Kategori arşivi: Kozmetik

| MAKE ME BEAUTIFUL | SKINDINAVIA Makyaj Sabitleyici

Geçenlerde size Twitter‘dan bahsettiğim SKINDINAVIA marka yeni makyaj sabitleyicimi 3 gündür hem gündelik, hem çekim ve hem de 2 partide kullandım, üstelik birinde kırmızı rujla, eh artık izlenimlerimi yazabilirim: HARİKA! Hakikaten düzgün makyaj sabitleyici bir mit değilmiş, işe yarayanı da varmış:o

SKINDINAVIA‘nin web sayfasını da tıklarsanız “Skindinavia Nedir?” sorusunun kısa ve net cevabını görebilirsiniz: Yüze uygulanan makyajı 16 saate kadar ilk yapıldığı andaki gibi korumayı amaçlayan bir üründür. 16sı eksik kalsın, akşama dayansa yeter:)

Sandra Bullock’un Oscar makyajının sabaha kadar aynı ışıltıda kalması üzerine merak uyandırıp patlayan bu ürüne makyaj sabitleyicisi deyip geçmeyelim çünkü kendisi 5 çeşit! Benimki parlamaya ve yağlanmaya meyilli cildim dolayısıyla NO MORE SHINE; daha yaşlı ciltlerde 10 YEARS YOUNGER; tabii ki bütün gün mükemmel görünmenin şart olduğu düğünler için BRIDAL; makyajınızı sıcağa karşı savaşıp koruyan COOL FLASH vee ilk ve temel sabitleyici olan MAKE UP. Kısacası tipe göre, duruma göre, mevsime göre, paşa gönlünüze göre bir makyaj sabitleyici SKINDINAVIA’da illaki var. Okumak, incelemek ve sipariş vermek için web sitesine tık tık :)

| MAKE ME BEAUTIFUL | REVLON "Fire & Ice" Testi

Jessica Biel güzel, pek güzel kadın da ben bir türlü ısınamamışımdır kendisine, gel gör ki arkasında güzel bir toto, bir de büyük destek var: Anna Wintour:)
Moda dünyasında sözü Tanrı hükmü addedilen Anna Wintour, geçen Şubat ayında Jessica Biel’in “Amerikan Kadını”nın sahip olduğu her şeyi temsil ettiğini şu sözlerle marka ve tasarımcılara buyurmuştu: “Onun moda dünyasında daha büyük rol oynaması ve moda dünyası tarafından kucaklanması en büyük dileğim. Biel Amerikan modasının temsil ettiği herşeyi-sağlık, güzellik, zindelik ve zerafet- sembolize etmekte ve bir tasarımcı için müthiş bir ilham perisi olacaktır. “ (*)

Amerikan kadını ne menem şeydir bilmesek yiyeceğiz Anna:)

Giyim kuşam denince fiyaskodan fazlasını veremeyen, şöyle esaslı bir rolle henüz enginlere sığmayıp taşamayan, Justin Timberlake’i de göz göre göre kaptırıveren:p bu isim için bu gaz nedendir bilinmez ama Wintour’un mutlaka bir bildiği vardır! En azından Amerika’nın köklü kozmetik markalarından REVLON o hikmete kulak vermiş:)

REVLON ilk olarak 1952′de çıkarttığı ikonik kırmızı serisi “Fire and Ice” yani “Ateş ve Buz“u tam 58 yıl sonra, 50′lerin kasıp kavurduğu, dudakların kırmızılara bulandığı günümüze ışınladı! Hem de o yıllardaki retro ambalajının aynısıyla:)

1952 senesinde o yılların muhteşem modeli Dorian Leigh’nin efsane fotoğrafçı Richard Avedon tarafından fotoğraflanan “ateş” kırmızısı ruj, oje, pelerin ve “buz” ışıltılı uzun elbisesiyle verdiği ikonik pozun aynısını 2010 senesinde Jessica Biel bir başka ustanın, Mario Testino’nun objektifine yansıtıyor. Kostüm, fotoğraf, kampanya, ambalaj ve ruja kesinlikle bayıldım! Ürün yılbaşı sürprizi olarak 1 aralık itibariyle Amerika’da raflarda olacakmış.

O zamanlar reklam kampanyası sadece bu pozla değil hemen yanında yayınlanan mini quizle de çok konuşulmuş, a-aa yani öyle her parayı veren ben ateş ve buz oldum diyemiyor hanımlar, bu quizi cevaplayıp “Fire and Ice“a uygun bir kadın mısınız önce ona bakıyorsunuz:)) Hadi birlikte yapalım, yorumlarınızı bekliyorum, her soruya ya “EVET” ya da “HAYIR” cevabı vermelisiniz:

1) Hiç ayakkabılarınızı çıkarıp dansettiniz mi?
EVET:)) Hatta çıkan pabuçları ayaklar şişince bir daha da giyemediğimden sebep eve o vaziyette gittim:o

2) Hiç yeni ayda dilek dilediniz mi?
HAYIR ben illa yıldız kaysın diye bekliyorum, dolunayda dilek dileniyor muymuşkiii:o

3)Flört ederken kızarır mısınız?
EVET:) zaten beyaz tenli olunca pembeleşmen yeter

4) Tarifte “bir” tutam acı diyorsa siz onu “iki” tutam mı atarsınız?
HAYIR önce anneme sorarım:)

5) Gizliden gizliye tanışacağınız bir sonraki adamın psikiyatr olmasını diler misiniz?
HAYIR manyak mıyım:)

6) Bazen diğer kadınların size içerlediğini hissediyor musunuz?
HAYIR

7) Hiç halhal takmak istediniz mi?
EVET ve her yaz taktım:)

8) Erkeklere tepeden bakmayı sever misiniz?
EVET çünkü daha yukarıdayım:p

9) Kalabalık partilerde önce panik yapıp sonra güzel vakit geçirenlerden misiniz?
HAYIR parti bu ne paniği:)

10) Roman müziği sizi hüzünlendirir mi(burada kemandan bahsediyorlar sanırım:)?
HAYIR keyiflendirir

11) Herhangi bir erkeğin sizi gerçekten anlayacağına iananıyor musunuz?
HAYIR çünkü ben çok komplikeyim:))

12) Eşinize ya da sevgilinize sormadan saçınızı platin sarıya çevirir misiniz?
HAYIR o da bana sormadan çevirsin istemem:p

13) Uzaya turistik seyahatler başlasaydı, Mars’a bir geziye katılır mıydınız?
EVET Mars’ta hayat varmış:)

14) Öpüşürken gözlerinizi kapatır mısınız?
EVET tabii ki:)

Bu yukarıdaki sorulardan en az 8 tanesine dürüstçe EVET dediyseniz siz de tam “ateş ve buz”dan olmaymışsınız hanımlar:) Yani Revlon’un tutkulu kırmızısı tam size göreymiş, öyle ki içinizdeki gizli tutkuyu ancak onunla dışa vurabilir, bu geceyi hayatınızın gecesi yapabilirmişsiniz(bunlar da reklam kampanyasından sözcükler haliyle).

Ahah ben 6 Evet’le ne ateş oldum yaktım ne buz oldum soğuttum, sulu bir şey çıktım ayo:))

(*) Şubat 2010 Amerikan Vogue Edito yazısından

| KOLTUKTA: Vichy Kazananı Nilay | Nilay VICHY Normaderm Ürün Setini Anlatıyor

Geçen ay VICHY Normaderm ürün serisini kazanarak, izlenimlerini STYLEBOOM’da paylaşma sözü veren Nilay’ın maili geldi. Ürünü 21 gün kullandı ve bizler için yazdı, teşekkürler Nilaaay, söz sende:

Herkese merhaba.Bu koltuğun tadını çıkara çıkara yazmak istiyorum.Bilmem kaçıncı yazıp silişim ama olsun sizi sıkmadan anlatmak farz oldu bana:) Ama ürüne sahip olmak için gelen yorum bolluğuna bakılırsa sonuçlar da aynı oranda merak ediliyor;)işte başlıyorum…

Bir kere hediye almak ne şekilde olursa olsun süper bir durum.Biz hanımlar kesinlikle hediye alınmak için yaratılmışız fakat bir yandan işimiz çok zor akne problemleri, kırışıklık, göz altı sorunları, makyaj etkileri,iş-güç,kariyer,erkek arkadaş ya da koca sorunsalları derken zaman akıyor ve biz zamana meydan okumalıyız.(ajda pekkan açıklasın artık sırrlarını:). Gelelim bir jel ,bir tonik ve normaderm triactiv den oluşan setin sonuçlarına:

Normaderm Jel;
Normaderm jel derinlemesine bir temizliği vaad ediyor.Ben karma bir cilde sahibim.Siyah nokta problemimde var denebilir.O yüzden ürünü çok merak etmiştim..Ürün temiz veya makyajlı farketmez direk olarak göz ve göz çevresi hariç cilde uygulanıyor..Küçük küçük miktarlar alıp elinizle cildinize yedirin.Ben bu tür jellerin bir 10 dk yüzde bekletmenizi öneririm.Ardından bolca suyla yıkayın..Kullanımdan sonra cildinizde bıraktığı doku güzel;matlaştırıyor cildi kurutmuyor. Fakat gözenkelerin daral dımı siyah nokatalar azaldı mı derseniz o konuda istediğim sonuca ulaşamadım.Gözle görülür bir azalma olmadı ama bir ay böyle bir sonuç almak için kesinlikle yeterli değil.Daha uzun vadede başarılı sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum.

Normaderm tonik;
Eğer makyaj temizliğine önem veren ve bu işlemi temizleme sütleri ve toniklerle yapan biriyseniz vichy’nin toniğinin farkını rahatça anlayabilirsiniz. Ben düzenli olarak bunları kullanan birisi olarak çok memnun kaldım. Ama kesinlikle düzenli kullanım şart. Sadece makyaj değil tüm günün ardından eve döndüğünüz anda eğer hiçbir ürün kullanmıyorsanız bile yüzünüzü cildinize uygun bir sabunla yıkayıp ardından pamuk yardımıyla bu güzel vich tonikle cilt temizliğinizi yapabilirsiniz.hem uyguladığınız anda yüzünüze verdiği ferahlık hissi hemde ardından cildinizde kuruşluk yaratmaması ve pamuğa baktığınızda “evet gerçekten de yüzümü temizlemem lazımmış “ dedirtmesi benim beğenmemim çin yeterli oldu:) Fakat jel de siyah nokta sorunları için elde edemediğim başarının tonik ile ilintili olduğu kanısına vardım.Toniğinde gözenekleri sıkılaştırma etkisinden bahsediliyor.Kullanımlatrım sonucunda henüz bunada ulaşamadım dolayısıylada gözenekler sıkışmadığından siyah noktalarda azalma olmaması normal.Bu iki ürün kesinlikle birbirini tamamlamalı.Ama dediğim gibi uzun vadede sonuçları gözlemlemekte fayda var.

Gelelim bence en merak edileni normaderm triactiv;
7 günde daha parlak bir cilt efsane bir söyleem bence:p 7 günde böyle bir etki olmadı baştan söyleyeyim.Yoğun akne problemi yaşıyorsanız bu ürünü hergün sabah ve akşam olmak üzere kullanmanız gerekiyor.Temiz cilde uygulamak lazım.Ben günde bir defa hergün kullandım.Ürün cildi dedikleri gibi hem matlaştırıp hem nemlendiriyor.İyi bir nemlendirici özellikle makyaj yapmadan önce kullanırsanız ve likit fondöten vb.şeyler kullanıyorsanız ürünün bu özelliği sizi tatmin edecektir.Cildimde ilk 10 günden sonra alın ve elmacık kemiklerimde ilk bakışta görülmeyen ama ilk makyaj yapmaya başladığınız anda allahım noldu yüzüme dedirten küçük sivilcelerim var artık.Umarım kalıcı olmazlar.Uzmanların tavsiyelerine bvakılırsa böyle bir geri dönüş aldıysanız o ürünü hemen bırakmalısınız ama ben az çok cildini tanıyan ve zamanla cildin ürüne uyum sağladığına inanan birisi olarak kullanamya devam ettim.Şu an daha normal durumdayım ama önceden sahip olmadığım aknelerim var ama demekki devam ederek mutlu sona ulaşabilirim:)

Genel olarak baktığımda üç üründe vaad ettikleri birçok şeyi gerçekleştiriyor.Fakat asıl problemelere kısa vadede çözüm getirememiş.Umuyorum uzun vadede sonuç alırım.Yoksa bu sivilcemsi şeylerle yaşayamıyciiimmm:o

| Bobbi Brown Denen Kadın…

… acayip güzel bir kadın! Çünkü diğer kadınları doğalken güzel olduklarına ikna etmiş, çünkü onlara makyajla maskelenmeyi değil makyajla ifadelenmeyi öğretmiş. Bir kolçaklı sandalyede oldukça havalı kağıtlara kurşun kalem elimde not aldıklarımı blogosferin en güzel anne adayı Mordolap ‘ın fotoğrafları eşliğinde hadi sizinle paylaşayım:)

  • öncelikle BOBBI BROWN’dan ürün seçerken o ürün mutlaka yüzünüzde denenirmiş, öyle bileğinizde, kolunuzun içinde, şuranızda buranızda değil!
  • BOBBI BROWN cilt bakım ürünleri aynı zamanda makyaj baz ürünü özelliği de taşıyormuş
  • Cildimize uygun fondöteni seçerken mutlaka çenede denemeliymişiz. Birileri fondötenimizi beğenirse vay halimizeymiş çünkü o zaman fondötenimiz çok belli oluyor demekmiş yani tenimizle uyumlu değilmiiiş!
  • Cilt bakım ürünleri seçmeye gitmeden önce uzmana yardımcı olmak ve doğru ürünü bulabilmek için kendimize şu soruyu sormalıymışız GÜNÜN SONUNDA CİLDİNİZİ NASIL HİSSEDİYORSUNUZ? – Gergin, yanaklar kuru, parlak, solgun, kızarık vs vs??

  • Olayı sadece iyi bir concealerdan ibaret sananlar çok yanılıyor, çünkü esas kız aslında CORRECTORmüş. Bu BOBBI BROWN’un en iddialı ürünü. Özellikle göz altı morluğunu/sarılığını/siyahlığını/yorgunluğunu kapatma özelliği asıl Correctordeymiş. Corrector iki ana kategoride olurmuş:
Pembeler –> mor/mavi gibi göz altları için
Turuncular –> sarı/yeşil gibi göz altları için

  • BOBBI BROWN baz ürünleri birbirleriyle tutarlıymış. Örneğin fondoteninizi 3.5 numara seçtiyseniz, concealerınız da 3.5muş, en fazla yarım ton değişiklik size kalmış.
  • BOBBI, fondöteni hem gözenekleri en iyi şekilde kapatması ve tenle uyumu yakalaması için hem de ekonomik açıdan mutlaka fırçayla sürmenizi tavsiye ediyor, sünger önermiyor
  • Fondöten üzerine pudra şart değilmiş, hatta solgun ciltlerde canlılık kaybolmasın diye gerek yokmuş.
  • Cilde en uygun, en doğal görünümlü pudra için yine cildimize kulak vermeliymişiz:
Güneşe çıktığında kızarıyorsan –> içinde kızıllık olan pudra seçilmeli
Güneşe çıktığında bronzlaşıyorsan –> içinde kızıllık barındırmayan pudra seçilmeli

  • Pudra hep yukarıdan aşağı sürülmeliymiş, gözlerin ortası, altı ve burunu kaplyan üçgen bölgeye ise sürülmemeliymiş. Hatta ne pudra, ne allık, ne bronzan o bölgeye dokunmayacakmış!
  • Çok tavsiye etmeseler de bronzan kullanacaksak güneş ışınlarını taklit edecekmişiz. Güneşi nereden alıyoruz? Tepeden! O zaman yukarıdan aşağı doğru sürecekmişiz

  • Allıkta hep pembelik tercih edilmeliymiş çünkü pembe allık hep genç ve fresh bir görünüm verirmiş(aynen ben:p) Oysa bronz allık olgun ve hatta bazen yorgun bir ifade yaratırmış
  • Allığı sürmek için GÜLÜMSEyip, yukarıdan aşağı ve yana doğru dağıtarak yumuşak fırça hareketiyle sürmeliymişiz
  • Daha açık pembe bir allığı hemen biraz yukarısına sürersek yüzümüz daha yukarı kalkarmış!!! Bu çok iyiydi:))
  • Kalın kaş hala moda, kaş için özel bir kalem kullanabileceğimiz gibi yumuşak bir farı kaş fırçası ile uygulayabilirmişiz. Kaş fırçasının sivri kısmını fara bulayarak hafif hafif kaş aralarını boyuyormuşuz
  • Aydınlatıcı far olmadan aslaymış:)
  • BOBBI BROWN best seller ürünlerinden biri de akmaz, kokmaz, bulaşmaz eye-linerlarıymış

Makyaj uygulamasında ismi Irina olan yabancı makyaj ustasını şiddetle tavsiye ederim, çat çat ne olmalı ne olmamalı söylüyor, dürüst, profesyonel, bilgili veee neşeli:)

Bana yapılan dumanlı göz makyajında neler tavsiye edildi peki:

-Soothing face Tonik temizleyici
-Hydrating Eye Cream/Hydrating Face Cream/Oil Control Lotion nemlendiriciler
-Baz olarak WHITE IVORY’de karar kılındı yani vampirella tenime uygun en açık ton:)
-Light Bisamel corrector/White Ivory concealer
-White Ivory Skin Corrector Fondoten
-Blush allık
-Nude Pink ruj
-Ivory eye shadow/Black Plum Sh. eye shadow/Champagne M. eye shadow
-Siyah jel eye-liner
-Siyah Party rimel


Hazır süslendim hadi sizleri bi öpeyim:)

| HEDİYE | L’OREAL ELNETT İle Geçmişe Yolculuk

Fotoğraflar: Tolga Günay
Mekan: Cozy by Kemal Baykar

Bu altın rengi şişeyi ve hatta üzerindeki ikonik kadını belki çoğunuz hatırlıyorsunuz… Geçmişten bir günden; annenizin komodini üzerinde ya da krepe tarağının dişlerine sıkarken, topuzunu sabitlerken, belki aynanın hemen karşısında… Çünkü L’oreal ELNETT bu sene 50. yaşını kutluyor, 50 senedir saç telleriyle aşk yaşıyor.

L’oreal ELNETT saç spreyi doğumgünü şerefine revize edildi, ünlülere ölümsüz film karelerini fotoğraflattırdı ve yıllar öncesinin kadınlarının güvendiği ekstra gücüyle yeniden raflarda yerini aldı: bu defa Cindrella Under The Umbrella, Ayşegül in New York ve Styleboom’u 50′lere ışınladı:)) Hazır bu sene 50′lerin ve 60′ların bouffant saçları, hacimli krepeleri, kocaman topuzları yine modayken siz de bize katılın… Hem içinizden iki şanslı Styleboomer L’OREAL’den saçlarını şımartacak bir ürün sepeti kazansın hem bizim hikayemizde kaybolun…

Şanslı takipçilerden olmak için 10 Ekim Pazar sabah 09:00a kadar
1) bir Styleboomer yani bu blogun İzleyicisi olmanız
2)
L’oreal INOA-Türkiye Facebook grubuna hemen üye olmanız ve
3) Buraya küçük bir kızken yaşadığınız ilk saç/kuaför anınızı yüzünüzde tebessüm yorum olarak bırakmanız
yeterli.
Daha çok şans için Cindrella ve Ayşegül‘e uğramayı unutmayın:)

1962 Ekim… Havanın yavaş yavaş soğumaya başladığı bir sonbahar gününde
birbirinden farklı üç kadın bir noktada kesişti.

3 kadın… Hayatları mükemmel olmasa da saçları mutlaka öyle olmalıydı.
Cindy… Genç, güzel ve havalı. Lüksü seviyor, kendine zaman ayırmayı.
Hayatının her noktasında son rötüşlar ona ait

ELNETT sayesinde saçlarındaki vaglar mafya avukatı sevgilisinin
müvekkilleri kadar sert

Bettie… Dünyanın merkezi olmayı seviyor, hep meşgul, en çok da kendisiyle.
Bir gün hiçbir zaman yetmiyor.

ELNETT sayesinde topuzu senatör eşinin bitmek bilmeyen toplantılarının
sonu gelene kadar bozulmadan durabiliyor

Aisha… Gecelerin kadını, tehlikeli bir adamın sevgilisi. Ama tehlikeyle
başa çıkacak özgüven, sadakat ve cesaret sadece onda var

ELNETT sayesinde krepesi sevgilisinin suç dosyası kadar kabarık

Daha fazla fotoğraf için doğru Styleboom Facebook albümüne:)) Ama öncesinde L’oreal INOA-Türkiye Facebook üyesi olmayı ve anınızı buraya yorum olarak bırakmayı unutmayııın!

Tüm L’oreal Professional ekibine, çekim boyu gözbebeğimiz olan ve bizi pek güzelleştiren ELNETT saç spreyimize ve krepe tarağını Jedi ustalığında kullanan:) süper profesyonel COZY by KEMAL BAYKAR KUAFÖR ve ekibine çok ama çok teşekkür ediyorum. Bu sayede İstanbul’da hem bir yandan enfes müzik dinleyebileceğim hem de söylediğimi dinleyen bir kuaför bulmuş olduum:)

İçerik Kullanımı:

Yukarıda yayınlanan fotoğrafların hakkı Tolga Günay Fotographia’ya aittir.
Fotoğraflar ve içerik Styleboom blog adına sahiplen.com tarafından yasal koruma altındadır.
İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur.
Teşekkürler


1960… İyi ki doğdun ELNETT:)

| MAKE ME BEAUTIFUL |L’Oreal Denemeler

L’OREAL ve MAYBELLINE markalarından birer rimel ve far hediye geldi bana, hatta size bahsetmiştim tam da rimeli evde unuttum tüh diye hayıflanırken:) Öncelikle buradan L’OREAL’e kocaman teşekkürler. Gelelim denemelere ve izlenimlere:

Fotoğraftaki altın renkli tostombul rimelin ismi L’OREAL VOLUME MILLION LASHES, kendinden tombul olmasın fırçası da bir o kadar tombul ve iğne iğne gibi. Bu rimelin simsiyahlığını sevdim ve evet kirpiklerde hacim sağlıyor ama benim asıl problemime yani kirpiklerimi uzun göstermeme çare olmadı, kısacası seyrek ve kısa kirpiklerimi sık gösterdi ama uzun değil, kızkardeşim ise bu tür bir dertten muzdarip olmadığından(gıcık!) rimeli çok beğendi.

Diğer tombul rimel ise fuşya ambalajıyla MAYBELLINE THE FALSIES, işte o tam bana göre, fırçası sık kıllardan oluşmuş ve üstünde bol rimel tutuyor o yüzden de benim kirpikler güzel oldu. Şiddetle tavsiye ederim.

L’OREAL QUAD PRO numara 360 fara ise taptımmmmmmm, yeşil ve nude kombinli far setini utanmasam 1 haftada yarılayacağım, yeşili çok güzel ve derin, benim gibi kıyafetine göre makyaj yapmayı sevenlerdenseniz tavsiye ettiğim yeşillerden biri.

MAYBELLINE tekli far ise Eye Studio Mono 621 olarak bulunabilir, bence ne altın ışıltısını ne de aydınlatmayı yeterince sağlamıyor, far olarak kullanamadım, kaş altıma kullandım ama orada da istediğim kadar aydınlanmadım, gerçi sürerken de biliyordum çünkü ben çok beyaz olduğumdan bu tonlar bende kendini belli edemiyor, edeni de beni ölü balık gibi gösteriyor, bana duman lazım, renk lazııım:)

| MAKE ME BEAUTIFUL | Groooove Is In The M.A.C

Fotoğraflar: Tolga Günay
M.A.C’den yepyeni ” IN THE GROOVE” Koleksiyonu… saten bakışlar ve kremsi dudaklar vaad ediyor.

İşte biz de bu yeni koleksiyonu deneyelim, tanıyalım diye Nişantaşı M.A.C’de Bloggers Nite’daydık. Devam etmeden önce rujları kadar parlak, farları kadar yumuşak, skalası kadar rengarenk M.A.C ekibine kocaman teşekkür ediyorum! Bizim kızların hepsini tek tek süslediler, sorularıma cevap verdiler, bir de beni çileğe boğdular başka ne isterim!

M.A.C adını duyar duymaz o fırçaların büyüsüne kapılmış, o enfes renklerin hülyasına dalmış blogger kızlar yapılacak en doğru hareketi yapıp süslenmenin dayanılmaz hafifliğiyle makyajsız gelmişlerdi, M.A.C koltuklarında profesyonel ellere bıraktılar kendilerini! Yani hanımlar buradan bir de “Before-After” postu çıkarabilirim aslında:p ama bu blog neyseki bir paparazzi blog değil:) İçeride kaç hatunduk bilmiyorum ama edepli versiyonundan:) kadınlar matinesi gibi bir şey olmuştuk!

Ben makyajımı yapıp gittiğimden koleksiyonları boool bol inceledim, ellerim bileklerim farları, rujları denemekten rengarenk oldu! IN THE GROOVE serisinin 3’lü farlarını çok çok beğendim: renk kombinleri çok başarılı, renklerin dizilişi bile farı gözkapağınıza sürerken gölgelendirmeyi ve ışığı nasıl yapmanız gerektiği konusunda fikir veriyor. Ayrıca sonbahar/kış sezonunda göze çarpan Kristen Stewart gibi donuk donuk bakmak, adamın içini kurutmakvari donuk/porselen makyaj trendini uygulayabilecek tonlar ve mat/likit rujlar var, özellikle nane yeşili likit ruj ve fuşya mat ruj birlikte bu etkiyi süper veriyor. Fuşya ve mercan rujlar en parlak, en göz alıcı tonunda, beyaz tenliler uça coşa alsın, sağa sola öpücük yollasın derim, öyle güzeller. Far setlerinde favorim aşağıdaki lacivert-gül kurusu-beyaz 3’lü fardı, onunla harikalar yaratırım eminim!

Toplam 8 sayfa, 6. sayfa gösteriliyor.12345678