Kategori arşivi: Mimya

| Derin

mimya gece elbisesi 02

“Bense kendime bugünü sordum: ne kadar genişti; ne kadar derindi; ne kadarı benimdi?” *

Bugün uzun uzun yazmayacağım, yok bugün hiç yazmayacağım, sadece şu yukarıdakini size de soracağım. Bu akşam ister buraya, ister bir kalem kağıt alıp defterinize cevabınızı yazsanıza. devamini oku

| Jamaica Rüyası

boyner gömlek mimya pantolon moda

Fotoğrafta Jamaika ya da Şeysellerde kumsala konuşlanmış bir barda hindistan cevizimi renkli bi pipetle hüpletirken #sorrynotsorry ibarelenecek bir instagram yapacakmış gibi bir poz vermiş olabilirim:) Ama işte yağmurlu, bol kornalı, karanlık mı karanlık bir Pazartesi’den günaydın!

Konuyu Jamaika’dan açınca aklıma 90larda izlediğim Jamaika’da geçen bir tıp fakültesi hakkında absürd komiklikte bir dizi ve bana nasıl umut verdiği geldi (edit: adı Going to Extremes’miş) . O zamanlar ben de üniversite sınavına hazırlanıyorum ve önümde babam sağolsun tek seçenek var: tıp fakültesi! Hatta annem dışında tüm sülale, okulum, okulda sözümona psikolojimden sorumlu rehberlikçim ve zaten puan peşindeki dersanembenim tıp okumam konusunda çok net:)  Şimdiki çocuklar gibi bir durumum da yok hani, babamı karşıma alıp hayır baba ben tıp okumak istemiyorum çünkü ık bık bık diye esaslı ve kesin sebepler sunabilecek kadar ağzımı açmam da söz konusu değil, tıp okuyacağıma öleyim daha iyi diye arabeske bağlamam da söz konusu değil :) 3.5 yaşındaki oğlum örneğin baya neyi neden niçin istemedğini ya da yapmayacağını 16 yaşındaki Burçin Akgün’den daha iyi ve net söylüyor. Neyse ben de çaresiz okuyacağım ya kendi kendime bu diziye bakıp (dizi sonuçta Jamaikada geçiyor tıp eğitimi de olsa son derece lakayt ve keyifli, e deniz güneş kum da cabası:))  diyorum ki ilk sene araştırır bulurum böyle bir okula “dikey geçiş” yaparım, çaresizliğin dikey versiyonu:p  Neden tıp okumadığım ise anca kazanınca bana gelen “isyeaaannn” sonucundaydı, o bambaşka ve upuzun bir hikaye.

Neyse konuyu kendi gençliğime teessüf edip yine eğitim sistemine söverek kapatırken, hadi diyorum önce fotoğraflara sonra eşim desem çok resmi, kocam desem çok höthöt, kociş desem çok instagramda bi takım giyinip poz veren çiftimsi olacak Burak Ünaldı’nın “Neden Hepimiz Blokflüt çaldık” TED konuşmasını dinleyin derim:) devamini oku

| Le Vent Nous Portera

mimya populist bomontiada istanbulda nereye gidilir

 

“İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir” diyordu Amelie filminde. Ne kadar da doğru. Ait olma hissi, ya da iç güdüsü diyelim ne acayip, bazen seni mahkumiyete sürüklüyor, istemediğin bir kişiye, istemediğin bir hayata, istemediğin bir şehre. Bu ara zaman nasıl da hızla akıp gidiyor diyorum hep, 2016 ne zaman başladı ne zaman bitti ve yaşanan tüm korkunçlular, çocukluğumuzdan kalan son kahramanlar ne zaman yitip gitti anlamadım bile, demek ki bu yıl zamanı durdurmayı hiç istememişim, demek ki kendimi hiç ait hissetmemişim. Yok hissetmiyorum, ne bu zamana, ne bu şehre, ne bu yaşananlara, ne bu insanlığa ait de değilim, parçası da.  O yüzden yine zaman makinama atladım diyelim.

Demiştim ya Mimya  çekimlerini hep zamanda yolculuk yapar gibi yaptık. Mehtap Yılmaz bu paltoyu çizerken ne düşündü bilmem ama bu defasında ben süremediğim ruj yerine renk versin diye üzerimde kırmızı uzun bir palto, saçlarımda berem, yağmurlu bir güne, az önce Hemingway’in hızla bir şeyler içip çıktığı bir mekana, kulağıma çalınan Parizyen bir şarkıya, yaklaşan trenden inecek bir yolcuya aidim.  devamini oku

| Güz

mimya gece elbisesi mehtap yılmaz

“Sonbaharda bulutlar turunç renklidir. Sonbaharda yapraklar konuşur. Lodoslu İstanbul denizi ne baş döndürücü şeydir! Bir lodoslu günde vapura atlayıp her ipin, her madenin ıslık çaldığı bir vapurda Adalara gidip gelirim. Akşamüstü bazen Köprü´nün ortasında durup Sultan Selim´in arkasındaki bulutlarda kırmızı rengin oyunlarını seyrederken, bir sahra vahasında muazzam bir şehir, bir eski Bağdat, bulutlardaki deniz muharebesini seyrederdim. Tramvaylar o şehri taşır, vapurlar o bulutlar şehrinin muhariplerini götürür, biz, bu hakikî şehrin sakinleri, tiyatro seyircileri gibi sessiz, âdeta geçenler bile durmuş gibi olur, seyrederiz. “

Mehtap Yılmaz bu koleksiyonu yaratırken ilhamlarını nereden aldı bilmiyorum ama Mimya’dan bu ikinci seçimim bana Sait Faik’in bu yukarıdaki satırlarını hatırlattı. Melis, Berkay ve ben kendimize Gülhane Parkı’nı fon olarak seçtik, sessiz sedasız hatta başlarda fazlasıyla kimsesiz bir sabahta günaydınlaştık:) devamini oku

| Mimya

mimya mehtap yılmaz

Bugün size çok tesadüf eseri tanıştığım ve içinde kendimi hep en sevdiğim halde bulduğum bir tasarımcı markası olan Mehtap Yılmaz‘ın Mimya’sını anlatmak istiyorum biraz.  Benim hep özlemini duyduğum eski dönemlere modern yorumlarla gönderme yapmasına, olağanüstü kumaş ve dikiş kalitesinden, kusursuz fit ve kalıplarına, muazzam desen çalışmalarına dek tüm titiz unsurları kapsayan nefis parçalara sahip Mimya markası.

Bu ay boyunca Mehtap Yılmaz’dan seçtiğim cicilerden postlar göreceksiniz burada ve instagram hesabımda. Kimi zaman kendinizi 1940ların Rusya’sında bir parkta, kimi zaman 2016′nın sonbaharında bir kafede, kimi zaman burada olduğu gibi 1960ların hanımefendiliğinde bulacaksınız çünkü Mimya gerçekten de zamansız, trendlerden soyutlanmış kendi dili ve çizgisi , çok asil ve zarif bir tavrı olan bir marka. Bakalım siz de benim kadar sevecek misiniz:)  devamini oku