Kategori arşivi: Berr-In

| Crosswalk

berrin eser turuncu 01 k

Accuweather Çarşamba’dan beri yağmur umuduyla bizi oynatırken işte dışarıda hava bin nem on binlerde seyrediyor. Bu yukarısı ise Suadiye. Hayaller Abbey Road, gerçekler Plaj Yolu Sokak. Bu kıyafeti giydiğim günü hatırlıyorum da ne efil efil, ne püfür püfür bir gündü.

Elbisem yine Berr-in Istanbul’dan. Berrin Eser’le geçen sohbetimizde beni yine şaşırttı, hem hala bu kadar genç olup hem nasıl böyle ayaklı tarih olabiliyor inanılmaz. Müthiş bir kadın. İpekyol’un Twist markasını ona kurdurduğunu öğrendim mesela, ilk kreatif direktörü kendisiymiş  yani. Heyecanla sonbahar koleksiyonunu bekliyorum.

Bloga yazacak çook şey var, tekneyle Selimiye koyları, Symi’ye gidemeyişimiz; Budapeşte, Kuşadası’nın havasının hala en güzel hava olması, minik Bodrum kaçamağı, ama benim geveze parmaklarıma bir şey oldu; bu aralar hiç klavyede yazmak istemiyorlar, yine kağıt kalem peşindeler.

O yüzden şimdilik bizi idare edin:) devamini oku

| Merhaba

berrin eser pants

Haftanın 2. gününden herkese merhaba:) Biliyorsunuz İstanbul Moda Haftası başladı vee ben de yine ne giydimlerden izlenimlerime bol paylaşımla oradayım, instagramlarınızın ayarlarıyla oynamayınız:) Geçen hafta boyu bu haftayı boşaltabilmek için öyle çok koşturdum ki sizi uzun süre postsuz bıraktım biliyorum. MBFWI kombinlerinden önce o “yazdan kalma bir gün” dediğimiz günlerden birinden geliyor bugünkü post. Aslında size uzun uzun yazmak isterdim ama dün kendimi Türk modasına verince #babyboom ‘u hiç göremedim, o yüzden şimdi dooğru onun yanaklarına gömülmeye gidiyorum:)  devamini oku

| Naif

berrin eser bluz building akmerkez

Bu bluzun rengi bu yazının sebebi, bir de ayakkabıların deseni:)

Küçük sahil kasabalarında gün erkenden fırından ekmekle, sabah kumsala ilk ayak basan olmanın tadına varmakla, kimi akşamlar gün batımını kimsesizce, kimi akşamlar eş dost çekirdek çitleyerek seyretmekle, uzun yürüyüşlerle, bir gün köpüren dalgalar öteki gün sessiz sakin deniz dibiyle, marketten değil bakkaldan aldığın erzakla, ilk uyananın çayı koymasıyla, okeye dördüncü bulmakta hiç güçlük çekmeyişle, sebzeyi meyveyi oranın köylüsünden almakla, reçelli lor, tomat, hıyar ve darıyla, bir verandadan diğer verandaya komşuculuk oynamakla geçip gider. Ve sırf bu naifliği 1 hafta bilemedin 10 gün tadabilmek için biz oturduğumuz evlerde, çalıştığımız işlerde, yaşadığımız şehirlerde nasıl da hoyratız. Bu ne yaman çelişki değil mi?

Bir sonraki yaz maskelerimizi atıp, ruhlarımızı yeniden tazeleyebilmek üzere istila ettiğimiz kasabalardan eve dönerken vedalarımız nasıl da hüzünlü, içten içe dönmek istemeyişimiz nasıl da haklıdır. Ama döneriz. Ev dediğimiz şehirlere. Neyse ki ben bir kaç gün daha buradayım:) devamini oku

| Nostalji

2IMG_0465

Hamileliğimin son ayında taşınmıştık Anadolu Yakası’na, başta bildiğim tek yer Bağdat Caddesi olduğu için kendimi ve göbeciğimi sürekli oraya atıyordum. İşte öyle bir günde tanışmıştım Berr-In markasıyla, tasarımcı Berrin Eser’in hazır giyim butiği. İlkbahar 2013 koleksiyonundan bir elbiseye öyle vurulmuş öyle vurulmuştum ki içine girme ihtimalim sıfır olduğundan neredeyse ağlayacaktım. Sonra… sonra bir daha fırsatım olmadı hiç öyle uzun uzun, tatlı tatlı alışverişlere, ta ki geçen ay bir gün kendimi şımarmaya karar verene kadar. Elbise mazi olsa da yeni koleksiyondan başka pek güzel ciciler buldum:) Mesela bu gömlek, görür görmez beni nostalji oklarıyla vurdu:) Onu giydiğim gün rastladığımız bu “satılık” Fiat ise doğal setimizi oluşturdu. devamini oku