Kategori arşivi: Belgrad

| Belgrad Notları

giris02

Beyaz Şehir yani Belgrad’da hasta hasta ama yine de keyifli geçen 1.5 günü bir yandan fotoğraflarla bir yandan da benim izlenimlerimle Belgrad planı yapanlara/yapacaklara da yardımcı olabilir diye tek postda özetleyeceğim. Özet derken “kısa” olduğu sanılmasın:)) Anlatacak şey de çok, fotoğraflar da (hatta daha telefondakileri eklemedim siz düşünün) #bencetatil 2 günü bile uzun uzun anlatınca güzel:)

Belgrad bir yurtdışı kaçamağı olarak şahane, çünkü hem vize derdi yok hem çok ucuz bir şehir.
Peki Belgrad kimlere göre?

-damak tadına düşkün olanlara (Sırp yemekleri hakikaten çok güzel)
-gece eğlencesini özellikle clubbingi sevenlere (dans ettim, gecelere aktım, DJ yıkılsın şeklinde)
- Avrupa demek kocaman parkta yattım yuvarlandım demek diyenlere (bit kadar şehirde dev gibi 3 park muazzam)

Kimlere göre değil?

-klasik ya da modern sanat düşkünü, müze düşkünü, moda/tasarım düşkünü, kırtasiye düşkünü olanlara göre pek değil. Sanat anlamında bize cevap veren hemen hiç bir şey yok, olanları ise ya kapalı ya tadilatta ya da zaten seçkileri yeterli değil. Şehri donatan muhteşem heykeller ve “Centar Grada” denen eski şehrin merkezindeki mimarisi enfes binalar sanat iştahımızı az d aols abastırıyor. Ama Roma’yı veya Berlin’i görmüş isen bu mimari eserler de seni çarpmayabilir. Tasarım butik anlamında da öyle.

Kısacası Belgrad’a Türkiye’nin üçte biri fiyatına eğlenmek, yemek yemek, güneşlenmek ve dans etmek için; ya da çok sıkıldım manzaramı değiştireyim ruhum değişsin diye amaçsızca gidile:) devamini oku

| “Beograd”

belgrad stil 02

Senenin sonu gelmiş, harcanmazsa yanacak millerim elimde, Schengen’im bitmiş ve ne form dolduracak ne vize memuresinin devrik gözlerini çekecek halim kalmamışken vizesiz bir haftasonu kaçamağı peşine düştüm. St. Petersburg için gözlerim parladı ama sadece Hermitage(*) için bile bana en az 1 gün lazım diye düşününce; Tunus diye direttim ama beyim bana Hacı Zübeyir Amca’nın Vizontele’de sarfettiği meşhur replikteki gibi “olaylara karışma” yapınca istikamet Belgrad oldu. İtiraf edeyim Belgrad hakkında hep iyi şeyler duydum, her giden arkadaşımdan kesin gidin tavsiyesi aldım ama nedendir bilinmez Belgrad için hiç “hadi hadi” heyecanı duymadım. Bu bir işaret, “Belgrad beni çağırıyor” deyip çok hasta olmama rağmen serumları yedim, hapları hüplettim ve uçağa atladım. Belgrad notlarını daha sonra paylaşacağım ama şimdilik hem bir ön gösterim hem ne zamandır ara verdiğim #boomstyle postlarına yeniden dönmek adına bir stil postu ile karşınızdayım:)

Lokasyon Belgrad’da St. Marc Kilisesi önü:)  devamini oku