Kategori arşivi: İnceleme

| Modanın Mutfağına Girdik

Video: Televidyon
Bugünkü post, daha doğrusu video, modanın mutfağını merak edenlere, sevenlere geliyor:) IFW bitti, evet bir defileyi izlememiz maksimum 15 dakika sürdü, ama arka planda bir koleksiyonun hazırlanışı nasıl gerçekleşiyor, neler oluyor görmek üzere Tuba Benian’a konuk olduk. İşte kafadaki bir düşünce balonundan podyuma çıkan tasarımların hikayesi… İyi seyirler:)

| Haute Couture Efsanesi ve Paris Couture İlkbahar 2012

Basil Soda
Paris Couture İlkbahar 2012 haftasından enfes ve detaylara inmiş fotoğraflar eşliğinde “Couture” ne ola ki, herşeye couture denir mi, nesi farklı, nesi heyecanlı okuyacağımız bir yolculuk yapsak mı? Sonra siz de yazsanız sonuna, bir couture hayaliniz var mı? Bir defilesini izlemek, bir kıyafetini giymek, boncukların işlendiği yüzbinlerce dakikanın birinde elinde bir boncuk iğnesiyle orda olmak?
Tam olarak aynı anlama gelmese de artık çoğunlukla kısaca “couture” denen Haute Couture [telaffuzu için tıklayabilirsiniz ] Fransızca “yüksek dikişçilik” gbi motamot bir çeviriye denk geliyor. Kısa bir özet olarak kişiye özel, yüksek kalite kumaş ve malzemenin kullanıldığı, çok ehil terzi ve iğneişi/nakış/boncuk/kalıp ustalarının bizzat elde hazırladığı kostümler demek.
devamini oku

| Çantanız Dedikodunuzu Yapıyor Olmasın:)

İkonik Celine

Biz kadınları anlamak için ne icad çıkaracaklarını bilemiyorlar, meğer bizim aslıda sadece vitrinde görüp “hiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii çok güzeeel, benim olacaksın” hezeyanı ile, evet sırf da “ihtiyaçtan tamam mıı” aldığımız çantalarımız ruhumuzun aynası, karakterimizin tıpkısıymış! Bunu ilk okuduğumda ne yani benim ruhum çantalarım gibi kalıplı ve dar, arkadaşımın ruhu ise bohça gibi lambur lumbur mu hıh diye terslensem de bir dur dedim, bir okuyalım anlayalım:)

Rachel Zoe, özellikle iş yaşamında taşıdığı çantaya bakarak bir kadının karakterinin tanımlanabileceğini söylemiş; amman fazla kafa yormayın, derinine inmeyin, neme lazım doğum izni filan ister, erkeklere denk maaş talep eder, onun yerine hemen çantasından anlam çıkaralım, ayıralım:o
devamini oku

| Cruise (Resort) ve Prefall: Robinson’dan Bu Yana Çok Şey Değişti

Mayıs 2011 XOXOTheMag dergisindeki yazımdan…
Cruise defilesi yapıyorsan yat limanından ya da kumsaldan iyisi
olur mu:) Kaiser bilir!

1 yetmez 2 tane… 2 de yetmez 3 tane… 3 de yetmez 4 tane…Ver ver ver ver, ver Allahım ver!

Yedi Kocalı Hürmüz’ün bu içli çağrısı, 2000lerde “moda haftaları” için söylenir oldu. Sonbahar/Kış ve İlkbahar/Yaz koleksiyonları için yapılan dev moda haftaları yetmedi, önce sadece jet sosyeteye, şık ama minik davetlerle gösterilen bir ara sezon koleksiyonu çıktı, bunlara “Cruise” ya da “Resort” dendi, zira sosyete ve mavi kan kışın çoook üşüyordu, kıyamam, buralarda duramıyordu, sıcak Akdeniz’e doğru “en iyi yatlar Türkiye’de yapılıyor be abi!” geyikli yatlarıyla açılıyorlardı. İyi ama ne giyeceklerdi? Yok artık çoktan dergilere düşmüş ana sezon koleksiyonlarını değil herhalde:) Maldivlerde eşe dosta Robinson Crusoe sefaletinde yakalanmak vardı! Nisan-Mayıs aylarında huzurlarımıza, Ekim-Kasım gibi de raflara sunulan bu Cruise koleksiyonlar da yetmedi. Kıştan ilkbahara geçerken de “yeni” bir şeyler giymek gerekti. Tamamen “ihtiyaç”tan Prefall koleksiyonları doğdu! Hem bunlar hep küresel ısınmanın, iklimsel sapıtmanın suçuydu. Daha çok koleksiyon, daha fazla rehabilitasyonda moda tasarımcısı, daha aç modeller, daha mutlu büyük alıcılar, daha mesut müşteriler! Ver Allahım ver.
devamini oku

| Yves ve Pierre: Moda Geçer Aşk Kalır


Yves kağıt bebekleriyle

Nostaljik kareler eşliğinde bir dehadan ve onu en karanlık hallerinde bile seven birinden konuşalım mı? Bazen siyah beyazken hayat daha mı güzelmiş acaba diye düşünüyorum, çünkü eski fotoğraflar sanki bana hep öyle fısıldıyor. Yves hakkında konuşurken onun siyah-beyaz kareleri bize eşlik etsin istedim.

Son yıllarda moda endüstrisi kırk yılda bir dünyaya gelebilecek pek çok “dahi çocuğu” çok pis harcadı. Bizden McQueen’i, Galliano’dan hayatını aldı, Decarnin’i bir akıl hastanesine kapadı. Zaten yaratım sürecinin sancıları, bize bu güzellikleri bahşedebilmek için hepimizden farklı çalışan kafaları, farklı gören gözleri için bu dünya fazlasıyla anlaşılmaz, fazlasıyla acımasızken bir de o bünyeye yılda bilmemkaç sezon sığdırma, hep bir öncekinden daha iyi olma, var olabilmek için anlaşmalara sadık kalma, gereken finansmanı sürüdürülebilir kılmak için yatırımcılara ve büyük firmalara köle olma gibi nice “düzen böyle” yaptırımı dayatıldı da dayatıldı.

devamini oku

| Sayılarla Stil

Tam Roma yolculuğum öncesindeydi, artık Türkiye’de de yayınlanacak olan People Style Watch dergisinin ilk sayısı için benden “Sayılarla İpuçları” hazırlamama olanak sağlayan bir teklif gelmişti. Sonrasında ben işlere düştüm, bunu tamamen unutum, yayınlanıp yayınlanmadığından bile haberim yok o derece:) O zaman burada bari paylaşayım dedim. İşte her ne kadar genellemelerden hiç hoşlanmasam da en genel şekilde SAYILARLA Styleboom ipuçları:)

devamini oku

| VAN MİNÜT: Moda Haftası Savaşları

Evet hanımlar beyler biz faniler daha yeni yeni bastıran soğuk havalarda “ne giysek”in, Sonbahar/Kış’ta “ne moda”nın, “çorap sezonu açıldı mı sence yeaaa”nın derdine düşmüşken; moda endüstrisinin ölümsüz Tanrıları taaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa gelecek Eylül’de gösterilecek İlkbahar/Yaz 2013′ün derdiyle çalkalanıyorlar.

Çalkalanmak hafif kaldı, savaş baltaları çıktı diyelim. Tehditler, nanikler, iğneleyici imalarla dolu güya arabuluculuk eden açık mektuplar, benim moda haftam senin moda haftanı döverler sanırım olayı kısaca özetler. Eh “military fashion” kaç sezondur trend, olacağı buydu! Peki neler oluyor?

devamini oku

Toplam 6 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.123456