| Bebek’ten Arnavutköy’e Aheste Adımlar

bogazhatti04

Divarese ile #adimadimistanbul turumuz sondan bir önceki durakla devam ediyor. Doğrusu daha Avrupa’yı bitiremedik, ki daha bunun Anadolu yakası var:) Belki de 2015′de de gezilerimize devam etmeliyiz! Bugün Boğaz’ın en güzellerinden Bebek ve Arnavutköy’de favori noktalarımı rahat bir kombin ve gizliden gizliye hafif topuklu olmakla beraber yine çok rahat bir çift Divarese bot  ile geziyorum. Botların rengi, formu ve o dev tokası tamm benlik! Skinny jeanle, maksi elbiselerle, şortlarla çok güzel duracağından çeşit çeşit tarzda kullanmak da mümkün. devamini oku

| Nişantaşı’nda Şık Adımlar

nisantasi 00

Nişantaşı benim için aslında toplantı mecburiyetleri için gittiğim basit ama vazgeçilmez duraklardan. Benim için her gittiğimde trafik ve park yeri derdinden ötürü bana ne bir daha  da gelmem diyip, ertesi gün yine kendimi bulduğum yer. Benim için bir “mahalle” değil ama özellikle yılbaşı arefesinde ve yaz akşamlarında ışıklı caddelerinde yürümeyi sevdiğim yer. İşten güçten, mesafelerden, ajandalarda üstü çizile çizile yine de bitirilemeyen görevlerden sebep bir türlü buluşamadığım arkadaşlarıma “psst buralardaysanız hadi bir kahve içelim” diye whatsapplayabildiğim yer. Her girdiğim yerde bir tanıdık yüze rastladığım, yalnız hissetmediğim karmaşık yer.

O zaman Divarese‘den seçtiğim ve Nişantaşı’nın şıklığına yakışır bulduğum bu enfes stiletto bootielerle Nişantaşı turuna başlayalım:) devamini oku

| Styleboom’un Hikayesi Troppodonna’da!

troppotv

Yağmurlu bir İstanbul sabahından herkese merhaba! Pencereden bakıp sağanağı görünce keşke ben de “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” gibi bir şarkının ilhamıyla dolsam taşsam ama daha ziyade “eyvahlar olsun şimdi köprü ne haldedir”le sarmalanıyorum:) Kontağı çevirdikçe galon galon yakan ve artık “bayandan çok temiz spor araba” ilanı için şeytanın beni sürekli dürttüğü, pusetin zaten sığmadığı arabamı evin önünde çürümeye bırakıp,  “Köprü trafiği qeyfi w/ 1000000000000 others”a son verip, hiç olmazsa kitap okuyabiliyorum diye sevinerekten metrobüs-metro ritüeline geçeli çok oldu,  ama yağmurlu günlerde o da baya felaket. Tüm bu mızmızlanmalarımı benimle birlikte yaşadıysanız konumuza dönelim:)

Birlikte hep güzel işler yaptığım, enerjisi başka, vizyonu başka, kendisi başka Çağla Bingöl uzun zamandır Troppodonna isimli platformunda enfes içeriklerle seyri şart videolar sunuyordu, işte o Troppodonna TV’ye bu defa ben konuğum:) Bir röportaj sonrasında daha “hani” kelimesini bünyemden cerrahi müdahale ile aldırmaya ant içmiş, bundan böyle sadece İngilizce röportaj yapmaya karar vermiş bulunmaktayım (ow yeee man İngilizcem Türkçemden akıcı:p ). Bunun dışında Styleboom’un hikayesi, nasıl doğdu, neler oldu, oluyor ve dahası 2 bölüm halinde Troppodonna.com’da olacak. İlk bölüm yayında! İzlemek için tık tık :)

| Adım Adım’da 2. Durak: İstiklal ve Galata

leoloafer07

Divarese ile adım adım İstanbul’da ikinci durağım İstanbul’un olmazsa olmazı Beyoğlu: benim için daha çok İstiklal Caddesi ve Galata tarafı. Nostaljik bir sebepten İstiklal Caddesi yani Cadde-i Kebir ya da Grande Rue de Pera tüm o karmaşıklaşmış ve iyiden iyiye tabela/beton/ışıkla kirlenmiş haline rağmen beni gülümsetir. İster köhne kalmış, ister şahane restore edilmiş olsun eski binaları, dev kapıları,  hiç bitmeyen müzik sesi, eksik olmayan protestosu, ve hatta “bi saniyeniz var mıydı”cıları ile dünya üzerindeki en ilginç ve aynı zamanda en keyifli, hatta belki de eşi benzeri olmayan bir yer:) Bu gezimde bana hem rahat hem çarpıcı bir çift ayakkabı eşlik etmeliydi, İstiklal’in melezliğine yaraşır bu loaferları seçtim ben de. Şimdi benim favori lezzet, sanat ve alışveriş duraklarıma bakalım mı:) devamini oku

| Divarese ile Adım Adım İstanbul

divarese_kazayagi00

Bu ay çok sevdiğim iki şeyi bir araya getiren bir projenin içindeyim: ayakkabıları ve gezmeyi:) İstanbul’da uğramadan edemediğim,yemeyi, içmeyi, alışveriş etmeyi, kimi zaman arkadaşlarımla kimi zaman bir başıma saatler geçirmeyi en sevdiğim durakları Divarese ile adım adım bir de sizler için gezeceğim. Az zamana çok şeyler sığdırmak mümkün olsaydı, gönül isterdi ki her semte uğrayayım, her durağımdan dem vurayım ama şimdilik en sevdiklerimle başlıyorum.

Divarese yeni sezon koleksiyonundan, seçtiğim semtlerin ruhuna uygun bir çift pabucu ayağıma geçirip yollara düşüyorum. İlk durak bu kazayağı desenli tay tüyü botları seçtiğim Akasya Divarese mağazası sonra Karaköy! Bana katılmaz mısınız:)

Karaköy’ü Saffet Emre ile gezdiğim turdan sonra gözüme daha güzel, daha muazzam geliyor, her gidişimde birbirine çok benzeyen sokaklarında yolumu illa ki kaybediyor ve bu kaybolmalardan hep güzel hikayelerle çıkıyorum:) devamini oku

| Eski Yeşilçam’dan “7″ Romantik Komedi

en iyi yesilcam romantik komedi

Bazı şeyler vardır hani canın çok sıkılsa, boş vaktin varsa, bir anda karşına çıkmışsa bininci kez de olsa izler, replikleri birlikte söyler, kitapta o aynı sayfayı bulup yeniden yeniden okur ya da aynı bölümdeki bir sahneye odada bir tek sen deli gibi gülersin:) Ben mesela keyfim kaçıksa Hüseyin Rahmi’nin “Şıpsevdi”sinde tramvaydaki köfte sahnesini okurum hemen, gece uykum kaçmışsa Seinfeld’e sararım, Pazar günleri çok soğuksa ve vizyon filmi izleyesim yoksa ya bir eski Hollywood müzikali ya Yeşilçam romantik komedisi ararım, oğlumun kimi hareketlerine Süt Krdeşler ya da Hababam repliği yerleştirip eğlenirim.  İşte bu defa “7″nin konusunu böyle seçtim:) Eski Yeşilçam’dan en sevdiğim, en çok güldüğüm 7 romantik komedi. Süt Kardeşler, Hababam Sınıfı, Neşeli Günler, Tosun Paşa yok listede, zira onlar listeler ötesi! Bir sonraki listeyi de eski Hollywood müzikalleri yapacağım 7′ye indirgemek çok zor olsa da! devamini oku

| Bir Güzel Akşam

toms kitchen peynir tabagi, tom's kitchen, zorlu center nerede ne yenir, istanbulda ne yemeli, burrata tarifi, fish and chips

Bebek sahibi olmak dünyanın en tarifsiz güzelliklerinden biri olsa da bebekli hayatta insan bazı fani zevklerin özlemini çekmiyor değil. Yapamadığından değil de aklının bir köşesinde hep “eve dönme”k olduğundan belki, uyudu mu, aradı mı, huysuzluk yaptı mı? Bir zaman geçince bu sorulara cevabın “Evet” bile olsa ilk zamanlar kadar korkunç ve çaresiz gelmiyor insana, ama o zaman gelene dek dışın dışarıda da olsa için hep onun yanında kalıyor. Geçen hafta çok güzel bir bahane ile harika bir akşam için evden çıktığımda, ben de o zamanımın geldiğini anladım, minnoşumu saliseler içinde özlemek dışında içimde öyle deli endişeler, cevabı beni gerecek sorularım yoktu; şarabımın, Tom’s Kitchen’dan leziz yemeklerin, ve Zorlu PSM’deki muazzam bir gösterinin -Güzel ve Çirkin’in- keyfini sonuna kadar çıkardım. devamini oku

Toplam 12 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.12345678910...