| MEZUNİYET BALOSUNA HAZIRLIK: Styleboom ve Bilgi FC Yerinde İnceledi

Fotoğraflar: Canberk Üregel
Modeller: Merve Çağşırlı, Aybike Memiş, M. Mislina Burhan, Selen Çağşırlı
[Bilgi University Fashion Club]

Mezuniyet balo/kokteyl/kutlamaları yaklaşıyoooor. Hem lise hem üniversite mezuniyetim üzerinden epey zaman geçse de, tadı hala damağımda:) Üstelik hem asistanlık hem hocalık dönemim boyunca her yıl okul mezuniyet balolarına da keyifle katılırım., bana balo olsun yeter:) Gözlemlediğim kadarıyla bence balolarda yapılan enn büyük yanlışlar:

  1. Çok da sağlam durmayan straplez elbiseler. Mezuniyet balosu, adı üzerinde “mezuniyet”in şerefine yani bol hoplamalı pek zıplamalı, eğer straplez bir elbisenin hakkını verecek gögüsleriniz yoksa geceyi aşağı düşüp duran elbiseyi elbiseyi göğüs kısmından çekiştirip durmakla geçirirsiniz. Ve tüm bu süreci de mezuniyet videonuzdan izleyebilirsiniz:)
  2. Saten! Dünyanın taşıması enn zor kumaşlarından biri, tüm kusurları ortaya döktüğü gibi, ter, kozmetik hatta su lekesini bile ayna gibi gösteren çok zor bir kumaş. Uzak durmalı
  3. Assolist sendromu: Uzun bir elbise, üzerinde bir de taşlar ve pullar, koyu göz ve dudak makyajı, bir de topuz, hele maşalı topuz! Kısacası yok yere 10 yıl yaşlanmış gibi görünmek! Oysa gençlik demek “güzellik” demek:) Taş, pul ve kristalleri kısa ve sade/modern kesimlerde kullanmayı tercih edin, uzun modellerde ise daha uçuşan hafif, akışkan modeller seçin derim.
O gece hem çok eğlenmek, hem çok güzel olmak, hem de kutlamanın tadını doyasıya çıkaracak kadar rahat olmak gerek. Ben de dedim ki hadi şurada şuna, burada buna bakın demek yerine çıkayım Nişantaşı’nda bir mezuniyet alışverişine. Ama yaş da kemale ermiş, “mezuniyet balosu” denince hala heyecan duyan birileriyle çok daha keyifli olur bu iş diye düşündüm, vee doğruca Bilgi Üniversitesi Bilgi Fashion Club‘un yolunu tuttum:) Klüpten 4 cici öğrenci koskoca bir gün boyunca bana eşlik etti, sabah 11:00den akşam 19:00′a kadar seçtiğim butiklerde bana modellik yaptılar, önerilerime öneriler kattılar. Bunca hatunun tüm gün nazını çeken fotoğrafçımız CANBERK ÜREGEL‘e ise ayrıca kocamaaan kocaman teşekkürler. Bakalım Styleboom bugün mezuniyeti olsa alfabetik sırayla nerelere uğrarmış:)

A46-TUVANAM:

Genç kızların sevgilisi Tuvana Büyükçınar’ın butik markası A46 tam da “prenses” gibi hissetmek isteyenler için. Tabii ki içerideki elbiseler çook özel ve eşsiz, beğendiğiniz model size özel olarak hazırlanabiliyor. Yıllar yılı tutulan kayıtlar sayesinde pişti olma ihtimali kesinlikle yok!

Mezuniyet kıyafetlerinde yeşil, mavi ve fuşyanın parlak tonları favorilerimden. Ancak genç ciltlerin pırıl pırıl ve korkusuzca taşıyabileceği bu renkleri mezuniyetlerinde kullanmalarından yanayım! Yukarıda seçtiğim elbisenin rengine, mezuniyet kıyafetleri için favori kumaşım olan ipek şifon kullanılmasına ve en ufacık bir taş işi olmadan dantel ve tül işiyle yakaya verilen gösterişine bayıldım. Göğüs dekoltesi ölçülü, drapesinin yön ve yeri karnı kamufle ediyor. Sarı, siyah ya da koyu kestane saç ve bembeyaz ten için ideal.

Bal rengi elbise en birinci favorim:) Eteği kısa olduğu için mobilitesi yüksek, asimetrik kuyruğu sayesinde ise uzun tuvaletler kadar gösterişli. Buğday ve esmer tenlere yakışacak çok hoş bir bal rengi. Beli ince gösteren ve küçük kalçaları daha dolgun gösterip, dolgun kalçaları ise kamufle eden enfes bir model bence.

Yukarıdaki elbise taşıması kolay olmayan ama zahmete değecek bir model. Puantiye şifon kumaş muhteşem. Fildişine renk katan nil yeşili ve gövdedeki pudra detaylar da. Kraliyete yaraşır bir model diyelim, ama bir o kadar da hareket etmesi rahat.

Mezuniyette kısa elbise modelleri bence daha sık tercih edilmeli, ama tabii insan ömründe kaç kez kocaman bir gece elbisesi giyebiliyor canım diye düşününce o özle gecede uzun tercihleri de anlıyorum. Kısa modellerde kat oyunları, kuyruklar, dantel ve taş işleri ile elbiseye fazla fazla detay ve hareket katmakta sakınca yok diye düşünüyorum. Kırmızı bence mezuniyet renklerinen biri, üstelik hemen her ten ve saç rengine çok yakışıyor. İnce bir gövdeniz varsa yukarıdaki gibi kat oyunlarıyla omuz, göğüs ve hatta kalçaya hacim verilmiş, mini dekoltesi uçuşan şifon bir kuyrukla zarifleştirilmiş bir model süper bir seçim olur.

BCBG Max Azria:

İlk bakışta sade ama detaylarda zengin ve şık modelleri ile bence mezuniyete hazırlanırken ilk bakmanız gereken adreslerden biri de BCBG Max Azria. Pek çok ünlünün bile davetlerde sıklıkla tercih ettiği BCBG’nin mottosu “ulaşılabilir lüks”. Fiyatlar 600 ila 1200 TL arasında değişiyormuş. Bu sene bol bol beyaz var, benim yine mezuniyetlerde özellikle uzun elbies tercih edenlere önerdiğim bir renk, zira ileride bir düğüne gidecek olsanız geline ayıp olur diye zar zor fırsat bulup da giyebileceğiniz bir renk:p BCBG uzun zamandır süren asimetrik omuz modasına sonunda noktayı koymuş ve bu sezon daha çok straplez , spagetti askılı ya da boyundan askılı modeller çalışmış. Pudra, beyaz, mercan renkler çoğunlukta. BCBG de pişti meselesine hassasiyet gösteren markalardan, eşsiz bir online sisteme sahipler ve siz elbiseyi alır almaz tüm “Türkiye”deki mağazalarda o elbise o okula kapanıyormuş. Mükemmel!

Doğru makyajla hemen her ten ve saç rengine çok yakışan pudra renk içinde yukarıdaki elbise favorilerimden biri oldu. Çok asil ve aynı zamanda kuş gibi hafi bir elbise. Gövdedeki detaylar sayesinde göğüsleri daha büyük, beli daha ince ve gövdeyi daha uzun gösteren bir model. Üstünüz ince altnız daha kalın bir armut tipteyseniz çok doğru bir seçim.

Mezuniyet kıyafetlerinde favori renklerimden biri de saks mavisi. Özellikle beyaz tene pek yakışıyor. Bu sene mavi maalesef arzu ettiğim kadar çok değil, tahtını pudra, mercan ve lilaya bırakmış daha çok. O yüzden yıkarıdaki maviliyi görür görmez pek sevdim! Sadece kumaş türü ve yaka detayıyla zarif ve sade bir şıklık vermiş, özellikle bir kokteyl için süper bir seçim. Enine drapeleri sebebiyle ince ve proporsiyonu düzgün vücüutların tercih etmesi gereken bir model.

Göğüsten etek ucuna süzülen fırfırları ve monokrom rengiyle kısa boylu ve hafif dolgunsanız sizi daha uzun gösterecek, verev drapeleri ve fırfırları sayesinde karnı kapatacak çook cici bir model. Altın rengi aksesuarlarla kullanılması şiddetle tavsiye olunur:)

Yine rengi ve modeliyle favorilerimden! İnce bel, hareketli etek ucu, çook kaliteli taftası ile süper. Göğüsleri daha dolgun, beli daha ince gösterecek ve kalçayı da saklayacak bir model.

CLOSH BUTİK:

CLOSH Nişantaşı’nda gece elbisesi ya da özel dikim kıyafet denince ilk akla gelenlerden biri. Orada illa kafanıza göre bir şey görmenize gerek yok, kafanızdaki şeyi de birlikte konuşarak hayata geçirebiliyorsunuz.

Favorilerimden ilki muhteşem pembesiyle aslında elbise gibi görünen ama bir bustiyer ve etek ikilisinden oluşan model. Renk öyle fevkalade ki ekstralara hiiç gerek yok! Üst kısmın korset formu gövdeyi şekilli gösteriyor, kat kat uçuşan etek ise yüksek beliyle beli daha da ince gösterip kalçayı kamufle ediyor.

Daha olgun bir model ise bu sene pek moda olan “kuş tüyleri”nin yalnızca gövdede kullanıldığı elbise. Yine üstte dolgunluk isteyen üstü ince altı kalın olanlara göre başarılı bir seçim!

DRESSCHOLIC:

Girdiğiniz zaman en az üç model arasında kala kalacağınız neredeyse balolara adanmış, yelpazesi çok geniş butiklerden biri Dresscholic. Kendi tasarımları yanında Amerika’da “prom” denince ilk akla gelen Sherri Hill markası da burada bulunabiliyor. Kısalarda 500, uzunlarda 1300 ve üzeri fiyatlı modeller var ama hemen her elbisey egöre fiyatlar çok farklılaşabiliyormuş. 34 bedenden 40 bedene kadar çalışabilen mağaza, özel sipariş de alıyor oturup sizinle isteğinize göre bir model de tasarlayabiliyor.

Yine hem rengi, hem modeli, uçuş uçuş şifonu ve “yeterli” saıdaki taş şiyle favorilerimden biri yukarıdaki elbise.

Hareket etmeyi oldukça zorlaştıracak ama tam bir “prenses” elbise de siyah kocmana fiyongu, irili ufaklı incilerle süslü göğüs kısmı ve pembesiyle yukarıda. Elbisenin eteği oldukça ağır olduğu için bu straplezi taşıyabilecek babayiğitlere öneriyorum.

Kısa modellerden biri daha, yine detaylarda farklılaşmış. Petrol mavisi rengini ve hasır tekniğini çok beğendim.

Sanıyorum demek istediğimi anlatabildim seçimlerimle. Uzun modellerde sade ve minik detaylarla zenginleşmiş modeller, soft renkler; kısa modellerde daha hacimli kat yunları ve ışıltı kullanımı. Örneğin yukarıdaki pudra elbise etek ucundaki minik çiçekler ve omuzlarındaki aplikle favorilerimden biri. göğüsleri kavrayan ve toparlyan, beli incelten bir model.

Bu su yeşili favorilerimden biri! Mikro mini ama ışıl ışıl, üstü tamamen kristal boncuklarla işlenmiş ama modeli oldukça sade. Dansederken harika görünecek bir elbise. Diğer kısa seçimlerinde de aşağıdaki gibi aynı şeye dikkat ettim, kat oyunları, volanlar, pullarla verilmiş gösteriş.

JANUCHA:

Tasarımcı Jale Hürdoğan’ın butiği JANUCHA baloda tamamen farklı, özgün bir kostüm denemek, kendisine özel bir model bulmak isteyenler için ideal. JANUCHA’nın tasarımlarından birini seçebildiğiniz gibi, size özel bir kıyafet de hazırlanabiliyor.

Yukarıdaki cici en sevdiklerimden biri! Bol volan ve kat kat fırfırlı kabarık minisiyle ince vücutlara uygun olan elbisede renklerin kombinasyonu mükemmel!

JANUCHA’da yukarıdaki gibi özgün ya da aşağıdaki gibi daha klasik ama detaylarda farklılaşmış kıyafetler bulmanız mümkün.

SAGAZA MADRID:

İspanya’da kurulmuş bir Türk markası olarak vatan toprağına da dönen SAGAZA’da da çook ama çok fazla renk ve model seçeneği var. Uzun modellerde özellikle denizkızı ve A kesimler çoğunlukta, kısalarda ise kalem kesimler daha çok, ama etek uçları volanlı kabarık etekli modeller de var.

Deniz kızı modeller rahat hareket etmesi kolay olmadığı gibi kişiyi daha kalçalı gösterme riski olan modeller, bu anlamda elbisenin deniz kızına dönüştüğü kısmın nerede açılmaya başladığı önemli. Yukarıda ve aşağıdaki modellerde bu açılma çok uca bırakılmadığı ve hafif kumaşlar seçildiği için hareket oranı yüksek. Yukarıdaki model ortada renk bloklarıyla enfes bir renge sahip, vücudu 3′e böldüğü için çok kısa boylara tavsiye etmiyorum. Aşağıdakini ise tam tersi “bıldırcın” modeli kızlarımıza tavisye ederi. Renk şahane ve monokrom, gümüş kemerle bel hattını belirlemek sizin elinizde.

Güzel aksesuarlarla desteklenmiş bu tür parlak bir renk gecenin en çarpıcı kızlarından biri olmanız için yeter de artar bile:)

Ben yine saplantılı olduğum şifon uçuşan modellere sadık kalmaya devam edip yukarıdaki elbiseyi gözüme kestirdim. Rengi ve modeli harika! Son iki sezondur özellikle beldekullanılan pencere modasına uygun. Göğüs ve tek ucunda dekolte ölçülü olduğundan pencere güzel olmuş. “Ne yapmıyoruz? Aynı anda her bir yerimizi açmıyoruz”a güzel bir örnek:)

Mini favorilerimden biri de Sagaza’daydı. Bu beyaz elbisenin üzerindeki petrol mavisi şifon darapajı pek beğendim. Hem kalp şeklinde oluşunu hem elbisenin gövdesini sarışını. Göğüsleri dolgun beli olduğundan ince gösterecek bir ilüzyon veriyor bu mavi kısım dikkatinize:)

SESKANA:

İki tasarımcı kızkardeşin nurtopu gibi yeni markası SESKANA ultra modern ya da oldukça romantik iki farklı uçta tasarımlarla gri ve toprak tonlarını tercih edeceklere göre.

Yukarıdaki gül kurusu elbise romantik görünümüyle solgun rengine rağmen kalbimi kazandı. Özellikle sırtındaki detay çok hoş!

Buğday tenlere çok yakışacak renklerden biri olan bal rengi elbisenin omuzlarını pek beğendim. Enine drapeler sebebiyle daha dolgun görünmek isteyenler tercih edebilir:)

… ve günü böylece bitirdik. Bizim vaktimiz yetmese de siz bu rotaya Vakkorama ve Glamour Butik’i de ekleyin derim:) Umarım bu sene mezun olacaklar şahaaane bir mezuniyet kutlaması yaşar:) Kendinize uygun rengi ve modeli bulup sadece kocamaaaan gülmeniz o gece “çok güzel” olmanız için yeter! Unutmayın en önemlisi eğlenmek, ses kısılana kadar şarkılara eşlik etmek, bir müddet sonra ayakkabılardan kurtulmak, daha sonra fotolara baktıkça “hii ben ne biçim dansetmişiim” diye gülmekten ölmek:)

Hadi sizin favorilerinizi merak ediyorum, ve tabii tavsiyelerinizi:)

| Stilize’den Stil ve Moda Denklemi

Yaz tatilinden sonra yeniden başladığım “Koltukta” köşesinin bu ayki konuğu benim için blogosferin en stil sahibi, moda duygusu en yüksek isimlerinden biri olan SStilize. Styleboomerlar için dilimizden hiç düşmeyen iki kelimeyi, “moda” ve “stil”i aldı, matematiğini, eğrisini, doğrusunu anlattı:

Sevgili Styleboom’a konuk olmak ne büyüüük bir sorumluluk, ne zor işmiş:) Bir taraftan da pek heyecanlıymış! Blog dünyasının tatlı akademisyeninin kıymetli mecrasına yakışır, pek körelmiş de olsa mühendisliğimden dem vurarak biraz bu işin matematiğine gireceğim.

Moda’nın bir çok tanımı var benim içime sinenler:

Toplumun tüketim trendlerini belirleyen tüketim anlayışı.
• İtalyanca’da değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik.
• Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük.

Tanımlarda kalın olarak işaretlediğim kelimeler durumu özetliyor. Moda genel geçer, tekrarlanır, evet: iz bırakır! Sonuçta uçlarda bir bağımlılık ve tüketimin tam kendisi olarak ancak doğru ellerde, doğru seçimlerle zamansız ve kalıcı izlere dönüşebilir.

İşte bence modanın kalıcı tarafı, modanın değişmeyen ayak izleri Stil’dir.

Yazının başında denklem dedim, bir kaç formul yazmalıyım:)

Stil= S, Moda= M, Yer=Y, Zaman=Z, Ruh hali= R, Sen=SEN’se…

Yani “Stil” için “Moda” güçlü bir katsayıyken, sadeleştirmek ve hiç kullanmamak da “Sen”in elinde, tercihinde.

Bu da demek oluyor ki belki modanın kuralları matematiği var ama stil en başta kuralsızlıkların, genellenemeyen, denklemleştirilemeyen, bu nedenle çok kıymetli ve adı bir türlü konulamayan.

Stille ilgili sadece ipuçları, sadece örnekler vermek mümkün, eskiden film yıldızları, müzisyenler, artistler Stil ikonaları, bu örneklerin doğuş mabediyken, artık SEN, BEN, O özellikle yolda ki sokaktaki Stil sahibi ve öncüsü..Yeni dönemde moda ve stil bloglarının önemi de bu nedenle arttı, çünkü artık moda dünyasının üretip üretip, yine yeni yeniden, önümüze getirdiklerinden çok, bu milyonlarca seçenekten Sen’in için Stil’in için doğru ve farklısını seçmek, doğru kombinlemek meziyet. Ne kadar çok örnek, ne kadar çok yeni fikir görürsen, o kadar çok Stil gözün gelişir ve o kadar farklı uygulama ve kendine özgü bir çizgi yaratabilirsin.

1,5 senelik Stilize’yi ya da Styleboom’u bir yazıya sığdırmam demek, bu yazıda işin sırrını vermem demek.. Gördükçe, bakmaktan çok görmeyi öğrendikçe, okudukça, takip ettikçe, en önemlisi kendini tanıdıkça Stil’in senin!

Sokaktaki stil sahiplerini en iyi yakalayan, bu işin artık sana bana indiğinin ilk kanıtı olan The Sartorialist’in bir kaç karesi ve naçizane kısa kısa yorumlarımla bu yazı biter:) Boooom çok keyifliydi tekrarı ikrar ve iade-i ziyaret şart!!!

Seni sen yapan parçan, aksesuar olarak başrolde neden Stil kodunu yazmasın?? Mesela bal kızılı saçların,

Kuralsızlığın, cesurluğun, karışık karışık olmak istediğin anların tek doğru anahtarı kocaman içten bir gülümseme,

Kendinden emin duruşun, postürun en salaş halinle çok çok şık,

Yani toplamında “IŞIĞIN” en sıradan parçaları, kombinini parlatsın!

| Erkeklere Manifesto: StyleBoom Esquire Erkeklerinin Sorularını Cevapladı!

Biri bana yaz demeye görsün, kalemimin ayarı yok, yazıyorum da yazıyorum, tıpkı geçen ay ESQUIRE’ın benden yazı istediğinde coştuğum gibi, ne yapayım paragraf kadını değilim:) İşte Ağustos sayısına sığamadığından kısmen çıkan ve bu defa sadece ve sadece erkeklerin dergie ilettikleri soruları cevaplayan yazım:) Okuyunuz, okutunuz hanımlar:) Buradan birilerine(!) üstü kapalı mesaj vermek, şunu da ekleyelim Boom demek isteyenler yorum bıraksın:))

1. Dış görünümün ve kıyafetin, dikkat çekici bir erkeğe dönüşmede ne gibi katkıları vardır? Çok çirkin ama şık bir stile sahip erkek de, sadece tarzı nedeniyle çekici bir erkek olarak değerlendirilebilir mi?

Kesinlikle evet! Öncelikle “güzellik” konusunda kadın ve erkek algısının çok farklı olduğunu hatırlayın. Erkekler için kadının güzelliğini öncelikli olarak fiziksel özellikler belirlerken, kadınlar için “erkeğimin ayaklarını bile yıkarım(!)” dedirten öncelikli unsurlar hali tavrı, bakışları, sohbeti hah bir de “ama beni güldürüyooo”sudur. (bkz. Recep İvedik ve sevgilileri)

Bu sebeple karakterin ve tavrın yanına şıklık ve tarz katmış “çirkin” bir adam da kadına güzel, çekici, karizmatik gelebilir. Kısacası çirkin erkek yoktur, az alışveriş vardır:)

Ütü sadece evli erkeklere mahsus değil!

Kıyafetlerde öncelikle temizlik kadının çok dikkatini çeker, gömlekte kol manşetlerinin temiz olması, ayakkabıların yeni gibi durması, pantolonun kasık ve kalça bölgesinin ütüsü, kravatın duruşu gibi. Ayrıntılar aynı anda bir çok farklı şeye odaklanabilen kadın cinsinin asla dikkatinden kaçmaz. Bunlar pireyi deve yapabilen biz kadın cinsinin bozuk ütünüzü eşine dostuna “ay benden once banyo yapmayı bile bilmezdi” diye anlatmasına kadar gidebilir!!

ilk 2 resimdeki yaka mendili bile akşam yemeği sebebi!
ya o 3. karedeki bileklikler ve
çanta, kahve garanti!
4. kareye erişen zaten ertesi gün
kahvaltıya hak kazandı:)

Ayrıca kıyafeti konusunda çok çok farklılaşamayan, bu konuda rahat edemeyen yani “uçarsam maymun olur muyum” endişesiyle modasal mevzularda ayağı frenden çekemeyen erkekler bile detaylarla verebileceği ipuçlarıyla kadına modayı ve trendleri takip ettiğini anlatabilir, ki bu kadınlar için son derece çekicidir. Bunu bir bileklik, bir yaka mendili ya da kemerle bile halledebilirsiniz.

2. David Beckham gibi stil sahibi olmak için ille de çok zengin olmak mı gerekiyor?

Hayır gerekmiyor, hele bu devirde zincir mağazalar lüks markaların ürünlerinin neredeyse karbon kopyasını çok da uygun fiyatlara yapıp satıyorken. Erkeklerin şu 2 konuda kendisini eğitmesi gerekiyor:

(1) karıştır ve uydur
(2)alışveriş ince iştir

ucuz kaçış noktalarının en iyilerinden biri
ZARA,üstelik kasada sıra olmuyor:)

Yakında Kate Moss’u bile görebileceğimiz pasajlardan birinden alınmış bir tshirtü illaki gardrobunda bulunan görece kaliteli ve fiyatlı bir ceketle kombinlemek çok da zengin olmadan çok şık olabilmenin anahtarlarından biri. Alışveriş yaparken aldım çıktımla çok kazıklar yenebilir, oysa stilinize uygun butik ve mağazaları belirleyip indirim zamanları bir rota planlarsanız daha ucuza çok şık parçalar edinmeniz mümkün.

3. Sınırlı bir bütçeye sahibim. Çok para harcamadan kaliteli giyinmek için neler yapmalıyım?

Kalite nicelik ve nitelikte belli özelliklerle sağlandığı için, kalite demek para demek. Bu araba için de, saat için de, restoran için de, haha şimdi beni söyletmeyin ama neredeyse kadın için bile geçerli. Ama çok şükür ki kıyafet için Türkiye gibi bir tekstil cennetinde kaliteli mal için çok para şart değil. Kalitesi ispatlanmış markaları ekonomik olarak edinebilmek için İstanbul’da Beyoğlu ve Terkos pasajları birebir, ama o karmaşaya girecek, biraz alın teri dökecek, birbirini yolan hanımları görmezden geleceksiniz, çoğu butiklerde çok pahalı satan maraklaların ihraç fazlaları orada sudan ucuza. Ayrıca Türkiye’de outlet çok gelişti, outletleri bulup fırsat buldukça uğramak, iyi bir parça yakalayınca almak en iyisi. Özellikle Çobançeşme, Güneşli civarında süper markaların outletlerinde yetim çocuklar gibi bekleşen birbirinden güzel ama biraz tozlanmış ürünler beklemede.

özellikle siyah imkan varsa farklı renklerde yelek erkek giyiminde en stylish kurtarıcılardan biri! yeleksiz kalmayın:)
bakınız jeanle kombinleri ne kadar hoş!

Aslında hali hazırda dolabınızda bulunan bir çok şeyi daha once düşünmediğiniz şekilde kombinleyerek de ekonomi yapabilirsiniz. Bir tshirtü hep jeanle mi giyiyorsunuz? Bu defa onu bir kumaş pantolonla giymeyi ya da üzerine bir yelek almayı, takım elbiseniz için kullandığınız gömleği boynunuzda paşminayla farklılaştırmayı deneyin, kol düğmeleri , kemer ve mendille aynı takım elbiseyi değişmiş gibi gösterin. Devir STYLING devri!

Kol düğmeleri artık sadece janti takımların olmazsa olmazı değil,
en az tshirtler kadar renkli ve mesaj içerikli olanları var:) Mutlaka edinin

Dergilerin editorial sayfaları ve muhteşem sokak bloggerı THE SARTORIALIST’in web sitesi bu konuda size ilham versin. Buralarda gördüğünüz kıyafetleri illa yanında yazan markadan alınca olduğu düşüncesini bırakın, siz kıyafetlerin birbirine nasıl katıldığına bakın, dolabınızla kıyaslayın ve biraz da yaratıcılık: işte bu!

aynı kıyafeti paşmina ya da şapka gibi akseaurlarla farklı
göstermek mümkün, kıyafete çok para vermek yerine
aksesuara yeterli bütçe ayırabilirsiniz

Ayrıca Stradivarius, Pull & Bear, Zara, Mango gibi mağazaların fiyat yelpazesi geniş, içlerinde pahalı ürünler barındırdıkları gibi bugün pazarda bile daha ucuzuna rastlamayacağınız parçalar da var. Sakın ucuza kadın ürünleri var diye söylenmeyin, siz 1 parça almaya giderken ben 1000 parçayla dönüyorum:)

4. “Trend” denilen şey nasıl belirleniyor? Kimler belirliyor?

Trendler eskiden sadece tekstil ve moda konseylerinin belirlediği şeylerdi, modeller, renkler, formlar…Sonra trendleri ünlüler belirlemeye başladı; Madonna gibi bir asi çıktı ve dantel etekle tayt giydi, rahmetli Micheal Jackson kısa paçayı getirdi, Rihanna ne giyse trend oluyor. Şimdi ise trendler SOKAKTA bile belirleniyor. Bir evsiz(homeless) olan Brother Sharp bile trend yaratabiliyor.

Trend çöplükte! Brother Sharp çöpten giyinen bir evsiz, Dolce&Gabbana
aynısını yapmış milyara satıyor! Ayıp:)

Modacılar sokağa inerek, sokaktan, sokak kültüründen ve sanatından ilham almaya başladı, moda fotoğrafçıları moda bloggerlarının fotoğraflarını gördükten sonra kameralarını ünlülerden sokağa çevirdiler. “Uyumsuz”u kim belirliyor sorgulanmaya başlandı, kime gore uyumsuz? Sokağın ruhu artık trendleri belirleyen en önemli etkenlerden ve bunun en büyük sebebi de sosyal ağ. Trendi sen belirleyebilirsin!
5. Sokak modasındaki son yenilikleri tarzıma taşımak istiyorum. Hangi şehirler bana bu konuda ilham kaynağı olabilir?

Öncelikle Londra ve erkeklerde özellikle Roma, Milano, bir de Kuzey Avrupa kentleri. Bu konuda bence ilham alınacak verilecek tek adres var : www.thesartorialist.blogspot.com The Sartorialist günde bir doz alınmalı, özellikle Milano, Roma ve Londra’da sokakta çektiği erkeklere mutlaka bakılmalı. Babanızın üstünde görüp de dalga geçtiğiniz, evde bir köşede unuttuğunuz ya da moda bile olmadığını düşündüğünüz bir ceketle neler yapılabilir görün!

6. Pembe ve mor gibi pastel renkli giysilere bayılıyorum, ancak bu renklerin feminen bir imaj sergilememe neden olmasından korkuyorum. Önerileriniz nelerdir?

Öncelikle topuklu ayakkabılar, kuş tüyleri ya da payetler filan gibi(bkz. sanat güneşimiz) kıyafetler ya da aksesuarlar olmadığı sürece renk kesinlikle ama KESİNLİKLE feminen bir imaj yaratamaz. Bu kocaman bir yanlış anlama, en azından süper ligin malum son maçındaki kadar :o

mor formalı bir takıma laf edip gülen milletimin erkekleri Jamie Foxx
abimiz morlar içinde Playboy kızı seçmelerinde:)
“renk”lilik adamı “adam”lıktan çıkarmaz korkmayın!

Erkekte yalnızca ve yalnızca “attitude” yani tavır dediğimiz şey bunu belirler, üzerindeki renk ne olursa olsun. Eski Türk filmlerinden birinde Orhan abimizi yarı transparan bir gömlekle gördüğümü hatırlıyorum ama heyhaat onda feminteden eser yoktu! Yukarıda Jamie Foxx abimiz morlar içinde, eğer “ehehehe mor muu çok gay yaw” diyorsanız kusura bakmayın da siz ekran karşısındasınız, kendisi ise o kıyafetle Playboy kızı seçmelerinde!

o bir İtalyan! genç ya da yakışıklı olması şart değil:)

Sürekli bir “İtalyan erkek”ler olayı var ya biz kadınların bayıldığı ve siz erkeklern “ne var aynı bizim gibi kara kaş kara göz” dediği, işte onun sebebi İtalyan erkeklerin giyinmeyi biliyor olması. Renkleri ve desenleri çok güzel kullanabiliyor, erkeksiliklerine katabildikleri için renkli olmaktan korkmuyor, aksesuar kullanımına önem veriyorlar.

Bilakis renkli giyinmeyi becerebilen erkekler kadınlar tarafından çok çekici bulunuyor, çünkü bu bir tabuya karşı geliş, bir kendiyle barışık olma hali!

“Renk devrimi” yapmak için önerilerimse renkleri maskülen kesimli gömlek ve trikolarla ve yavaş yavaş denemeye başlamanız, hemen rengarenk bir pantolon almayın, Snoop Dogg’la aşık atmayın, dün bütün gün siyah giymişken bugün more ya da fosforlu olmayın! Renkli sıfır yaka bir tshirt yerine polo yaka tshirtler deneyin, ilk anda birbirinden çok farklı renkleri bir arada kullanmak yerine sizce çok kadınsı olduğunu düşündüğünüz rengi haki, siyah, lacivert gibi renklerle birlikte kullanın.

7. Gardırobumda 3-5 yıl önce alınmış gömleklerim var, ancak halen yeni gibi görünüyorlar. Bu gömlekleri giydiğim takdirde rüküş bir erkek gibi algılanır mıyım?

Son zamanlarda slim fit gömlekler çok moda, eğer gömleğiniz pantolonun içine soktuğunuzda kendi cumhuriyetini kuracak derecede bol değilse rahatlıkla kullanabilirsiniz. Gömlekler démodé olma konusunda canınızı en az sıkacak parçalar.

8. Bir kadınla ilk randevuda nasıl giyinmeliyim?

  • İlk kural: mutlaka temiz, ütülü ya da en azından düzgün –kıyafetinize gösterdiğiniz özen sizinle ilgili hiç fikri olmayan bir kadına “özen”li bir erkek olduğunuzu garanti edecektir, ilk maddede söylediğim gibi detaylar bizim gözümüzden kaçmaz! Yüzeyde kalmayın:)-
  • İkinci Kural: yerine göre – ilk randevu için seçtiğiniz yer de tabii ki kıyafetinizi belirlemeniz için etken. Şık bir restoran mı, daha rahat bir café mi, gündüz mü, gece mi?-
  • Üçüncü kural: sizi anlatan – konuşurken bile içinde rahat edemediğiniz bir kıyafeti sırf ilk randevu diye giymek iyi bir fikir değil, ilk randevu birbirinizi hem etkilemek ama hem de tanımak için önemlidir, o sebeple kendinizden başka biri olmayın. Ya da ilk randevu konusu gayet önemliyken sizin yerinize “hiç sallamıyorum yaa, elimi sallasam ellisi bebeğim” dediğini düşündüğünüz salaş bir kılıkla boşuna evden bile çıkmayın -
  • Dördüncü Kural: renk –mutlaka size diğerlerinden çok yakışan bir renginiz vardır, onu bulun-

9. Yaz sezonunda erkek modasında öne çıkan parçalar nelerdir?

Safari çok çok moda! Haki, bej ve sütlü kahvelerde pantolon ve bermudalar, safari kesim ceketler, beyaz keten gömleklerle birlikte giyilmeli. (Bottega Venetta ve Calvin Klein koleksiyonlarına göz atın)
• Bir diğer tematik trend de kovboy tarzı ama yo yoo çizmelerde değil, kıyafetlerde Bordürlerle ve ceplere zenginleşmiş slim fit ekose gömlekler ve mutlaka ama mutlaka kot gömlekler(D&G ve Alexander McQueen koleksiyonlarına göz atın)
• Yine tematik trendlerden “tenis kılığı” oldukça moda özellikle yaz için, mavi ve beyaz tonlarda bermudalar, dar polo yaka gömlekler, kanvas ayakkabılar.
• Ceketlerde omuzlar sivrildi. Özellikle takım elbise ceketleri ve smokinlerde daha sivri omuzlar ön planda, daha geçen Ezel kardeşimiz güzel bir örneği üzerinde Eyşan’ı aşağılıyordu. (Bottega Venetta, Prada, Cavalli koleksiyonlarına göz atın)
• Takım elbisede “jilet gibi” modası var, sanki az once terziden çıkmış, size yapılmış gibi.
Blazer inanılmaz moda, klasiği, desenlisi, renklisi! Öyleki Tahtakale blazer düğmesi yetiştiremez olmuş.
• Paraşüt kumaştan sportif ince ve fonksiyonlu Herrington jacket dediğimiz mont ve parkalar
• Bordür ya da fitilleri olan pantolon ve ceketler
Kruvaze ve militer görünümlü casual ceketler, kruvaze hızla geliyor!
• Beyaz, lacivert, sütlükahve ve haki yanında parlak renklerden kırmızı tonları, turuncu ve özellikle parlak mavi çok çok moda.
• Kumaş pantolonda paçalar daraldı ve kısaldı.
• Bir de yaz trendlerinden benim tasvip etmediklerim var ama moda mı moda:) Beyaz jean. Double denim yani kot ustu kot (farkli ton ve dokuda olmalı). Ekose üstü ekose(farklı boyut ve renklerde olmalı). Kıvrık paça

10. Gereksiz şeyler satın almamak adına, alışveriş yaparken nelere dikkat etmeliyim? Doğru alışverişin sırları nelerdir?

Sabır ve tecrübe:) Erkekler alışveriş merkezleri ve mağazalardan çabuk sıkılıyorlar, ama biraz sabretmek şart. Bir yerden sonra size hep aynı gibi görünen parçalar aslında aynı değiller! Detaylara dikkat etmeli, kalabalığın tercih ettiği saatler yerine daha sakin saatleri tercih etmelisiniz. Bir parça çok hoşunuza gitse de kendinize sormalısınız: bunu nerede giyerim, gardrobumdan neyle uydurabilirim diye, aklınızda bir kombin yoksa o da dolaptaki yalnız parçalardan biri olarak kalır.

Aksesuar alanlarını göz ardı etmemelisiniz, paçalar da kısaldığı için artık çoraplar bile önemli birer aksesuar haline geldi. Aynı modelden farklı renklerde almayı bırakmalısınız. Bir ceket için pantolon, bir pantolon için ceket arıyorsanız diğerini mutlaka yanınızda bulundurmalısınız, aksi halde eve döndüğünüzde kesimi,dokusu ya da rengi birbirini tutmayabilir.

Stilinize uygun olduğunu düşündüğünüz butikleri belirlemelisiniz, alakasız olanlarda boşa vakit ve enerji kaybetmezsiniz. Enerji demişken evde karıcığınız ya da sevgiliniz için hiçbir şeyi yerli yerine koymadığınız halde mağazalarda raftan aldığınız ürünleri katlama çabanızı da bırakmalısınız, o işten ekmek kazananlar var, bırakın dağınık kalsın:p

[Temmuz 2010 Esquire dergisinde yayınlanmıştır]

| İLK RANDEVU: Ne Giymeli? Ne Giymemeli? Ne Renk Olmalı? Ne Desen Seçmeli?Üstelik Giyecek Hiçbir Şeyiniz YOOOOK!

İlk randevuda ne giymeli soruları bir, üç, beş derken bir dolu olunca, Styleboomerlar da “hadi ilk randevu postu isteriz” diye maile boğunca “tamam” dedim “lafı olmaz:)” ama serde araştırmacılık/ akademisyenlik olunca öyle hop diye yazılamadı, işin içine parametreler girdi, uzadı da uzadı:) Uzamasının sebebi inanın tembellik değil sevgili Styleboomerlar, aksine iflah olmaz detaycılığım! Ben ten rengi, göz rengi, mekan, saat, buluşulacak adamın Türk erkekliği derecesi, hödüklük endeksi(!) gibi bilinmeyen parametrelere dalınca iş içinden çıkılmaz bir hal aldı! Bir de huy işte ben “genelleme”leri oldum olası sevmem, en sevmediğim şey genel olan şeydir, o yüzden herkes için aynı cevaplar bana uymaz. Baktım bu şekilde işin içinden çıkamayacağım ne yapayım soruyu yeniden genelledim, bir de bir kaç yakışıklı kobay buldum finansçısından sanatçısına, extremecisinden seyyahına, sizin için onlara da sordum: ) EVET İLK RANDEVUDA NE GİYMELİ?

Başlamadan belirteyim, bu yazı boyunca Darwin’ciğimin kulaklarını çınlatıp evrim mevzuuna hiç girmeyeceğim hanımlar! Ben girmeyeceğim ama siz aklınızdan çıkarmayın:) O ilk randevuyu yaşayacağınız varlık maalesef henüz sizin gibi aynı anda bir kaç işi birden yapamayan(ya da yapmayı tercih etmeyen), sizin kadar çok konuşamayan, bir sürü kadın dergisini ama sizin okuduklarınızdan epey farklı olanlarını(!) sadece “fotoğraflar”ı için okuyan, ihtiyacı kadar kıyafet alan(hele bu kalem evrim eksiğinin en önemli kanıtı bence:)), içinde Rus geçen bir espriye epeyce ve beraberce “davay davay” diye gülen, üstüne o espriyi değişik versiyonlarda söyleyip yeniden gülen, çok renk, çok kadın, çok laf, çok mağaza, çok çok görünce kafası karışan, modadan tek anladığı Victoria’s Secret defilesi olan bir canlı:) Ondan çok da fazla bir şey beklemeyin:p O yüzden ilk randevuyu kotarmak size düşer:) Belirtmekte fayda var: burada okuyacaklarınız tamamen benim atmasyonum çünkü ben ne profesyonel bir stil danışmanı, ne sosyolog, ne de Güzin ablayım!

İlk randevuda ne giymeli konusu karşınızdaki kişiyi de henüz yeterince tanımadığınız için tabii ki gardrop önünde saatler geçirtebilecek bir soru, ama aslında cevabı çok da basit: LESS IS MORE :) Abartmadan, çoklaştırmadan, gereğinden fazlalaştırmadan giyinmek.

“Ne giymemeli?”den başlayalım. Bu güzide kobaylarımla da vakit geçirince anladımki “trendler” ve “renkler” ilk randevular için risk taşıyor!

Evet son yıllarda artık matchy matchy yani renklerin ve desenlerin aşırı uyumlu olması feci demode ama çoğu erkeğin hassas retinası henüz “unmatchy” kombinlere hazır değil hanımlar! Farklı farklı renkler bir aradayken size konsantre olmasını beklemeyin, o yüzden siz siz olun renkleri çılgınca karıştırmayın, her buluşmada birer doz arttırın olmazsa ama ilk randevuda adamcağıza golden shot yapmayın:) Size en çok yakıştığını düşündüğünüz rengi bulup onun en yumuşak tonunu seçebilirsiniz örneğin.

Trendler de riskli olabilir dedik: örneğin önümüzdeki sezon pötükare moda , siz de modayı takip ettiginizden sezonun enn güzel pötükareli elbisesini giyip gittiniz; VOGUE’a göre, o çok yakın arkadaşınıza göre ve bana göre acayip de güzel ve şık oldunuz, gel gör ki erkek için pötükare dediğin piknik örtüsü , hele bir de “oolum kızlar esprili erkek sever”li bir erkekle buluştuysanız vay halinize:) “seni mutfak masasında görmek isterim muhawhahaua” seklinde etkileyici bir komiklik(!)le karşılaşmanız olası:p

Ya da üzerinizde zımba trendinden enfes bir örnek gururla gittiğiniz randevuda durun durun adamın düşünce balonuna iyice bir bakın: elinde kırbacıyla orada duran siz olmayasınız, üstelik daha ilk buluşmada:)))

O sebeple en iyisi o an moda ya da trend olandansa zamansız stillerden birini seçmeniz. Buluşacağınız yere göre örneğin,

  • Küçük siyah elbise: özellikle bir akşam yemeği randevusu için en doğru seçim, farklılığınızı aksesuarlarınızla gösterebilirsiniz.
  • Dar beyaz gömlek+boot cut jean belki bir de blazer : bir öğle yemeği ya da haftasonu buluşması olacaksa mükemmel seçim
  • Marine renkler/marine kombin : deniz teması hem dingin hem taze bir görünüm verir ve karşısındaki kişiyi de rahatlatır.
  • Pastel renkli monokrom bir kıyafet: size en çok yakışan rengin içinde emin olun çok rahat ve enerjik hissedersiniz tek yapacağınız o rengin en yumuşak/pastel tonunu giymek
Tüm bu seçenekler aksesuarlarla abartmadan renklendirerek ya da farklılaştırarak giyilebilir, böylece “genel”den olmadığınızı “özel” olduğunuzu ya da “farklı” olduğunuzu da hem şık bir şekilde gösterir, hem de örneğin bir dondurma kolyeden güzel bir sohbet çıkarabilirsiniz:)

Bir kaç örneğine bakalım ki bu kombinlerden hemen aşağıdaki kızkardeşime, yukarıdaki bana uğurlu geldi :) Bizim ilk randevularımız bunlara çok benzer kıyafetlerle geçmişti. farklı aksesuar ve ayakkabı seçenekleri yerleştirdim.



Nacizane bir diğer fikrim ilk bulusmada çok dar bir şey giyilmemesi, belki buluşma güzel geciyor, belki yemek yetmedi, belki hadi bi de tatlı yiyelim oldu, hadi bi de kahve içelim oldu, “ah tamam seninle vakit geçirmek çok hoş ama bu beyaz jean bu göbüşü daha fazla tutamayacak” diyecek haliniz yok, o sebeple bence skinny jean ya da skinny pantolon, vücut hatlarını çok ortaya çıkaran saten kıyafetler ilk randevu için riskli! Ama bu çok salaş, çok bol giyinin demek değil:) Eğer dar kostümleri seviyor ve giymek istiyorsanız likralı olanları tercih edin.

Riskli seçimlerden biri de bence çiçek desenli kıyafetler, üstünüzdeki elbisenin çiçekleri 100% ipek bir ERDEM bile olsa bizim erkeklerimize nedense çoğunlukla “basma” olarak görünmekte! Dikkat edin de çocukluğunda ağaçtan meyve yolarken basmada fistan bir teyzenin terlik şaplağına maruz kalmışlığın ya da farklı desende çiçekleri nasılsa temizlikte heba olacağı için acımasızca kombinleyen yardımcı kadının altbenlikte kalmış basmalı silüeti ilk randevunuzu heba etmesin:)

Kıyafet kadar dikkat edilesi bir diğer şey de işin kozmetik kısmı. Çok ağır, çok belirgin ve çok renkli makyajdan kaçının, hani gelin makyajı yapılır ya rüya gibidir, zariftir, varla yok arasıdır ama aslında yüzünüzde bir ton makyaj vardır, işte olay o :) Oje olarak özellikle French ya da standart kırmızı en uygunu.

Bunları konuşmaya bile çok gerek yok o sebeple hızla geçiyorum:

  • Aşırı dekolte en yapılmaması gerekeni! Haddinden fazla mini, haddinden derin V, haddinden fazla sırt hepsi de yanlış. Merak uyandıracak kadarı yeterli.
  • Paspal, aşırı bol ve özensiz kıyafet
  • UGGlar
  • Keyfinizi bozacak yükseklikte, rahatsız topuklular

Gelelim beylerin ilk randevuda ne beklediğine…

S.U.-
Aşırı olmamalı…şık olmalı…çok kaliteli olmalı…Sivri topuklu bantlı ayakkabılar olmamalı…Makyaj az ve kaliteli olmalı…Biaz göğüs dekoltesi olmalı.

B.Ü –
Sadelikten yanayım… Ne kadar az süs-püs, ne kadar az aksesuar ve makyaj, o kadar çok “özgüven” ve “kendiyle barışıklık” demek benim için. Mesela yazın kot üstü beyaz bir t-shirtü ya da şık ferah bir elbiseyi hiçbirşeye değişmem.

A.Ü. –

İlk görüşme çok önemlidir. İki noktadan çok önemlidir. Hem şık olmak, hem mekana uymak hem de partnere uyumlu olmak gerekir. Tabii herşeyden önemlisi çekici olmak şarttır. Buluşmaların bir kahve içimi veya bir öğle yemeğinde gerçekleşecekse kadının iş hayatının içindeki duruşu nedeniyle yırtmacı çok olmayan bir kalem etek giymesi doğrudur. Eteğin boyu ne dize kadar uzanmalı ne de dizin hemen üstünden daha yukarda olmamalıdır. Üzerinde ise yine vücudu saran bir gömlek doğru bir giyim tarzıdır. Eğer basenler geniş değilse gömlegin içerde olması daha oturaklı bir görüntü verir. İnce bir kemer güzel olabilir. Biz erkekler genel olarak fazla renkten hoşlanmayız. Özellikle ilk buluşmada eteğin rengi siyah olması doğrudur, gri tonları insanda umutsuzluk oluşturur. Gömlek de aynı şekilde ana renklerden birinden
seçilmelidir. Makyaj görünmez bir makyaj olmalı, kırmızı allık sürmekten, renkli kalem kullanmaktan kaçınılmalıdır. Saçların düz ve fönlü olması güzeldir. Bu tip bir kıyafetin altına ayakkabı tavsiyesi louboutin rolando veya muadili olabilir. Minimalist, basit ve şık görünmek, güzelliğinizi daha da ortaya çıkaracaktır. Saçlar ise kesinlikle açık olmalıdır. Belki ilk buluşmayla çok ilgili değil ama kakül, babet, düşük belli kot pantolon hiçbir kadına yakışmaz. İlk buluşmada ayak parmaklarınızı gösterecek her türlü ayakkabıdan uzak durunuz. Çok renkli giyinmek erkeğin kafasını karıştırır. O nedenle ana renklerden özellikle beyaz, siyah ve kırmızıdan uzak durulmaması doğru olur. İlk buluşma bir yemekse yemeğini her ne bahane olursa olsun yemeyen bir bayan çok rahatsız edici olur. Tabii ki çok yememek lazımdır ama bunu doğru yemeği seçerek yapmak hatta çok acıktım diyerek yemeği şereflendirmek
erkeğin de rahat etmesini sağlayacaktır.

Adam ayakkabının tipine kadar söyledi hanımlar daha ne olsun:))

A.K.-
Aslında bu işte çok fazla kriter var, kadının vücut yapısına, gidilen yere göre değişir. Tabi şık kaliteli kıyafet kendini belli eder her zaman o yüzden dolabın ve tabi ayakkabı dolabının en üst düzey segmentteki parçaları bir kenara ayrılmalı ve seçim onlar arasından yapılmalı.. seçilmesi gereken kıyafeti etek bluz pantolon diye spesfize edemem ama ne çok cüretkar ne de çok defansif olmalı bence.. Ama vaat etmesi, heyecan uyandırması gerekir. Ben kendi anlayışım içinde kadını az makyajlı severim, manikür pedikürün kalitelisi de vizyon sahibi erkekler tarafından gayet anlaşılabiliyor bunu da ısrarla belirteyim.

T.G.-
Benim icin manikur ve pedikurun önemi çok büyüktür,french ve kaliteli pedikur ile 1-0 onde başlar, öyle bir bluz giymeli ki aşırı olmadan merak uyandırmalı, rahat biyere giderken 15 punto topuklu giyerse iyi olmaz,cok fondöten olmamali,az makyaj,parlak gozler olmalı. Çook bol pantolon olmamalı,hatlarına güveniyor ise hissettirecek birseyler giymeli :)

Ammaan yok bu erkeklerin istekleri ne anlaşılır, ne de biter. Yine de çözen varsa buyursun bu bilgileri güzelce kullansın:) Bana kalırsa “Ne giymeliyim?”in en birinci cevabı ise aslında “Gülümsemenizi giymelisiniz” olmalı! Gülücüklerinizi sakınmayın, onlar işe yaramıyorsa zaten karşınızdaki işe yaramazın tekiymiş demektir. Hıh!

Toplam 3 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123