Kategori arşivi: #boomstyle

| Palm Olacakken Elm* Bulmak

tulum twist sırt dekoltesi

 

Bu fotoğraflar çekilirken keyfim çok yerindeydi, uzuunca bir zaman sonunda aradığım kadar güzel bir tulumu bulmuş, üstüme geçirmiş, pek huzurlu bir köşede dalgaların sesini dinlemiştim. Ve genelde fotoğraflarla postları yaparken o anlara geri dönerim. Burada demeliyim ki nasıl geçen sezonun en trendy printleri kuş ve  flamingo idi, bu senenin gözde desenleri de palmiye ve tropikal yapraklar. Burada demeliyim ki bu yaz tulum modelleri bunlar şunlar.  Burada demeliyim ki hala lacivert tutkum bitmedi, yaz da gelse lacivert benden gitmedi. Ama bugün çok çok kızgınım, çok öfkeliyim öyle böyle değil, pek nadiren olur bana ama böyle hem de avucuma tükürüp okkalı bir tokadı şlakkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk efektiyle savurasım var,  yok hayır hiç medeni olasım yok, içime atasım yok, nasihat edesim yok; aptallığa hele bu yüzyıla yakışmaz ve başkalarına zarar veren, acı veren, gereksiz bir hüzün veren cinsden olanına tahammülüm yok. Bundan çok çoook uzun yıllar önce bir kez daha böyle olmuştum, hatta ODTÜ Kimya Mühedisliğinin gün batımına bakan ve hemen her zaman kimseciksiz duran otoparkına gidip sesim kısılana kadar bağırmıştım. Şimdi öyle bir imkanım da yok. O yüzden oğlumu okuldan alırken yüzüme konduracağım güller ve gülücüklerden önce bu satırları çatılmış kaşlarla ve şişmiş burun kanatlarıyla size yazıyorum. Sağolun varolun:)

“Yazıyorum, çünkü içimde susturamadığım bir ses var.” – Sylvia Plath devamini oku

| Karamela Sepeti

canda örgü elbise kombini

Kahve tonlardaki bu posta başlarken size bomba bir haber vermek istedim: ben Türk kahvesine başladım:) Beni uzuuuun süredir takip edenler kahveyle hiç aram olmadığını bilirler, o yüzden benim için hakikaten bu çok büyük haber! Sebebi ise ilk kez hayatımın bir döneminde uykuya yenik düşüyor olmam, ve hepsi #babyboom ‘un suçu:) Bana da iyilik yaramıyor, düne kadar oğlan uyumuyor uykusuzluktan ölüyorum diyordum, şimdi ise sorun oğlanın uyuması, daha doğrusu uyutulması kısmı. Akşam seromonimiz iki kitap bir masal ile koyun koyuna sızma şeklinde, o sızıyor amaç o zaten de bana ne oluyor, imkanı yok kendime gelemiyor, ben de rüyalara dalıyorum:) Ama artık yeter, hiç bitemeyen postlar, yetişemeyen işler, toplayamadığım bir kafa; meğer bunca şeye yetişebiliyor olmamın tek tek sebebi uykusuz bünyemmiş. E tabi hiç kahve içmeyen bu bünye bir Türk kahvesiyle 18 saat filan ayık kalabiliyor, o zaman artık her akşam yemek sonrası kahveye beklerim:)

Bu hezeyanlı kahve girişinden sonra sizi Tuzla’ya götürmeme izin verin; epey koşturma ve bolca trafik sonrası kuşların cıvıldadığı, dalgaların fışırdadığı, kayıkların su üstünde hafif hafif salındığı gizli saklı bir huzur köşesinde bulduk kendimizi: Tuzla Yat Kulübü’nde. Oldukça eklektik dekorasyonu ile her köşesi VSCOluk, ama tabii telefondan uzaklaşıp, kitabına ya da günbatımına gömülüp kafa dinlemek çok daha mantıklı. devamini oku

| Dur

house of ogan culotte pantolon

Geçenlerde bir gün yine nasıl koşturuyorum, ve nasıl yorgunum- diyorum bahar yorgunluğu, bahar oldu kafam kalkmıyor, bir anda uyku bastırıyor, ya da bir aheste hal, bir aman yaparım sonracılık beni kıskıvrak yakalıyor; söylenip duruyorum bahara, bana bunu yapma, yetiştireceklerim var, yapacaklarım edeceklerim var, kızıyorum bahara, bana bunu yapma. Oysa…

Oysa belki de durmamız gerek biraz, bahar o yüzden var belki de, bir dur diye, apartmandan hızla çıkıp arabaya koşarken dün orada olmayan bahar dallarına bir bak diye, biraz soluklan, toprak gibi, su gibi, havadaki ses gibi yavaş yavaş uyan diye. Belki bahara kızıp söylenmektense dur da dinle diye. Yaşar Kemal’in müthiş hikayelerinden biri olan Yer Demir Gök Bakır’da (ki filmini hiç sevmem:) ) şöyle diyordu: “O yanından geçerken bir çiçek başını kaldırır; azıcık dur Lokman Taşbaş, azıcık dur da kulağına söyleyeceklerim var. ” Belki bir ermiş, ya da lokman değiliz ve o çiçekle şifalar dağıtamayacağız ama azıcık duralım ya azıcık duralım belki yanından geçtiğimiz çiçek bize bir şey söyleyecektir:)  devamini oku

| “Chic” with Tommy Hilfiger

   0 effortless chic 02

Hepimizin şıklık anlayışı farklı. Hepimizin trendlere yaklaşımı başka. Hepimiz modayla hem haşır neşir olmayı ama hem de içinde kaybolmadan  “biz” olmayı seviyoruz. Kimi markalar yalnızca tek bir stile, tek bir kadın tipine hitap eder; kimi mağazalara hiç uğramayız bile çünkü hiç bize göre değildir:) Oysa bazen bize göre olması için belki de daha dikkatli baksak yetecek çünkü son zamanlarda önemli moda markalarının çoğu kadınların stiline sanki daha çok saygı duyuyor, trend kurbanı olsunlar diye eskisi kadar çabalamıyorlar. Ya da ben çok iyimserim:)

Beni instagramdan da takipteyseniz Nisan ayı boyunca her hafta Tommy Hilfiger’den seçtiğim cicilerle farklı stilleri yorumladım. 4 haftada 4 farklı “chic” için Tommy’nin altını üstüne getirdim. Benim favorilerim Effortless Chic ve Preppy Chic oldu, acaba sizin favori stiliniz hangisi merak ediyorum:) Bu postda işte hepsi bir arada karşınızda:)

devamini oku

| Prensescilik

20160426-799537210

İstanbul’un en sevdiğim, en güzel en eşsiz yerlerden biri olan Süreyya Operası’nda çekim izni alınca sevinçten havalara uçmamla, oraya ve konuya layık olmak için ne giysemin derdine düşmem bir oldu. Tek isteğim kıyafetimin bir balerin zarafetinde, asaletinde ve romantizminde puf puf görünümlü, bordoyla uyum sağlayacak pastel pastel renkli, hafif hafif ışıltılı olmasıydı; çok muydu? Ve tasarımcılarla butikler arasında serseri mayın gibi savrulurken ona rastladım! Sanki ben söylemişim de isteğim üzerine yapılmış gibiydi.

devamini oku

| Karpuz Yiyemiyorlarsa Karpuz Giysinler

feedan karpuz 03

Nisan ayları hep böyle! Nisan ayları en güzeli, ama benim hep en koşturduklarımdan biri! Nisan ayları ben güne yetişemiyorum, saatleri yettiremiyorum. Nedense!  Ya da Nisan ayları bahar kapıyı çaldı mı bir gevşeklik, bir aman canım sendecilik, bir çiçekler de ne güzel açtı hayat nasıl layloyculuk hasıl oluyor bana belki de, belki de ondan yetişemiyorum Nisan’da kendime ben:) Nisan Nisan bu itiraf da burada dursun o zaman.

Bizim evin şu an ki en büyük gündemi ise karpuz:) Geçenlerde oley havalar ısındı oğlum dedim, Ali Efe bana “yani karpuz mi yiyebilicez anne” diye sordu. Karpuz hiç bu kadar sevimli olmamıştı:) Mevsiminde yiyelim kuralımızdan olsa gerek resmen hasret yapmış. Karpuz yiyemiyorlarsa karpuz giysinler diyerek bu postu da daha fazla saçmalamadan bitireyim bence ben.

Bahar çarpması değil de ne:)  devamini oku

| Oleg Cassini ile 1 Kadın 4 Gelin

vintage oleg cassini 00

Düğün günümün üzerinden çoook yıllar geçti, o güne dair heyecan, telaş, mutluluk, hüzün ve pek çok farklı duygunun yoğunluğu yanında bir de yorgunluğu hatırlıyorum:) Ama gelinliği ilk giydiğim an tüm bu duyguların sanki “biraz duralım” dercesine geri çekildiğini ve kendimi çok çok iyi ve güzel hissettiğimi. Kendi gelinliğimi seçerken ben şimdi hiç bir geline tavsiye etmediğim şeyi yaptım: önce arkadaşlarla gittim, sonra annemle, sonra neredeyse herkesle! Oysa sonunda seçtiğim ilk başta öyle çat kapı girip giydiğimle aynı olmuştu. Çünkü fikir almak ne kadar güzel de olsa, esas kız madem gelin, karar da onun olmalı. Tabii profesyonellerin önerilerine kulaklarınızı açın, örneğin teninize yakışan rengi, proporsiyonunuza uygun olan modelleri öğrenmeye çalışın ve bunları kendi hayalinizle birleştirin ama pek tabii ki kendi kişisel zevkleri doğrultusunda gelinlik seçecek diğer “sevdiklerinize” azıcık kulak tıkayın. Gelinlik seçme sürecinin sizin en yakınlarınızca da heyecanlı bir deneyim ve hayatta bir kez olacak bir şey olduğunu anlıyorum ama bence modern gelin kafası karışmadan, aklında belli bir çizgi olan, butiğe girip kendi için en güzelini gerekirse bir başına seçecek olan gelin. Diyorum ya “esas kız” o :)

Epey zaman önce yaptığım ve çok sevilen “1 Kadın 4 Gelin” hikayesini bu defa Oleg Cassini gelinlikler ile yaptım. Düğün için gün sayan, kafası karışan, belki biraz ilham arayan gelin adayı takipçilerim umarım beğenir ve fikir alabilirler. Oldukça geniş bir seçki sunan ve gelinlik konusunda dünya çapında nam salmış, tarihinde “first lady”leri bile giydirmek olan bir markanın onlarca modelinden seçim yapmak itiraf edeyim hiç kolay olmadı. Öncelikle ben kafamda 4 kategori oluşturdum: Vintage Gelin- Saraylı Gelin- Sofistike Gelin ve Prenses Gelin. Gelinlik seçimlerimi de bu şekilde yaptım. Hadi hazırsanız ve kendinizi bu kategorilerden birinde hayal ediyorsanız başlayalım:)

devamini oku

Toplam 38 sayfa, 7. sayfa gösteriliyor.İlk...3456789101112...2030...