Kategori arşivi: #boomstyle

| Siyah Beyaz ve Korsan

monokrom bomonti kiva

Geçen hafta iki zıt duyguyu bir arada yaşadım:) Taa 1 ay öncesinden saatleri kurup beklediğim La Corsaire balesinin satışa açıdığı gün biletleri neredeyse 1 dakika içinde tükendi ve ben alamadım:/  Hem deli gibi üzüldüm, hem bale biletlerinin memlekette bu hızla tükenmesine deli gibi sevindim :) Bu ne güzel şeydi,  eskiden bazen aynı gün gider alırdım şimdi resmen peşinde koşuyordum. Süreyya’nin gişesine yaptığım çıkarmanın sayısını unuttum ama sonunda muradıma erdim. 1 Mart için bilet buldum. Buradan da haber veriyorum ki siz de elinizi çabuk tutun daha çok  gidelim, daha çok temsil olsun:)

Bale, dans ya da konserler için sadece yurtdışı seyahat programınıza eklenecek temsillere; tiyatro için sadece içinde “celebrity” olan oyunlara değil çılgın reklam ve tanıtım bütçeleri olmayan, afişleri billboardlara basılmayan, müze kartın da varsa pek uygun fiyatlı biletleri olan devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları programlarına mutlaka bakın, zira başında devlet de yazsa onların sahibi de, kurtarıcısı da, onları daha başarılı ve mutlu kılacak olan da seyircisi aslında.  Gerçi ben biliyorum genel olarak bu blogun takipçileri de bu konularda çok hassas, baen bana güzel etkinlikleri haber veren mailler bile alıyorum sizden, ama sanki yeni nesil iyiden iyiye uzak:/ Ben her yurtdışı seyahatimde bir opera, bale ya da konser ayarlıyorum ve bakıyorum da nasıl güzel, naif, dopdolu. Çok küçük olmasına rağmen Süreyya da öyle güzel öyle büyülü, Aya Irini’de varsa IDSO konseri nasıl masal gibi… Keşke İstanbul’un güzelim başka saray ya da kasrları da böyle böyle dolsa. Tabii müziğe ve performansa uygununu bulmak kolay değil ama biraz çaba olsa:)

devamini oku

| Kara Kışa İnat Boho Kızı

boho chic nasıl olunur

Yepyeni bir yılın ilk ayından en boho stili halimle merhaba:) Aslında size her zaman olduğu gibi bir yeni yıl yazısı da yazmıştım, hem de ne uzun, hem de ne umutlu, ama Merkür’den midir aydan mıdır yoksa oğlanla 4 gün bir başıma aklım uçtuğundan mıdır nedendir bilmem yazı uçmuş gitmiş:) Sadece fotoğrafları duruyor, demek ki oturup yeniden yazılacak (umarım yıl eskimeden!).

Artık siz de alıştınız, postlarımda fotoğraflarla yazı arasında pek ilişki olmuyor; görünen ayrı, yazılan apayrı. Bu postda da en çiçek kız halimle Aralık’ın son haftası yaşadığım çok tatsız bazı şeylere bari neşeli bir fon olayım dedim. Uç noktalarda “control freak” olan biri olarak bir an geldi bir konuda kontrolü tamamen yitirdim, üstüne sanki kapı duvar oldu hiç yardım alamadım, o kadar bir başına kaldım daha doğrusu kaldığımı zannettim ki, ne yapacağımı da bilemedim. Bu süreçteki tek güzel şey leziz Antep seyahatimdi! Ama tabii her zorlu süreç yanında dersler ve bazı aydınlanmalar getirir; o en” tatlı” kızların ya da beni ve ailemi kaç senelerdir tanıyanların bir alo demek yerine gıybet sofrasına bir meze tabağı da benden olsun diye nasıl bekleştiğini; gerçek dostların  gerçek delikanlılar çıktığını görmüş oldum, ne kadar “nadir”lerden biri olduğumu da hatırlamış oldum. Bir kez daha dostlarda kendime gelip yeni yıla harika girdim:)

Şimdi kara kışa inat yine çiçek çocuk, yine kafamın içindeki şarkıyı günüme soundtrack yapan halimle postuma devam ediyorum! devamini oku

| VLOG: Yılbaşı Kombin Önerileri

yılbaşı kombin önerileri

Hepimiz yılbaşı balosunda prenses olmayacaksak yılbaşı kombin önerileri videom yayında :)

Videonun duyurusunu ve kapanışını bu müthiş güzel elbise içinde yapsam da korkmayın videoda birbirinden oldukça farklı tarzda 3 “giyilebilir” kombin önerisi sizi bekliyor. Çekimde çaktırmasam da korkunç hasta olduğum ve sesim tamamen kısık olduğu için bu defa size seslenemediğimden en sevdiğim yılbaşı şarkısı olan “Let It Snow” eşliğinde mini bir klip yaptık. Umarım severek izlersiniz.  Vee yine o aynı hatırlatma, kanalıma abone olun ki yeni video eklendiğinde size haberi gelsin.

Şimdiden hepimize mutlu seneler:)

devamini oku

| Maddie!

nii by nihan peker gömlek 03

Mavi Ay dizisine ve Maddie Hayes’e bayılırdım! Maddie’nin o her daim giydiği pastel renkli kusursuz ipek gömleklere daha da bayılırdım! Siz de bendenseniz o zaman müjdeli haber de benden gelsin:)  Biricik Nihan Peker’in gömlek derdine deva olsun diye yarattığı Nii by Nihan Peker markası beni/bizi/sizi bekliyor:) Koleksiyondan seçtiğim bu bebek mavisi ipek gömlek ile örneğin kendimi çok ama çok zarif, çok Maddie hissediyorum! devamini oku

| Berlin Notları -2- Bizde Niye Yok:)

2 berlin cafe am der neuen see 05

Berlin gezi rehberine devam:)  İkinci güne erkencikten başladım. Hedefim, daha Berlin’i duyar duymaz listemin en başına kondurduğum Gemaldegalerie’yi görmek, Tiergarten’in keyfini çıkarmak, listemdeki iki mekanın tadına bakmak vee akşam otelimin yanıbaşında yer alan Konzerthaus’daki klasik müzik konserime yetişmekti. Ama hepsinden önce kahvaltı:)

Kahvaltı için kız kardeşimin tavsiye ettiği Chipps‘e uzun bir yürüyüşün sonunda ulaştım ve tavsiyeye kesinlikle değdi, menüde kahvaltı kısmında “Serious Breakfast” yazıyor size o kadar söyleyeyim. Yumurta konusunda aşmış, pancake ve yanına kondurdukları şuruplarda cosmuş. Favorim eggs florentine ve vegan sosis, ve blueberry pancake oldu. İyi ki de sağlam bir kahvaltı yapmışım çünkü müze ve sonrasındaki yürüyüş için protein şartmış:) devamini oku

| Lacivertlenmek

rukiye gökçe ve lug vo siga 02

Dönem dönem belli renklere fena halde takıyorum; mesela bu sezon lacivert! Geçen sonbahar bordo ile yaşadığım aşk bu sezon yerini laciverte bıraktı. Lacivert olan her şey dikkatimi çekiyor, sürekli beğenip alışveriş sepetime attığım şey lacivert çıkıyor, korkarım yılbaşı wishlistimi de lacivert ele geçirecek:o Mesela laciverti fiyonklu, tatlı mı tatlı bir Louboutin beğendim, o olabilir. Bir zamanlar özel günlerimin tek geçerli hediyesi bir çift designer ayakkabı idi, ne zaman ki anne oldum, daha fazla hesap kitap yapmaya başladım. Ve hayır bu yeni halimden hiç de hoşnut değilim:) Derhal eski halime dönmek istiyorum!

Konuya dönersek, bu sezon en sevdiğim renkle yaptığım kombinlerden biri son dönemlerde en sevdiğim dört tasarımcı ile birleşti. Biri artık globalde de çok bilinen, Türk modasının gururlarından Lug von Siga; diğeri benim yazın da çok sık giydiğim janjanlı su yeşili bluzun (bu sezon da şimdiden giye giye eskittiğim bu hakim yaka bluzumun) tasarımcısı olan gencecik Rukiye Gökçe, üçüncüsü instagram sayesinde keşfedip tanıdığım ve çantalarına bayıldığım Kia Ora vee sonuncusu da ne yapsa beğendiğim, hayal dünyasına bayıldığım takı tasarımcısı Besign Jewellery. Gerçekten de Türk tasarımcıları artık acayip heyecan uyandırmıyor mu? Size tavsiyem yılbaşı yaklaşıyorken başlayacak onlarca tasarım odaklı ve yardım amaçlı kermese katılıp Türk tasarımcılardan yılbaşı şerefine özel oluşturacakları fiyatlardan bir kaç parça kapmanız! devamini oku

| Helfgott

zeynep okmen sarisi 01

Bir klasik müzik ve bale aşığı olarak kaçırmanın kıyısından döndüğüm David Helfgott konserinden sonra nasıl da keyifli olduğum bir günden bu kareler! Şimdi belki giriş satırının üzerine bana o kadar klasik müziksever geçiniyorsun da nasıl olup Helfgott için yanıp tutuşabiliyorsun diyebilir, ama bence lütfen bu adamlara o kibirle yaklaşılmasın.  Helfgott konusunda klasikciler epey ayrılıyor çünkü onun deha diye nitelenemesine gıcık olanlar, Horowitz’le filan kıyaslanınca gözlerini devirenler çok.

Belki biliyorsunuzdur Geofrrey Rush’a Oscar kazandıran muhteşem film “Shine”, Helfgott’un hayat hikayesini anlatır. İstismar, sinir krizi, terapi, iyileşme derken aşkın gücü ile son bulur, evet tam bir çok satan melodram! Rachmaninoff 3′ü kusursuz çalabilen nadir piyanistlerden (ki o da tartışmalı:)), daha 10 yaşında ayakta alkışlanan bu dahi çocuk 12 yılını akıl hastanesinde geçirdikten sonra filmi sayesinde “ilgi çeker” hale gelmiş o da tamam, ama bu müzik elitislerinin ona “ikinci sınıf piyanist” demesine de, “pazarlama ürünü” diye küçümsemesine de acayip kızıyorum. Yahu başımız ağrısa dünyaya küsüyoruz, adam beynini elektroşoklarda bırakıp hala konçertolar çalıyorsa tabii ki yok satsın, tabii ki çok satsın. Varsın pazarlama ürünü olsun, keşke popüler kültürün pazarladığı şeyler hep böyle olsa, Miley Cyrus’un yalayıp duran koca dili ya da Kim Kardashian’ın cilalanmış kalçaları ya da Bruce Jenner’ın en mahrem sırları gözümüze gözümüze sokulup duracağına, kulağımıza kimi yerlerde yanlışları ile de çalınan bir Bumblebee sokulsun ne var! Ah hayali bile tatlı:) Bugün Şafak Sezer’i aktör sanan küçücük çocuklar Ezel popülaritesi sayesinde Tuncel Kurtiz gibi bir devi tanıdılar örneğin, fena mı oldu? Oturup Yol ya da Sürü filmini izleyecek değillerdi değil mi:) Bugün Tarantino sayesinde pek çok dev aktörün adı “daha fazla” bilinir oldu kötü mü?

Sinirlendim değil mi ben:) Sakinleşiyorum. Kısacası benim adıma mırıltısı ve iniltisi dahil her şeyiyle bir müzik ziyafeti oldu, sırf filmin ünü ile hasbelkader bu konsere gelmiş bir insancığın kulağına Rachmaninoff değmiş oldu, ne mutlu ona! Buradan doğruca güz yapraklarına ve ne giydime gidebiliriz o halde, hadi devam etmeden de yan sekmede aç kendine bir Rach 3 dinle, farzet yapraklar piyano eşliğinde uçuşuyor. devamini oku

Toplam 38 sayfa, 9. sayfa gösteriliyor.İlk...567891011121314...2030...