Kategori arşivi: Gamze Saraçoğlu

| Denklem

gamze saracoglu, park bravo, ozlem kaya for park bravo, modagram, kahve, palto modelleri, kışlık elbise modelleri

Denklemlerle aram iyidir, hem de çook iyidir ama bu ara iklim-giyim denklemini çözmekte epey zorlanıyorum! Dün çizme giyip, bacaklarımın sıcakta pişerek yaklaşık bir 10ar cm inceldiğinden eminim! Önceki gün ise stilettolarım ve incecik montumla Nişantaşı kaldırımlarında yağmur altında sekiyordum! Bu post ise dışarıdaki güneşe aldanmayıp buz gibi soğukta beni sıcacık tutacak bir kostümle çıkarak denklemi tutturduğum tek günden geliyor:) Hepiniz alışkın olduğu üzere geleneksel sızlanmamı yapıyorum: ilkokuldaki dört mevsim panosu tutarlığını geri istiyoruum:) Söz denklemden açılmışken benim elbisem ve annemin paltosu, iki ayrı kadından, iki ayrı zamandan iki ayrı parça ama bence aralarındaki uyum harika oldu! Kumaşın cinsi, birinin içindeki altın şeritlerin diğerinin içindeki belli belirsiz altın ışıltıyla bir araya gelişi, renk geçişi pek yakıştı (diye düşünüyorum:p).

That complicated time of the year: is it spring yet? or still winter buzz! Each and everyday I step out with an outfit which doesn’t match the weather! Yesterday I was melted in my knee high boots, the day before I was chilling with a silk shirt and stilettos. This post however is from the one and only day I achieved the outfit-climate equation: a sunny but quite cold day it was.  devamini oku

| Coffee

2IMG_3498

Herkese iyi haftalar:) Postun adını kahve koydum oysa hayatımda kendisine hiç yer yok! Beni uzun süredir takip edenler bilir ki çay, kahve, kola içmem; benim için o keyif #sütsaati ‘dir:) Sanıyorum kendime bir kahve koyayım diye düşündüğüm tek an (belki karaktere hayranlıkla kitlendiğimden olacak) Pulp Fiction izlerken, olay yerine 9 dakika 37 saniyede gelen ve “Ben Winston Wolf, problem çözerim” diye kendini tanıtan Winston “The Wolf” Wolfe’nin “temizliğe” başlamadan kahve istediği an olmuştur:) O sahnede o “cool”luğu ikiye katlayan şey evet kahveydi:) Ama bende aynı serin görünümü yaratmadı:p

Kahve sevmem belki ama kahve tonlarına bayılırım, özellikle de kendisinin mavi ile mükemmel uyumuna:) Gamze Saraçoğlu‘nun en iyi koleksiyonlarından biri olan 2013 kış koleksiyonundan bu altın göz kırpmalı bluz şu an gardrobumun en sıcak ve en leziz kahvesi. devamini oku

| Gün Batımı

Kuşadası’ndan herkese merhaba! Buraya ayak basmayalı çook uzun zaman olmuştu, esasen biricik çakır dedemi kaybettikten sonra bir daha hiç gelmedim, neden gelecektim ki, benim için ada O demekti, O’nun bizi yazlığa götürmesi, bahçede çöp şiş yapması, hamak kurması, birlikte gezmemiz, gizlice rakısından yudumlamamız demekti. Ama bu sene anneannemin yanına kısacık da olsa gelmek istedim, aslında özlediğimi ve dönersem yine bir şeyler bulabileceğimi sezdim.
Bu post ilk günün akşamından, uzun bir yürüyüş ve kız kıza yemek öncesi:) Elbisem GAMZE SARAÇOĞLU Sample Sale ganimetlerinden biri, bence ciciler tükenmeden siz de uğrayın! Fotoğrafı kuzen Bertuğ çekti, kendisinin isim annesi olurum:)
devamini oku

| IFW | Gamze Saraçoğlu Defilesi Nasıl Hazırlandı, Neler Yaşandı

Bu yıl katılmak için fırsat bulabildiğim defilelerin A’dan Z’ye her anını size yaşatmak üzere videocuklar hazırladım sevgili Styleboomerlar: Bana verdikleri inanılmaz destek için ve moda hengamesinde yaşamlarını sürdürebildikleri için TELEVİDYON ekibine kocaman kocamaaan teşekkürler:) Hadi videoya tıklayıp IFW ilk güne Gamze Saraçoğlu ile açılış defilesine geri dönelim:)

devamini oku

| EDİTÖRYAL SÖYLEŞİ | Gamze Saraçoğlu ile "Robinson & the Maiden"

Fotoğraflar: Onur Yüksel
Modeller: Selen Çağşırlı & Ender İnal
Makyaj:
Uğur Kıral
GAMZE SARAÇOĞLU… Zerafetin ve güzelliğin bir arada yaşadığı tasarımlar arayan pek çok kadının hayali. Duygularını bir bir içinden dışına taşarcasına yaşamayı seven kadınların. Biz bugün o kadını kıyıya vurmuş, kaybolduğunu sanmış, tutsak olmuş, kızmış, reddetmiş ama sonunda sevmiş, aşkı bulmuş bir kadın olarak hayal ettik. Ve bir yandan GAMZE SARAÇOĞLU’na sorduk…

Boom: Gamze, öncelikle Styleboom’a konuk olduğun için çook teşekkür ederim. Sen biriciksin ♥ o yüzden IFW’ye bu kadar yaklaşmışken çok zamanını almadan hemen başlıyorum:)

İlk defileni sunduğun koleksiyonda kumaş, renk, doku, baştan ayağa görünümün tamamı ile GAMZE SARAÇOĞLU zarif, naif, yumuşak ama bir yandan da hareketli, içinden bir şeyler taşan bir kadındı sanki. Tam bir “Gamze” idi. Zaman içinde koleksiyonlarında bu çizgiyi korusan da bazen daha karanlık bazen daha vamp oldu. Burada fotoğraflarını gördüğümüz koleksiyonla ise yine işte bu Gamze Saraçoğlu denecek muhteşem bir işle karşımızdaydın. Bu süreci bize biraz anlatır mısın, değişmek, denemek, sonra yine kendi kadınını eskimeden bulabilmek?

Gamze Saraçoğlu: Öncelikle bunları senden duymak çok güzel. Yeni defile öncesi büyük motivasyon oluyor benim için.

İlk defilemin benim için çok önemli ve farklı bir yeri var. Ben 2004 yılında işimi ilk kurduğumda, moda tasrımcısı olarak bilinen sadece 7 kisi vardı. Bu kişiler zaten bana bu mesleği seçmemde ilham olmuşlardır .2004 yılından beri çok ciddi bir disiplin içinde bu günlere ulaşabilmek için çok çalıştım ve çok emek verdim. Büyüme döneminde sıkça ilk defileni ne zaman yapacaksın soruları karşısında her zaman kendimi yetişmiş hissettiğim zaman diye cevap veriyordum. IFW ise bu iş için en doğru ortam ve zamandı. Seçici kurul tarafından genç tasarımcı olarak sadece bana solo defile yapma imkanı verdiler. Bu zaten benim için büyük bir gururdu. Altıncı senemde ilk defilemi yapacaktım ve çok iyi bir iş çıkarmam gerektiğine inanıyordum. Bu dönem aslında hayatımdaki en zor dönemlerden biriydi. Annemi kaybedeli 6 ay gibi kısa bir süre olmuştu ve benim ilk defilem olacaktı. Duygularımı ve yaşadıklarımı anlatmak için bundan daha uygun bir zaman olamazdı. Ben de tüm yaşadıklarımı, hislerimi o koleksiyona taşıdım. O defileyi anneme bir veda olarak hazırladım. Bu sebeple her detayının arkasında çok büyük duygular ve düşünceler var. IFW’de o dönem en beğenilen koleksiyonlardan biri oldu. Benim için çok büyük bir mutluluktu.

Boom: “Gamze Saraçoğlu kadını” diye bir tanımın var mı peki?

Gamze S.: Benim daima hitap ettiğim kadın “Akış” defilemdeki kadın. O kadın dönem dönem farklı kimliklere bürünse de hep aynı kadın…Sadece her kadın gibi hisleri ve duyguları değişiyor. Bazen karşımıza seksi, bazen kırılgan çıkıyor. Ben bu kadını seviyorum, bu kadının duygularını seviyorum. Bu kadın benim hizmet etmek istediğim kadın. Her koleksiyonda farklı bir yönünü keşfediyoruz sadece. GAMZE SARAÇOĞLU kadınının en önemli özelliği doğal, hayatı ve yaşamı seven biri olması; yaşadığı her şeyi sonuna kadar duygularıyla yaşayan biri.

Boom: Her bir parçası, renkleri, kumaşları, dokusu ve akışkanlığıyla IFW’nin en muhteşem koleksiyonlarından biri olacağına inandığım son koleksiyonun nasıl hayat buldu?

Gamze S.: Bu son koleksiyonumda aynı kadının romantik fakat güçlü yönünü göreceğiz.

Biz atölye olarak ipek ve şifona form verme konusunda gelişme gösteren bir atölyeyiz. Bizim imzamız uçuşan kumaşları farklı formlar ile hayata geçirmemiz. O sebeple yine sıkça ipek kullanımı goreceğiz. Uçuşan kumaşlar olacak.

Bir farklı özelliği ise bu koleksiyonda geliştirdiğimiz bir teknik detay var. Şu an atölyede 20 kişi bu detayı saatlerce uğraşarak hazırlıyor. Yani emek olarak çok kişinin emeğinin geçtiği ve saatlerce ince işçilik gerektirdiği bir koleksiyon oluyor. Fakat bu işçiliği defilede çok dingin göreceksiniz. Her bir elbise üzerinde günlerce çalışıldı ama bakıldığında çok huzurlu bir görüntü olacak.

Boom: Ama bu anlattıkların çok heyecan verici, merakla bekliyoruz. Peki ilhamlarını nereden alıyorsun? Bir ilham perin var mı yoksa bunlar artık demode mi:)?

Gamze S.: Aslında defileler ve kendi markam söz konusu olduğunda hayattan ve insanladan ilham alıyorum. Bu alan benim kendi alanım, kendimi dinliyorum ve tamamen buna odaklanarak yaşıyorum. Ve her şeyi bulduğum bir fikir üzerine inşa ediyorum. İnşa ettiğim oluşumun da mutlaka pozitif bir mesaj içermesine çok dikkat ediyorum.

Kasvetli, hüzünlü, depresif formlar ve fikirler benim kişiliğime ve hayata bakışıma uymuyor. Bu sebeple temalarım ve koleksiyonlarımda hep bir mutluluk ve pozitif mesaj olmasına dikkat ediyorum.

Ama bir de danışmalık yaptığım 10′a yakın firma var. Buradaki durum çok farklı, burada ekmek yiyen çok kişi var, bu sebeple ilham gelmesini beklemek olmuyor, kendimi bir disipline soktum. Danışmanlık koleksiyon çizim zamanı gelince o ilham zaten hazırda beni bekliyor olur. İşimi şansa bırakmıyorum. O ilhamı zorla da olsa hayatıma, aklıma sokuyorum.

Boom: Tasarım anında rutinlerin var mı? Nasıl yoğunlaşır, içinde birikenleri nasıl bütünleştirirsin?

Gamze S.: Aslında tasarım yaparken tamamen yaptığım işe konsantre oluyorum. Dikkatim dağılınca devamı gelmiyor koleksiyonun. Bu sebeple önemli koleksiyonları hazırlarken genelde yurtdışına çıkıyorum. Defile zamanı ise hayata tamamen koleskiyonun konsepti doğrultusunda odaklanıyorum; dinledigim müzikten okuduğum kitaba kadar her şey ile o konsepti yaşamaya dikkat ediyorum.

Boom: Bu atom karınca halini neye boçlusun? Türkiye’nin en önemli, en büyük markalarının vazgeçilmezisin, sektörde pek çok kuruma danışmanlık hizmeti veriyor, bir de okula yetişiyorsun. Bize de el atar mısın senin gibi olalım:)?

Gamze S.: Herkes aynı şeyi soruyor ama inanır mısın zaman olarak hiç de sıkıntı yaşamıyorum. İnsanın 3 tane ajandası olunca böyle oluyor. Ben bu işi severek yapıyorum. Zamanımı ve programımı bu hayat ve iş düzenine göre planlıyorum.

Her hafta bu firmaları ziyaret edip haftalık program yapıyorum. Şu ana kadar da hiç problem yasamadım danışmalık firmalarımla. Üstelik büyük işler olsa bile uzun zamandır devam eden projeler bunlar. Mesela Boyner ile 5. senemiz bitiyor. Limango ile uzun süreli bir sözleşmemiz var. Önemli olan bu kadar iş yaparken, karşı tarafı da mutlu edebilmek. Biz sanırım bu dengeleri iyi oturtuyoruz ki danışmalık hizmetlerimiz uzun sürelerdir devam ediyor.

Boom: Türkiye’de özellikle senin gibi genç markaların ihtiyacı ne? Yurtdışı ile kıyaslayınca burada her şeyi sanki bir başına tasarımcı yapmak zorunda gibi?

Gamze S.: Kesinlikle öyle. Biz muhasebeden pazarlamaya her işi kendimiz yapıyoruz. Tabii bu endişeler ve koşturmalar da yaratıcılığı engelliyor. Ben bu konuda cok şanslıyım ,benim her konuda bana destek olan iş partnerlerim ve çok iyi ve kalabalık bir ekibim var. Örneğin asistanım Dilek sağ kolum, 5 senedir benim yanımda, her türlü zor günde hep yanımdaydı. En büyük sanşlarımdan biri o. Sabah ilk onunla telefonda konuşuyorum, sesimden o günün nasıl geçeceğini dahi biliyor ve ona göre programımı revize diyor. Çok şanslıyım. Öte yandan her türlü büyük problemimde Boyner ekibi ve Limango ekibi daima hem profesyonel hem de birer dost olarak yanımdalar.

Boom: Harika:)! Türkiye’de sektörle ilgili, modanın hem iş hem eğitim ayaklarıyla ilgili neler düşünüyorsun? Çünkü hem bir işletmeyi yürütüyorsun, hem eğitimcisin hem de tasarımcı?

Gamze S.: Aslında tüm işler bir yana, Mimar Sinan’da ders vermek çok farklı benim için. 4.seneme giriyorum. Benim en çok gurur duyduğum kimliğim bu. O kadar yetenekli öğrencilerim var ki, hepsi benim için çok kıymetli. Hatta şu an 3 öğrencim benim tasarım ekibimde benimle çalışıyor. Hepsine çok inanıyorum ve güveniyorum.

Böyle bir gençlik gelirken ümitsiz olmak doğru olmaz. Ben Türkiye’de sektöre ve çok iyi yerlere gelinebileceğine inanıyorum. Zaten son 5 senede olauşan tasarım ilgisi de sektörün bu alana yatırım yapması ile güçlendi. Zor dönemler olacak önümüzde ama benim sonuna kadar inancım var.

Boom: Pek çok moda tasarımcımızın içinde eğitiminle ayrılan bir yerdesin, dünyanın en iyi moda okullarından birinden, rekabetin tavan yaptığı bir şehirden, New York Parsons’dan. Aynı zamanda bir eğitimci de olduğun için soruyorum, bir sihirli değneğin olsa ve onu kullanmak için bir tek hakkın olsa, Türkiye’deki moda eğitiminde neyi toptan değiştirirdin?

Gamze S.: Öncelikle Parsons mezunu olduğum için çok gururluyum. Benim 2. üniversitem ve hayatta yaptığım en doğru şey bu mesleği seçmek ve bu konuda eğitimi Parsons’da almak oldu. Hayatımdaki disiplini bana Parsons kattı. Çok disiplinli ve zorlu bir okul, seni ister istemez o çarkın içine alıyor. Mücadele etmezsen zaten mezun olamıyorsun. İşte burada var olabilme arzusu seni tasarımcı yapıyor.

Yetenek olarak Türkiye’de cok daha yetenekli genç olmasına rağmen disiplin olarak eksiğimiz maalesef çok. Bir de imkan olarak eksikler çok. Bir sihirli değneğim olsa tüm okullara tasarım, dokuma, bilgisayar atölyeleri açmak isterdim. Bir de büyük bir moda teskstil kütüphanesi olsa muhteşem olurdu…

Sevgili Gamze çook ama çok teşekkür ediyorum, bir an önce Eylül gelsin ve yeni tasarımlarını görelim, heyecanına yine ortak olalım:)

Teşekkürler: Solar Beach-Kilyos

ve “the nicest boy around” Ufuk Onur Tapan
ve “blondiem” Oylum