Kategori arşivi: İnceleme

| 8 MART!

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar günü, styleboomu okuyan biricik hanımlarımın bu değerli gününü kutluyorum, bugüne ve bu yazıya güzel başlamanız için Piyale Madra’nın kapısını çaldım:))

Ama…Ama yine de biliyoruzki bugün Carrefour ya da Migros’larda avantajlı fiyatlar, mobil opertörünüzden gelen mesajlar, belediye başkanlarından kapıya asılan karanfiller, butiklerden gelen çılgınca indirim haberleri için değil; bu gün ezilen, dövülen, hakkı verilmeyen, tacize uğrayan, ayrımcılığa tabi tutulan, karşı cinsin psikolojik ve fiziksel baskısına maruz kalan kadınlar için, onlar bir tek bugün hatırlansın diye değil, bugünden itibaren onlar için bir şeyler yapmayanlar da bir şeyler yapmaya başlasın diye. Bu gün esaslı, hakikatli, emekçi, doğanın en büyük mucizesi kadının kardeşlerine dönmesi gereken gün; eğitim ya da kadın yardım STK’larına katılın hanımlar, mutlaka kız çocuklarına ve o kızların annelerine el uzatın, o kadar zaman almıyor, o kadar paraya mal olmuyor, bir telefon ya da mailinize hasretle ve hararetle dönüyorlar, kucak açabilmeniz için kucaklarını açıyorlar. Yoksa şöyle saçmalayan bakanların eline kaldı bu kadınlar, bu Amerikalı güçlü ve muhafazakar Cumhuriyetçi kadın imajı özentisi, bu ağzından çıkanı kulağı duymamak, bu kafasının içi toz tutmuş yaratık, bu gaflet, bu sorumsuzluk karşısında şaşkınım ama yalnız olmayacağım! Ve hepinizi çok seviyorum!

“…Ümmü K.’nin suçu neydi? 33 yasinda kocasini tarafindan bogazi kesilerek öldürülenÜmmü K.’nın suçu çok sık banyo yapmasıydı. Daha 18 yaşında olan Esra erkek arkadaşıyla telefonda konuştuğu için erkek kardeşi tarafından öldürüldü. Kocası Leyla Karaca’yı kahvaltıyı geç hazırladığı için oğullarının gözü önünde bezle boğarak öldürdü. Diyarbakır’da F.T otobüs firmasında hostes olarak çalışmaya başlayınca resmi nikahsız eşinin ağabeyi tarafından kurşun yağmuruna tutuldu ve ….”

[Kaynak:radikal, ankara life e-dergi, hurriyet]

| VOGUE TURKIYE 55 | Benim VOGUE’um…

For English version please click here

Ben VOGUE’umu çok sevdim, yıllardır Türkiye’ye gelsin diye beklediğimden, haberi aldığımdan bu yana gün saydığımdan “objektif” olmadığım sanılmasın!! Gerçekten de dolu dolu, kopyalanmamış, şaşırtan, eskileri hatırlatan, yenilerden haber veren, bambaşka, özgün bir VOGUE günlerdir elimdeki. Hani bu tarz dergileri elinize alınca ilk önce hızlı hızlı fotoğraflara bakarsınız ya, bir tembellik anı, spor salonunda dinlenme saati, belki seyahat ya da kumsalda geçirilecek zaman lazımdır her köşesini okumak için, bu öyle değil, resimlere bakayım diye açtığınızda kapağı bir başlığa takılıveriyorsunuz, köşedeki bir kelimeyle heyecanlanıyorsunuz, hatıralarınızı tetikleyecek bir isme rastlıyorsunuz ve başlıyorsunuz okumaya, vakit bulduğunuzda değil vakit yaratarak.

Bir çokları için kapak ilk sayı için yeterli görünmedi, evet çok sade ve gösterişsiz ama aynı zamanda klas ve elegan, dergiyi aç ve keşfet diyor model. Pastel renkleri ve Jessica Stam’in muzip bakışı, fonu aydınlatan muhteşem teni ve saçları, ve bir tutam mutluluk rengi ile bence çok güzel. Ve tabii onu bir usta çekmiş, Patrick Demarchelier.

İlk olarak aralıksız 96 sayfalık reklamlar başlıyor, büyük destek; dergi, reklam açısından sorun yaşayacağa benzemiyor, başarılı VOGUE’ların %50lik reklam oranını tutturmuş söylendiği kadarıyla. Hızlı hızlı editörün notuna geçiyorum, diğerlerinden farklı, Seda Domaniç’in bir fotoğrafı yok, onu anlatan kitapların ve kalemlerin, masasının fotoğrafı var yerinde. Editör’ün Notunu beğeniyorum, çünkü içten, çünkü VOGUE’un başına geçtiğinden bu yana kendisi hakkında konuşulanlara da samimiyetle cevap vermiş, çünkü heyecanlı ve öğreniyor olduğunu itiraf etmiş. VOGUE’un etkinliğini çok çok başka bir pencereden nasıl gördüğünü anlatmış, ki ben özellikle o kısmı çok beğendim.

Tarihe ve modaya neredeyse aynı oranda düşkün olduğumdan, Zeki Müren’li “Kıyafet Inkılabı” ve Türk modasının ölümsüz ustalarının eski eskiz ve modellerinden yola çıkarak yeni tasarımcılarla yeniden yorumlanan “Zaman Makinesi” bölümlerine bayılıyorum. Bir de tabii VOGUE’un yıllar içinde Türkiye’de yaptığı moda çekimlerine ayrılan arşiv sayfalarına, Nemrut’da Tanrıların kucağında 60’ların modası, semazenler arasında uçuşan etekler, saray halılarına sarmalanmış Linda Evangelista. Zeki Müren’in inanılmaz kostümlerinin tasarımcısı, hikayesi, onlara nasıl isimler verdiğini okumak heyecan verici, bir çiçekten, bir güfteden, bir su damlasından esinlenip de kendine kostümler hazırlaması, ve özellikle son gecesinde yani yıllar yıllar önce kostümlerinden birine “Milenyum” adını vermesi beni büyülüyor. Kalkıp fizzy’den “Şimdi Uzaklardasın…” şarkısını çalıyorum. Fevziye Kamer, Vural Gökçaylı, Yıldırım Mayruk eskizlerinden yaratılan yepyeni tasarımlardan en çok Simay Bülbül atölyesinde hazırlananı beğeniyorum, ama hepsi eskiye selam duruken nasıl da yepyeni.

En beğendiğim editöryallerden biri “Oyun Başlasın”…Styling çok güzel üstelik gayet satın alınabilir parçalardan oluşturulmuş, ilham veren fotoğraflar. Diğer favorim İstanbul’un bulunmaz mekanlarında Rahmi Koç Müzesi’nde, Sirkeci Garı’nda, Santral’de yapılan couture çekimler, burada balonların süslediği ve ayakkabıların saçıldığı karelere hayran kalıyorum!



Diğer favorim Mardin’de geçen “Batılı Göçmen”, yabancı sanat yönetmenleri Türkiyeliliği nasıl yakalayacak, buradaki kaosu, karmaşayı, etnik sentezi nasıl süzecek endişelerine gülüyorum, benim için Mardin’de bir evin bir göz odasında üstündeki dantelli, nakışlı örtüyle masada duran telefon yeterli, yanıbaşında GIVENCHY içinde bir model. Tüm beğenilerim Emre Doğru ve Mary Fellowes’a çıkıyor.


Tüm dünyada eski süpermodeller yeniden zirveye tırmanmışken, bizim eski süpermodellerimize de VOGUE Bodrum’da Çingeneler Zamanı’nı yaşatıyor. Çekimler puslu, ve sanki Begüm Özbek hariç hepsi birbirine benzemiş, artık eş ve anne olmuş bütünleşmiş başka bir dünyaya geçmişler.

Ve tabii hayran olduklarım, Yıldırım Türker’in kalemi ve Sezen’in büyülü notuyla Ferzan Özpetek ve kucağında oyuncak bebeği ile Ricardo Tisci’li sayfalar, onların içi dışı.


Bir blogger olarak kocaman BLOG puntosunun altında Garance Doreyi görüyorum, VOGUE bize de yüzünü dönüyor, ne güzel.

[Görseller: Vogue Turkiye Mart 2010]

Toplam 8 sayfa, 8. sayfa gösteriliyor.12345678