Kategori arşivi: Chanel

| Bayramlık Ayakkabılar;)

Görür görmez bayıldığım, görür görmez Özgür Masur imzası olduğunu anladığım bu ayakkabılarla açmak isterim bayramlık postunu, zaten bayram cicilerinin en özeli hep ayakkabılar değil midir:) Masur’un bu ayakkabıları Butigo.com sitesine özel hazırladığı koleksiyondan zamansız birer parça diye düşünüyorum!
Ben pek öyle “nerede o eski bayramlar” tadında biri değilimdir, çünkü bence güzel olan ya da özlenen o eski bayramlar değil, o eski, o çocuk olan “sen”sindir. Yepyeni bir elbise, kırmızı rugan pabuçlar, herkesin koca bir gülümsemeyle anneye dönüp “aa bırak yesin yesin” diye uzattığı şekerlemeler, tontonların elini öpüp, kendimi çok güzel bir kız sandığım o uzun saplı omuz çantamda biriktirdiğim harçlıklarla bayram çocukluğuma güzel. Şimdi tek istediğim şu elbiseden maksimum 1 saat içinde kurtulmak; sonrasında ya denizde, ya evde pijamalarım içinde, ya kulaklıkta çalan müzikte, ya uzaklarda kaybolmak:)
devamini oku

| Saç Filesi

Chanel
Paris Couture Haftası tüm muhteşemliği, şaaşası ve lezzetiyle geçti. Bu sene couture’da pek çok ilk de yaşandı. Koleksiyonlardan görüntüler eşliğinde iç geçireceğim posta geçmeden önce yeni sezonun ilk trend raporunu verelim:) Saç filesi! 
Özellikle couture defilelerde Chanel, Jean Paul Gaultier, Dior ve  Giambatista Valli fileleri kullandı, kimi şaçda kimi yüzde maske olarak. Maske olarak bizi günlük hayatta zorlayacağını düşünürsek, yün örgüden naylon ipliğe, sadeden kristallerle süslüsüne saç fileleri bu kış bizim için geliyor. Bu posttan sonra ben hemen arayışa başlıyorum bilginize! En çok siyahını sevdiğim düşünülürse ah şimdi sarışın olmak vardı der, sizi fotoğraflarla başbaşa bırakırım:)

devamini oku

| PARIS COUTURE HAFTASI | CHANEL – Dost Başa Düşman Ayağa-

Sabah sabah bi doz CHANEL alayım şenleneyim dedimki, o da nesi, çimdikleyin beni!?

Tamam tamam kumaşlar enfes, işçilik anlatılmaz yaşanır, o payetler ışığı 50yle çarpıp yansıtır, o işlemeler için nice gözler kör olmuştur, peki ama o ayakkabıların korkunçluğu, o etek boyunun en sevmediğim yerde olması, o kıyafetlerin modellere 1 beden büyük gelmesi nedendir?! Kaiserim o çok sevdiğin diet kolayı fazla mı kaçırdın ne oldun? Gözlerimi ayakkabılardan(ki bu kadar anlamsızını en son Louis Vuitton’un tüylü sabolarında görmüştüm) alıp detaylara geçiyorum… Geçmeden önce o pabuçları alıp atıyorum, etek boyuna da makası vuruyorum!(zaten garanti podyum dışında öyle olacak bu kostümler:))

Koleksiyon ortaçağdan ilham almış, renkler mücevher parlaklığında, aksesuarlar dolu dolu. Ortaçağ köylüsünden derebeyliklerine, oradan da kraliyete uzanan bir sosyal kast şeklinde evrimleşiyor koleksiyon, tüvitler kadifelere, kadifeler payetli, kürklü ve kristalli satenlere dönüşüyor… En üstteki fena elbise de sanırım koleksiyonun ay aman sarayın soytarısı! İster köy, ister kasaba, ister saray, aynı kalansa hep o pabuçlar:)

Son dönemlerde sıkça kullandığı bolero cut üstler, yüksek beller ve japone kollar göze çarpıyor. Neyse yine ne varsa sarayda var, bir iki parça Coco’yu kurtarıyor.

| KOLEKSİYON | St. Tropez’de CHANEL Cruise 2011 Koleksiyonu

Tanrı Kaiser’i ve huysuzluğunu korusun! Ona bunları yaptıran her neyse hepsini!! Saint Tropez 2 gündür kısa film, oyunlar, partiler ve cruise 2011 koleksiyonunun gösterildiği defile dolusu CHANEL keyfi sürdü. Puppp!

Koleksiyona geçmeden önce Karl Lagerfeld’in Pazartesi günü gösterimini yaptığı REMEMBER NOW isimli 17 dakikalık kısa filminden biraz bahsedeyim; filmde de cruise koleksiyonunda etkisi görülen Fransız nostaljisi görülüyor; Colette, Francois Hardy, Alain Delon ve sonrasında Mick ve Bianca Jagger’a da göz kırpıyor.

00

Koleksiyona geçersek, St. Tropez’de marinada gün batımına doğru başlayan şovda modeller ayakkabıları ellerinde bir tekneden çıkarak podyuma dönüşen iskelede yalınayak yürüdüler. Koleksiyonun kimliği Fransız, çok Fransız ama yine de yer yer o sınırdan taşıyor . Yumuşak, şık, rahat, bazen erkeksi, sert, unutulmaz VE TANRI KADINI YARATTI filmiyle Brigitte Bardot’nun nü güzelliği kıyafetlerin üzerinde.

01

Uçuşan şifonlara kondurulmuş pastel çiçeklerden, gelecek sezon buna hazır olmamızı bir kez daha haber veren pötükareler, kuyruklu ceketler ve kısacık şortlar, hardal ve sarıyla gün batımını selamlayan 70lerin hippi stiline lüks dokunuşlar, renkli çizgilerden uzun ince silüetlerde trikolar, geniş şapkalar, kemerler ve beyazlarla Küba ‘da geçen Bond filmlerini anımsatan maskülen ama dökümlü takımlar, ağlar ve transparanlarla çok geniş bir yelpazede gidip gelen, vintage görünümün ağırlıkta olduğu koleksiyonda benim en beğenmediğim kısım CHANEL zincir kemerlerin süslediği kısa paçalı ve yüksek belli boru paça pantolonlar oldu.

02

CHANEL’in siyah ve beyazına pembe her tonuyla, hardal ve kiremit de en kararlı tonlarıyla eşlik ediyordu. Bir kaç da neon.

Payet kostümler elbiselerin panellerinde ya da ceketlerde görülse de pullar bordürlere, çiçek işlemelere ve tüvit aralarına serpiştirilmiş olarak da kullanılmıştı.

05

03

06

04

07

08

09

10

11

Kısacası ben koleksiyonu özellikle tek tek parçaları pek beğendim, bir Cruise koleksiyonu olarak 70 civarı parçaya sahip zengin ve özgür bir koleksiyon olması da hayranlık uyandırıcı. Fransız Rivierası’nda jet sete ve ünlülere sunulan koleksiyon kadar güzel ve alımlı olan da tabii ki ön sıraydı! Tatilin tadını çıkaran biricik şıkım Diane Kruger ve sevgilisi Joshua Jackson sadece giyimde değil oyunlarda ne kadar başarılı olduklarını gösterdiler. Chanel’in elçisi olan Vanessa Paradis paparazzi ilgisi defilenin önüne geçmesin diye olacak sade bir kostümle hep geri plandaydı.

89

[Görseller:wwd,zimbio]

| FLASHION’ NEWS | KARL LAGERFELD -The White Bear-

For English, please click

Kaiser için “Impossible is nothing! Koleksiyonları kadar o koleksiyonların sunulacağı podyum ve hatta soundtrackin bile sabırsızlıkla beklendiği CHANEL yine beklenmedik olanı yaptı! Karl Lagerfeld küresel ısınmaya da dikkat çekmek amaçlı olarak sonbahar/kış koleksiyonunu sunmak üzere İsveç’ten getirttiği 265 ton(!!) buz kütlesini yine İsveç’in meşhur Ice Hotel’inden 35 kişilik ekibin ellerinden çıkmış buzdağları olarak Grand Palais’nin, podyumun orta yerine kondurdu, salon -4 dereceye soğutuldu. Kıyafetlerin her köşesinde hatta bazılarının yeti gibi tamamında kürk ama “sahte kürk” kullanıldı. Karl Lagerfeld “Fake is not chic — but fake fur is.” diyerek de beni benden aldı( ama FENDI’deki gerçek kürkleri unutmayalım!) Koleksiyonun tamamını buradan görebilirsiniz ya da koleksiyonla ilgili gelecek olan STYLEBOOM postunu bekleyebilirsiniz:)

Moda aşkı bu olsa gerek, sevdiğin işi aşkla, tutkuyla, mükemmellikle yapmak bu olsa gerek…

[Kaynak:wwd]