Kategori arşivi: #bencetatil

| 2.5

ng sapanca çocukla tatil 05

Bazı yerler sizin için özeldir ve hep özel kalır, çünkü orada sizin için çok değerli anlar ve anılar birikmiştir. NG Sapanca aslında bizim için öyle, ilk geldiğimde kocaman göbeğimle yarı dünya vaziyette o güzel ormanını arşınlamış, ahşap köprüsünde bir yandan poz verip bir yandan kimselere söylemediğim bir dileği kendi içime fısıldamıştım; bebekleri ya da çocukları ile gelen ailelere bakıp bakıp benim minnoşumu da kucağıma alınca bu mis kokan topraklara yeniden gelmenin planlarını yapmıştım. Bu defa da yine 2.5 kişi Ali Efe’nin deyimiyle “ormanotelde” bol oksijenli, bol sonbaharlı nefis bir kaçamak yaptık.  Bu post babylikten eser kalmayan ve hatta bebeğim diye sevilince baya bozulan #babyboom ‘u ozleyenlere gelsin :)

devamini oku

| Heidi Sapanca’da

ng sapanca sonbaharda nereye gidilir

Günaydın ve iyi haftalar! Haftasonu küçük bir Heybeliada gezintisi sayesinde yine ve bir kez daha aslinda ağaçla, kuşla, böcekle yaşamaya ihtiyacımız olduğunu anladım. Bu post ise bunların hepsini doya doya yaşadığım ve nedense özellikle sonbaharda beni buram buram çağırdığını hissettiğim NG Sapanca otelde kendimi Heidi’den hallice hissettiğim bir günden. Biz senede iki kez neden bilinmez hep mevsim geçişlerinde kendimizi bu huzur noktasında buluyor, her defasında yazında kaçıp gelelim diyoruz. Tabii burada bu kadar huzurlu ve keyifli olmamızın en büyük sebeplerinden biri otelin çocuklar için çooook uygun olması, Ali Efe buraya ormanotel diyor ve ceviz toplamaya, ormanda yürümeye, uçsuz bucaksız çimlerde yuvarlanip sonbahar yapraklarını biriktirmeye bayılıyor. Hele oksijen yok muuu mis gibi uyutuyor hoho:) Esma ile sabahın ilk ışıklarında çıktık, bir yandan orman havasına doyup bir yandan harika fotoğraflar çektik.  devamini oku

| bonprix ile Plaj Modası

bp plaj modasi 03

Daha geçen hafta ben de sonsuz kumsallarda uzanmıştım diye hüzünlere gark olacaklar lütfen bu postu açmayınız:) Yok daha yapılacak tatilim var diyenlerse elime mum diksin ve bonprix‘nin plaj koleksiyonundan seçtiğim cicilerle hazırladığım bu postla hemen bir tatil geri sayımı başlatsın. bonprix özellikle mayo ve bikinileri ile iddialı ve aşırı derecede çeşitli; renk-model-desen-beden sorunu yok; morhipo‘dan hepsiburada.com’a pek çok online sitede de mevcut. Kısacası bir tık uzağımızda. Şimdi sizi denizli güneşli fotoğraflarımla baş başa bırakıyorum.  devamini oku

| Berlin Notları -2- Bizde Niye Yok:)

2 berlin cafe am der neuen see 05

Berlin gezi rehberine devam:)  İkinci güne erkencikten başladım. Hedefim, daha Berlin’i duyar duymaz listemin en başına kondurduğum Gemaldegalerie’yi görmek, Tiergarten’in keyfini çıkarmak, listemdeki iki mekanın tadına bakmak vee akşam otelimin yanıbaşında yer alan Konzerthaus’daki klasik müzik konserime yetişmekti. Ama hepsinden önce kahvaltı:)

Kahvaltı için kız kardeşimin tavsiye ettiği Chipps‘e uzun bir yürüyüşün sonunda ulaştım ve tavsiyeye kesinlikle değdi, menüde kahvaltı kısmında “Serious Breakfast” yazıyor size o kadar söyleyeyim. Yumurta konusunda aşmış, pancake ve yanına kondurdukları şuruplarda cosmuş. Favorim eggs florentine ve vegan sosis, ve blueberry pancake oldu. İyi ki de sağlam bir kahvaltı yapmışım çünkü müze ve sonrasındaki yürüyüş için protein şartmış:) devamini oku

| Yaz Raporu: Bodrum Otel Deneyimlerim

hilton dalaman 10b

Instagram çıktı çıkalı genel olarak ziyaret ettiğim mekan ve otellerle ilgili izlenim ya da deneyimlerimi orada paylaşmaya başladım; pek çoklarımız gibi:) Ama bir yandan da özellikle oteller konusunda hepimizin bol bol deneyim okumak istediğimizi bildiğimden sonbahar ekinoksunu bir “yaza veda” kabul edip yaz raporu yazma kararı aldım. Bu postda bu yaz uzunlu kısalı konakladığım oteller hakkındaki kendimce yorumlarım var. devamini oku

| “Re”fresh

0 anna sui 1

1 haftalık bir çekirdek aile tatilinden sonra herkese yeniden merhaba:) Bebekle tatil kolay değil, ama bir yandan da 1 yıl anlatacak kadar hatıra ve komiklikle de dolu, ortam değişince bir bebeğin anormal hızdaki adaptasyonu ve öğrenme hızı da insanda hayranlık uyandırıyor. 8 günde bizimki şimdi bambaşka bir “küçük adam”. Ya tatil? Tatil ise bir nevi Shakespeare komedyası (hani içinde tragedya da barındıran:p cinsinden)

Bu tatilde en çok ne düşündüm biliyor musunuz, “tatil”in artık hiç de tatil gibi olmadığını. Bu tatil, #babyboom artık ışık hızında koşup, konuşup, dur durak bilmeden varsa tüm düz duvarları getirin tırmanayım şeklinde olduğundan; elbette hala yaşı sebebiyle oyun arkadaşı olmam gerektiğinden; yemekleri hap hup yiyip kalkmak, şezlongda miskinlik yapamamak, bir kitaptan yalnızca 3 sayfa okuyabilmek, bir zamanlar Dita von Teese gibi bembeyaz gidilip dönülürken şimdi  3 değişik renkte bronzlaşmak ve son derece yorulmakla geçti. Şu zamana kadar çıktığım “hayat bana güzel” tabirli iş tatilleri ise Özberk’le gündoğumunda kalkıp çekime koşturmak, plato keşfi yapmak, asla tatil yapmayan, asla ara vermeyen, asla hız kesmeyen sosyal medya ve dijital çağ yüzünden şezlong üzerinden de olsa bilgisayar önümde pata küte çalışmak, çalışmak kısmı neyse de İstanbul’da bırakılmak istenen stres ve gerginliğin klavyeden parmaklarımın ucuna oradan taaa mideme kadar inişine seyirci kalmakla geçiyor. Peki tatil nasıl yapılıyordu da hiç dönmek istemediğim, inanılmaz dinlendiğim ve huzurla dolduğum bir halde geçiyordu? Sanıyorum benim, biz hepimizin ara ara inzivaya çekilmeye ihtiyacı var artık. Kimseyle br şey paylaşmadığın, sadece kendine sakladığın, kendinle baş başa kaldığın, hızla değil, telaşla değil, yetişmekle değil beynine “bi sus” emri vereceğin, bedenine “biraz esne” kıyağı çekeceğin, kitabını okurken uyuyakalıp denizden ya da dağdan esen rüzgarla buz keseceğin, nefes alacağın, topraklanacağın bir inziva hali.

Bu postun fotoğrafları ise Hilton Dalaman ziyaretimden.  devamini oku

| Tafoni Otel ile Sinasos ve Avanos Gezisi

kapadokya kızılcukur 1

Kısa bir aradan sonra diye başlamak isterdim ama bence Styleboom’a göre oldukça uzun bir aradan sonra merhaba:) Bu arada tabii bir “ara” vermek isterdim işe güce, koşturmalara ama maalesef yok öyle bir durum. Geçtiğimiz bir kaç hafta araya karışan bir kaç seyahat yanında #babyboom ‘la ilgili önemli şeyler ve bol bol toplantı ve proje ile geçti. Bu konuları bir kenara bırakırsak halen hakkını veremediğim Kapadokya seyahatimin üçüncü kısmı ile karşınızdayım:)

Otelimiz Tafoni Caves bize mükemmel bir gezi programı hazırlamıştı fakat ben üçüncü günü oldukça aktif geçirdiğim için 2.yi erteleyip 3. günden bahsederek başlamak istiyorum. 3. ve son günümüzün sabahı aslında biraz hayal kırıklığı ile başladı. Bir gün önce zaten sabahın kör vaktinde balon macerası için erkenden kalkmış olan bendeniz ve Özberk bir sonraki günün sabahı rahat batmış olacağından hadi erkencikten kalkalım bu defa da balonlar arkamızdan yükselirken çekim yapalım diye eksi Celciuslardan eksi Celciuslar beğendiğimiz, neredeyse donarak öleceğimiz, üstelik de bir tek balonun dahi kalkış yapamadığı için bize fon yaratamadığı Kızılçukur Vadisi’ne yollandık. Bu fotoğraflar oradaki “balonu eksik” ne giydim çekimimizden:) Sonra ver elini Sinasos, Avanos ve yeraltı şehirleri! devamini oku

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123456