Kategori arşivi: Güzellik

| Boom Makyaj Yapıyoor!

Biricik Sıla’mızın düğününe hazırlanırken yazdığım postu okuyanlarınız hep birlikte pek eğlendiğimizi hatırlıyordur:)) O yazıdan sonra makyajla ilgili bir çok soru geldi bana, ben de toplu bir cevap niteliğinde size bir şeyler yazdım.

Öncelikle ben makyaj yapmayı seven birisiyim ama özellikle gündüz makyajında öyle çok farklılaşmam ya da hep yaptığım tarzın dışına çok çıkmam, gece makyajını daha özenli yaparım ve fena becermem hani, elim yatkın:)

Burada hepsi birbirinden pahalı markalar, MAC’ler, Bobbie’ler havalarda uçuşacak sanılmasın, bazı katı kurallarım hariç elime gelen makyaj ürününü almayı severim. Bu arada öyle dergilerdeki gibi pudraları, rujları hunharca sayfalara buladım, şıklık olsun diye farları kazıdım toz toz ettim sanmayın, bitmiş bunların çoğu bitmiş :)) Elde avuçta olanla boyanmaya başlıyorum bakalım!

Öncelikle yüzümü aylık cilt bakımımı da yapan uzmanımın verdiği BIOLINE temizleyici ile gayet güzel temizler yıkarım, ve fakat tutum nedir bilmeyen Boom yüzünden kredi kartı hesap kesim tarihinden önce bitme gafletinde bulunmuş BIOLINE tonik yerine buradaki gibi L’OREAL tonikle cildi canlandırırım, NEUTROGENA toniği de böyle sıkıştığım zamanlarda memnuniyetle kullanıyorum.

Biraz bekledikten sonra da güneşin beni kızartıp lekelemesini engelleyebilecek koruma faktörüne sahip yüz ve göz kremlerimi sürerim. Gündüz kremi ve göz kremi olarak 40 SPF CLINIQUE kremler kullanıyorum, bu kremin içindeki bejimsi ışıltı fondotene bile ihtiyaç bırakmıyor, yüzünüz böyle Rabia Sultan gibi nurlanıveriyor, ışıl ışıl oluyor yahu:)

Normalde fondöten pek kullanmam, yeni jenerasyon fondötenler oldukça yumuşak ve cildi hapsetmeyen türden olsa da her tür kiri, börtüyü vantuz gibi çeken cilde bir de bu maskenin yükünü yüklemek zoruma gidiyor! Ben tercih etmesem de illa her gün fondöten kullanması gerekenleriniz bence fondötenler kadar kapatıcı olan şu toz pudralardan tercih etmeli!

Yine de bugün sizin için sürüyorum, burada çok fiyatlı olduğu için Strawberry’de listelendiği sürece ben SHISEIDO Dual Balancing Foundation kullanıyorum, benim rengim O00 Very Light Ochre, bu fondöteni tek geçiyorum! Benim paket halen yolda, o olmadığı zamanlarda karışım bir fondöten kullanıyorum, aynı hafiflikte olmuyor ama aynı rengi veriyor: LOREAL TRUE MATCH Rose Ivory+MAX FACTOR AGE RENEW Warm Almond(evet anne fondotenin bende şu an ehhehe:))

Göz altı ve bazı pürüzleri kapatmak için bence dünyanın ennnn iyi concealerı YSL Touche Eclat, kendi ayrı yumuşak ama etkin, telaffuzu ayrı hoş, sırf “tuşekla” demek için bile alınır o derece:) Onun alternatifi ise yine sıkıştığım günlerin ekonomik kurtarıcısı olan L’OREAL Touche Magique kapatıcı.

Varsa püzülere minik birer concealer dokunuşu yapıp fondötenimi sürüyorum, sonrasında göz altlarıma küçük noktalar halinde concealer dokunuşlar yapıp, yüzük parmağımla yediriyorum.

Fondöten sürülmüşse pudra kaçınılmaz, artık piyasada bile olup olmadığını bilmediğim CLARINS aydınlatıcı pudra burada devreye giriyor, fondotene ayar çektiği gibi cilde naif, hoş bir pırıltı veriyor. PASTEL‘in “dikkat dikkat numarasını bilmiyorum ama kokoş kutulu yarı sedefli bembeyaz farı” makyajda olmazsa olmazlarımdan, göz altlarımdan kaş yayıma doğru bu fardan hafifçe sürüyorum. Ve ta taaa… Gözlerde finansal küreselleşmenin ekonomik büyümeye etkisinden, kurum şeffaflığının dünya piyasalarına entegrasyonuna katkısından eser kalmıyor:))

Eğer bir ara heyheylenmiş etrafta peynir gibi dolanmaktan sıkılmış ama bronzlaşması için 3 değil 5 değil 12 ay ancak gereken, solaryuma girmekten korkan, otobronzan kullanınca havucu fazla kaçırmış davşan gibi turunculaşan bir yapıya sahipseniz o zaman size LANCOME‘un bronzlaştırı pudralarından 304 numarayı öneriyorum. Fırçaya buluyor şöyle hafifçe bir pofluyor ve yüzünüze dairesel olarak uyguluyorsunuz:)

Cilt bakım ürünleri, kapatıcı, rimel, eyeliner haricinde marka kaygım çok yok, özellikle far konusunda hiç ama hiç markacı değilim, hoşuma giden renkleri gördükçe alırım, bazı farları 7 kat sürsen kar etmez rengi çıkmaz, bazısı topak topak olur gözünün üstünde bi göz daha varmış gibi seni bi şaşı bi şaşkın gösterir, bazısı hemen uçar gider, bazısı öyle ağırdır ki göz kapakların düşer, işte onları deneye yanıla bulurum:) Hayatta sürmediğim ve bana da hiç yakışmadığını düşündüğüm far rengi eflatun ve mordur…turuncu, fuşya, sarı gibi çok parlak tonları tercih etmem ama laciverte bir kala maviler, derin orman yeşilleri, füme ve gri, şeftali tonları en sık kullandığım renkler. Far sürmeye başlamadan önce göz altlarım ve elmacık kemiklerime mutlaka PUDRA serperim fırçayla, çünkü özellikle beyaz tende far tozları dökülünce kötü görünüyor, oysa pudranın üstüne dökülünce pudrayı alırken onlar da yüzünüzde iz bırakmadan uçup gidiyor.

Farımı da sürdükten sonra benim için temellerden biri olan eyelinera geçerim. Kalıcı ve uzun süre dayanmasını istediğim bir makyaj yapıyorsam kesik uçlu fırça yardımıyla kendim çektiğim INGLOT kavanoz eye linerı kullanıyorum, bu ay GUERLAIN yerine bunu aldım ve maaledef ben memnun kalmadım, donup çatladı bile çoktan. Daha hızlı ve pratik bir çözüm gerekiyorsa ART DECO ya da BOURJOIS artliner denen ve gazlı kalem gibi kolayca kullanabilen eyelinerları kullanıyorum. Hepsi de siyah, fakat antrasit yani çok koyu füme ve lacivert eyelinerlar da hoşuma gidiyor.

Sıra rimelde.. LANCOME Flextencils ve YSL Volume Effect arasında gidip geliyorum, ikisini de çok seviyorum. Kirpiklerim kısa, açık kahve ama sık, benim rimelimin kirpiklerimi uzun göstermesine ihtiyacım var. Bu anlamda ekonomik seçenek olarak L’OREALTelescopic maskarasını da beğeniyorum. Benim için göz kaleminde kömür siyah ile LANCOME bir numara, akmaz bozulmaz.

Allıkta gördüğünüz 2 renk arasında takılırım, farıma uygun olacak şekilde ya patlak canlı pembe YSL ya da şeftali somon tonlarındaki INGLOT allığı kullanıyorum, toprak tonlu allıkları nadir kullanırım.

Mat rujlar tahtını pırıltılı lip glosslardan geri aldığından beri parlatıcı pek kullanmaz oldum. Rujda da tıpkı allıktaki gibi bu 2 renkten makyajıma uygun olanını seçerim: LANCOME 22 numarayı SEBASTIAN dudak kalemi ile kullanıyorum, parlatacaksam üzerine MAYBELLINE Caffe Latte(müthiş renk, berbat tat:)) sürüyorum; eğer INGLOT numarayı kullanmışsam YSL 6 numaralı dudak kalemini kullanıyorum, parlatacaksam üzerine MAYBELLINE 804 Framboise sürüyorum. Rujumu her zaman ruj fırçasıyla sürerim.

Hepsinden önemlisi makyajımı bi güzel temizlerim:))

| Bu Post Bütün Bir Gün Sürecektir:)

Bunu bilerek başlayın hanımlar:)) Bugün bizim için büyük, heyecanlı bir gün çünkü akşam FASHION BY SIU‘cuğumuz evleniyor:)) Ben bugün tamamen evde hazırlanıp bir düğün,davet günü nasıl şekilde şekle girdiğimi sizinle paylaşacağım, ah bana kendimi bir gün için bile olsa kendiyle ilgili saçma sapan şeyler yazıp yine de okunan bir “bağyan köşe yazarı” gibi hissettirirseniz müteşekkir olurum:)))
08:30 Uyandım:) Benim için çok geç bir saat, dün de gece 12 civarı yatmıştım. Beyaz tenden muzdariplerden biri olarak özel günler öncesi ne az uyumam lazım(çünkü göz altlarım çöküyor), ne çok uyumam lazım(çünkü göz kapaklarım şişiyor:)) Saat bu saat!


09:00
Kahvaltı en önemlisi ayy ayy” diye bir klişe var ya, evet o doğru. Gece uzun olacaksa ve o gece ağır makyaj yapılacaksa cildiniz parlak kalsın diye(zibilyonlarca lira yatırılan kremler vs haricinde:)) tüm gün bol bol su ve maksimum 3 küçük fincan yeşil çay öneriyorum, ben içine toz tarçın ya da tarçın çubuğu atarım ve çok tavsiye ederim. Bir de yine cilt için kahvaltıda muttttttlaka HIYAR! Yeneninden:) Yukarıdaki resimde ekmek yok diye hayranlık duyulmasın lütfen, koymayı unutmuşum:) Ben ekmek pek severim, hem de şööle her çeşidinden.

10:00 Bugün kendimi sadece süslenerek yoracağım” desem de heyhaaat kocan varsa hayat o kadar da kokoş geçmiyor, geçemiyor sevgili Styleboomerlar. Devam etmeden önce, gece her tür yeme içme hizmetinin kanepeye sunuluşundan ve sabah eve ekmek getirmek üzere işe gitmenin verdiği hoyratlıkla evi darmaduman eden kocadan kalan acı/tatlı anıları toplama zamanı:) Size sadece yukarıdaki resimle bir gömlek seçimi sonucunu gösteriyor, gerisini hayal gücünüze bırakıyorum. Şööle bi evi toplayayım dönüyorum!

11:00-12:00 Eğer siz zamanında derslerinize günü gününe çalışıp, dersi derste öğrendiyseniz, bunu geçiniz, zira ben ve suç ortaklarım son dakikacılıkta rekora koştuk! Boom ve maskeli 6′lar ortaklığında sarraf soygununu hem gider hem dönerken Laz taksici abilere düşerek Karadenizin hoyrat dalgaları eşliğinde gerçekleştirdim! Şimdi missssssss olma zamanı! Şu an beynime kazınan türküler sebebiyle çok üzün sürecek bir duş olmayacaktır…

12:00 Planlarda değişiklik, Hillside’a spora gidiyorum daha vaktim var nasılsa! 1 saat pilates. Yukarıda eşofman Adidas, spor ayakkabılar Nike, çanta Jordi Labanda.

13:30 Normalde düğün günleri bir heyecanlı olduğumdan öğle yemeği yemem hatta o sebepten gelinle damat “evet” dedikten sonra nasıl mutlu olurum anlatamam, gönül rahatlığıyla düğün yemeğine dalacağım için! Düğün yemeği ve düğün müziği önemli hanımlar beyler. Aç ayı oynamaz e düğünde de oynamayacaksak:)) Ama sabahki kahvaltıma gelen tepkiler üzerine bugün yiyorum bakın, fesleğenli domatesli makarna ve misssss gibi zeytinyağlı fasulye.

14:00 İddia ediyorum tüm Türkiye’de bi Hülya Avşar’da bir de bende selülit yok! Nasılsa iddia etmesi bedava:) Duş sonrası nemli cilde ilaç gibi gelen en iyi şey ya bebe yağı ya da BEPANTHOL losyon, benim vazgeçilmezim. DR MURAD Body Firming kremi üst bacaklara ve kollara sürüyorum bazen. DIOR PLASTICITY hiç bi tanemizde olmayan selülitler için bir mucize değil, kalıcı çözüm ya da abra kadabra da değil ama çok derin değilse durumunuz anlık olarak epey etkili.

14:15 Mani pedimi dün Etiler Hillside MOS’ta Anadolu’nun herhangi bir şehrinde yeni bir çift el ve ayak alabilinecek fiyata yaptırmıştım, ama helal ediyorum çünkü benim gibi tırnak dipleri kanamaya ve aşırı kızarmaya müsait ve sürekli uğraştığınız elleriniz varsa oradakilerin eli pek hafif, manikürü ayrıca dertli müşteri olmama rağmen çok çok düzgün, pedikür benim için daha mühim çünkü yüksek topuklar ayaklar için çooook büyük tasa:/ Ama hep dediğim gibi aşk acıtır:) O yüzden bugün ben sadece şöle bi check yapıyor ve yeniden diplerini yağlıyorum o kadar. Normalde MAVALA tırnak sertleştirici ve KALYON mani öncesinde kullandıklarım. Şimdi Zuzucum olsa bana ne güzel şeyler yapardı kimbilir!

14:35 Şöyle pencere pervazında gün ışığında son bir kaş kontrolü yapmadan olur mu? Olmaz! Burada en önemli husus pencerenin aldığı ışık, aynanın büyüten kısmının netliği ve innnnnnnnncecik uçlu bir cımbız tabii ki! Akabinde saçlara başlıyoruz, formspringden soranlara da söylediğim gibi ben iri dalgalarım için gayet old school bir yöntem kullanıyorum: sünger bigudi:)) Biraz kırıyor saçı kalın telliyse ama ne kırmıyorki! GLISS bakım kremi sprey şeklinde, kokusunu pek sevmiyorum ama hakikaten yumuşak ve parlak yapıyor, zaten faydalı şeyler hep kötü kokar(bkz. kereviz:p) TAFT köpüğü ilk kez çok az olmak üzere kullanacağım. Sünger bigudinin saçınızda kaldığı süreye göre sonucunda bir koyun olarak çıkmak, şahane dalgalara kavuşmak ya da evden çıkana kadar bile dayanamamış sönmüş saçlara sahip olmak var. Saç telinize ve saçınızın tipine göre değişiyor, deneme yapmanız lazım:)

BİR ÖNERİ! Bu arada hazır saçlara geçmişken size benim düğünümde kızkardeşimi bit kadar saçla Truvalı Helen’e dönüştüren bir mucizeden bahsetmek isterim:) JESSICA SIMPSON kardeşimizin postiş ve peruk markası var bir adet, belki biliyorsunuzdur. İşte oradan yukarıdaki saç örgüsü biçimli Updo’yu aldık E-bayden. Müthiş pratik kuaföre bile gerek yok ve çok kaliteli, 45 dolar civarıydı o zaman, buradaki uydurmasyon postişlere verilen paraya yazık! Bakın yukarıda “öncesi” ve “sonrası” resimlerini koydum:)

15:30 Bigudileri sardık. Cilt bakımına başlama zamanı! Cildim T bölgesi oldukça yağlı, karma bir cilt, beyaz ve kızarmaya müsait. Cilt bakımında benim yıllardır gittiğim ve çok güvendiğim güzellik uzmanım SEVİLAY ACIBUCU ne söylerse, istisnasız onu kullanıyorum. Ve 30+ ama henüz hiç kırışığım yok:) Sivilce ve siyah nokta nayır! Bana 3 basamak cilt bakımı için BIOLINE markasından ürünler verdi temizleme-tonikleme-gece kremi ve maske için, haricinde gündüz kremi olarak 40 koruma faktörlü CLINIQUE yüz ve göz kremi kullanıyorum. Toniğim bittiği için şimdilik L’OREAL tonik. Peeling için pirinç tozu katkılı DERMALOGICA.

16:00 Sıra sütümüzü de içiiip asıl can alıcı hazırlıklara başlamaya geldi! Light sütün yanındaki çikolataları görüp de siz bana kebap üstüne sakarinle çay içen Safiye Soyman tavrı yapmadan ben söyleyeyim, normal süt çok yoğun geldiği için light süt içiyorum ama yeniden normale alışmaya çalışıyorum:)) SEK benim için sütte bir numara! Hatun kişi gelecek yılları düşünerek sütünü ve yoğurdunu ihmal etmemeli.

16:30 Gelini daha iyi görebilmek için lensler ve half Malatian half Italian kocacımı her gören teyzenin “aman ne güzel kaşlı gözlü çocuk bulmuşun(!)” eziklemesine cevaben de takma kirpikler! Watsons’dan.

17:00 İster düğüne gidilsin, ister davete, ister markete Boom’un olmazsa olmazları: YSL Touche Eclat kapatıcı, YSL rimel ama Lancome Flextencils de tavsiye ederim, göz çevresi için pastel beyaz pırıltılı far, Clarins aydınlatıcı pudra, siyah eyeliner(bu defa ARTDECO kesfettim cok memnunum)


17:45
Makyaj bitti! Saçları açıyorum. Aksesuar ve ayakkabıları hazırlıyorummm!

18:00 Ahh burada laf yetiştirmekten resmen geç kaldım! Saçlarım bitti TAFT sprey sağolsun, koyu mavisini feci tavsiye ediyorum. Daha aykkabıma karar veremedim, 3ü de uyuyor ama 3üde çok farklılaştırıyor elbiseyi! Sarı DSQUARED, dore ELLE, yeşil NINE WEST. Bu arada dokunsan moraran yapım sebebiyle bacaklara SALLY HANSEN Airbrush Legs.

18:15 Türk kadının vazgeçilmez aksesuarı küçük çengelli iğnedir! Onsuz olmaz! Dekolteye ayar vermek için icat edildiği sanılan bu mini şey büyük ayarlar yemeyi önleyici etkisiyle en az 1 doz alınmalıdır. Diğer aksesuarlar AIDA PEKIN küpeler ve saç iğnesi, hasır bilezik, eminönü yüzük, ve tabi alyanslarım olacak.

18:50 Ben kaçar hanımlar, bugünü benimle geçirdiğiniz için teşekkür ederim:)) Elbisenin tamamı sürpriz yarına ama GÜNSELİ TÜRKAY’dan.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine……….

| KOLTUKTA: ÇANTAMIN İÇİNDEKİLER | Zuzu’dan Yaz Oje Renkleri, Trendleri

STYLEBOOM’un bu ayki ilk konuğu sizi güzelleştirecek bir isim!

Benim gibi French ve kırmızı oje arasında yaşayıp giden birine bile renkleri sevdiren, tırnaklarında muhteşem desenlerle harikalar yaratan, yetenek kumkuması, oje duayeni, ÇANTAMIN İÇİNDEKİLER blogunun sahibesi Zuzu ojede yaz trendlerini ve renklerini, ve hatta marka önerilerini sizin için yazdı:)) Onu okyanusaşırı okyanusaşırı kocaman öpüyorumm!

Merhaba StyleBoomerlar,

Sevgili StyleBoom’un bu ayki konuklarından biri benim. Biraz heyecanlıyım. Hem ilk defa konuk yazar oluyorum hemde Styleboom’da :)

Bu yazıda sizlerle 2010 yaz rengarenk oje koleksiyonlarini incelemek istiyorum…

İlk başta kraliçe.. Her yerde olduğu gibi CHANEL, oje renklerinde de bir öncü. En basit örnekleriyle çok gerilere gitmeden kış sezonunda tırnaklarımızdaki kum rengi! CHANEL’in Particuliere’i çıkartmasıyla bu ton hayatımıza girdi, geçen yaz ise Jade her yerdeydi, ki bu sene de hala esmekte:) Yani CHANEL bizim renkli dünyamızda çok önemli bir yere sahip.

Ama ne yazik ki çok üzülerek söylüyorum, bu sezon CHANEL bize çok değişik renkler sunamadı. LES POP-UP Summer 2010 koleksiyonunda 3 renk bulunmakta . Üçü de bildiğimiz renkler. Uçuk pembe (ki en değişik olanı, içinde belli belirsiz minicik pırıltılar mevcut), turkuaz rengi ve koyu bir pembe tonu….

Ve 2. yaz koleksiyonu CHANEL NOIR ET OR Summer 2010. Bu koleksiyon da gene 3 ayrı renk içermekte. Mat siyah, sarımsı sedefli bir renk veiçinde sarı,bronz ve altın rengi parıltıların yoğunlukta olduğu başka bir renk, bunlar beraber kullanmaya uygun…

Ben bu koleksiyonu, yaz icin cok karamsar renkler olduğu için edinmeyi düşünmüyordum, fakat onları görünce fikrim tamamen değişti:) Black Velvet ve Illusion D’or çok güzel ve daha önemlisi değişik iki renk. Black Velvet için kesinlikle mat bir renk diyemem ne mat ne parlak tam ortada, plastik siyah rengi… Hep bunu örnek veriyorum, hani marketlerde siyah naylon posetler var ya simsiyah iste onlarin rengi :) Diğer rengi ise henuz tek başına kullanmadiım, kullanmam da sanırım. İncecik bir altın sarısı, içinde irili ufaklı mavi, mor,.. parıltılar ve altın sarısı,bronz simlerden oluşan muhtesem bir renk:) Ben bu rengi Black Velvet ile denedim ve vuruldum. 3. Renk Gold Lame ise hiç denemedim bile çünkü hem tenime çok yakın bir renk hem de herhangi bir yenilik goremedim:)

Bu koleksiyondaki sedefli sarı ve sedefli kahve tonlarındaki renkler OPI, Nars, Mac, Sephora by OPI,.. gibi markaların da koleksiyonlarında yer almakta. Hazır olun yaz olmasa da sonbaharda bir çok markanın koleksiyonunda karşınızda olabilirler**.

OPI ise bize bu sene iki koleksiyon hazirladi. Biri şu anda satışta olan Shrek After Forever Collection.

İçinde 6 değişik renk bulunmakta. 4 renk çok yumuşak sarı, yeşil, lila ve mavi. Diğer ikisi ise koyu mavi ve mor. Oje isimlerinin Shrek’le olan bağlantilari ve bir o kadar da renklerin güzelliği ile çok başarılı bir koleksiyon olmuş.

Summer Flutter Kolesiyonu ise henüz satışta değil. 4 adet renkten oluşmakta. Mavi, pembe, pembe alt tonlu kırmızı ve turuncu. Turuncu hariç diğer renklerin içinde minik simler bulunmakta. Chanel Mistral gibi ama mavi renkte digerlerine gore birazcik daha sim orani fazla. Ben heyecanla renkleri bekliyorum…

China Glaze ise neon bir koleksiyonla merhaba diyor yaza. Poolside Collection… Bence çok da iyi yapıyor. Renkler inanılmaz canlı.

Ve son olarak Essie

Yaz için onlar da iki farklı koleksiyon hazırlamışlar. Resort ve Summer…

İlk önce sadece Resort koleksiyon vardı ama sonra bir anda fikir değistirip bir de Summer koleksiyonunu çıkartmaya karar verdiler.

Şu anda satışta olan Resort Collection. 4 farklı renk; çok açık kum rengi, koyu turkuaz, mor tabanlı pembe ve koyu bir mavi. Yeni çıkan koleksiyonlarda en cok merak ettiğim onlardı ve beni yanıltmadilar. Renkler gerçekten değişik.

Essie Summer 2010 koleksiyonu ise Haziran 2010 da bizlerle olacak.Çoğu pembenin tonu olan 6 ayrı renk içermekte.

Bu seneki koleksiyonların çoğunda floral ve pastel tonlardan etkilenilmiş olsa da hepsi farklı renklerden oluşmakta. O nedenle bu sene kesinlikle şu renk cok popüler olacak demek çok zor.

Ama benim kişisel düşüncem özellikle pembenin her tonu, turkuaz ve rengarenk pasteller bu yaz her yerde karşımıza çıkacak gibiler:)

Sevgiler,

Zuzu :)

**Minik ipucu China Glaze Fall 2010 basin bulteni geldi ve bu renklere cok benzer renkler var

[Görseller: ÇANTAMIN İÇİNDEKİLER ]

| MAKE ME BEAUTIFUL | Barbie Gibi Gür Saçlar:)

For English, click here...

Styleboomerlardan en sık aldığım önerilerden biri de kullandığım ürünlerle ilgili fikirlerimi/yorumlarımı paylaşmamdı. Ben de bu önerilere saç bakımı ile ilgili bir ürün seti ile başlamaya karar verdim, çünkü kendim çok memnun kaldım:) Aşağıda gördüğünüz Barbie’lerinki gibi saçlar istiyorsanız size de tavsiye ederim!

Oldukça gür ve sağlıklı saçlara sahip birisi olarak bazen kendimi şımartmak için kuaförümde yaptırdığım bakım kürleri haricinde saçlarımın bakımı ile öyle çok da ilgilenmezdim, mevsimsel olanlar hariç saç dökülmesi ne bilmezdim. Ama ne zamanki evlenip İstanbul’a yerleştim, benim o gür ve gururlu saçlarım avuç avuç dökülmeye başladı, başlarda bu durumun canım okulumu ODTÜ’yü, arkadaşlarımı, annemi özlediğimden olduğunu düşünüp boğaza karşı “bülbülü altın kafese koymuşlar “sendromu yaşamama bağlasam da, zaman geçtikçe dökülme durmadığından bu durumu İstanbul’un havasına, suyuna verip ürün araştırmalarına başladım!

Yukarıda gördüğünüz şampuan ve tonik olmak üzere iki üründen oluşan SCHWARZKOPF ActivF Dr. HOTING ANTI HAARAUSFALL SYSTEMPFLEGE uzunca isimli seti hem ben, hem annem kullandık, şimdilik 5 hafta oldu ve ikimize de etkilerini anlatayım. Ben yurtdışından getirtmiştim ama geçenlerde gördüm ürünü büyük marketlerin ya da Watsons’ın raflarında bulabilirsiniz.

Ben boyasız ve normalden yağlıya gür saçlara sahibim, bu şampuan ve yanındaki tonik(toniği üzerinde yazdığı sıklıkta kullanmama rağmen) benim saç dökülmemi kesinlikle durdurdu, artık tararken bile bir kaç tel ancak düşüyor, hata eve gelen yardımcım artık temizlik yaparken arkamdan atıp tutmuyor:) Saçlarımda eskiye göre negatif bir etkisi de olmadı, matlaşmadı ya da sertleşmedi. Yani benim gibi bir durum yaşıyorsanız 100% tavsiye ediyorum.

Anneme gelince, o boyalı ve kuru saçlara sahip, saçları eskiden beri zayıf ve az, son dönemlerde dökülmesi ciddi boyutta arttı. Ve inanılmaz bir şekilde bu ikili ona da çok çok iyi geldi, şampuanın yanında toniği de özenle kullandı, saç dökülmesi durduğu gibi yenileri mi çıkıyor nedir, daha hacimli görünüyor, üstelik saçlarının eskiye göre daha yumuşak olduğunu söylüyor, fakat saçları matlaştı, bu şampuanın boyanın parlaklığını bozduğunu düşünüyorum. Yani daha yumuşak ama mat saçlara sahip şu an, yine de annemin asıl derdine yani dökülmeye çözüm oldu.

| MAKE ME BEAUTIFUL | DIOR Spring 2010 Makyaj Paleti

İlkbahar/Yaz sezonunun romantik dantel modası DIOR makyaj serisinde de kendini göstermiş! Feminen ve sevimli 1920lerden esinlenen koleksiyonda pembe dokunuşlar ön planda. Hem ürünlerin ambalajlarında hem de far ve pudraların üzerindeki dantel desenler çok hoş. Zarif gümüş ambalaj içinde pembe, eflatun ve mor gölgeler, grilerle bir arada. Koleksiyonun en özellerinden biri inci grisi ojeler. Modelin dudağındaki tona ise ben bayıldım!

[Kaynak:wwd]

| MAKE ME BEAUTIFUL | CHANEL Ultra Correction Serisi

CHANEL yeni, devrimsel ve TWITS yani ” Teenage Women in Their Thirties” grubu için bir anti-kırışık kozmetik serisi sundu. Harvard Tıp Fakültesi’nden Kozmetik mühendisi Buckminster Fuller tarafından yaratılan serinin adı Ultra Correction lift. “Tensegrity” kavramını cilt bakımı endüstrisine tanıtan bu formülün bellli proteinleri canlandırarak cilt hücreleri arasındaki gerilimi arttırdığını kannıtlamışlar. Bu proteini yapay olarak elde etmek için de yüzyıllardır Çinlilerin doğal tedavide kullandığı manila ağacı kullanılmış. Ben de CHANEL’in yalancısıyım:) Kaynak: Chanel Resmi Sitesi

| Kendiniz Icin Bir Gun!!

Bu haftasonu blogumla fazlaca ilgilenemeyip son hiz size haberleri yetistirmeye calisiyorum hanimlar. Bloga bakamama sebebim ise haftasonunu kendime, bedenime ve ruhuma ayirmamdi. Bana hediye olan bir spa-masaj gunu icin HILLSIDE CITY CLUB Istinye Park’taki SANDA SPAdaydim(http://www.sandaspa.com/).

Bizim gibi buyuk sehirde yasayan, bilgisayar basinda oturan, kosusturanlarin mutlaka arada sirada hatta imkanlari varsa duzenli sekilde ugramasi gerekir diye dusunuyorum. Cok guzel karsilandim, agirlandim ve cok guzel bir gun gecirdim.
Gorsellikten baslayalim: ambiyans ve mimari mukemmeldi. Daha kapidan girerken muzik, inanilmaz guzel kokular, hafif hafif gelen su sesiyle huzura adim atiyorsunuz. Konfor ve rahatlik on planda. Masajinizi harem-binbir gece tarzi koselerde beklerken ilgili kisiniz size ozel bir icecek getiriyor, buhar, sauna veya hamam sonrasi ister partneriznizle ciftli ister tekli aromatik bir masaja aliniyorsunuz.
Ustelik ozel gunleriniz icin de hizmetinizde: dogumgunu, kina gecesi vs gibi. Ornegin biz oaradayken boyle ozel bir kutlama vardi dansoz esliginde fakat onlarin gurultusu siz kafayi uzatip bakmadikca size gelmiyor.
Ayrica dedigim gibi bu “guzel gun” hediye seklinde de satin alinabiliyor ve bence mukemmel bir hediye. Kocacimin kizkardesi ona dugunumuzden bir gun oncesi icin boyle hediye masaj almisti SANDA SPAdan ve kocacim da hala anlata anlata bitiremiyor:)

Deneyin hanimlaaar, ama en yeni ve en modern haliyle ozellikle Istinye Park’taki Sanda Spa’yi deneyin!!
Toplam 8 sayfa, 8. sayfa gösteriliyor.12345678