Kategori arşivi: Marc Jacobs

| Uzun Gün

mualla bags canta

Benim için jean hep dar zamanda halledilecek bir dolu sokak işi varsa, şöyle hızla üste geçiriliverecek, üzerinde çok da düşünülmeyecek, esasen resmen alelade bulduğum bir şeydi. #boomstyle ‘ı uzun süre takip edenler bilir, beni jeanle görünce bir şaşkınlık olurdu:) Son yıllarda ise artık zaman hep dar, iş hep çok olduğu için midir, kendisiyle sessizce barıştığım ve şık bulmaya başladığım için midir bilemiyorum artık onunla daha fazla kombin yapıyorum. Ve bu post yine tüm gün koşturup bir şeyler yetiştirmeye çalıştığım bir günden geliyor.

Jean to me was once no more than a life saver on busy days when I even had no time to think what should I wear. But recently I find myself creating chic looks with jeans and wear them more. This post is from a very long and tiring day with my jeans on;) devamini oku

| Everything Was Red

vagli sac modeli

Eskittiğimiz yılın son günlerinde bir yandan yeni yılla ilgili yeni heyecanlar, umutlar, dilekler ve kararlar ile dolup dolup taşsak da bir yandan da biten senenin hesabını kapatmaya çalışıyoruz belki de (en azından benim için böyle). Nerede hata yaptık? Nelerdi yanlış olanlar? Bugün olsa ne yapmazdık? Ne kadar pişmandık? Keşkelerimiz çok muydu? Canımız çok yanmış mıydı?  Belki de her şey ama her şey harikaydı:) Çok sevdiğim yazarlardan Kurt Vonnegut  mezartaşına “Everything was beautiful and nothing hurt” yazılsın diye vasiyet etmiş. Acaba bitirdiğimiz senelere biz de böyle veda edebilir miyiz: “her şey çok güzeldi ve hiç incinmedim” ? Yazması bile zor, söylemesi kimbilir nasıl olur:)

Although new year’s resolutions, wishes and decisions fulfill the last days of 2013; we somehow try to judge the old year. What did went wrong? Where did I made the mistake? How regretful are we? The “if only”s? Or may be it was all great and beautiful:) One of my favorite authors Kurt Vonnegot says so in his gravestone “Everything was beautiful and nothing hurt”. How hard to write and belive it was?  devamini oku

| FLASHION’ NEWS | Marc Jacobs Hakkında Bil(me)Diğimiz 11 Şey!

For English, please click

Marc Jacobs French Institute Alliance Française’de markasıyla ilgli bilinenlerin yanısıra kendisi ve markası hakkında bilinmeyenleri de anlatmış. Neler mi?

1. Son 2 yılda yalnızca “3″ kez jean giymiş.

2. Jacobs’ın o meşhur kiltinin hikayesi, atölyede geçirdiği ve ilham perilerinin pek de havasında olmadığı bir gününde asistanı Casey’ye Barneys’e gidip ona keyfini yerine getirecek kadar neşeli bir pantolon almasını istemesiyle başlamış. Ve bir Comme des Garçons kilt gelmiş.

3. PERRY ELLIS için çalışırken yanına Parsons’dan yakın arkadaşı Tracy Reese ve and other yine bir Parsons mezunu Tom Ford’u yanına almış.

4. Jacobs’a göre en büyük Amerikan moda tasarımcısı: Ralph Lauren.

5. Ama onun kahramanı olan moda tasarımcısı: Yves Saint Laurent.

6. Marc Jacobs markası bir desenci ve iki terziyle 113 Spring Street’te başlamış, her üçü de halen şirkette çalışmaktaymış.

7. Marc Jacobs’ın ilk reklamını Juergen Teller çekmiş, reklamda Kim Gordon üzerinde bir Jacobs elbisesiyle sahnede, styling Venetia Scott.

8. Marc Jacobs’da da Louis Vuitton’da da kendi kurduğu tasarım ekiplerinin yetenek ve tutkusunu sık sık tekrar eden Jacobs her koleksiyonunda kendisinin olduğu kadar kreatif ekipteki her kişinin vizyonunun da etkisi olduğunu söylemiş.

9. Marc Jacobs ve Louis Vuitton markaları arasındaki temel farkın Jacobs’ın New York ve Paris’e algısı arasındaki fark olduğunu söylemiş.

10. Sonbahar/Kış 2010 defilesinde yer alan isimlerle oldukça konuşulan Jacobs castingi Katie Grand’le birlikte hazırlamış; yaş, ırk, beden ve figür ayrımı yapılmadan. Daria Werbowy ve Isabeli Fontana’nın podyumda olmama sebebi ise programlarının dolu olmasıymış.

11. Tshirtten saç bandına Marc Jacobs’a ait her ürün Jacobs atölyesinde üretiliyormuş.

[Kaynak:Fashionista]