Kategori arşivi: İnceleme

| Bir İkona Veda: Franca Sozzani

Franca-Sozzani (1)
Dün moda endüstrisi bir idol kadını, bir ikonunu, 28 yıldır hiç eskimeyen, hep diyeceklerinin arkasında duran, bir moda dergisini hem de niş değil kitle dergisini yalnızca tüketim için bir lokomotif olma kimliğinden çıkarıp seni durmaya, düşünmeye, sorgulamaya iten bir deha kadını kaybetti. Franca Sozzani, şüphesiz ki hiç unutulmayacak ve çokça özleneceksin.
Aşağıda okuyacağınız yazıyı 2011 Temmuz’unda yazmışım, üzerine daha br dolu müthiş işler başardı bu ikili. Yazı eski olduğundan görseller açısından da affınıza sığınacağım. İşte 28 yıllık genel yayın yönetmenliği macerasından küçük bir kısım…
10 Temmuz 2011
Anarchic:: Franza Sozzani ve Steven Meisel İkilisi
Franca Sozzani, 1988’den bu yana modanın incili denen bir derginin, modanın otobüs dahi beklerken yaşandığı bir ülkedeki edisyonunun patroniçesi: VOGUE Italia’nın. Kreatif vizyonuyla hep farklı bir yerde konumlandırılan, tamamen İtalyanca olmasına rağmen yok satan tek VOGUE’un.

devamini oku

| Melania Trump’a Giydiren Giydirene

melania-trump-getty

The Sophie Theallet brand stands against all discrimination and prejudice. As one who celebrates and strives for diversity, individual freedom, and respect for all lifestyles, I will not participate in dressing or associate myself in any way with the next First Lady. The rhetoric of racism, sexism, and xenophobia unleashed by her husband’s presidential campaign are incompatible with the shared values we live by.

Ünlü tasarımcı Sophie Teallet geçen ay tam da bu kelimelerle müstakbel First Lady Melanie Trump’ı hiç bir şekilde giydirmeyeceklerine dair bir basın bildirisi yapmıştı.  Doğrusu bu oldukça cesur açıklama, büyük ihtimalle yeni first lady’nin hemen her giydiğinin sold out olacağı düşünülürse Teallet’in politik duruşunun ve felsefesinin satış ya da kardan daha önde geldiğini gösteriyordu. ABD’de henüz fikir ve fikri beyan özgürlüğü varken yapılan bu oldukça dürüst ve cesur açıklamadan bir kaç hafta sonra bu defa da Tom Ford yeni first lady’nin Tom Ford kadını imajına zaten uygun olmadığını belirterek kendisini giydirmeyi düşünmediğini söyledi.  devamini oku

| New York Moda Haftası’nın Ardından

delpozo kevin tachman

New York’un dondurucu soğuğunda gerçekleşen 300e yakın defile, prezentasyon ve etkinlik sonunda NY Moda haftası sona ermişti. Bu postda NY moda haftasında en çok konuşulanları ve bence özellikle  öne çıkanları kaleme aldım.

Bana Rakamlarla Gel:

CFDA raporuna göre NYFW sayesinde 180binin üzerinde kişiye istihdam sağlanmış ki bunun 16bini üretim kısmındaki çalışanlardan oluşuyormuş, bu da yan sanayi ve hammaddecileri de ekleyebilsek olağanüstü bir rakam. Moda haftasının (şehre giriş yapan 232bin kişi sağolsun:)) direk ekonomik etkisi 450 milyon dolara yakınmış, Bu haliyle NY maratonunu da geride birakiyor

Bence en iyi koleksiyonlar

  • yine düşsel kostümleri ve müthiş terziliği ile DelPozo,
  • gotik ve glam harmanından elbiseleriyle, dantellerin, fırfırların ve patchwork derilerle tiftik kürklerin iç içe geçtiği nefis looklarıyla  Rodarte,

devamini oku

| Dior’suz Raf Simons’un Tek İsteği 3 Saat

raf0

Bu defa bir “tasarımcı” kendini, psikolojisini, varlığını yok etmeme dehasını gösterebildi. Evet Raf Simons’dan bahsediyorum; Jil Sander’deki işleri ile tasarımlarına ve kadınına taptığım, Dior’un kreatif direktörü olduğunda işte bu deyip Galliano’nun acısını dahi unuttuğum bir isimdi Simons. Onun en çok yalın ama zengin; naif ama güçlü; parlak ama yumuşak halini severim ben; ne demek istediğimi en iyi anlatan bence Jil Sander’deki veda koleksiyonudur.  8 haftada hazırlaması gereken bir couture koleksiyonu ile Dior’un başına geçtiğinde de kendi adıma zevkten dört köşe olsam da onun adına bu büyük evlerdeki agresif ajandaya nasıl uyum sağlayabileceğini düşünmedim değil. Çünkü bence bu duruma ancak Karl Lagerfeld gibi hem suretini hem psikolojisini kendi çizip çerçeveleyen kurgusal bir kişilik dayanabilir.

Daha önce şurada “Cruise” özelinde yazdığım yazıda senede 6 sezona çıkan koleksiyon sayısının ekonomik anlamdaki faydaları yanında tasarımcıları nasıl zorladığından, rehabilitasyondan psikolojik çöküşe ne kadar zor durumlara düştüklerinden bahsetmiştim. Bunun başlıca örneklerinden biri şimdi hakkında bile konuşmadığımız ama olağanüstü yetenekli ve benim gözümde yine “dahi” olan Christophe Decarnin’dir. devamini oku

| New York Moda Haftası Mı? Hiç Cool Değilsin!

A model walks the runway in designs by Donna Karan at her fashion show during Mercedes-Benz Fashion Week in New York.

Uzun yıllar Styleboom’da moda üzerine kendi dilimden, hafif iğneli, bol bilgili pek çok inceleme yazısı yazıyordum. Bu yazıların çoğu dergi ve gazetelerde de yayınlandı. Blogların dili ve blog takipçisi evrildikçe, benim takipçilerim de daha çok talep ettikçe bu postlar yerini daha çok “benim”le ilgili postlara bıraktı; ne giydim, nasıl giydim, nereye gittim, ne önerirdim. Aslında stile dair postlar modaya dair postlardan daha fazla olmaya başladı. Geçen hafta bir Boomerın bana master tezinde bir inceleme yazımı kaynak olarak kullandığını ama linkini bulamadığını söyleyen maili gelince bu yazılarıma geri döndüm; okurken öyle eğlendim, keyif aldım ve özlediğimi anladım ki sanıyorum modayla ilgili bu postlar dizisine yeniden dönmeliyim dedim. Ve işe yeni bir konu ile buradayım, ara ara eski olanları da tazeleyip yeniden koyacağım, inanın bunu aslında sırf kendime yazdım o yüzden okursanız ne güzel, ekleyecekleriniz olursa ne mutlu :)

Senenin başında hemen herkesi şok eden bir haberle Mercedes-Benz’in 7 yıldır ana sponsoru olduğu ve büyük destekler sunduğu New York Moda Haftası’ndan çekildiğini duymuştuk. New York moda arenasında deprem etkisi artçılarla devam etti; artık moda haftası Lincoln Center’da da olmayacaktı (bizim gibi deneme yanılma ile senede  bir yer değiştirmediklerinden tabii bünyesi alışkın değildi NY’un “lokasyon” belirsizliğine), erkek moda haftası da geliyordu üstelik (Milan’dan neleri eksikti?), ne çok şey değişiyordu. Peki ama neden ve nasıl en büyük sponsorlarını, bir otomotiv devini kaybetmişlerdi? Ekonomi sayfalarındaki  “otomobillerin pazarlama anlayışı değişti” şeklindeki zarif açıklamalar, bu bir boşanma değil evliliğin yeniden evrimi tonundaki (nedir yani bir nevi seviyorum ama başkalarıyla da görüşelim durumu mu:)) yanında BoF’un oldukça sarsıcı iddiasına göre sebep New York Moda Haftası’nın artık yeterince “cool” olmadığı idi. devamini oku

| “#Selfie”lesek de mi Instagramlasak?

2IMG_2241

Selfie: kişinin kendi kendini çoğunlukla akıllı telefon ya da webcam kullanarak çektiği ve sosyal ağlarda paylaştığı fotoğrafı

Narsizm diyelim, gösteriş diyelim, işte gelip geçici bir trend daha diyelim, ister sanatın bir biçimi olarak görelim, ister küçümseyelim ama #selfie artık dünyanın en hatırı sayılır sözlüğüne, Oxford Dictionary‘ye bile “kelime” olarak girdi, 2013′de yılın kelimesi seçildi. Girmese ne olacaktı? Nasılsa bizim sosyal lugatımıza gireli çok oldu:) “Belgeçer” gibi dahiyane sözcükler türeten biricik TDKmız nasıl çevirip de bizim sözlüğe sokacak onu düşünemiyorum bile. Ünlüler yapıyor, arkadaşlarımız yapıyor, takip ettiğimiz bloggerlar (özellikle The Man Repeller bu konuda çok kafa yoruyor:)) yapıyor, ve bu olaya en gıcık olanlarımız bile hadi itiraf edelim -#selfie ile alay etme ayağına- arada bir yapıyor! O etiketi koydun mu sen de psikolog ve sosyologların filtresine takıldın demektir arkadaş:)

Bu postda  tarihin ilk selfiesinden, en uçuk olanına, bu etiketin ilk kullanıldığı fotoğrafa dek selfie’ye balıklama dalıyorum. Üstelik size mükemmel #selfie ‘ye giden ipuçlarını derledim:) Fotoğrafçılar, stylistler, makyörler, Victoria’s Secret melekleri hepsi de yardımcı oldu, kısacası bu yadsınamaz rehberden sonra size düşen sadece #etiketlenmek!

Tips for shooting a perfect selfie with a little bit history, sociology and humour next to it:) devamini oku

| Modada Başlıca Stiller: Boho Chic

2DSC_0240

Ben Boomerları çok seviyorum! Neden? Çünkü minicik bir yorumları bile bazen bana ilham olabiliyor:) İşte bugün bu postla başlayacağım “Modada Başlıca Stiller” gibi Hayat Bilgisi kitabından fırlamışcası bir başlıkla özetleyebileceğim yeni post dizisinin ilhamı böyle bir yorumdan geldi. Hepimiz farklıyız, farklı vücut tipleri, farklı renkler, daha önemlisi farklı ruhlar! Yine de bazen o içinden geçen kadını bir türlü içinden geçtiği gibi giydiremediğimiz zamanlar olur. Bu dizi biraz da bunun için:) Temel parçaları alıp ona kendi “kafamıza” göre yorumlar katabilmek, bir ana çerçevede kendimizce detaylarla farklılaşabilmek güzel bir başlangıç olur diye düşünüyorum.

Malumunuz moda sürekli değişiyor, yeni trendler, yeni görünümler geliyor, bir yandan da yeni yorumlarla kendini tekrar edip eskiye dönüyor. Ve moda çoğu zaman kimi temel stiller ekseninde evriliyor. Bohem, preppy, grunge, gotik, maskülen vs vs. Bu ilk postda benim de en sevdiklerim ve sık sık uyguladıklarımdan biri olan, üstelik gayet ekonomik parçalarla uygulanabilen “boho stili” ile girelim konuya ve bu dizinin devamı gelebilsin diye #babyboom ‘a uslu bir oğlan ol demeyi unutmayalım:p Boho stili nedir, kime göredir, anahtar parçaları nelerdir? Başlayalım. Sizden de bohoya dair tavsiyelerinizi alalım! devamini oku

Toplam 6 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123456