| MBFWI 3. Gün ve İzlenimler

mbfwi feedan aw2016

Mercedes Benz Fashion Week Istanbul 3. gün belki de haftanın en yoğun defile takvimine sahip günü idi ve aynı zamanda çok sevdiğim bir kaç tasarımcının yeni koleksiyonlarını görmeyi heyecanla beklediğim gün! Yukarıda göreceğiniz üzere heyecandan zıplamışım bile, ve üzerimde yien Fee.Dan ‘ın tasarımlarından biri var. Hatta Bora Aksu’yu saymazsak moda haftasının ilk en iyi koleksiyonunu Sudi Etuz ile bugün izledim. İlk kez bir defile yapan tasarımcıyı mutlaka radarınıza alın derim. Sofistike, şık, şehirli, gardrobunuzda illaki isteyeceğiniz parçalara sahip. Meltem Özbek yine yeniden müthiş bir koleksiyonla ve derinin şifonlara, ipek kadifelere karıştığı tasarımlarla karşımızdaydı. 3. günün bir diğer özel ve güzel önemi ise Mehtap Elaidi’nin meslekte 15. yılını kutladığı defilesini gerçekleştirmesi oldu.

Yazının devamında yine koleksiyonlar üzerine izlenimlerimi anlatacağım ve benden karelerle bitireceğim. devamini oku

| MBFWI 2. Gün ve İzlenimler

feedan manu atelier cagdas yoldas

MBFWI’nin 2. gününe çok tesadüfen rastladığım, izini sürerken marka adından dolayı kesin Türk bir tasarımcı dediğim, ama Azeri olduğunu öğrendiğim ve sonunda L’appart’da rastadığım New York merkezli bir tasarımcının kıyafeti ile katıldım: Fee.Dan . Tranoi benim çok sıkı takip ettiğim bir fuardır, oradan paylaşılan görsellere bakarken rastladım Fee.Dan markasına, daha sonra burada blogda kendisine daha geniş yer vermek istiyorum ama şimdilik size de takibe almanızı öneriyorum çünkü genç, yeni, yetenekli!

Gelelim #mbfwi ‘den ikinci gün izlenimlerine. devamini oku

| MBFW 1. Gün İzlenimler ve Ne Giydim

mbfwi day desa deri ceket

Oldukça sessiz, kalpler ağrıyor, gözler doluyorken başlayan MB Fashion Week Istanbul bu sezon maalesef daha az tasarımcının koleksiyon sunumu ve daha seyrelmiş bir takvimle; ama ne mutlu ki yine canla başla çalışan koca bir ekip, yepyeni ve genç tasarımcılar, daha da olgunlaşmış The Core, yabancı satın alma sorumlularını zevkten dört köşe eden koleksiyonlar ile 4 gün boyunca yine hem İstanbul’un ve Türkiye’nin dünyaya “bu ülkede üreten, çalışan, zorluklara göğüs geren ve güzel şeyler yapanlar da var” mesajını iletti hem de Türkiye ekonomisinin en önemli ihracat dinamiklerinden biri olan ve dahası özellikle kadın istihdamının en yüksek oranda olduğu moda endüstrisinin büyümeye ve gelişmeye ara vermeden devam ettiğini gösterdi.

Önce ilk gün izlediğimiz 3 koleksiyondan izlenimlerim ve ardından ben ne giymişim kısmı ile ilk posta davetlisiniz:) devamini oku

| Mahpiya Luta(*)

house of ogan 02

Bu postta size eğer hala radarınıza girmediyse mutlaka alın diyeceğim bir tasarımcı markasından bahsetmek istiyorum: House of Ogan. Püsküller ve geleneksel el işçiliği ile süslenen incecik ve yumuşacık deri ve süet parçalardan; pencere ve çatkılarla detaylanan trikolara, tatlı poplinlerle cool derilerin birlikteliği ile oluşturduğu looklara, kısacası yaptığı herşeye bayıldım! Bu sezon “tribal etki”yi en çok öne çıkan trendlerin liste başına,  tarçını da sezon renklerinin bir numarasına  ekleyin, püsküllere de yer açın dersek, House of Ogan hepsini bir arada ama trendyden ziyade zanaatkar bir ruhla sunuyor.

İster maksilerle ister makrame parçalarla ister bir kot bir tshirtle anında  “boho glam” bir kıza dönüşmenizi garanti eden bu sırtında nefis işlemeleri olan yelek beni boho kızı yerine Kızılderili hikayelerine götürdü, başlık da ondan sebep “Kızıl Bulut” :) devamini oku

| Alt Üst Olunacak Bir Sergi

alt bomontiada rodney graham sergisi

Her ne kadar yeme/içme ya da müzikten sebep yolumu düşürüyor olsam da Bomontiada’da en az bunlar kadar doyurucu ve hatta çok daha fazla heyecan verici bir başka şeyle rastlaştım: Alt! İstanbul’un yeni sergi ve performans alanı  Alt’ı o kadar beğendim ki sonrasında googlelayınca bana kendini “disiplinler ötesi bir sanat mekanı” olarak tanıttı. Ama web sitesindeki o fazlaca ikircikli tabiri bir kenara bırakıp direk içine girmelisiniz diyeceğim. 26 Mart’a kadar iki geçici sergi yerini almış. Biri dünyaca ünlü Rodney Graham’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özeliğine sahip, ve sanatçının 4 eseri yer alıyor. Diğeri ise 3 Türk sanatçının “kapıdan giremezsen, pencereden gir” ismi altında toplanan çalışmaları. devamini oku

| Şehirde Dolu Dolu Anadolu: Delimonti

delimonti mekan önerisi

Bugün size son zamanlarda sık sık gittiğim yepyeni bir mekandan bahsedeceğim. Size derken anne olanınıza da, damak tadına düşkün olanınıza da, herkesin bilmediği, gitmediği, kendine göre bir köşe bulup şarabını içmek isteyeninize de, olmaz öyle biz her yere en az 8 kişi adım atarız diyeninize de göre bir yer: Delimonti.

Delimonti’yi The Core zamanında Bomontiada’ya gittiğimde görmüştüm ilk, o zaman açık değildi, hummalı bir çalışma vardı ama buranın “ne olacağına” dair bir konuşmaya da kulak misafiri olmuştum. Anadolu’nun dört bir köşesinden, bizzat küçük/butik üreticiden, kimi belki çoktan unutulmuş, kimi memleketlerimizde geçen yaz tatillerimizden kulaklarımızda adı/anısı kalmış lezzetlerin toplanacağı, ister market gibi alıp gidebileceğimiz, ister oturup direk oracıkta yiyebileceğimiz bir yer olacaktı. Doğal, butik, lezzetli, yerel kalkınmaya da katkısı olan; balı Karadeniz, zeytinyağı Ege, Antakya; pidesi Konya, sucuğu bez, tarhanası anneanne kokacaktı. Tam da Roma’daki şarküterilerde takılırken “e bizde niye yok diye hayıflanırken”  yaşasındı. devamini oku

| Siyah Beyaz ve Korsan

monokrom bomonti kiva

Geçen hafta iki zıt duyguyu bir arada yaşadım:) Taa 1 ay öncesinden saatleri kurup beklediğim La Corsaire balesinin satışa açıdığı gün biletleri neredeyse 1 dakika içinde tükendi ve ben alamadım:/  Hem deli gibi üzüldüm, hem bale biletlerinin memlekette bu hızla tükenmesine deli gibi sevindim :) Bu ne güzel şeydi,  eskiden bazen aynı gün gider alırdım şimdi resmen peşinde koşuyordum. Süreyya’nin gişesine yaptığım çıkarmanın sayısını unuttum ama sonunda muradıma erdim. 1 Mart için bilet buldum. Buradan da haber veriyorum ki siz de elinizi çabuk tutun daha çok  gidelim, daha çok temsil olsun:)

Bale, dans ya da konserler için sadece yurtdışı seyahat programınıza eklenecek temsillere; tiyatro için sadece içinde “celebrity” olan oyunlara değil çılgın reklam ve tanıtım bütçeleri olmayan, afişleri billboardlara basılmayan, müze kartın da varsa pek uygun fiyatlı biletleri olan devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları programlarına mutlaka bakın, zira başında devlet de yazsa onların sahibi de, kurtarıcısı da, onları daha başarılı ve mutlu kılacak olan da seyircisi aslında.  Gerçi ben biliyorum genel olarak bu blogun takipçileri de bu konularda çok hassas, baen bana güzel etkinlikleri haber veren mailler bile alıyorum sizden, ama sanki yeni nesil iyiden iyiye uzak:/ Ben her yurtdışı seyahatimde bir opera, bale ya da konser ayarlıyorum ve bakıyorum da nasıl güzel, naif, dopdolu. Çok küçük olmasına rağmen Süreyya da öyle güzel öyle büyülü, Aya Irini’de varsa IDSO konseri nasıl masal gibi… Keşke İstanbul’un güzelim başka saray ya da kasrları da böyle böyle dolsa. Tabii müziğe ve performansa uygununu bulmak kolay değil ama biraz çaba olsa:)

devamini oku

Toplam 34 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.İlk...3456789101112...2030...