| 10 Dakika Gecikiyorum Makyajım Bitmedi!

Hem bloga bıraktığınız yorumlarınız, hem mailleriniz hem de özellikle 444BOOM yani Formspring‘e bıraktığınız sorularınızın büyük bir kısmını giyim ve stil ipuçlarının yanında “kozmetik” soruları oluşturmaya başladı hanımlar:)

Ben dee elimden geldiğince, tecrübe edip kullandıklarımı sizinle paylaştım, cevap olabileceğine inandıklarımı yazdım amaa artık bu işi uzmanına devretme zamanı geldi bence:)

Benim sürekli okuduğum ve hemen her okuduğumu da uyguladığım tek ve yegane kozmetik blogu ile sizi tanıştırayım o halde: 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ :)

İsmi bile samimi, keyifli ve gerçekçi öyle değil mi:)?

Bu blogu takibe almanızı şiddetle öneririm sevgili Styleboomerlar, yeni ürünler, denemeler, testler, en basitinden daha komplikesine makyaj tavsiyeleri, kırmızı halı makyajlarının kritikleri ve daha fazlası burada!

Üstelik attığım maile olumlu dönünce beni havalara uçuran 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ blogunun sahibesi AC. ile size bir de sürprizimiz var! 10 Dakika Gecikiyorum artık haftada bir sizden Boom’a mail ya da formspring yoluyla gelen kozmetik sorularını sizin için cevaplayacak, burada Styleboom’da bir köşesi olacak:) O zamana kadar hadi dooğru bloga tık tık, eminim bugün tüm gününüz onu okuyarak geçecek ♥

| Styleboomerlar M.A.C Makyaj Sınıfındaa :)

Fotoğraflar: Zeynep Güçlüten

Ders başlasııın:)

Bu sabah bi uyanmışız, bakmışız sonunda blogların açılması kararı gerekli yerlere ulaşmış, hepimiz rahat rahat okumuşuz, yazmışız. Gökten 3 elma düşmüş… Eh artık blogspotun açılması olayı masal gibi bir hal aldı malum! Neyse kızmayı bir süreliğine erteliyor veee sizleri Şubat’taki bir diğer etkinliğimizi MAC Makyaj Sınıfı‘mızı okumaya davet ediyoruum:)

İşte biricik Styleboomerlar:)@acarhatun, @duyguyd, @hesionka,@betulkaramannis,@morkelebek,@gulcekim

O günkü hava muhalefeti sebebiyle bir iki eksiğimiz oldu:/ MAC bizim için İstiklal’deki atölyesini ayarlamış, duvarlar birbirinden güzel fotoğraflar, moodboardlarla dolu, raflarda renk renk, palet palet MAC ciciler, önümüzde aynalarımız, MAC kalem ve not defterimiz ve tabii kiiiii face chartlarımız hazırız!

Hepsini ama hepsini istiyorduuk:)

Berk Ersan…Maestro:)

Ultra muhteşem hocamız Berk Ersan:) Kendisi bana Sosyal Medya TV programı için de makyaj yapmıştı, zaten IFWde bir kez backstage’e girmiş herkes ona hayrandır, işini çoooook seviyor. Bize mükemmel ten makyajını, sezonun Pop Classic trendinde olmazsa olmazları, gölgeleme yapmayı anlattı. Hocamız tatlı sert türden:p

Eğitim için Deniz Eslek’in güzel yüzünü model olarak kullandık, kendisi ilk geldiğinde fazlaca uykusuz ve yorgundu, ve haliyle cildi de bunu belli ediyordu, sonunda nasıl ışıl ışıl ve pürüzsüz bir tene kavuştu inanamayacaksınıız:)

Beyaz fare Deniz:)

Berk hocamız en ama en önemli noktanın baz olduğunu belirtti

  • İşe ilk olarak FIX+ ile başladı, bu bir tutucu yani makyaj sabitleyici aslında ama içeriği yeşil çay özleri sayesinde cildi canlandırıyor aynı zamanda, o sebeple makyaj yapılmasa da kullanılabiliyormuş:) Deniz bu ürünle çok ferahladığını söyledi
  • Fakat esas mucizeyi MAC Prep&Prime Brightening Serum ile elde ettik! Bu yeni bir ürünmüş, cildi aydınlatıp canlandırıyor, en önemlisi de yorgunluğu kaldırıyormuş. Üstelik 35/36 oranında leke açıcı özelliği varmış. Bu ürün uygulandıktan sonra ışıldamaya başlayan Deniz’i gözlerimizle gördük, sınıfça 10 puan 10 puan 10 puan verdik:) Ben aldım!
  • Yorgun cildi aydınlatıp, canlandırdıktan sonra sıra tabii ki olmazsa olmazımız “nemlendirici”ye geldi. Yine Prep&Prime serisine başvuruldu vee SPF’li bir nemlendirici seçildi. Prep&Prime nemlendirici cildi nemlendiriken aynı zamanda yatıştırıyormuş da. Hocamız nemlendiriciyi de FIRÇA ile uyguladı ve bunun cilt için bir çeşit masaj da olduğu için iyi olacağını söyledi. Önerilen fırça MAC 187 (en önemli fırçamız buydu!)

Yukarıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere FIRÇA çok önemliymiiş:) Parmaklara veda, fırçalara merhaba hanımlar!

Gördüğünüz gibi çok ciddiyiz:)
  • Sırada göz çevresi var! Burada bir çok gün sizi concealer kullanmaktan bile kurtarabilecek kadar göz çevresini canlandıran ve morluklara etki eden bir ürün olarak MAC Fast Response önerildi. 217 no’lu fırça ile kirpik diplerine çok girmeden dıştan içe doğru bir yarım ay şeklinde uygulandı Fast Response, hatta göz altlarında daha da etkin olması için biraz da parmak uçları yardımıyla pıt pıtlandı. Bu ürünü de listeme ekledim:)
Ağzını kapa Boom:)

  • Vee cildimizi kendine getirip güzelce baktıktan sonra sıra fondötene geldii:) Fondöteni seçerken tenimize uygun rengi mutlaka ama mutlaka GERDANımızdan seçmeliymişiz, ne el, ne yüz, ne çene! Fondöten olarak MAC Pro Long Wear fondöten kullandık, fondöteni de SPFli yani güneş koruyuculu seçtik. Hocamız fondöteni de 187 fırça ile sürüp, 217 ile rötuşladı(burun kenarları, şakaklar, dudak çevresi:)) Burada önemli not: yüzümüzde kullandığımız SPFlli ürünlerden en altta hangisi varsa o koruyormuş yüzü. Yani SPF50 nemlendirici üzerine SPF10 fondöten sürsen bile sen güneşten 50 ile korunuyormuşsun! O yüzden alta süreceiniz ürünün koruma faktörü sizin için önemli olmalıymış hanımlaar:)
Acaba bu kızlar ne yapıyor:p

  • Ekstra pürüzsüzlük istiyorsaaak 116 fırça ile MAC Block Powder sürdük, bunu da renk versin diye değil matlık versin diye yaptık. Burada hocamız bize mini bir hile gösterdi, yüzümüzde tam kulaklarımıza yakın bir yerde minik bir çukur varmış, onu bulmamızı istedi(yukarıdaki fotoda arayışımızı görüyorsunuz haha:p) ve pudrayla çıkık elmacık kemikleri görünümü verecek bir hile gösterdi ben artık hep yapıyoruum, süper oluyor:)
  • Hocamızın esas olarak tavsiye ttiği pudra ise MAC Prep&Prime Loose Pudra. Bu pudra silikon içerdiği için hiç birikme yapmıyormuş. Bunu tüm yüze uyguladı.
  • Son olarak baz olayını MAC Finish Concealer ile bitirdiik. Göz altları ve dudak çerçevesine içeriden dışarıya doğru 217 nolu fırça ile uyguladık.
Neon bu yazın hiti

Pop Classic trendinin temel noktaları mükemmel ve pürüzsüz sanki photoshop yapılmış gibi bir ten(buraya kadar anlattıklarımla bunu başardık:), aydınlık göz makyajı ve neon bir ruj.

  • O yüzden sıraa neon rujumuzu seçmeye geldi:) Ben seçimimi pembeden yana yaptım, Deniz ise turuncuyu seçti. Ürün MAC Amplified Lipstick. Burada önemli not: eğer kalıcı/çıkmayan bir ruj kullanıyorsanız dudak kalemi kullanmamalıymışsızın hanımlar

Ruju sürdükten sonra hocamııız Angel Brush denen fırça ile dudak kenarına concealer sürerek temiz ve aydınlık bir görüntü elde ediyor.

  • Sırada gözler var, ilk uygulama Pop Classic olacağı için MAC Bare Study Paint Pot seçildi, bu muhteşemmmm bir far! Bayıldım, ve tabii aldım! Bunu hocamız baz olarak kullandı ve tüm göz kapağına uyguladı.
  • Diğer aşk yaşadığım ürün ise MAC Cream Color Base Luna Frost! Muh-te-şem ♥ Buz pırıltısında aşırı aydınlık ve güzel, çook çok yerde de kullanılabilir, kaş altı, göz, göz çevresi.

  • MAC’in asansörlü göz kalemi Graphblack kullandık, ben o günden beri kullanıyorum, asla akmıyor, dağılmıyor ve kömür karası, çook memnun kaldım:) Rimel olarak daa MAC False Lash kullandık.
Ayna ayna söyle bana nerede o sabahlamış kız?

Daha sonra neon ruju çıkarıp, bu defa nötr dudak rengi ama gölgeli bir makyaj yaptık. Gölge yapmada önemli noktaları öğrendik:) Ve son olaraaaak…

…MAC‘in bize kocaman sürprizlerinden ilkini yedik:) Evet yedik çünkü devasa bir ruj pasta geldi önümüze:)) Bayıldıık, afiyetle yedik, bir yandan daaa…

…hepimize verilen yukarıdaki kutuları açıııp cici hediyelerimize kavuştuk! Off her şey çok güzeldi ve çok da eğlenceliydii! Kızlar çok keyifliydi:)

Toplu bir fotoğrafla makyaj sınıfımızı bitirdik:) Daha fazla fotoğraf için Styleboom Facebook fan sayfasına tık tık :)

Bu güzel, keyifli ve eğitici gün için MAC‘e ve tüm ekibe, tüm sorularımızı cevaplayıp bize eğitimi verem Berk Ersan’a, beni hiç yalnız bırakmayan Deniz’ime vee kar kış demeden benimle bu güzel günü paylaşmaya gelen biricik Styleboomerlara çook ama çok ama çok teşekkür ederiim:)

| Styleboomer Serra BONACURE ve OSIS’le Saçlarını Şımarttı!

Şubat ayında biricik Styleboomerlarla geçirdiğimiz güzel günlerden birinde deee Schwarzkopf Akademi’de OSIS+‘ın misafiri olmuştuk! Bakalım o gün evinden özel olarak alınıp Akademi’ye getirilen şanslı takipçimiz Serrahanım için neler yaptık:)

Serra görüldüğü üzere her Styleboomer gibi ultra tatlı ve de şııık:) Üstelik harika aksesuarların da tasarımcısı! Arkadaşıyla birlikte tasarladığı ve sattığı aksesuarlara göz atmak isterseniz dooğru CHOKE JUNGLE‘a buyrunuz!

Serra saçlarını önce kahverengi yapıp beğenmediği için kısa zaman içinde röfleyle yeniden sarıya döndükten sonra saçlarının o eski doğal kıvırcığının kaybolmasından yakınıyordu. Uzmanımız saçları incelemeye başladı ve önce baş derisini de içine alan bir bakım yapmak gerektiğine karar verdi.

Üst üste kısa sürede kimyasala maruz kaldığı için bir bakım kremi ve saç zarar gördüğü için kozmetik ve deterjan yoğunluklu market şampuanındansa özel kurtarıcı bir şampuana karar kıldı. Veee Serra için bir saç reçetesi yazdı:)

Reçetede Serra için saçı yeniden yapılandıracak BONACURE Repair Rescue şampuan ve uygulaması biraz zaman alan ama mükemmel sonuç verdiğinden bahsettiği yine BONACURE Repair Rescue bakım kürü verdi, bu kürü antibiyotik etkisinde düşünebilirsiniz dedi. Serra zaten şu an ürünlerini kullanıyor, daha sonra kendisinden de görüşlerini alacağıız:)

Görüldüğü gibi Serra’nın özellikle kıvırcıkları zarar gördüğünden, kıvırcıkların en düzleşmeye başladığı saç uçlarına tutam tutam tarakla bakım kürü uygulandı vee Serra’yı paketleyerek bir süre dinlenmeye bıraktık:)

Kurtarıcı şampuanla saçları yıkadıktan ve 10-15 dakika yoğun bakım kürü uygulanmış şekilde bekledikten sonra sıra Serra’nın özlediği eski kıvırcıklarına kavuşmasına geldi, işte bu noktada OSIS+ şekillendiriciler işbaşı yapacak:)

Uzmanımız Serra için de OSIS+ Curl Me Soft’un en doğru şekillendirici olduğuna karar verdi, şimdi kıvırcıkları zarar görmüş olduğu için Medium Control derecesini önerse de Serra bakımlarını aksatmadan uygulayıp dolgun kıvırcıklarına kavuştuğunda bir alt derecesinin bile ona yeteceğini söyledi. Şekillendirme bittiğinde OSIS+ Freeze saç spreyini içindeki mineraller sayesinde sadece parlaklık ve ışıltı vermesi için uyguladı.

Doğal kıvırcıklar için tek gereken OSIS+ Curl Me Soft ve bigo:) Hatta Curl Me Soft’un gücünü görmek adına uzmanımız saç tutamlarını parmağına dolayarak bukleler oluşturdu.

Ta taaaaa Serra’yı güneş gibi parlattık:)

Kıvırcıklarının tamamen kurtulması ve saçın yaşadığı kimyasal şoku atlatıp kökten düzelmesi içinse Serra en az bir ay süreyle kendisine hediye edilen onarıcı ürünleri kullanmak durumunda. Ve tabii kıvırcıklarının en güzel ve kalıcı bukleleri edinmesi için OSIS+ şekillendiriciler iş başı yapacak:)

OSIS+ Serra’yı, Serra da beni şımarttııı:) Kendi markaları olan CHOKE JUNGLE‘dan bu cici mi cici pin-up broşa bayıldım:) Çoook teşekkürler!

Yağmurlu ve buz gibi bir gün olmasına rağmen biz hem çok eğlendik hem de Akademi Scwarzkopf‘dan bir dolu şey öğrendik:) Serra ve kıvırcıkları Akademi özel arabasıyla eve dönmek üzere yola çıktııı:))

BONACURE ürünleri hakkında detaylı bilgi ve nasıl bulabileceğiniz BC Bonacure Facebook sayfasında, OSIS+ ürünleri hakkında detaylı bilgi ve nerelerden alabileceğiniz Osis+ Türkiye Facebook sayfasında mevcut:)

| CSI: Styleboom Kreminizin DNA’sını Çözüyor:)

Sosyal platformlarda adını benden sık sık duyduğunuz güzellik uzmanım Sevilay Hanım (Sevilay Acıbucu-Ankara) yıllar yıllar önce bana bir gün rutin bakımım için kremlerimi verirken “kreminin içeriği mutlaka oku, içinde özellikle magnezyum ve E vitamini yoksa direk çöpe at gitsin” demişti.
İşte geçenlerde hemen tüm kitaplarını okuduğum ve yaşam kalitesi konusunda pek de güvendiğim Osman Müftüoğlu’na rastladım televizyonda, esasen ben içerideydim ama onun da “kreminizde magnezyum mutlaka olmalı” dediğini duyunca hemen kulak kesildim:)

Bunun üzerine şu krem konusunu Styleboom’da da masaya yatıralım istedim, ben işin uzmanı değilim ama cildime pek düşkünüm takip edenler artık biliyor, bakımına, temizliğine, desteklenmesine… Peki gelelim bu etrafımızı saran binnnlerce kremin içinde ne var, hangisi iyi, hangisi değil nasıl anlayacağımıza! Çok basit: kremin de DNAsı var:)

Önce kremlerin içerikleriyle ilgili önemli noktalara bakalım:

  • Magnezyum, E ve C vitaminleri, Koenzim Q-1o kadınların kullanması gereken her kremde muttttttttlaka olmalıymış
  • Yaşlanma/kırışıklık hedefli kremlerde Alfa Lipoik Asit, Koenzim Q-10, Resveratrol(üzüm çekirdeği özleri), Kateşinler(yeşil çay ekstreleri özellikle), Epigallo Kateşinler ve hatta çinko bulunmalıymış
  • Genellikle şampuan, vücut banyo, diş macunu vb.lerde bulunan SLS ve ALS asla ama asla bulunmamalıymış
  • Kozmetiklerin ömrünü uzatan ve kötü kokuyu gideren Paraben sağlık standartlarınca belirlenen minimum miktardan fazla kullanılırsa özellikle kalıcı kızarıklık, tahriş ve alerjik reaksiyonlar yaratacağından çok tehlikeliymiş

E peki bunca şeyi ben nasıl anlarım, kremin içine bakıp görecek değilim ya diyorsanııız, imdadınıza harika bir öneriyle CSI:Styleboom yetişiyor:)

  • COSMETICS DNA isimli siteye tıklayın,
  • Pembe arama kutusuna kreminizin markasını yazın,
  • çıkan sonuçlar içinden kullandığınız kremi seçin
  • Ta taa karşınıza kreminizin tüm sırları listelenmiş şekilde çıkacak, bunları yukarıdak bahsettiğim elemanlarla kıyaslayabilirsiniz
  • Üstelik bu listede kremi oluşturan her bir eleman, karşısında ne işe yaradığı yani fonksiyonu ve güvenilirliğini gösteren renk kutucuğuyla huzurlarınızda:) YEŞİL renk güvenilir; SARI renk şüpheli ya da tahrişe açık; KIRMIZI renk ise zararlı anlamına geliyor. Site çok sayıda kırmızı ya da sarı çıkaran ürünleri tavsiye etmiyor.

Hadi bakalım sizin şu kremi bir güzel sorguya çekin, suçlu mu masum mu; tembel mi çalışkan mı görelim:)

[Görseller: corbis]

| Bobbi Brown Denen Kadın…

… acayip güzel bir kadın! Çünkü diğer kadınları doğalken güzel olduklarına ikna etmiş, çünkü onlara makyajla maskelenmeyi değil makyajla ifadelenmeyi öğretmiş. Bir kolçaklı sandalyede oldukça havalı kağıtlara kurşun kalem elimde not aldıklarımı blogosferin en güzel anne adayı Mordolap ‘ın fotoğrafları eşliğinde hadi sizinle paylaşayım:)

  • öncelikle BOBBI BROWN’dan ürün seçerken o ürün mutlaka yüzünüzde denenirmiş, öyle bileğinizde, kolunuzun içinde, şuranızda buranızda değil!
  • BOBBI BROWN cilt bakım ürünleri aynı zamanda makyaj baz ürünü özelliği de taşıyormuş
  • Cildimize uygun fondöteni seçerken mutlaka çenede denemeliymişiz. Birileri fondötenimizi beğenirse vay halimizeymiş çünkü o zaman fondötenimiz çok belli oluyor demekmiş yani tenimizle uyumlu değilmiiiş!
  • Cilt bakım ürünleri seçmeye gitmeden önce uzmana yardımcı olmak ve doğru ürünü bulabilmek için kendimize şu soruyu sormalıymışız GÜNÜN SONUNDA CİLDİNİZİ NASIL HİSSEDİYORSUNUZ? – Gergin, yanaklar kuru, parlak, solgun, kızarık vs vs??

  • Olayı sadece iyi bir concealerdan ibaret sananlar çok yanılıyor, çünkü esas kız aslında CORRECTORmüş. Bu BOBBI BROWN’un en iddialı ürünü. Özellikle göz altı morluğunu/sarılığını/siyahlığını/yorgunluğunu kapatma özelliği asıl Correctordeymiş. Corrector iki ana kategoride olurmuş:
Pembeler –> mor/mavi gibi göz altları için
Turuncular –> sarı/yeşil gibi göz altları için

  • BOBBI BROWN baz ürünleri birbirleriyle tutarlıymış. Örneğin fondoteninizi 3.5 numara seçtiyseniz, concealerınız da 3.5muş, en fazla yarım ton değişiklik size kalmış.
  • BOBBI, fondöteni hem gözenekleri en iyi şekilde kapatması ve tenle uyumu yakalaması için hem de ekonomik açıdan mutlaka fırçayla sürmenizi tavsiye ediyor, sünger önermiyor
  • Fondöten üzerine pudra şart değilmiş, hatta solgun ciltlerde canlılık kaybolmasın diye gerek yokmuş.
  • Cilde en uygun, en doğal görünümlü pudra için yine cildimize kulak vermeliymişiz:
Güneşe çıktığında kızarıyorsan –> içinde kızıllık olan pudra seçilmeli
Güneşe çıktığında bronzlaşıyorsan –> içinde kızıllık barındırmayan pudra seçilmeli

  • Pudra hep yukarıdan aşağı sürülmeliymiş, gözlerin ortası, altı ve burunu kaplyan üçgen bölgeye ise sürülmemeliymiş. Hatta ne pudra, ne allık, ne bronzan o bölgeye dokunmayacakmış!
  • Çok tavsiye etmeseler de bronzan kullanacaksak güneş ışınlarını taklit edecekmişiz. Güneşi nereden alıyoruz? Tepeden! O zaman yukarıdan aşağı doğru sürecekmişiz

  • Allıkta hep pembelik tercih edilmeliymiş çünkü pembe allık hep genç ve fresh bir görünüm verirmiş(aynen ben:p) Oysa bronz allık olgun ve hatta bazen yorgun bir ifade yaratırmış
  • Allığı sürmek için GÜLÜMSEyip, yukarıdan aşağı ve yana doğru dağıtarak yumuşak fırça hareketiyle sürmeliymişiz
  • Daha açık pembe bir allığı hemen biraz yukarısına sürersek yüzümüz daha yukarı kalkarmış!!! Bu çok iyiydi:))
  • Kalın kaş hala moda, kaş için özel bir kalem kullanabileceğimiz gibi yumuşak bir farı kaş fırçası ile uygulayabilirmişiz. Kaş fırçasının sivri kısmını fara bulayarak hafif hafif kaş aralarını boyuyormuşuz
  • Aydınlatıcı far olmadan aslaymış:)
  • BOBBI BROWN best seller ürünlerinden biri de akmaz, kokmaz, bulaşmaz eye-linerlarıymış

Makyaj uygulamasında ismi Irina olan yabancı makyaj ustasını şiddetle tavsiye ederim, çat çat ne olmalı ne olmamalı söylüyor, dürüst, profesyonel, bilgili veee neşeli:)

Bana yapılan dumanlı göz makyajında neler tavsiye edildi peki:

-Soothing face Tonik temizleyici
-Hydrating Eye Cream/Hydrating Face Cream/Oil Control Lotion nemlendiriciler
-Baz olarak WHITE IVORY’de karar kılındı yani vampirella tenime uygun en açık ton:)
-Light Bisamel corrector/White Ivory concealer
-White Ivory Skin Corrector Fondoten
-Blush allık
-Nude Pink ruj
-Ivory eye shadow/Black Plum Sh. eye shadow/Champagne M. eye shadow
-Siyah jel eye-liner
-Siyah Party rimel


Hazır süslendim hadi sizleri bi öpeyim:)

| Boom Makyaj Yapıyoor!

Biricik Sıla’mızın düğününe hazırlanırken yazdığım postu okuyanlarınız hep birlikte pek eğlendiğimizi hatırlıyordur:)) O yazıdan sonra makyajla ilgili bir çok soru geldi bana, ben de toplu bir cevap niteliğinde size bir şeyler yazdım.

Öncelikle ben makyaj yapmayı seven birisiyim ama özellikle gündüz makyajında öyle çok farklılaşmam ya da hep yaptığım tarzın dışına çok çıkmam, gece makyajını daha özenli yaparım ve fena becermem hani, elim yatkın:)

Burada hepsi birbirinden pahalı markalar, MAC’ler, Bobbie’ler havalarda uçuşacak sanılmasın, bazı katı kurallarım hariç elime gelen makyaj ürününü almayı severim. Bu arada öyle dergilerdeki gibi pudraları, rujları hunharca sayfalara buladım, şıklık olsun diye farları kazıdım toz toz ettim sanmayın, bitmiş bunların çoğu bitmiş :)) Elde avuçta olanla boyanmaya başlıyorum bakalım!

Öncelikle yüzümü aylık cilt bakımımı da yapan uzmanımın verdiği BIOLINE temizleyici ile gayet güzel temizler yıkarım, ve fakat tutum nedir bilmeyen Boom yüzünden kredi kartı hesap kesim tarihinden önce bitme gafletinde bulunmuş BIOLINE tonik yerine buradaki gibi L’OREAL tonikle cildi canlandırırım, NEUTROGENA toniği de böyle sıkıştığım zamanlarda memnuniyetle kullanıyorum.

Biraz bekledikten sonra da güneşin beni kızartıp lekelemesini engelleyebilecek koruma faktörüne sahip yüz ve göz kremlerimi sürerim. Gündüz kremi ve göz kremi olarak 40 SPF CLINIQUE kremler kullanıyorum, bu kremin içindeki bejimsi ışıltı fondotene bile ihtiyaç bırakmıyor, yüzünüz böyle Rabia Sultan gibi nurlanıveriyor, ışıl ışıl oluyor yahu:)

Normalde fondöten pek kullanmam, yeni jenerasyon fondötenler oldukça yumuşak ve cildi hapsetmeyen türden olsa da her tür kiri, börtüyü vantuz gibi çeken cilde bir de bu maskenin yükünü yüklemek zoruma gidiyor! Ben tercih etmesem de illa her gün fondöten kullanması gerekenleriniz bence fondötenler kadar kapatıcı olan şu toz pudralardan tercih etmeli!

Yine de bugün sizin için sürüyorum, burada çok fiyatlı olduğu için Strawberry’de listelendiği sürece ben SHISEIDO Dual Balancing Foundation kullanıyorum, benim rengim O00 Very Light Ochre, bu fondöteni tek geçiyorum! Benim paket halen yolda, o olmadığı zamanlarda karışım bir fondöten kullanıyorum, aynı hafiflikte olmuyor ama aynı rengi veriyor: LOREAL TRUE MATCH Rose Ivory+MAX FACTOR AGE RENEW Warm Almond(evet anne fondotenin bende şu an ehhehe:))

Göz altı ve bazı pürüzleri kapatmak için bence dünyanın ennnn iyi concealerı YSL Touche Eclat, kendi ayrı yumuşak ama etkin, telaffuzu ayrı hoş, sırf “tuşekla” demek için bile alınır o derece:) Onun alternatifi ise yine sıkıştığım günlerin ekonomik kurtarıcısı olan L’OREAL Touche Magique kapatıcı.

Varsa püzülere minik birer concealer dokunuşu yapıp fondötenimi sürüyorum, sonrasında göz altlarıma küçük noktalar halinde concealer dokunuşlar yapıp, yüzük parmağımla yediriyorum.

Fondöten sürülmüşse pudra kaçınılmaz, artık piyasada bile olup olmadığını bilmediğim CLARINS aydınlatıcı pudra burada devreye giriyor, fondotene ayar çektiği gibi cilde naif, hoş bir pırıltı veriyor. PASTEL‘in “dikkat dikkat numarasını bilmiyorum ama kokoş kutulu yarı sedefli bembeyaz farı” makyajda olmazsa olmazlarımdan, göz altlarımdan kaş yayıma doğru bu fardan hafifçe sürüyorum. Ve ta taaa… Gözlerde finansal küreselleşmenin ekonomik büyümeye etkisinden, kurum şeffaflığının dünya piyasalarına entegrasyonuna katkısından eser kalmıyor:))

Eğer bir ara heyheylenmiş etrafta peynir gibi dolanmaktan sıkılmış ama bronzlaşması için 3 değil 5 değil 12 ay ancak gereken, solaryuma girmekten korkan, otobronzan kullanınca havucu fazla kaçırmış davşan gibi turunculaşan bir yapıya sahipseniz o zaman size LANCOME‘un bronzlaştırı pudralarından 304 numarayı öneriyorum. Fırçaya buluyor şöyle hafifçe bir pofluyor ve yüzünüze dairesel olarak uyguluyorsunuz:)

Cilt bakım ürünleri, kapatıcı, rimel, eyeliner haricinde marka kaygım çok yok, özellikle far konusunda hiç ama hiç markacı değilim, hoşuma giden renkleri gördükçe alırım, bazı farları 7 kat sürsen kar etmez rengi çıkmaz, bazısı topak topak olur gözünün üstünde bi göz daha varmış gibi seni bi şaşı bi şaşkın gösterir, bazısı hemen uçar gider, bazısı öyle ağırdır ki göz kapakların düşer, işte onları deneye yanıla bulurum:) Hayatta sürmediğim ve bana da hiç yakışmadığını düşündüğüm far rengi eflatun ve mordur…turuncu, fuşya, sarı gibi çok parlak tonları tercih etmem ama laciverte bir kala maviler, derin orman yeşilleri, füme ve gri, şeftali tonları en sık kullandığım renkler. Far sürmeye başlamadan önce göz altlarım ve elmacık kemiklerime mutlaka PUDRA serperim fırçayla, çünkü özellikle beyaz tende far tozları dökülünce kötü görünüyor, oysa pudranın üstüne dökülünce pudrayı alırken onlar da yüzünüzde iz bırakmadan uçup gidiyor.

Farımı da sürdükten sonra benim için temellerden biri olan eyelinera geçerim. Kalıcı ve uzun süre dayanmasını istediğim bir makyaj yapıyorsam kesik uçlu fırça yardımıyla kendim çektiğim INGLOT kavanoz eye linerı kullanıyorum, bu ay GUERLAIN yerine bunu aldım ve maaledef ben memnun kalmadım, donup çatladı bile çoktan. Daha hızlı ve pratik bir çözüm gerekiyorsa ART DECO ya da BOURJOIS artliner denen ve gazlı kalem gibi kolayca kullanabilen eyelinerları kullanıyorum. Hepsi de siyah, fakat antrasit yani çok koyu füme ve lacivert eyelinerlar da hoşuma gidiyor.

Sıra rimelde.. LANCOME Flextencils ve YSL Volume Effect arasında gidip geliyorum, ikisini de çok seviyorum. Kirpiklerim kısa, açık kahve ama sık, benim rimelimin kirpiklerimi uzun göstermesine ihtiyacım var. Bu anlamda ekonomik seçenek olarak L’OREALTelescopic maskarasını da beğeniyorum. Benim için göz kaleminde kömür siyah ile LANCOME bir numara, akmaz bozulmaz.

Allıkta gördüğünüz 2 renk arasında takılırım, farıma uygun olacak şekilde ya patlak canlı pembe YSL ya da şeftali somon tonlarındaki INGLOT allığı kullanıyorum, toprak tonlu allıkları nadir kullanırım.

Mat rujlar tahtını pırıltılı lip glosslardan geri aldığından beri parlatıcı pek kullanmaz oldum. Rujda da tıpkı allıktaki gibi bu 2 renkten makyajıma uygun olanını seçerim: LANCOME 22 numarayı SEBASTIAN dudak kalemi ile kullanıyorum, parlatacaksam üzerine MAYBELLINE Caffe Latte(müthiş renk, berbat tat:)) sürüyorum; eğer INGLOT numarayı kullanmışsam YSL 6 numaralı dudak kalemini kullanıyorum, parlatacaksam üzerine MAYBELLINE 804 Framboise sürüyorum. Rujumu her zaman ruj fırçasıyla sürerim.

Hepsinden önemlisi makyajımı bi güzel temizlerim:))

| Bu Post Bütün Bir Gün Sürecektir:)

Bunu bilerek başlayın hanımlar:)) Bugün bizim için büyük, heyecanlı bir gün çünkü akşam FASHION BY SIU‘cuğumuz evleniyor:)) Ben bugün tamamen evde hazırlanıp bir düğün,davet günü nasıl şekilde şekle girdiğimi sizinle paylaşacağım, ah bana kendimi bir gün için bile olsa kendiyle ilgili saçma sapan şeyler yazıp yine de okunan bir “bağyan köşe yazarı” gibi hissettirirseniz müteşekkir olurum:)))
08:30 Uyandım:) Benim için çok geç bir saat, dün de gece 12 civarı yatmıştım. Beyaz tenden muzdariplerden biri olarak özel günler öncesi ne az uyumam lazım(çünkü göz altlarım çöküyor), ne çok uyumam lazım(çünkü göz kapaklarım şişiyor:)) Saat bu saat!


09:00
Kahvaltı en önemlisi ayy ayy” diye bir klişe var ya, evet o doğru. Gece uzun olacaksa ve o gece ağır makyaj yapılacaksa cildiniz parlak kalsın diye(zibilyonlarca lira yatırılan kremler vs haricinde:)) tüm gün bol bol su ve maksimum 3 küçük fincan yeşil çay öneriyorum, ben içine toz tarçın ya da tarçın çubuğu atarım ve çok tavsiye ederim. Bir de yine cilt için kahvaltıda muttttttlaka HIYAR! Yeneninden:) Yukarıdaki resimde ekmek yok diye hayranlık duyulmasın lütfen, koymayı unutmuşum:) Ben ekmek pek severim, hem de şööle her çeşidinden.

10:00 Bugün kendimi sadece süslenerek yoracağım” desem de heyhaaat kocan varsa hayat o kadar da kokoş geçmiyor, geçemiyor sevgili Styleboomerlar. Devam etmeden önce, gece her tür yeme içme hizmetinin kanepeye sunuluşundan ve sabah eve ekmek getirmek üzere işe gitmenin verdiği hoyratlıkla evi darmaduman eden kocadan kalan acı/tatlı anıları toplama zamanı:) Size sadece yukarıdaki resimle bir gömlek seçimi sonucunu gösteriyor, gerisini hayal gücünüze bırakıyorum. Şööle bi evi toplayayım dönüyorum!

11:00-12:00 Eğer siz zamanında derslerinize günü gününe çalışıp, dersi derste öğrendiyseniz, bunu geçiniz, zira ben ve suç ortaklarım son dakikacılıkta rekora koştuk! Boom ve maskeli 6′lar ortaklığında sarraf soygununu hem gider hem dönerken Laz taksici abilere düşerek Karadenizin hoyrat dalgaları eşliğinde gerçekleştirdim! Şimdi missssssss olma zamanı! Şu an beynime kazınan türküler sebebiyle çok üzün sürecek bir duş olmayacaktır…

12:00 Planlarda değişiklik, Hillside’a spora gidiyorum daha vaktim var nasılsa! 1 saat pilates. Yukarıda eşofman Adidas, spor ayakkabılar Nike, çanta Jordi Labanda.

13:30 Normalde düğün günleri bir heyecanlı olduğumdan öğle yemeği yemem hatta o sebepten gelinle damat “evet” dedikten sonra nasıl mutlu olurum anlatamam, gönül rahatlığıyla düğün yemeğine dalacağım için! Düğün yemeği ve düğün müziği önemli hanımlar beyler. Aç ayı oynamaz e düğünde de oynamayacaksak:)) Ama sabahki kahvaltıma gelen tepkiler üzerine bugün yiyorum bakın, fesleğenli domatesli makarna ve misssss gibi zeytinyağlı fasulye.

14:00 İddia ediyorum tüm Türkiye’de bi Hülya Avşar’da bir de bende selülit yok! Nasılsa iddia etmesi bedava:) Duş sonrası nemli cilde ilaç gibi gelen en iyi şey ya bebe yağı ya da BEPANTHOL losyon, benim vazgeçilmezim. DR MURAD Body Firming kremi üst bacaklara ve kollara sürüyorum bazen. DIOR PLASTICITY hiç bi tanemizde olmayan selülitler için bir mucize değil, kalıcı çözüm ya da abra kadabra da değil ama çok derin değilse durumunuz anlık olarak epey etkili.

14:15 Mani pedimi dün Etiler Hillside MOS’ta Anadolu’nun herhangi bir şehrinde yeni bir çift el ve ayak alabilinecek fiyata yaptırmıştım, ama helal ediyorum çünkü benim gibi tırnak dipleri kanamaya ve aşırı kızarmaya müsait ve sürekli uğraştığınız elleriniz varsa oradakilerin eli pek hafif, manikürü ayrıca dertli müşteri olmama rağmen çok çok düzgün, pedikür benim için daha mühim çünkü yüksek topuklar ayaklar için çooook büyük tasa:/ Ama hep dediğim gibi aşk acıtır:) O yüzden bugün ben sadece şöle bi check yapıyor ve yeniden diplerini yağlıyorum o kadar. Normalde MAVALA tırnak sertleştirici ve KALYON mani öncesinde kullandıklarım. Şimdi Zuzucum olsa bana ne güzel şeyler yapardı kimbilir!

14:35 Şöyle pencere pervazında gün ışığında son bir kaş kontrolü yapmadan olur mu? Olmaz! Burada en önemli husus pencerenin aldığı ışık, aynanın büyüten kısmının netliği ve innnnnnnnncecik uçlu bir cımbız tabii ki! Akabinde saçlara başlıyoruz, formspringden soranlara da söylediğim gibi ben iri dalgalarım için gayet old school bir yöntem kullanıyorum: sünger bigudi:)) Biraz kırıyor saçı kalın telliyse ama ne kırmıyorki! GLISS bakım kremi sprey şeklinde, kokusunu pek sevmiyorum ama hakikaten yumuşak ve parlak yapıyor, zaten faydalı şeyler hep kötü kokar(bkz. kereviz:p) TAFT köpüğü ilk kez çok az olmak üzere kullanacağım. Sünger bigudinin saçınızda kaldığı süreye göre sonucunda bir koyun olarak çıkmak, şahane dalgalara kavuşmak ya da evden çıkana kadar bile dayanamamış sönmüş saçlara sahip olmak var. Saç telinize ve saçınızın tipine göre değişiyor, deneme yapmanız lazım:)

BİR ÖNERİ! Bu arada hazır saçlara geçmişken size benim düğünümde kızkardeşimi bit kadar saçla Truvalı Helen’e dönüştüren bir mucizeden bahsetmek isterim:) JESSICA SIMPSON kardeşimizin postiş ve peruk markası var bir adet, belki biliyorsunuzdur. İşte oradan yukarıdaki saç örgüsü biçimli Updo’yu aldık E-bayden. Müthiş pratik kuaföre bile gerek yok ve çok kaliteli, 45 dolar civarıydı o zaman, buradaki uydurmasyon postişlere verilen paraya yazık! Bakın yukarıda “öncesi” ve “sonrası” resimlerini koydum:)

15:30 Bigudileri sardık. Cilt bakımına başlama zamanı! Cildim T bölgesi oldukça yağlı, karma bir cilt, beyaz ve kızarmaya müsait. Cilt bakımında benim yıllardır gittiğim ve çok güvendiğim güzellik uzmanım SEVİLAY ACIBUCU ne söylerse, istisnasız onu kullanıyorum. Ve 30+ ama henüz hiç kırışığım yok:) Sivilce ve siyah nokta nayır! Bana 3 basamak cilt bakımı için BIOLINE markasından ürünler verdi temizleme-tonikleme-gece kremi ve maske için, haricinde gündüz kremi olarak 40 koruma faktörlü CLINIQUE yüz ve göz kremi kullanıyorum. Toniğim bittiği için şimdilik L’OREAL tonik. Peeling için pirinç tozu katkılı DERMALOGICA.

16:00 Sıra sütümüzü de içiiip asıl can alıcı hazırlıklara başlamaya geldi! Light sütün yanındaki çikolataları görüp de siz bana kebap üstüne sakarinle çay içen Safiye Soyman tavrı yapmadan ben söyleyeyim, normal süt çok yoğun geldiği için light süt içiyorum ama yeniden normale alışmaya çalışıyorum:)) SEK benim için sütte bir numara! Hatun kişi gelecek yılları düşünerek sütünü ve yoğurdunu ihmal etmemeli.

16:30 Gelini daha iyi görebilmek için lensler ve half Malatian half Italian kocacımı her gören teyzenin “aman ne güzel kaşlı gözlü çocuk bulmuşun(!)” eziklemesine cevaben de takma kirpikler! Watsons’dan.

17:00 İster düğüne gidilsin, ister davete, ister markete Boom’un olmazsa olmazları: YSL Touche Eclat kapatıcı, YSL rimel ama Lancome Flextencils de tavsiye ederim, göz çevresi için pastel beyaz pırıltılı far, Clarins aydınlatıcı pudra, siyah eyeliner(bu defa ARTDECO kesfettim cok memnunum)


17:45
Makyaj bitti! Saçları açıyorum. Aksesuar ve ayakkabıları hazırlıyorummm!

18:00 Ahh burada laf yetiştirmekten resmen geç kaldım! Saçlarım bitti TAFT sprey sağolsun, koyu mavisini feci tavsiye ediyorum. Daha aykkabıma karar veremedim, 3ü de uyuyor ama 3üde çok farklılaştırıyor elbiseyi! Sarı DSQUARED, dore ELLE, yeşil NINE WEST. Bu arada dokunsan moraran yapım sebebiyle bacaklara SALLY HANSEN Airbrush Legs.

18:15 Türk kadının vazgeçilmez aksesuarı küçük çengelli iğnedir! Onsuz olmaz! Dekolteye ayar vermek için icat edildiği sanılan bu mini şey büyük ayarlar yemeyi önleyici etkisiyle en az 1 doz alınmalıdır. Diğer aksesuarlar AIDA PEKIN küpeler ve saç iğnesi, hasır bilezik, eminönü yüzük, ve tabi alyanslarım olacak.

18:50 Ben kaçar hanımlar, bugünü benimle geçirdiğiniz için teşekkür ederim:)) Elbisenin tamamı sürpriz yarına ama GÜNSELİ TÜRKAY’dan.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine……….
Toplam 7 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.1234567