‘ın Mimya’sını anlatmak istiyorum biraz.  Benim hep özlemini duyduğum eski dönemlere modern yorumlarla gönderme yapmasına, olağanüstü kumaş ve dikiş kalitesinden, kusursuz fit ve kalıplarına, muazzam desen çalışmalarına dek tüm titiz unsurları kapsayan nefis parçalara sahip Mimya markası.

Bu ay boyunca Mehtap Yılmaz’dan seçtiğim cicilerden postlar göreceksiniz burada ve instagram hesabımda. Kimi zaman kendinizi 1940ların Rusya’sında bir parkta, kimi zaman 2016′nın sonbaharında bir kafede, kimi zaman burada olduğu gibi 1960ların hanımefendiliğinde bulacaksınız çünkü Mimya gerçekten de zamansız, trendlerden soyutlanmış kendi dili ve çizgisi , çok asil ve zarif bir tavrı olan bir marka. Bakalım siz de benim kadar sevecek misiniz:)  devamini oku

| Heidi Sapanca’da

ng sapanca sonbaharda nereye gidilir

Günaydın ve iyi haftalar! Haftasonu küçük bir Heybeliada gezintisi sayesinde yine ve bir kez daha aslinda ağaçla, kuşla, böcekle yaşamaya ihtiyacımız olduğunu anladım. Bu post ise bunların hepsini doya doya yaşadığım ve nedense özellikle sonbaharda beni buram buram çağırdığını hissettiğim NG Sapanca otelde kendimi Heidi’den hallice hissettiğim bir günden. Biz senede iki kez neden bilinmez hep mevsim geçişlerinde kendimizi bu huzur noktasında buluyor, her defasında yazında kaçıp gelelim diyoruz. Tabii burada bu kadar huzurlu ve keyifli olmamızın en büyük sebeplerinden biri otelin çocuklar için çooook uygun olması, Ali Efe buraya ormanotel diyor ve ceviz toplamaya, ormanda yürümeye, uçsuz bucaksız çimlerde yuvarlanip sonbahar yapraklarını biriktirmeye bayılıyor. Hele oksijen yok muuu mis gibi uyutuyor hoho:) Esma ile sabahın ilk ışıklarında çıktık, bir yandan orman havasına doyup bir yandan harika fotoğraflar çektik.  devamini oku

Toplam 34 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345678910...2030...